DEPLASMANDA KAZANMAK ÖNEMLİ!

Ankara Demirspor kurum takımı olarak ligde mücadele ediyor. Mütevazi kadrolarına takviyeler yaparak ikinci yarıya başladılar ve iyi de sonuçlar alarak bu maça çıktılar.

Samsunspor taraftarı takımı yalnız bırakmamak için hem Samsun’dan hem de Ankara da ikamet edenlerden oluşan bir kalabalıkla stadın (!) etrafında erken saatlerden itibaren bulunmaya başladılar.

Yalnız sıkıntı ayrılan yerin sadece 80 kişilik olmasıydı! Bu sorun rakibin taraftarının olmayışıyla, araya giren Başkan İsmail Uyanık sayesinde aşıldı ve tribünlerin neredeyse tamamını doldurduk.

Hemde televizyondan canlı yayın olarak verilmesine rağmen. Tek taraflı bir tribün ve yan sahalaramızda maç izliyor havasında ama takımımıza olanca kuvvetiyle destekle aşıldı.

Maçın hemen başlarında rakip alanda Erhan ve Ramazan ile gole yaklaştık. Hem orta alanda mücadeleyle hemde Kubilay’ın ara toplarıyla pozisyonlar üretmeye başladık.

Bunun sonucunda rakibi zorladığımız ve ters toplarla da gole yaklaştığımız anlar oldu. Ancak bunları ilk yarım saate yakın zaman diliminde yaptık.

Rakibin pozisyona girmeye zorlandığı bir günde golü erken bulamayışımızın stresini gördük sahada. Eğer böylesi bir rakibe karşı erken gol atamazsanız psikolojik üstünlüğü kaybedersiniz.

İshak, geçen hafta da yazdım daha fazla zorlamalı o koridoru. Bunu gördük ama ortalarının daha fazla isabetli olması gerekiyor. Daha hızlı ve seri olmalı. Ağır kalıyor izlenimi onun adına iyi olmadığı gibi bizim pozisyon üretmemizi de etkiliyor.

Erhan Kartal’ın da yine bu maçta son toplar da zaman zaman pozisyon hatalarıyla form düşüklüğünü devam ettirdi.

Buradan da anlaşılacağı üzere kenarları daha fazla aktivite etmeliyiz. Orta alanda da Kubilay ve Oğuz ile göbekten ara toplarla gidilmeli. Bunları görüyoruz ama çok az kalıyor bu kalitede bir takım için.

Samet geçen maçlarda ki görüntüsünü biraz olsun olumluya değiştirmek için çabaladı ama sakatlandığından dolayı ilk yarının sonlarında Bahattin ile yer değiştirdi.

İkinci yarıya rakip daha cesaretli başladı. Daha fazla topa girdiler. Hatta pozisyon bulmak için çabada gösterdiler ama çok fazla kalabalık gelemediler. Çünkü her geldiklerinde kalelerinde golü görme riskleri vardı. Bunun bilinciyle oynadılar hep.

Pozisyona girmekte zorlanmamıza İsmet Hoca, müdahale etti ve Eyüpspor maçı değişikliğinin tersini yaptı yani Kubilay’ı oyundan alırken Abdülkadir’i oyuna aldı.

Bahattin, son zamanların en hırslı görüntüsündeydi. Çok çabaladı. Ondan beklenen elbette ki gol atması ancak golün hazırlanmasında da öncülük etti.

Bahattin’in hazırladığı pozisyonla, Oğuz’un uzun pasına Erhan Şentürk, zorda olsa boştaki Abdülkadir’e attı ve onun dokunuşuyla da galibiyet golümüz geldi.

Hem deplasmanlarda ki son maçlarda kazanamama duygusu hemde artık her maçın final olduğu haftalara girilmesinin etkisiyle skoru korumaya çalıştık.

Ankara Demirspor iler uçta çok etkili olamayışının nimetini yaşadık aslında. Bazen geri paslar can acıtır. Bunlara dikkat edilmeli. Erhan’ın gereksiz geri pasını Cenk kornere atarak önledi.

Diğer taraftan Bahattin ve Erhan ile bulduğumuz pozisyonlarımız vardı. Birde maçın son anlarında Savaş ve Abdülkadir ile gole yaklaştık.

Orhan Gülle’yi almışlar takıma. Futbolda devamlılık önemli. Bu kalitede futbolcunun sadece işi duran toplar değil elbette. Ancak onun bir serbest atışını Nuri’nin dokunuşu olmasa inanın gol olması içten bile değildi. Çünkü top uzak köşeyi görmüştü!

Üç forvetimizin maçın içinde yer almasının karşılığı tek gol olmamalıydı. Oyun formatımızda ki aksaklıklar devamlılığını gösteriyor. Bunları yazdıktan sonra kazanarak devam etmenin de önemini belirtmek gerekir.

Sezon başından beri birkaç maç haricinde tempomuzu yükseltemiyoruz. Tempoyu yükselttiğimiz de rakibin sertliğine yenik düşüyoruz. Maçın içinde futbolcularımızın iletişimiyle birlikte rakibi üzerine çekip, kendisini boşa düşerecek ve topu kaleye indirebilmeliyiz. Bunu yapacak oyuncularımız da var.

Bireysel beceriler ile gidiyoruz bir nevi. Hani göze hoş gelen futbolumuz yok. Final paslarında ki sıkıntılar, ataklarımız da ki hatalı paslar, sağlı sollu varyasyonlar bunlar beklediklerimiz. Bunu yönetim de ister bizlerde isteriz. Futbolcularımızın en azından mücadele ettiklerinde durum vaziyet buysa oyun kalitesini artırdığımızda zaten bu ligde karşımızda durabilecek rakip yok.

