SAMSUNSPOR DAHA İYİ OLACAKTIR!

Bizim için önemli bir hazırlık maçı geride kaldı. Trabzonspor gibi bir takımla daha hazır değilken bile oynamak büyük cesaret işiydi. Zaten bunu da ancak İsmail Başkan yapardı.

Hatılayanınınız vardır iki sezon öncede hazırlık maçı yapmış ve 2-1 kazanmıştık. O zaman lig arasıydı ve 1. Ligdeydik.

Samsunspor markası ne olursa olsun sahaya çıktığı zaman direk kazanmaya odaklanmalıdır. Buraya gelen futbolcularda bu bilinçle gelecek ve oynayacak.

Bu kulübün yeni yönetimle birlikte hedefleri var ve bunu da geldikleri andan itibaren sürekli dile getiriyorlar. İsmail Başkan, ligin tozunu atmaya yönelik bir takım oluşturmaya yönelik çalışmalar yürütüyor. Bunun içinde tüm fedakarlıkları yapıyorlar.

Yönetim ekibi kuvvetli ve işi bilenlerden oluşuyor. Kendilerine sonsuz başarılar diliyorum.

Transferlerin yeterli olup olamayacağını Trabzonspor ile oynadığımız maçta test edemeyiz. Ancak ışıltılarını veya parıltılarını görebiliriz. Bunu bir nebze gördüğümüzü söyleyebilirim.

Maçın geneli yarı alanımızda geçti. Birçok gol tehlikesi atlattık. Yediğimizi üç gole rağmen en az 3-4 pozisyonu Furkan önledi. Defansta Erhan’ın koridorunu sürekli gezmesi, deparlar atması, rakipleriyle adeta boğuşması alkışa taktirdir. Ben bir yönüyle İmdat’a benzettim. Hem fiziği hemde stiliyle.

Yine Kubilay, teknik kapasitesi yüksek ve uzaktan şutaları da etkili bir oyuncu. İlk yarınının sonlarına doğru şutunu kaleci Onur güçlükle çeldi. Cuma günü oynanan Erzincan maçında da uzaktan şutla takımın tek golünü kaydetmişti.

Bahattin ve Erhan Şentürk çok şey katabilecek kapasitede görünüyorlar. Yine ilk yarının son anlarında Bahattin o şutunu gol yapmış olsaydı klasını bir üst seviyeye taşıdığını göstermiş olacaktı. Çağrı bildiğimiz Çağrı. Alıştık gidip gelmelerine ama görev adamı o. İşini yapmaya çalışıyor. Taraftarlarımız çok eleştiriyor onu ama anlayışlı olunması gerekiyor. Nitekim de yönetim de böyle düşünmüş olacak ki takıma kabul etti.

Tek tek tüm futbolcuları değerlendirmek elbette zor. Çünkü bir çoğunu bizlerde yeni yeni ezberleyeceğiz. Oyunun tek yönünü görebildik. Yani orta alanın bize bakan tarafıyla izledik maçı. Enes mesela daha fazla hareketli olabilirdi. Birebirlerini çok göremedik mesela. Bu tür maçlarda biraz da futbolcuların bire birlerde kendisini gösterme fırsatıdır.

İkinci yarı kaleyi dahi yoklayamadık. Bunun için daha çok defansif yönümüzü tartmış olduk. Yenen gollerin ikincisi hariç şans rakipten yanaydı. İlki Dilaverin ayağına çarptı, diğerinde de Nuri önüne gelen topu Muhammet Beşir’e kaptırdı. Ama uyanık olacaksın, rakibinin kontrol edeceksin bu durumlarda.

Oyunu ileriye taşıyabilen kanat oyuncu eksiğimiz var. Kanatları yeterince kullanamadık. Elbette rakibin hakkını da veriyoruz ama en azından denenmesi gerekirdi. Futbolcularımız bunu yapmalı ki seviyelerini üste çıkartsınlar. Bunu böyle maçlarda gösterecekler.

Herşeye rağmen şimdilik “daha vakit var, takım hazır değil!!” mazeretlerini kabul ediyoruz ama lig başlamasından itibaren bunları duymak bizde hayal kırıklığıyla birlikte hataların örtülmesi anlamını da taşıyacaktır.

Bunları geçen sezon başında da yazdım. Maalesef korktuğumuz başımıza geldi. Ancak İsmail Başkan’ın buna izin vermeyeceğini uzun yıllar öncesinden bilenlerdenim.

SAMSUNSPOR YENİDEN ŞAHLANIR MI?

Uzun süredir can sıkıntısından yazmak dahi gelmedi içimden. Bir yandan “Yeni Samsunspor” safsataları, diğer yandan Samsunspor’un geleceği hakkında ki karamsarlıklar. Bunun içinde son yazım olan maç analizimin başlığını SAMSUNSUPOR’LULUĞUMUZ ASLA ÖLMEYECEK diyerek atmıştım.

Çıkış yolu ama nasıl olacak? İshak Taşçı’nın girişimleriyle şu günlerde yapılan çalıştayı da önemsiyorum. Çünkü bu da bir çıkış yolu olarak iyi niyetli bir girişim. Yeterli olur mu onu zaman gösterecek ama yine de alkışı hak ediyor.

Sayın Valimiz Osman Kaymak, yine çabalarıyla takımın en azından dağılmasını engellemiştir. Samimi açıklamalarını hep beraber takip ettik. En dikkat çekeni de “ayak oyunları” vurgusuydu. Kayyım heyeti belki iyi niyetle hareket etti ama acemelikleri olduğu aşikardı.

En baştan beri kulübün bir başkanı olması gerekliliğini savunanlardanım. Bunu ilk andan itibaren yazdım. En kötüsü şimdikinden daha iyidir dahi yazdım. Bunu bir şeye binaen yazdım. Çünkü ne kadar iyi niyetli olursanız olun başkaları bunu “sahipsizlik” olarak okuyor. Nitekim öyle de oldu.