Eyüpspor maç yazımın sonunda ki cümleler geçerliliğini devam ettiriyor. Oyun anlamında bizleri mutlu etmese de kazanmak önemliydi. Zaten İsmet Hoca da basın toplantısında bunlara değindi.

“Amerika’yı yeni keşfetmeye gerek yok!” diye bir söylem vardır. Futbolda geçerliliğini de her zaman görürüz. Bizim gördüklerimizi teknik heyetin başında ki de görüyorsa o zaman önlem alınmasını bekleyeceğiz ama lig daralıyor yani zaman sıkıntısı var.

Maçın akabinde Başkan İsmail Uyanık başta olmak üzere herkesin yüzü gülüyordu. Futbol böyle işte tek gol ile mağlup oldunuzda başınızdan aşağı kaynar sular dökülüyor, tek golle olsada galip gelerek mutlu bir hafta sonu geçiriyorsunuz. Öncelikle 3 puanı almak elbette önemli olan.
Kalan maçlarda daha iyi bir futbol ve skor görmek dileğiyle..

KİLİDİ İKİNCİ YARI AÇTIK!

Sancaktepe maçından sonra oluşan hayal kırıklığı tüm şehre yansımıştı. Başkan İsmail Uyanık’ın o fotoğrafı her şeyi özetlemeye yetiyordu. Hani bazen sözden daha etkilidir bakışlar.

İşte öyle bir duruştu bu! Kaskatı kesilen bir insanın hayal kırıklığını ve içinde dönen fırtınaları dindirmek ona bu inancı tekrar göstermekle olur. O da sahada mücadele edip, kazanmakla mümkündür.

Yenilmek futbolun içinde olan doğal bir durumdur. Ancak kötü oynama ve isteksizlik kabul edilemezdi. Sorun neydi? Neden olmuştu tüm bunlar? İnsanların bir hafta boyunca ümitsizce dolaşmasına sebep olacak ise sahada ki mücadeleden yoksun olunmasıydı.

Taraftar o şoku atlatınca haftanın ilk antrenmanına gidip “Bizler şampiyonluk istiyoruz!” İsteğini yenilediler. Hem sözlü tezahüratlarla hemde açtıkları pankartla.

Maça ilgiyi artırmak içinde büyük bir çaba gösterenler oldu. Hem bireysel anlamda hem de taraftar gruplarının iletişim adreslerinden. Yine de beklenen olmadı ama 12 bin civarı bir taraftar vardı soğuk bir kış günü ve yağmur beklenen kapalı bir havada.

İnsanlar, maçtan önce gergindi. Son anda maça gelmek isteyenler bilet kuyrukları oluşturdu. Şenlik havası olmasa da takımlarını yalnız bırakmak istemediler. Nede olsa bu şehrin atan kalbiydi ve İsmail Başkanlarının da hatırı vardı.

İsmet Hoca, bir hayli değiştirmişti takımı. Kubilay dahi kesik yemişti. Defanstan yine ağır kalmasıyla eleştirilen Aytaç da kesik yiyenlerdendi. Savaş gibi mücadele eden ve sezon başından beridir özveriyle çalışan bir isim dahi yedekler listesindeydi.

Hoca’nın bu değişiklikleri eleştirilebilir. Ancak bizlerde buna saygı duymak durumundayız. Ramazan on bire döndü, İshak yine Canberk’in cezası nedeniyle kadro da yer buldu.

Oyun anlamında birbirleriyle çok oynamadıkları her hallerinden belli bir görüntüyle başladı takım. Pasların arasında ki kopukluklar topa istemeyle, peşinden koşmayla giderilmeye çalışıldı.

Kale önüne inip pozisyon üretmekte zorlanan bir takım vardı sahada. Özellike İshak, çok fazla rakip alanı zorlamadı. Nedeni taktik miydi? Doğrusu merak ettik.

Yine Erhan ve Abdülkadir ile başladı İsmet Hoca. Yalnız bu sefer doğru bir yerde forvette yer verdi hoca. Erhan’ın yeri kenarlar değil göbekti, doğru olan yapılmıştı. Maç boyunca çok çalıştı, gelen fırsatları değerlenmiş olsaydı on numara olacaktı.

İlk yarının en önemli pozisyonu Abdülkadir’in serbest atıştan şutuydu. O da az farkla dışarı çıktı. Samet, uzaktan yokladı ama kaleci çok rahatlıkla aldı topu. Hani kaleciyi zorladık mı işte bu yarıda o yoktu.

Geri paslar can sıkıcı bir hal aldı. Az becerikli olsaydı rakip kesinlikle mağlup duruma düşmemiz içten bile değildi.

Orta alandan çıkışlarımızda zaman zaman derinlemesine paslar denendi. Bunlardan bazıları defansa bazıları da ofsayta takıldı. Bu tür pasları denemeye devam etmeliyiz. Çizgi halindeki defansın bir anlık dalgınlığından ancak böyle yararlanırsınız.

İkinci yarı Abdülkadir yerini Kubilay’a bırakarak başlandı.

Kubilay, bu sefer daha istekli görünmesinin yanında, birazda etrafına bakarak oynamayı tercih eder görüntü verdi.

Bunun sonucunu daha ilk dakikalarda da aldık. Öne geçtiğimiz golde güzel ver-kaç hareketlerle Kubilay önünü boşaltı ve plase vuruşla topu ağlara göndermeyi başardı.