Asıl üzüntüm uzun yıllardır Samsunspor için yazılar yazıp, yorumlar yapanların çok rahat bir şekilde takımın sahip çıkılmayacağını yazmaları oldu. Taraftar bunu asla unutmaz. En azından diyebilirledi ki “Şehrin önde gelenleri bu kulübe sahip çıkmalı!”

Ne yazık ki tüm bunlara karşı çıkan sosyal medyada bir avuç taraftar oldu. Yakından takip ediyorum yazılanları. İnanın yürekten yazanlar olduğu gibi, ümitsizlikle kulübe sahip çıkılamayacağını da yazanlar da az değildi.

İlk kongrede gününde yeterli çoğunluk sağlanamadı ve üç adaydan bahsedildi. Bu biraz olsun heyecanlandırdı bizleri.

Birkaç gündür İsmail Uyanık söylemleri dolaşınca “acaba!” dedik. Sonra işin gerçek olduğunu görünce inanın çocuklar gibi sevindik. Koskoca kulübe bir sahip çıkan olmayacak mı diye kara kara düşünürken yeni projelerle kongrede aday olacağını duyduk.

Dilerim son anda bu durum değişmez. Çünkü işin diğer tarafı da üyelere bakıyor. İnanıyorum ki İsmail Uyanık, aday olduğunu salonda da gösterirse onun karşısında aday çıkmayacaktır. Üyeler de kolay olarak seçimini yapacaktır. Aksi olursa da tercihin değişmeyeceği kanaatindeyim.

Başlıkta ki soruya cevap ise tamda buradan sonra geliyor. Mutlaka şahlanır. İşi bilen ve uzun yıllardır beklenen bir filmin mutlu sonla bitişi ancak böyle olabilirdi.

Diğer taraftan taraftarlarımızın da bu gelişme karşısında ne kadar mutlu olduğunu belirtmek ile beraber, her şeyin hayal edildiği gibi gitmesi gerekliliğini söylemekle birlikte aksi olduğunda da sabırla desteğe devam etmeleri gerektiğini de belirtmek isterim.

SAMSUN DA DAHA ÇOK TAKIM ÜST LİGLERDE YER ALMALI!

Yeni Samsunspor diyenler içinde umarım bir daha bunu telaffuz dahi etmezler diye başlayayım. Çünkü birkaç yıl evvel haberexen.com da yayınlanan yazılarımdan bir taneside bunu üzerineydi.

Bir nevi araştırma yazısıydı. Bir çok ilin profesyonel liglerde ki takımlarını karşılaştırmıştım. Ne yazık ki Samsun’un tüm liglerde tek bir takımı vardı o da Samsunspor.

Daha üst liglerdeki takım sayını artıramamış ve bu konuda yıllardır bir gelişme gösterememiş bir il olarak mevcut takıma sahip çıkamamışken nasıl olacakta sıfırdan takım kurarak yıllar sonra Süper Ligde yer alacaktık. Kaldı ki bu taraftar o zamana kadar buna nasıl sabredecekti.

İşin şaka gibi olmasının yanında, birde maalesef üzülerek ifade etmek gerekirse, Bal liginden öteye takımlarımız geçememiş. İyi de bu kadar yetenekli futbolcularımız neden daha fazla hünerlerini göstermiyorlar. Çünkü her ligin kendine özgü şartları var. Yani zorlukları da düştükçe bir o kadar artıyor.

Her zaman dileğim Süper Lig, 1. Lig, 2. Ligler ve 3. Liglerde daha fazla Samsun takımı olsun. İnanın o zaman Samsunpor’u destekler gibi onları da desteklerim. Ama bu şehrin bir Samsunspor’u Süper Ligde olmamış olursa diğerlerinin de bir anlamı olur mu? Bununda cevabını sizler verin.

Samsunspor her yerde bir marka, bir değer ve önemli bir olgudur. İşte bunun için hangi dünya görüşünde olursak olalım Samsunspor etrafında buluşmaktır önemli olan.

Altının kıymeti toprağa düşmekle yok olmaz. Sarraf onu bulur ve temizler ise yine kıymetiyle vitrininde satışa koyar. İşte Samsunspor da böyledir.

Kıymetini bilenler için her daim SAMSUNSPOR diyorum!

SAMSUNSPOR’LULUĞUMUZ ASLA ÖLMEYECEK!

Samsunspor maçı alır son haftaya ümitlerimizi taşırız diye düşündük. Evet biz iyi niyetli olarak düşünüyoruz ama futbolcularımız maalesef akıllarında olsada ayaklarında olmayınca bize de böyle bir hüsranı yaşamak kalıyor.

Öne geçtiğimiz maçta farkı artıracak pozisyonu cömertçe harcadık. Tıpkı geçen hafta Denizlispor maçında farkı ikiye çıkarıp işi bitirecekken bu maçta da öyle oldu. Yine direkler izin vermedi. Az sayıda pozisyonumuz vardı. Rakip daha çok bulduğu pozisyonlara rağmen öne geçme fırsatını da yakaladık…

Tüm bunları yazmanında bir anlamı kalmadı artık. Hakem son düdüğü çaldığında bizim içinde başka bir perde açıldı. Maalesef bizleri daha çok düşündüren ve bizleri daha da endişelendiren bir perde…

Bu kadar borç yüküyle 2. Lige düşmüş bir takıma başkan kim olur? Evvela bu sorun çözülecek. Sonrası mı? Transfer yasağı devam eden bir kulübüz… Parayı kim verecek veya kimler bulacak. Sonra devam eden eski futbolcu şikayetleri ve bunlardan oluşacak puan silme cezaları…

Yoksa küme düşme değil esas beni düşündüren. Elbette olur bunlar futbolda. Keşke olmasaydı dediğimiz birçok şeyleri yaşadık hep beraber. Futbolcularımız rakiplerinden 9 puan öndeyken geriye düştüler..Alabilecekleri maçları verdiler. Üstüne üstlük birde bariz hakem hataları yaşadık sezon boyunca. Bunları toplasak zaten 45 puan ediyor. Gördüğünüz gibi başkalarının bize ettiğini önce kendi futbolcumuz, sonra da teknik direktörler etti…

Olan büyük bir camiaya oldu. Futbola eşsiz güzellikler katan taraftarlarımıza oldu. Statları dolduran gözü yaşlı insanlarımıza oldu. Çocuklarımızın rüyalarını süsleyen Atatürk armalı formaya oldu.

Benim hiç ikinci takımım olmadı! Yine de olmayacak. Bu takımın bundan sonraki serüveni ne olur gerçekten kestirmek güç. Ama düşündükçe hafakanlar basıyor desem yalan olmaz.

Hani mali gücümüz olsa amenna! Ama en azından 1. Ligde kalmış olsaydık mutlak çözüm bulanacak meseleler umarım bu ligde de üretilir. Bunun için şehrin önde gelenleri umarım bir çözüm odaklı hareket sağlarlar.

Bunu hareketlendirecek yegane unsurda taraftarlardır. Emin olun budur. Bakın kardeş takım dediğimiz Ankaragücü’ne! Onlar da en az bizim kadar borçla nereden nereye geldiler ve bugün biz acıyla pençeleşirken onlar Süper Ligi kutluyor!

Herşeyden öte bu takımın ayakta durması için öncelikle bu taraftarında takımın arkasında durduğunu hissettirmesi gerekiyor. Eğer pes etmeyecek ve tekrardan o eşsiz mazisine dönecekse bu şart.

Yoksa ona buna söverek, sallayarak sadece takımı bir alta göndeririz. Eğer bu takıma devre arasında 1,5 milyon bulunsaydı bu takım play-off da oynardı. Ama bunu yapamadık. Futbolcularımız kusara bakmasın ama maalesef bizler gibi onlara güvenen yeni yönetimi de kandırdılar.

Güven verdiler. Sahte davrandılar. Son maçlara bakın, nerede o beklediğimiz performanslar. Birkaçını hariç tutarım. Başta Furkan’ı! Daha ne yapsın. Tek başına kaldı neredeyse. Ama o da engel olamadı kötü gidişe…

Sezon daralıyor dediğimizde onlar puan farkı nasıl olsa açtık dediler. Aman Antep’te kaza olmasın derken onlar gevşeklik yaptı ve yenildik. Buna birde verilmeyen goller ve penaltılar eklendi. Haftalardır galip gelemezsek düşeriz dedik, olsun biz kalan maçları alırız dediler. Keşke olsaydı ama onu da başaramadılar…

Tarihimizde ilk kez 2. Ligde mücadele edeceğiz. Küçümsemek yok arkadaş. Çıkıp takır takır oynayacaksın. Ama önce yukarıda bize korkulu rüya yaşatan sebepleri ortadan nasıl kaldıracağız işte onun çaresine bakmamız gerekiyor ivedilikle. Transfer dönemi gelmeden ve biran evvel kolları sıvayarak. Varsa çaresi tabi yoksa herkes açık açık söylesin bu taraftarda gerçeklere göre davransın.

Yine Bir Hakem Faciası…

Müthiş ambiyans, taraftar statı doldurmuş. İyi bir başlangıç ile öne geçtik. Farkı da açtık. Yine sezonun hastalıkları tuttu bizi ve rakip istediğini alarak şehirden ayrıldı.

Maçın özeti buydu aslında. Galibiyet önemli bir avantaj sağlayacaktı bize elbette. Ama işimizi ne denli zorlaştırdığımızı sanırım anlatmaya gerek yok.

Belki bizimde beklemediğimiz bir şekilde oyuna golle başladık. Sonra Ercan ile farkı ikiye çıkarttık. Oyunu soğutalım derken rakibi yarı sahamızda kabul ettik. Bunun faturasını da açıkçası ağır ödedik.

Teknik direktör farkını gördük sahada. Oyuna erken müdahale eden Fatih Tekke istediğini aldı. Önce Mehmet Akyüz’ü sürdü sahaya onun attığı golle devre bitmeden farkı bire indirdi. Yine ikinci yarıda 2-1 öndeyken İsmail Haktan yerine Barış’ı aldı yine onun asisti ve Mehmet Akyüz’ün golü geldi.

Elbette maçta yazılacak çok şey var. En önemlisi kuşkusuz öndeyken Enes’in, kaleciyi geçip boş kale yerine topu auta atması ilk akla gelen olacaktır. Ahmet Cebe’nin maç berabereyken şutunun kaleciden sekmesine rağmen topun kalenin dibinden kornere gitmesi. Yine Göksu’nun kafa vuruşunda topun az farkla auta gitmesi gibi.

Rakibinde defans güvenliğini boşaltınca bulduğu gollük pozisyonlarda var elbette. Ancak hiçbiri Özgür Yankaya’nın rakibin topu koluyla düzeltmesinin önüne geçmeyecek. İlginçtir bu adamın penaltı verememe sıkıntısı var. Birçok maçında bunu biliyoruzda iyi de be adam sen bir şehrin bir kulübün geleceğiyle sırf penaltı vermiyorsun diye neden oynamaya kalkıyorsun.

O zaman bu kuralla neden konuldu? Sen neden yıllardır hakemlik yapıyorsun. İlla ki sahada adamı biçmesi mi gerekiyor penaltı vermen için. Bu kuralsa bunu es geçemezsin. Tıpkı futbolcularımıza gösterirken kartları hiç acımadığın gibi bu penaltıyı tereddütsüz çalman gerekiyordu.

Besim’in Samaras gibi oyunu yönlendiren ve topu ayağında tutabilen birini oyundan alması da elbette kabul edilebilir değil. Yine Angan, doğru tercih ama topu rakip alana taşıyacak ve ayağında tutabilecek bir Gökay’a yer verebilirdi.