Golün gelmesiyle birlikte daha özgüveni artan bir görüntümüz vardı. Rakip zaten çok fazla pozisyon bulamadı. Birkaç denemeleri de zamanın da müdahaleler ile önlenmiş oldu.

Sahada ilk yarının aksine daha çok pozisyonlar ürettik. Ramazan ve Erhan derken oyuna sonra giren Bahattin ile mutlak gollük pozisyonlar bulduk. İşte bunları gol yapmalıydık dediğimiz pozisyonlardı bunlar.

Cenk Kaplan ilk maçında bir iki hatanın dışında önemli ataklarında kesilmesine yardımcı oldu. Stil olarak hareketli bir yapısı var. Ancak ilk maç için sadece bekleneni karşılayacak gibi durduğunu söyleyebilirim.

Hakem, maçın belli bölümlerinde hakimiyeti kaybetti. Rakibin sertliğine aşırı tolerans gösterdi. Belki de ilk yarının sonunda on kişi kalabilirlerdi. Çünkü Abdülkadir, çok rahat geçip önünü boşaltmış ve kaleciyle karşıya kalıp gol yapma imkanı vardı. Yine maçın çok koşan ve çalışanlarından Okan’ın düşürülmesinde son adam kuralı devreye girebilirdi.

Tüm bunların yanında takım oyunu hadisesi başkadır. Kazanmak güzel, ancak daha organize ataklar bekliyoruz. Daha çok koşmayı ve topu daha iyi değerlendirmeleri bekliyoruz. Bu galibiyet özgüvenin dönüşü açısından da iyi oldu.

Anlaşılan o ki rahat maç izlemek bize bu yıl çoğu maçta mümkün görünmüyor. Kalan maçları kazanacak skor üretin bizler ona razıyız demek ne kadar doğru onu da sizlerin taktirine bırakıyorum.

Yılport Samsunspor bu ligin üstünde bir takım görüntüsünü görmeyi arzuluyoruz ama yatırım yapılan takımın, “Nasıl olacakta üst lige çıkacak?” sorusu için İsmet Hoca, bu şifrelerden yola çıkarak yeni bir takım kurgusuyla sonuç almaya çalışacak.

Ne diyelim bu liginde makus talihi buysa yapacak çokta birşeyimiz yok! O halde şampiyonluk için gerekli skorları alalım ve bunu da seriye bağlayalım o zaman.

KAZIN AYAĞI ÖYLE DEĞİL!

Hafta içi beklenen teknik adam değişikliği oldu ve Taner Hoca yerini İsmet Taşdemir’e bıraktı.

Bu değişiklik genel olarak olumlu karşılandı. Taraftarlarda mutluydu. Ancak İsmet Hoca basın toplantısında temkinli konuştu. Çünkü ligde kalmaya oynayan değil şampiyonluk hedefleyen bir takıma gelmişti.

Lider ile arada ki fark 2 olarak bıraktI Taner Hoca takımı. Kendisi de buna vurgu yaptı hep. Çünkü kimse başarısız görünmek istemez. Ancak ondan beklenen ise geride değil hep önde olması istenen takım olmaktı.

Favori olarak çıktık Sancaktepe maçına. Nitekim takımın Teknik Direktöründen futbolcusuna kadar da söylemleri haddimizi bileceğiz ve sahada mücadele edeceğiz oldu.

Öyle de yaptılar. Futbolun içindedir mücadele. Zaten rakibiniz kim olursa olsun sizden ne kadar çok kuvvetli görünürse görünsün mücadale şart. Öyle ya yürüyerek maç kazanılmaz.

Bizim futbolcular da bir rehavet, bir rahatlık ki sormayın. Nasıl olsa gol atarız. İyi de koşmuyorsun ki rakipten fazla, rakibini rahatsız edecek ikili mücadele üstünlüğün de yok!

O halde nasıl olacak? Duran toplarla. Eh nasıl olsa alıştık geçen haftayı da öyle kapattık. Öyle yok. Her maçın hikayesi farklıdır gençler!

Taraftar eleştirir, yazarlar eleştirir, yönetim bize sahip çıkıyor nasıl olsa! Paramızı da alıyoruz keyfimiz yerinde yani. İyi güzel hayırlı işler yani.

Size güvenenleri boşa çıkarın, takıma kazandıranların yüzünü kızartın. Bu taraftar zaten çileye alışık bu yıl olmasa bir daha ki yıl olur mu diyorsunuz? O halde size tüühhh derler alt liglerde gezer durursunuz haberiniz olsun.

Önceden beridir yazıyorum. Eğer bu takım gelecek yılların iskeleti olacaksa futbolcularımız birkaç tık üstte oynamalıdır. Kusura bakma İsmet Hoca, bu maçlık seni suçlu göremeyiz. “Suçlu benim” demiştin ama hep derim bu gibi durumlarda futbolcular insiyatif almalıdır.

Maalesef bu insiyatifi alacak oyuncu olmasına rağmen o topa girmiyorlar anlaşılan. Ne diyelim biz sahada gördüğümüzü yazıyoruz.

90 dakika ve uzatmalar dahil aman aman pozisyon bir o da suskun Bahattin ile! Diğerleri şişirme toplar, uzaktan atılan şutlar. Kalecinin güçlükle çıkarttı diye not düştüğüm bir iki uzaktan şuta. Zaten Ahmet’in de öyle çıkarttığı toplar var.

Peki gol atma işinde öncelik kimin bu takımda? Erhan ve Abdülkadir’in. Hep derim çift forvet oynamalı evet öyle de oldu. Hatta üçe de çıktı ikinci yarı. Erhan, Amed maçında da oynadı ve kenarda oynatıldığı için yanlış dedik.