Böylelikle futbolcularımızın hatasına hakeminde hatası eklenince işimiz bir hayli zorlaştı. Ne olur bilinmez elbette son ana kadar ümidimizi koruyacağız. Çıkmadık candan umut kesilmez.

Elbette işi buralara getirmemek gerekiyordu. Elbette herkesin yendiği bir Antep’e yenilmemek gerekiyordu. Bunu daha evvelde belirttik. Yine Eskişehirspor maçında oyunu 30. dakikada pes ederek bitirmemek gerekiyordu.

Tüm bunlar bir tarafa Samsunspor taraftarına bu acıyı yaşatmamak gerekiyordu. Onlar her zorlukta elini taşın altına koydu. Şimdi kalan iki maçı mutlaka kazanmamız gerekiyor. İlki Giresunspor deplasmanı ki zaten lig onlar için bitti. Ancak elleri armut toplamayacak önemli olan bizim ne yapacağımız.

Maçın istememiz ve pes etmemek için bu maçı alıp işi son maça taşımamız gerekiyor. İşte o maç ne olur kestirmek güç. Neticede bu işi temizleyecek olan da futbolcularımızın bizatihi kendileridir. İnşallah rakiplerimizinde puan kaybıyla ligde kalmamız mümkün olur.

Bunları yazarkende ne denli zorlandığımı belirtmek isterim. Allah hepimize kolaylık versin…

FUTBOLCULARIMIZ PANİK YAPMAMALI!

Mutlak kazanılması bir maç golsüz beraberlikle bitti. Adanaspor maçında ki havanın tersineydi sahadaki durum. En büyük eksikliğimizde sezonun hastalığı goldü.

Her ne hikmetse bu yıl gol sıkıntısını bir türlü halledemedik. Takımda bu ligin gol kralı da var gelecek vaat eden genç golcüsüde. Maalesef Gaziantepspor’u saymaz isek ligin en az gol atan takımıyız.

Bunun en büyük nedeni orta alan ve kanatlardan gerekli desteğin verilmemiş olması. Devre arasında tüm herkesin ağız birliği etmişcesine takviye şart denilip şehirden 1,5 Milyon çıkmaması üzerine yapılmayan transferlerin dileriz faturasını ağır ödemeyiz.

Maçın genel atmosferini maraton tarafına yanaşan ambulans herşeyi özetliyor. Dileriz o taraftarın ciddi bir sağlık problemi yoktur. Kendisine geçmiş olsun diyorum.

İstanbulspor deplasman takım hüviyetinde oynadı. Oyunu yarı sahasında kabul edip kontra ataklarla gol aradı. Amacına da ulaşacak pozisyonları buldu. Buna Furkan’ın kurtarışları ile Ercan ve Samet’in zamanında müdahalesi önledi.

Özellikle ikinci yarı rakip alanda daha fazla gözüktük ancak onları hataya sürükleyecek etkiyi sağlayamadık. Göksu ile ilk yarıda gole yaklaştık. İkinci yarıda da Ayite’nin şutu ile Gökay’ın kaleyi bulmayan şutları vardı.

Kaybetmenin faturası daha ağır olacaktı kuşkusuz. Bir puanı küçümsemiyoruz ama yeterli olmadığı apaçık.

Futbolcularımız, sezonun son maçlarına çıkarken asla panik etmemeli. Evet bizler, taraftarlar ve hatta teknik heyet bile bocalasa onların dimdik ayakta durması gerekiyor. Puan farkını da gözönünde bulundurursak haftaya Eskişehirspor ile neredeyse final gibi bir maç bizleri bekliyor.

Son maçlarda kalelerinde gördükleri gol sayısı ortada. Ne yazık ki bizde kolay gol atan takım değiliz. Enteresan bir maç bizleri bekliyor olacak. Bunun üstesinden gelebilecek herşeye rağmen futbolcu topluluğumuz var.

Bu takımın en büyük avantajı soğukkanlı olması. Pozisyon üretmek anlamında sıkıntılar yaşayan bir takımın öncelikle geriye düşmemesi önemlidir. Bunun için bu maçtaki disiplinli oyunu Eskişehirspor maçına da taşımalılar.

En büyük destek taraftarlardan gelecek, onlar bu yılın sonunda bir şekilde ligde kalmanın yolunun bulunmasını istiyorlar. Bunun içinde gereken desteği gösteriyorlar. Yine haftaya oynayacağımız Eskişehirspor taraftalarıda takımlarını destekleyecek ve arkada itici güç olacaklardır.

Eğer futbolcularımız sahada mücadele ederlerse puan ve puanlarla dönmemiz mümkün olacaktır. Onlar işini yaparsa taraftarlarda onları yalnız bırakmaz.

Hiç olmadığı kadar futbolcular bu kulübün geleceğinde etki edecekler. Bizler daha kötüsünü değil daha iyisini bu futbolcu kardeşlerimizden de beklemek hakkımız.

Çünkü son aylarda onlar için çırpınan Valisinden işadamına, işçisinden memuruna, kağıt toplayıcısından minik öğrencilerin harçlıkları var. Bunların zayi olmaması adına futbolcu kardeşlerimizin bunları düşünerek artık sahaya çıkması gerekiyor. Kalan final maçlarımızda zaten geçtik şampiyonluğu, bari kümede kalsak şükredeceğiz.

BİTİRDİN BİZİ BİTİRGEN!

Boluspor sahasında Ankaragücü’ne kaybetmenin telafisi için geldi şehrimize. Dişli ve koşan bir takım. Karafırtınalar ile iyi bir ivme kazandı ve o şeklide de en azından play-off kovalamanın peşinde.

Belli ki taraftarlarımızda geçen haftaki hezimeti sindirememiş ve maç saati tam istediğimiz olmasına rağmen tribünler boş gibiydi.