Tamam İsmet Hoca bilemedi diyelim, Cenk İşler bu durumu neden uyarmadı. Bu kadronun genelini ben ona yazıyorum. Ayağının tozuyla gelmiş birine dersindi ki burada oynadı ama verimli olmadı.

Peki bu üç forveti kullanabildik mi? Hani kaleciyle karşı karşıya bırakacak derinlemesine pas, orta, tek vuruşluk öldürücü toplardan hangisi oldu? Bir tek Bahattin’in ayağından açtığı top var.

Diğer taraftan rakibi boğacak, bunaltacak, hataya zorlayacak ortadan veya kanatlardan ne kadar gittik. Canberk dahi çok işlemedi bu maçta. Nasıl top taşınacak rakip alana?

Rakip iyi baskı yaptı. İyi de yapacak tabi. Ne yapsın topun önüne geçip sana mı bakacak? İşte klaslık burada geçerli olur eeyyy Kubilay! Topları ezerek, kafana göre şut çekerek değil. İlla ki şutu çekeceksin ama bir o kadarda oyunu okuyacaksın, takımını atağa kaldırıp bitirici pasları da vereceksin. Antreman dışında Celil abine de mi sormazsın bilmem ki yani.

Yönetim çabaladı, elinden geleni yaptı, tıkır tıkır parasını da ödüyor. Kağıt üstünde futbolcular da iyi. İşte bir şeyler ters gidiyorsa şu aşamada güzel kardeşlerim kendinize gelin.

Kazın ayağı öyle değil diyorsanız da gösterin bizlere hünerlerinizi de bizde şöyle utana sıkala sizi eleştirecek bir şey bulamadan “işte bu benim rüya takımım” diyelim. Ben ve tüm sizleri eleştirenler buna razıdır emin olun futbolcu kardeşlerim.

 

KAZANDIK AMA DİKEN ÜSTÜNDE MAÇ İZLEDİK!

Geçmişte uzun yıllar kalemizi koruyan Göksel Gencer’i genç yaşta kaybetmenin üzüntüsünü yaşadık. Takımımızda bunu anlatan bir pankartla çıktı sahaya. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine de sabır diliyorum.

İkinci yarının sahamızda ki ilk maç, taraftarlar çok ilgi göstermedi denilse de 15 bine yakındı.

Kadro da değişiklikler vardı. Onur, Oğuz ve Kubilay onbir de başlamıştı. Erhan yedekti ve çift forvetten vazgeçmişti ki hele de kendi sahasında oynadığımız maçta neden bunda ısrar etmedi diye düşünüyorum Onur, Samet ve Kubilay’ın gole yakın ayak olmalarıydı sanırım.

Maça hızlı başladık baskılı başladık ve bunun için atakları sıklaştırdık. Gole yakın pozisyonlarımız ilk dakikadan itibaren vardı.

Abdülkadir kale önünde ki kafa vuruşunu kaleci güzel kontrol etti. Baskımız devam etti. Kubilay’ın şutu vardı yine auta giden.

Ceza alanına yakın yerde kazanılan serbest atışta Abdülkadir’in attığı şut ile öne geçtik. Bu golün sevincini çok fazla yaşayamadan uzun topla buluşan Kadir’in aşırtma vuruşuyla rakip beraberliği sağladı.

Gümüşhanespor çok sert oynadı. Çok sarı kart gördü. İlk yarı da on kişi kalması gerekiyordu ki hakem Samet’e yapılan faulü devam ettirdi. Yine yediğimiz golden önce Samet’e ceza alanında yapılan faulde penaltıyı es geçti.

Yine daha evvelden hatırladığımız maçlarda ki gibi rakip yara alan oyunu yığmayı başardık. Bunun karşılı golü bulamadık. Üst üste pozisyonlar ürettik. Maçın bir ara bölümünde rakip oyunu dengelediyse de bunu aşmayı başardık.

İlk yarıda Abdülkadir’i golün dışında topla buluşturmayı başaramadık. Kubilay ve Onur’un şutlarını izledik.

İkinci yarı başladığında Abdülkadir daha çok topla buluştu bunu semeresini de pozisyonlar üreterek almayı başardı. Nihayetinde de Abdülkadir’e yapılan faul ile sezonun ilk penaltısını kazanmış olduk.

Onur, şık bir şekilde topu ağlara gönderip takımını öne geçirdi.

Golün etkisiyle de topa daha çok sahip olan taraftık. Ancak skoru üretecek pozisyonları bulmamıza rağmen farkı artıramadık. Samet’in ofsayttan iptal edilen golü yine çok tartışılacak.

Keçiörengücü maçında yanlışlarıyla tanıdığımız Hakem Ferhan Kestanlıoğlu, neden atandığına ilk andan itibaren anlam verememiştik! Herhalde kendini affettir dedi TFF ama maça atanması yanlıştı.

Burada Samet ve Kubilay’a biraz daha bireysellikten kurtulmaları gerekiyor diye not düşmek istiyorum. Çünkü her ikisi de daha net paslar varken şutu düşündüler. Diğer taraftan Samet çok çalıştı ama birkaç pozisyon ile daha garanti oynalıydı dedirtti.

Yine oyuna sonradan giren Enes’in kale önünden topu auta dikmesi, topu çok rahat ayağından çıkararak pas verecekken topu ayağında fazla tutup pozisyonun ölmesine sebep olması tepkilere neden oldu. Aman be kardeşim! Kaldır kafanı bak etrafına yada dikine git faul mü alıyorsun penaltı mı alıyorsun yoksa şut mu çekiyorsun? Yap birini ama kararsız kalma!

Maçın son dakikaları geldiğinde rakip on kişi ama biz yine aynı telaş aynı stres. Atın 3’ü de rahatlayalım. Çok gol pozisyonu bulma meziyet değil, bunları gole çevirmektir önemli olan. Skor üretmezseniz zaten bir anlamı olmuyor.

İki kez net pozisyon buldu rakip. İlki 65 de şutları az farkla auta gitti, diğeri uzatma anlarında ki topu güç bela kornere gönderdik.

Abdülkadir’i kutlamak gerekir. Gerçekten çok çabuk uyum sağladı ve maçın da önemli ismi oldu. Önce serbest atıştan usta işi gol attı. Penaltı yaptırarak da takımın galip gelmesinde önemli rol oynadı.

Burada şunu da belirtmek gerekiyor eğer böyle bir forvetiniz varsa daha çok ona oynarsınız, kale içine gelişi güzel ve topu şişirerek gitmezsiniz. Ya derinlemesine yada onun bulunduğu yerlere orta yaparak forvetinizi çalıştırırsınız. Aksi halde arıların bal yapmaması gibi bir görüntüye sebebiyet verirsiniz ki özellikle ilk yarıda durum böyleydi.

Maçın bitiminde galip takım ıslıklanır mı oluyor işte. Taner Hoca, hafta içi çok tartışıldı. Kulüpten net açıklama gelmedi ama bazı isimlerle görüşüldüğü basına sızdı. Tüm bu atmosferde maça çıkmakta kolay değildir.

Bize göre rakip çok rahat kazanabileceğimiz bir takım ama hem Amed maçı mağlubiyeti, hem taraftarın hoca için kazan kaldırması hem de bazı isimlerin dolaşması konsantreyi etkiler. Ben biraz da buna bağlıyorum bocalamaları.

Futbolcularımızın golden sonra hocaya gitmesi, hoca’nın basın toplantısını bir cümleyle bitirmesi kafalarda soru işaretleri oluşturdu.

Düşünün galip geliyorsunuz, rakipleriniz puan kaybetmiş ama huzurlu ve mutlu değilsiniz. Futbolcularımızın her ne olursa olsun insiyatif almaları ve sahaya çıktıklarında daha arzulu ve istekli oynamaları gerekiyor. Ayrıca konsantrasyon da maç bitimine kadar olmalı dedirten bir maçı daha geride bıraktık.

Öyle sanıyorum ki fark iki üç olmadan hiçbir zaman son dakikalarda rahat olamayacağız!

HESAPTA YOKTU!

20 Ocak 1989 Tarihini unutmak mümkün mü? Kazada vefat edenlerimizi rahmetle, hayırla ve özlemle anıyorum.

Kazanın akabinde yaşadıklarım halen taptaze, Büyük Cami’deki cenaze töreni…çok büyük acı çok..Neyse 30 yıl olmasına rağmen unutulmaması ve her geçen yıl daha da kalabalıklar şeklinde anılması çok daha anlamlı…Varolun büyük SAMSUNSPOR TARAFTARI!

Hazırlık kampını çok iyi değerlendirmiş takım olarak gitttik Diyarbakır’a.

Öyle ki iki 1. Lig takımını adeta sahada pes ettirerek yenmiştik.

Takımımızdan öyle emindik ki skor tahmini yapmak güçtü ama galip geleceğimizden kimsenin kuşkusu yoktu. Öyle ya takım çok iyi bir kamp dönemi geçirmişti.

Maçın sahada oynandığının gerçeğini yaşadık bu maçla birlikte. Aslında bunu daha evvelden de biliyorduk ama her neyse unutmuş gibiydik.

Önceki yazımda uyarmıştım Tamer Hoca’yı, kredin az ve asla mazeret kabul etmeyiz diye.

Bir uyarı daha vardı daha cesur oynamalıyız ve toptan korkmamalıyız diye. Ayrıca çift forvet mutlaka olmalı diye.

Çift fovet daha iyi kullanılmalı. Elbette formda bir Erhan Şentürk’e kimse itiraz edemez. Ancak o kanatlardan etkili olamıyor ve daha ortaya yakın oynamalıydı.

Takım sahada futbol resitali sunmak derler ya öyle duruyordu maça başlarken. Ama rakip öyle değildi. Dişe diş mücadele, gerekirse tüm pislikleri yaparım ama bu maçı alırım havasındaydı. Nitekim öyle oldu ve maç boyunca da bu devam etti.

Rakip öne geçmeden evvel golün zaten sinyallerini veriyordu. Benzer pozisyonda golleri ofsayttan iptal oldu ama her nedense aynı yerden kullanılan serbest atıştan kalemizde golü engelleyemedik.

Golden önce Samet’in mutlak gollük pozisyonu vardı. Böyle bir deplasmanda buldun mu atacaksın.

Devre biterken ters kafa vuruşuyla beraberliği sağlasakta rakibin direncini kıramadık ve uzatmalarda gelen gole engel olamadık.

İkinci yarı başladığında da ilk yarıda olduğu gibiydi. Değişen bir durum yoktu. Uydurma bir penaltıyla gelen 3. gol işimizi daha da güçleştirdi.

Abdülkadir’i nihayet görebildik ve onun golüyle fark bire inmiş olsada sahadan mağlup ayrılmayı engelleyemedik. Rakip golden sonra on kişi kalmıştı ama biz bunu lehimize çeviremedik.

Maçın akabinde Taner Hoca’nın yaptığı açıklamalar zaten sosyal medyada “istifa” çağrılarının daha da alevlenmesine yol açtı.