Sahaya atlayan bir taraftar hakemin kararlarına isyan edercesine sahaya indi. Neyse ki futbolcularımız, ne rakibe ne de hakeme “temas etmeden” sahadan çıkarıldı. Bunu neden yazdım çünkü Eskişehirspor taraftarları alelen tüm herkesin gözü önünde ve kamera kayıtlarına rağmen Altınordulu iki futbolcuyu tartaklamasını, TFF yetkilileri cezayı düşük keserken “temas etmeden” kelimesini kullandı.

Başta Samsunspor yönetimi olmak üzere herkesin bu olayı takip etmesi gerekiyor. Bakalım TFF nasıl bir karar alacak?

Hiçbir şekilde sahaya inmek suretiyle olaya taraftarın müdahil olmasını da tasvip etmediğimi yıllardır yeri geldiğince belirtmiştim bu vesiyle ki keşke olmasaydı yine belirteyim. Sahada ki sahada kalıyor. Eve canımız yandı ama böyle bir durum düzeltme şekli değildir.

Gaziantepspor yenilgisi sonrası acizane yazacak ne var ki diye düşünerek yazmamıştım. Çünkü ben dahi bu yenilginin şokunu üzerimden halen atmış değilim. Hadi üst sıraları geçtim daha düşme potasından uzaklaştıramadık kendimizi ve mutlak üç puan diye baktığımız bir maçtan elimiz boş döndük.

Bu bize bakan yönü olayın. Diğer taraftan rakip takım gençlerinide bu vesileyle kutlamak gerekiyor.

Maç ortada başladı ve öyle devam etti. Son bölüm haricinde iki takımda pozisyon aradı ama daha çok bu kontrol gol yememek üzerindeydi. İki takımda yaralı çıktı bu maça. Kolay değil kaybetmek beraberlikten daha güç durumda bırakacaktı iki takımıda.

Öyle bir maç ki durağan ama saman alevi gibi birkaç dakika süren karşılıklı pozisyonlar vardı. Furkan 2-3 kritik pozisyona imza attı ve “İyi ki kalede!” dedirtti bizlere. Yine Ercan, yükselen performansını bu maçta da ortaya koydu ve geçen haftaki olmadığı maçtan sonra alternatifinin olmadığını gösterdi.

Golsüz geçen maçtı ama pozisyonlar da vardı. Rakibin pozisyonu kadar bizim de net pozisyonlarımız oldu. Enes, çok rahat pas verip gol yüzdesini artırmak yerine önünde defans ve kaleci açısını kapatmasına rağmen şutu tercih etti. Oysa pas çıkartmış olsaydı Göksu’nun gol yapmaması içten bile değildi.

Hep söylüyoruz iyi bir kumaş Enes ama futbol bilgisini ve kültürünü artırması gerekiyor. Futbolun amacı gol ama şutu çekerken bencil duygusuyla değilde en garanti tercih neyse o yapılmalıyı ya anlamalı yada anlamalı.

İkinci yarıda da karşılıklı ara ara geçen atakların içinde Ayite ilk yarıda sakatlık yerine oyuna giren Kenan’ın ayağının dolaşmasını izledik. Yine son paslarda ve pozisyon üretmede sıkıntılarımız vardı. Buna rağmen öne geçme şansını mutlak yakalayan taraf olduk.

Samaras’ın önüne adeta set olan kaleci Gökhan’ın çelmesini göremedi Bitigen. Yine tüm taktir de demek zor, kararları aleyhimize verdi. Bu penaltı pozisyonu öyle bir dakikada gelişti ki maçı gol olduğu taktirde galip bitirmemiz içten bile değildi.

Yine Göksu’nun ortasına iyi yükselen Samaras’ın kafa şutunun direkte patladığını gördük. Bu da yine son dakikalara doğru olan bir pozisyondu.

Bitigen, yine 90+ da rakip takımın kolundan top yön değiştirerek oyuna girmesine rağmen penaltı çalma cesaretini gösteremedi. Bu maçtan sonra herhalde haftaya önemli bir süper lig maçında görürüz onu.

Maçın golsüz bitmiş olması bizim hem hakem şansızlığımız hemde pozisyon şansızılığı -birazda beceriksizlik- ile açıklamak mümkün. Lakin hazırlık paslarında oldukça yüksek pas hatalarımız, pozisyona girerken futbolcularımızın yanlış yer alışları ve şutlarda ki isabetsizlik çok bariz görülüyor.

Anlamakta zorlanıyoruz tabi. Antrenmanlarda illa ki çok çalışıyorlar ama şu saatten sonra da düzeltmekte zor ama Gaziantepspor’dan sonra ligin en az gol atan takımı olmamız herşeyi anlatıyor aslında. Ligin en başından beri yazdığımız gibi bir türlü düzeltilemeyen hastalığımız artık lig biterken kronik hale döndüğünü içimiz acıyarak görüyoruz.

Herşeye rağmen milli maç arası iyi değerlendirilir inşallah. Hayırlısıyla ligi düşmeden tamamlarsak, iyi bir transfer politikası ile ki dilerim seçilmiş bir yönetimle seneye daha düzgün bir takım oluşturmak nasip olur.

GÖRÜYORSUNUZ GALİBİYETİ, ANLATMAYA GEREK YOK!

Son haftaların formda takımlarıyla oynamak hem oyunda ki mücadele açısından hemde skor üretip puan almanın önemini daha da anlamlandırıyor. Bir puanın bile öneminin olduğu bir ligde üç puan almanın tarifi de imkansızlaşıyor.

Rakip Elazığspor da son haftaların formda takımıydı. Kalpar yönetiminde önemli işe imza attıklarını belirtmek gerekir. Böylesi bir takıma karşı önlem almazsanız kolay gol yersiniz, ancak gol atamazsanız da maç kazanmanız mümkün olmuyor.

Ligde her maç final demiştik. Çünkü ligin boyu kısaldı artık. Telafisi zor maçlar oynuyoruz. Özellikle bu son haftalarda hem golümüz yok hem de galibiyetimiz. Besim Hoca maçtan öncede bu yöne çalıştıklarını söylemişti. Maçta da bunun esintilerini gördük.

Taraftar ilgisiz diyebilirsiniz ancak bu stat büyük olunca gelenler dahi dağınık olduğundan önceki stada göre etkisi de az oluyor. TFF’nin hafta içi maçı olupta mesai saatine maç koyma aklı deyip geçelim.

Maçın hemen başında daha istekli ve rakip alanda daha çok olmak isteyen bir görüntümüz vardı. Aradığımız ve beklediğimiz uzaktan şutlar, araya paslar ve driplingler vardı.

Ayite onbirde başlamanın isteğini ve arzusunu bu kez sahaya yansıttı. Zaten olması gereken bu değil mi? Çok fazla bir şey mi bekledik? Çık sahada varını yoğunu göster. İşte Samaras, ilk haftalarda ki o kötü ve dökük adam yok şimdi. Chibiuke de katkı yapsa fena mı olurdu?

Şimdilerde başka şeyler konuşur ve yazar olurduk. Halen bu galibiyete rağmen altlardan çokta uzaklaşmış değiliz.

Her zaman yazdığımız gibi rakibi hataya zorlarsanız kazanırsınız! Ekstralar artık maçların seyrini değiştiriyor. İşte ilk golümüz. Ahmet Burak, çaprazdan uzaktan sert şutu olunca kaleciden dönüyor top Enes’e geliyor, onun vuruşuyla Göksu’ya çarpan top defansın eline çarpmasına rağmen gol oluyor. Eğer gol olmazsa zaten büyük ihtimalle hem rakip oyuncuya kırmızı kart hemde penaltı olacaktı.

Golden sonra yarı alanımızda durup rakipten kazanacağımız toplarla gol aradık. Bundan da pozisyonlar ürettik. Ayite’nin derinlemesine pasında Samaras ceza alanında düşürülünce hakem tereddüt etmeden penaltıyı verdi. Suskun golcü Ayite ile farkı ikiye çıkardık.

İkinci yarı her ne kadar rakip yarı alanımızda daha çok görünmüş olsa da buna izin vermeyen bir Samsunspor vardı. Besim Hoca, dersine iyi çalışmış. Hızlı adamalarını ki bana göre Diara ve Tom’u önlemek akıllıcaydı. Bunu başarınca da çokta aman aman pozisyon vermeden maçı tamamladık.

Elbette başka Erkam olmak üzere Ahmet Cebe ve Ercan çok fazla efor sarfettiler. Orta alanda kaptığımız topları daha hızlı değerlendirsek farkı artırmak içten bile değildi. Bulduğumuz pozisyonları da çok rahat harcadık. Çıkarken kolay toplar kaybettik. Enes’i yazmayacağım, maçın sonunda zaten Gökay ona sahayı göstererek anlatıyordu neler yapması gerektiğini.

Önemli bir o kadarda bize nefes aldıran bir galibiyet oldu. İnşallah Gaziantepspor karşısında da bir kazaya uğramadan geçtiğimiz taktirde Bolu ile bir başka kritik maça çıkacağız. Yine onlarda formda ve doludizgin devam ediyorlar yollarına.

Bir sözde Hakem’e! Kardeşim iyisin hoşsunda bu kadar kolay kart mı çıkarılır. Ahmet Cebe son dakikalarda resmen düşürüldü. Skorun etkisiyle es geçti diye düşünüyorum. Hakem Hakan Ceylan, hareket ve mimikleriyle, bana Fırat Aydunus’u hatırlattı. Tarzları da öyle. Şükür ki kazandık.

Tüm takımı ve Besim Hoca’yı kutlarım. İnşallah bu maçta olduğu gibi çok fazla eleştirecek bir şey bırakmazlar bizlere.

Bizde son zamanların meşhur bir reklam fenomenin dediğine benzer bitirelim:

Görüyorsunuz galibiyeti anlatmaya gerek yok!

HER MAÇ FİNAL!

Hafta içinde Egin İpekoğlu’nun beklenmedik istifası yaşandı. Beklediği gibi Besim Durmuş takımın başına getirildi. Doğru olanı da buydu. Bize de Besim Hoca’ya destek vermek düşüyor.

Rizespor Teknik Direktörü çok değil bir hafta önce “Lig yeni başlıyor!” demişti. Oysa “Her maç final!” havasında geçiyor artık lig mücadelesi.

Kim kiminle oynarsa oynasın kolay maç yok. Herkes Denizlispor puan kaybetmez gözüyle bakıyordu ki Manisaspor kalecisinin son dakika golü geldi. Yine Eskişehirspor rahat kazanır derken Adanademirspor ile sahasında berabere kaldı. Küme düşen ve gençlerle oynayan Gaziantepspor dahi Balıkesirspor’u bir hayli zorladı. Biz dahi Balıkesirspor karşısında bu kadar pozisyon bulamamıştık.

TFF’yi bir kez daha anmadan geçemeyeceğim. Sırf taraftarımız gelmesin, Samsunspor yeterince destek görmesin diye son haftalarda ki maç saatleri bizim için tam bir facia. Düşünün bugün Cumartesi mesai saatinde oynatıyorsun iyi de art niyetli değilsen neden Salı günü oynatttığın maçı da saat 16 da niye oynatıyorsun?

Bir değil iki değil. Bu kadar da olmaz cinsten alınan kararlar var TFF’den. Hafta içi oynanan iki maçı da aynı gün ve saate veriyorsun. Cumartesi maç oynattırıyorsun. Deplasman da Pazar gününe maç oynatıyorsun. Gerçekten iyi niyet göremiyoruz bu yaklaşımlardan.

Maçın kolay olmayacağını biliyorduk. Netice de ligin lideriyle oynuyorsunuz. Bunun için de üst düzey bir mücadele gerekliydi sahada. Bunu gördük mü? Evet.

Maçın ilk dakikalarında Muhammet Beşir daha dikkatli olsa golle başlamamız içten bile değildi. Rizespor da rakiplerinin puan kaybetmesinin etkisiyle daha rahat başladı maça. Bu bizim de işimize yarayan taraftı.