“Diyarbakır’ın fiziki şartlarından dolayı çocukların üzerinde zaten bir korku vardı ve bunu dağıtmaya çalıştık!”

Bu açıklamayı kime göre neye göre ve hangi duyumlara göre yaptı Taner Hoca. Ayrıca kendisi de orada o ilde ve takımda çalışmış biri. Bu tür açıklamalarının nerelere varacağını hesap etmeliydi.

Hiçbir şekilde mazeret kabul görmez bir mağlubiyeti bu şekilde basit gerekçelere sığınarak anlatmanız mümkün değil.

İsmail Uyanık’ın olaya müdahil olacağını düşünüyorum. Mutlaka hem futbolcular hemde teknik heyet ile görüşmeden acil bir karar alacak bir kişi değildir.

Futbolcularımızın da doğrusu ne düşündüğünü merak eder olduk. Herşey iyi giderken bu durumda kimler sorumluluk alacak? Ayrıca hepsinden önemlisi olası bir teknik adam değişikliği ne götürür ne getirir?

Öyle ya şuan ligleremizin geneline baktığımızda bir iki takım dışında değişikliklerin çokta fayda getirmediği görülüyor. Manchester United teknik direktör değişikliğinde 7 de 7 yapmasını örnek almayacaksak. Hoş orada da başka işler döndüğü gibi bizde de yoksa.

Bu güçlü kadroyla uzun bir seri galibiyetler beklemek hayal değil, olmamasına da mazeret bulmak artık imkansız!

İş kazası istemiyoruz demiştik ama daha yolun başında yaşadık!

SAMSUNSPOR DAHA CESUR OYNAMALIDIR!

Devre bitti, izinler yapıldı ve takım tekrar toplandı!

Yüksel Yıldırım, malum Yılport Samsunspor AŞ.’nin %67’sine sahip. Sakaryaspor maçı sonrası “17 maçı da kazanacak takım için gereken yapılacak” dedi.

Bu açıkmayla taraftarımızı ve bizleri aldı bir heyecan! Takımımızın tüm maçlarını kazanmasını elbette bizler de isteriz. İşte bunun için takımın sahada oyununu cesaret ile süslemesi gerekir.

Araya bir Turgay Demir meselesi girdi. Taraftar çok iyi kenetlendi ve gerçekten üzerine düşeni hemde düzeyli bir şekilde yerine getirdi. Tüm gücüyle #HaddiniBilTurgayDemir etiketine taraftar adeta yüklendi.

Doğrusu o yazarı okumuyorum ama Samsunspor için yazdıkları da söyledikleri de öyle kabul edilecek cinsten değildi. Tam özür olmasa da “ben ne dedim ki!” deyip hafif bir viraj kırması gibi yaptı.

Yahu kardeşim sen ülkenin hatta dünyanın her yerinde taraftarı olan bir kulüpten bahsediyorsun. İnsan yaşından başından utanır! Hiç mi bu taraftarın yaptıklarını görmedin, tamam görmeyebilirsin de ama ucuz laflarla da kendini alçaltma.

Büyük SAMSUNSPOR TARAFTARI gereğini yaptı. Artık bundan sonrada kolay kolay kimse böyle bir söz söyleyemez, zaten aklı olan hiç kimse söylemez de!

Gelelim gerçek gündeme, Samsunspor gümbür gümbür olacak mı?

Bazılarımızın yazdığı gibi bu takım 17 futbolcusunun çoğu karavana söylemine katılmamız mümkün değil. Bunu şirin gözükmek için söylemiyorum. Hatta bir çok kez bütün futbolcularımızın potansiyellerinin bir iki tık üstüne çıkmak zorunda olduğunu sıkça belirttim.

Mevcut futbolcular içinde performansını daha yukarı çekebilecek isimler var. Elbette inişli çıkışlı performansları olanlarda.

Burada iş biraz da Taner Hoca olmak üzere teknik heyete de düşüyor. Futbolcularımızı, mevkilerinde oynatıp oynatmadığı, daha çok pozisyonlar da neler yapması gerektiği hakkında yetiştirmekte önemli bir iştir.

Şahsen sahada futbolcularımızı izlerken buna da dikkat ediyorum. Bunlardan en önemlisi de sahada kazanacak futbolu beklerken ne derece topa girdikleridir.

Bir nevi cesaretle, yüreğiyle hani topa korkusuzca girip girmedikleri. Bunu bazı maçlarda görmüşsekte göremediğimiz maçlarda oldu.

Elbette futbolcularımız kendisini sakatlıklardan da koruyacaklar ama gözünü budaktan sakınmayacakta aynı zamanda!

Taner Hoca, bir çok maçta eleştirildi. Bunlardan en önemlisi de oyun sistemi hakkındaydı. Hepimizin sık sık dillendirdiği şöyle doksan dakikayı bacak bacak üstüne atarak izleyemedik.

Bir diğeri de tek santrafor-forvet ile sahaya çıkmasıydı. Şampiyonluğa bir takım oynuyorsa mutlaka ama mutlaka çift santrafor ile maça başlamalıdır.

Oysa birçok iç saha maçında dahi tek santrafor ile başladı maça. Hani skora göre iki üçe çıkarttığı maçlar değil benim demek istediğim. Çünkü bunlar hamlelerdir ki bunlar olur. Bu işte teknik adam faktörüdür.

Oysa bu takım gümbür gümbür maç kazanmak istiyorsa atan ile tutanı iyi olacak! O halde kaleciden başlayarak defansı, orta alanı ve forvet hattı güçlü olacak.

Bizim özellikle rakibimiz dediğimiz maçlarda bu durum daha da kendisini belli etti. Yani daha cesur oynamamız gereken maçlarda daha çekingen göründük.

Bunu teknik heyet bir şekilde izah eder ama şampiyonluğu çok istiyorsanız bunu bizlerin anlaması çok güçtür hocam.

Kendi sahamızda 2 mağlubiyet almışız. Deplasmanda 4 beraberlik. Dört beraberliğe bakın, ikisi son dakikalarda yarı sahamıza gömülmemizden, biri tek kale oynadık gol atamadık, diğeri de iki kez öne geçtik ama bunu koruyamadık.

Aldığımız mağlubiyetin ilkini (ben kabul etmiyorum) takımın oturmamasına bağladık, diğeri de tam manasıyla izahı yok! Aslında o kırılganlık işte bu sahada ki oyun sisteminin içinde yer alacak olan ister cesur oynama deyin, ister korkusuzca isterse mücadele deyin. Hepsi aynı kapıya çıkar.

Şimdi ikinci yarı başlamadan evvel yapılan transferler var ve devamı da olacak. Bunların geldikleri takımlarda durumları oldukça iyidi. Halbuki mevcut futbolcularımız da öyleydi. Haklarını yememek gerekir.

Burada iş Taner Hocamızın da biraz becerisine kalıyor. Hani meşhur sözdür “un var su var şeker var o halde helva yapsana!”

İyi güzel ligin en kaliteli oyuncularına sahipken halen 3.lük konuşuluyorsa elbette sahada ki oyun tutumu da biraz olsun göze batar. Taner Hocam, artık şu bu yok! Açıklamalarınız açıklayıcı, özetleyici ama artık futbol anlayışın neyse onu da tam olarak görelim sahada!

Bu iş yeri gelir dişe diş mücadeleyle kazanılır, yeri gelir kontrollü oyun ile ama bu takım şampiyon olacaksa ki olacaktır, mutlaka sahada daha cesur daha arzulu bir takım ile olur. Tempo ve pas trafik hızını da içine alıyorum. Hani dikine oynamaktır aslında bir nevi olması gereken. Komplike bir durumdur takım halinde hücum ve savunma!

Oyunun karşılığı mutlaka skor üreterek ve galip gelerek olmalıdır. Bu taraftar sizden bunları bekliyor ve de haklıdır. Çünkü inandıkları ve sonuna kadarda yanlarında durdukları bir Başkan var kulübün başında.

Özetle Hocam, ikinci yarı için artık mazeretiniz yok!

HAKEM SKORU BELİRLEDİ!

Sakaryaspor taraftarı stadyumu hınca hınç doldurdu. İki takımın da bu ligi değil daha üst ligleri hak ettiğinin adeta tesciliydi.

İsmail Hoca ile birlikte çok iyi bir ivme yakaladılar. Aslında takımlarında eksiklikler olmasına rağmen futbolcuların özverileri takımı bugünlere getirdiği de anlaşılıyor. Tabi taraftarı arkasına almayı başarmaları da önemli bir kaktı onlar için.

Maraton tabir edilen yerlerde izdihamlar göze çarptı. Ezilme tehlikesi geçiren çocukların da içinde bulundu taraftarlar oldu. Sarı merdiven kuralı zaten iptal durumdaydı. Kendilerini tebrik ediyoruz.

Elbette büyük Samsunspor taraftarına yer açmamak olmaz. Kendilerine ayrılan yeri doldurup bir de koreografi yapmak kusura bakmayın her takım taraftarının harcı değil. Başta emeği geçen kimler varsa, tüm taraftarlarımıza canı gönülden tebrikler.

Maçın ilk dakikalarında ortaya iyi bir mücadele olacığının sinyallerini gösterdi. Sakaryaspor daha çok koşan ve rakibini boğan bir ekip olduğunu ancak açıklar verdiğini önceki yazımda kısa da olsa belirtmiştim.

Takımımız da rakip alana paslarla gidip gol arama niyetindeydi. Samet’in daha maçın başında uzaklardan gelen şutu ile öne geçtik. Gerçekten şapka çıkartılacak bir goldü.

Sakaryaspor, bu golün acısını çıkartmak için yüklendi, uzaktan şutlar denedi. Aslında her şey lehimize gidiyordu. Hatta hakem maçı ortada yönetiyordu denilebilir. Skor üretemeyen Sakaryasporlu futbolcular üst üste sarı kartlar görmeye bile başlamıştı.

Her zaman diyoruz ama futbolcu refleksi işte geriye bu kadar yaslanırsan hatalar oyunu olan futbolda hata yapman kaçınılmazdır. Evet kontra atak oynamak da bir çözüm ama günün de olmayan Enes İslam, Bahattin ve Kubilay hesapta yoktu anlaşılan.

Hele Enes son adam olarak kaldığı pozisyonda ne yapacağını bilmez halde davranınca topu da kaptırıverdi. Birileri Enes’i ciddi rehabilite etmeli ve özel hayatına çeki düzen vermesi gerektiğini hatırlatmalı. Neden genç futbolcu koşmaktan aciz olsun?

Haliyle ev sahibi takım seyircisi önünde bu mağlubiyeti kabul edecek değildi. Hatalar zinciri kalemizde gole neden oldu.

Önce Erhan Kartal, topu taca bırakayım derken topu kapan Canberk, o hızla daldı ceza alanımıza baktı olacak değil çünkü Şahin önünü kesiyor Savaş ise vücut deşarj ile pozisyonu engelliyor ve atıyor kendini yere. Akıllı adam. Yediriyor hakeme. Olay hakemin gözü önünde ve hatalı karar ile penaltıyı veriyor.