Rakibin gol yollarında ki etkili silahlarını durdurmayı başarmak en önemli olanıydı. Diğer taraftan orta alandan geçişlerine de önlem almakta akıllıca bir davranıştı. Oysa buna yine kontra ataklarımızda rakip alanda daha iyi çoğalabilsek ve final paslarını daha iyi yapabilmiş olsaydık pozisyonlarımızda fazlasıyla olabilirdi.

İlk yarı boyunca oyunu dengede götürdük. Ahmet Cebe’nin erken çıkması o kanattan gelişecek atakların düşmesine neden oldu. Yine Enes bu maçta daha etkiliydi ama birisi ona final pasını ve ara paslarını da öğretmesi gerekiyor.

Günün bence en kritik adamı Ercan oldu. Hem Vedat’ın hem de Oğulcan’ın son vuruşlarına imkan vermedi. Topun adeta önüne set oldu ve kaleye yönelmesine engel oldu. Yine fiziğini kullanacak bu maçın adamı olmayı hak etti.

İkinci yarıya Rizespor daha atak başladı. Tempoyu da bir hayli yükseltti. Bunun neticesinde pozisyonlar da üretti. Ama en önemli pozisyonları direkten dönen toplarıydı. Diğer taraftan Ufuk ile gole yaklaştık ama boşta kalan Göksu’ya çıkarmak yerine kaleyi vurmayı tercih edince mutlak golden olduk.

Recep Niyaz’ın pozisyonunda hakem direk kırmızıyı da verebilirdi. Çünkü iki oyuncu da Erkam’ın biraz uzağındaydılar. Anlık olaylar tabi taktir hakkını (!) böyle kullandı Sekan Çınar. Bunun dışında da bazı pozisyonlarda da rakibi tercih etti.

Ahmet Burak bu maçta hem pozisyonlara girme hemde yaptığı ortalarda istediklerini yapamadı. Takımı atağa kaldırmada ve yaptığı ortalarda beklenenin altında kaldı. Biraz daha fazla katkı yapmasını beklediğimiz isimlerden olması bu maçta bizi hayal kırıklığına uğrattı.

İsim isim bakıldığında ofansif anlamda daha çok gol atmamız gerekirken bunun çok gerisindeyiz. Attığımız goller ortada. Bunun sebepleri de biliniyor ama sahaya nedense yansımıyor. Mesela derinleme pasımız çok az. Olduğunda da etkili oluyor.

Yine duran toplarda uzun adamlarımız var ama yeterince etkili olamıyoruz. Rakip kapanıyor ve ceza alanına giremiyoruz ama bunu aşacak dış şutlarımız çok çok az. Bazı maçlarda da yok gibi. Bu maça maçta da bir veya iki.

Elbette taraftarlarımızın maç sonu olduğu gibi mücadeleyi alkışlıyorum ama galibiyet için daha çok pozisyon daha çok rakip alanda baskı şart. Duran topları ve uzaktan şutları daha da artırmamız gerekiyor. Yoksa rakip kolay defans ile pozisyonlarımızı önlüyor.

Öncelikle futbolcularımız hem kendilerini hem de bizi rahatlatacak ligde ki sıralamayı bulması gerekiyor. Alttan kopacak puanları 3-4 maç sonrasında bulursak daha rahat olarak sahaya çıkacağız demektir.

Salı günü oynanacak Elazığspor maçı çok kritik. Adeta mağlubiyeti unuttular. Bu mazeret olmadan bunu rakibe hatırlatmamız gerekiyor. Tüm takıma ve Besim Hoca’ya şimdiden başarılar dilerim.

PLAN TUTMADI!

Balıkesirspor, sahasında dört haftadır galibiyet hasretine son verip az da olsa play-off umutlarını devam ettirmek istiyordu. Samsunspor olarak uzun haftalardır süren deplasman galibiyet hasretine son vermek için sahadaydı.

İki takımda mücadelesi yüksek bir maç oynadılar. Futbol şansı bu sefer rakipten yanaydı. Rakip alanda önceki maçlara göre çok fazla etkili pozisyonlar üretemedik. Rakip daha çok istekliydi bize göre. Daha çok koştu ve mücedele etti.

İlk yarıda belki de maçın en etkili atağını yaptık Ayite’inin pasında Ufuk topu kaleciye nişanlayınca mutlak golden olduk. Enes, form düşüklüğüne bu maçta da devam etti. Sahanın en dirisi olmasını beklerken yokları oynadı. Bu gidişini düzeltmesi gerekiyor aksi halde daha fazla forma şansı bulamayacak.

Çok kontra atak verdik kalemizde. Ancak golleri bu ataklardan değilde duran toplar sonrası uzaklaştırmaya çalıştırdığımız toplar sonrası yedik. İlk gol korner sonrası uzaklaştırılan top rakip futbolcunun önünde kaldı ve onun uzaktan şutu topun yerden sekmesiyle ağlarla buluştu. Diğer golde serbest atış sonrası barajdan dönen topun rakip futbolcu tarafından şutuyla gol oldu.

Sadece Enes değildi aksayan futbolcu. Ayite de çok verimli değildi. Yine Chibuike de oyuna beklenen katkıyı yapamadı. Belki de Gökay girmiş olsaydı diyebiliriz ama iş işten geçti. Taktir hakkı Engin Hoca da olunca çokta bir şey demenin anlamı olmuyor.

Özellikle orta alanda topu çok iyi kontrol edemedik. Hal böyle olunca atakların olgunlaşması da mümkün olmadı. Samaras’ı arayacağımız aklımıza gelmezdi ama aradık onu. Oyuncu eksiltmesini, oyunu yönlendirmesini ve rakip futbolcuların üzerine korkusuzca gitmesini aradık.

Gol yollarında çok etkili olan bir takım değildik. Bunun için ligin az gol atan takımlarından olmamız hiçte şaşırtıcı değil. Rakip takım teknik direktörü bunu iyi görmüş ve buna önlem almış. Pozisyonlarımız kalabalık defanslarında eridi adeta. Yani Engin Hoca’nın “Kaleyi bulan şutu çeksin!” demesi de işe yaramadı.

Ahmet Burak ve Ahmet Cebe’nin ilerleyen yaşlarına rağmen gençlere taş çıkartırcasına çabaları taktire şayandır. Sözüm anlayana tabi. Gençler arı gibi ‘vızır vızır’ sahada basmadık yer bırakmaması gerekirken büyüklerinden top beklerse bir adım ileriye gidemezler.

Bu maçı kaybettik. Acı oldu ama galibiyet beklentimizin olduğu bir maçtı. Galibiyet beklentisi son haftalarda ki dirençli oyun ve pozitif anlamda ilerlemeydi. Artık geride kaldı. Play-off umutları da bitti bana göre. Bundan sonra öncelik alttan biran evvel kurtulmak olmalı.

Rizespor maçında gereken performası ortaya koyarak puan veya puanlarla ayrılmaya bakmak en önemli olanıdır. Bakarsınız bir sürprize imza atar oyuncularımız….

GÜÇLERİ BİRBİRİNE YETMEDİ!

Ankaragücü, ligin zirvesine ortak olan takımlardan. İlk ikiden çıkmak için çabalıyor. Taraftarları da buna gereken desteği veriyor. İkinci yarıda biraz olsun topallıyorlar ama yapacakları seriyle zirvede tutunmaya çalıyorlar.

Hafta içi mesai saatti olmasına rağmen taraftarımız takımı yalnız bırakmadı. Ellerinden geleni yaptılar ve sahada ki futbolculara da gereken desteği verdiler.

Maç dengede başlamış olsa da tehlikeli pozisyonları ilk bulan taraf olduk. Uzun haftalar sonra 11 de Muhammet Beşir ile başlayan Engin hoca yine bizleri şaşırtmayı başardı. Muhammet, istediği ve beklediği topları bulamamış olsa da yine de elinden geleni yaptığını düşünüyorum.

İlk tehlikeli atakta Samaras’ın, derinlemesine pasında Ufuk’un vuruşunda defanstan kornere çıktı. Ancak ilk pozisyonda müsait durumda ki Muhammet Beşir’i düşünmüş olsaydı daha garanti olacaktı.

Yine rakip alanda daha çok görünüp, kalemizde pozisyon vermezken Samaras’ın hatalı pasından doğan rakip atakta kalemizde gol gördük. Bunları yazıyoruz, bu tür hataları maalesef uzun zamandır engelleyemiyoruz.

Samaras’ın belki de maçta ki tek hatasıydı. Oyunu yönlendirdi. Atakların şekillenmesinde çok önemli rolü vardı. Hakkını yememek gerekiyor. Futbolun cilvesi diyelim.

Gol aradığımız zamanlarda kalemizde tehlike de verdik. Ama geriye düşmemize rağmen geçmişte yaşadığımız oyun düşüşlerini görmedik bu maçta.

Rakip takım da dikkatli oynadı. İyi kapandı, orta alanı kalabalık tuttu. Son vuruşlarımızda da araya iyi girdiler. Buna karşılık bizde aciz oynamadık. Rakip zirvedeymiş diyerek öyle çok ürkek görünmedik sahada. Gol aradık, pozisyonlar üretmeye çalıştık. Bu önemli olandı.

Bunun meyvesi de Ufuk’un, kaymasına rağmen topa müdahelesi, yine Göksu’nun çabasıyla Erdem’in koluyla topa müdahale etmesiyle penaltı kazanıldı. Göksu’nun topu ağlara göndermesiyle devreyi berabere bitirdik.

İkinci yarı Chibuike ile başlayan Engin Hoca, orta alandan kazınılan topla rakip alana daha hızlı gitmeyi düşündü. Ama bunu Chibuike ilk dakikalarda yaptı. Yarı alanımızdan kaptığı topla rakip kale önüne kadar gitti ama son vuruş kötü olunca mutlak bir pozisyonda gitmiş oldu. Oysa sağında ve solunda müsait oyuncularımız vardı.

Chibuike hayal kırıklığı uğratmaya devam etti. Bu maçta da maalesef o beklediğimiz performansını göremedik. Bir türlü aldığı toplarla driplingleri, adam eksiltemlerini, takımı atağa hızlı çıkartarak oyuna katkı yapmasını göremiyoruz.

Ankaragücü, ikinci yarı istediği baskı kuramadı. Aslında buna müsade etmeyen bir Samsunpor vardı sahada. Oldukça mücadeleci geçti iki taraf açısından. Rakibin uzaktan bir şutu vardı. Birte Ayite’nin kale dibinden gelen ortaya dokunuşla kalecinin güçlükle kornere topu çelmesi vardı.

Belki evimizde kazanabileceğimiz bir maçtı. Ama unutulamamalı ki kaybedebilirdik de. Buna rağmen oyunu içinde mücadeleci bir oyun anlayışımız vardı. Rakibe maçın genelinde çok fazla geçit vermedik. Aslında Ahmet Cebe biraz daha ileri çıkabilseydi daha çok pozisyon üretebilirdik. Kanatalardan çok fazla atak geliştiremedik.

Daha çok orta alandan Samaras endeksli ataklar vardı. Onun birebirlerde yaptığı hareketler ve adam eksiltmeleriyle göze hoş anlar yaşattı bizlere.

Enes, oyuna sonradan girdi. Ama son haftaları aratan bir Enes vardı. Buna rağmen bu genç futbolcumuzun yine aldığı sürelerde iyi işler yapacığını düşünüyorum.

Cumartesi yine zorlu bir maç bekliyor bizleri. Balıkesir deplasmanından bu maçta ki gibi bir performans sergilersek galibiyet neden olmasın diyorum.