Hakem insiyatifi kaybediyor çünkü bu pozisyondan dakikalar önce tribünler dahil yedek kulübe dahil hep ayakta hep isyanda. Zaten sahada ki futbolcuları anlatmaya gerek yok. Onlar hemen hakemin etrafında.
Hakem de bu penaltıyı vermezsem burası karışır dedi kendince. Yahu adam ya bizim hakkımız ya o futbolcuların, teknik heyetin ve yönetimin hakkı n’olacak? Bırak karışırsa karışsın sen dorusunu ver ve adil ol!

İkinci yarıya rakip takım önde başlıyor. Geliştirdikleri atakları savuşturunca bu sefer Canberk’in bindirmesiyle yaptığı ortaya Erhan Şentürk, güzel bir plase ile Oğuz’a indirip onunda düzgün vuruşuyla tekrar öne geçiyoruz.

Oyunu tam olarak insiyatifini alacağız ama Sakaryaspor’un ataklarına cevap vermekte nedense bir türlü karışlık vermekte zorlandık. Rakip oyuncunun içeriye kafayla indirdiği topta haftalardır başarılı oynayan Nuri, zamanlama hatası yaparak 2. Penaltıya neden oluyor. Bu karar da sıkıntı yok topa ilk dokunan rakip futbolcu çünkü. Yani dikkatli olacaksın Nuri!

Maç tekrar eşitlenince iki takımda birbirlerini kontrol ederek gelmeye başladı. Aslında iki takım da bir nevi skoru kabul etmemiş gibi oynasalarda geriye düşme korkusu da içten içe futbolcuları yakıyordu.

Belki de bizim için bir hayal kırıkılığı da Bahattin’di. Çünkü böyle maçlarda patlama beklersiniz. Çıkış beklersiniz. Ama olmadı. Onun yerine giren Ramazan’ın şutu da üst direkte patladı.

Yine Samet’in yakaladığı ve ondan görmeye alıştığımız gollerden birini yapar mı derken top az farkla auta gitti.

Rakip adına da bir inanılmaz kaçan pozisyon vardı. Şahin Şafakoğlu çizgiye uzandı ve topun ağlara gitmesine engel oldu.

Maç 2-2 berabere bitti. Bu skor bardağın dolu tarafından bakarsak deplasman ve rakibiniz olan bir takımdan elbette iyi sayılır. Puan farkını koruduk.

Ancak biz daha çok üzülen taraf olduk. Çünkü yanlış hakem kararları ki sadece penaltı değil kaleye yakın yerde futbolcularımıza yapılanlarda inanılmaz şekilde hatalar yaptı. İyi ki 1. Klasman Hakemmiş dedik yani.

Daha cesur oynamalıydık. Özellikle rakibin teknik olarak bizim gerimizde olduğunu zaten sahada futbolcularımız kabul ettirdi. Ama mücadele ve hırs anlamında da onlardan geri kaldık.

İkinci yarı artık kıran kırana mücadeleler bekliyor. Özellikle üst sıralarda yer alan takımları birbirleriyle yapacakları maçlar herkesin lig sonunda alacağı yeri belirleyecek.

Daha evvelde yazdım şampiyonluk puan skalası 75 ve üstüdür. Çünkü çok fark var alt sıralarla üst sıralardaki takımaların yapılarında. Zaten iki takım kesin gitti diye gözlendiği için üçüncü takım olmamak içinde bir iki takım mücadele verecektir.

Samsunspor, yapacağı nokta transferler artık telafisi olmayan bir süreç yaşayacak. Eğer buradan direk çıkmak istiyorsa ilk yarıda yaptığı hatalar ki bunlar bizi şuan iki puan geride bıraktı. Sahamızda verdiğimiz iki maç! Tabi birde son dakikalarda galibiyeti kaybettiğimiz ik maç!

Başkan İsmail Uyanık da bunların sinyalini verdi zaten. Dileriz ki umduğumuzun ötesinden puanlar alırızı ve ikinci yarının sonunda ipi göğüsleyen taraf oluruz.

İşte o zaman bu takımın kapalı gişe oynamaması için hiçbir sebep kalmaz!

GÖZLERİMİZ SAKARYA MAÇINDA!

Rakip Manisaspor, zor şartlarda olan bir kulüp. Tesislerimizi onlara açmamız taktir edilecek bir durum. Genç bir takıma karşı oynamanın da konsantrasyon anlamında da zorlukları oluyor.

Taraftar maç saatinden ve rakibin durumundan dolayı olsa gerek ilgi göstermedi. Ancak yine de hatırı sayılır bir taraftar kitlesi vardı stadyumda.

Maçın geneli bir paf takımla antrenman maçı havasındaydı. Ancak tek fark atılan goller ve skorun hanemize yansımasıydı.

Tek kale maçın daha ilk dakikalarında gole yakın oynadık. Bunun etkisiyle sağlı sollu ataklarla geçti ilk dakikalar. Daha erken gol olabilirdi ancak maçın biraz rolantiye alındığı anlarda son haftaları boş geçmeyen Erhan’ın göbekten başlattığı atağı, Bahattin ile ver-kaç sonrası yine onun şutu ile gol geldi.

Oyunun iyice hakimi olarak farkı artırmak önemliydi. Oğuz’un derinlemesine ara topuyla Samet’in iyi takibi ve şutuyla ikinci gol geldi.

İkinci yarı da yine ilk yarı gibi başladı. Bahattin, golü bulabilirdi ama haftayı golsüz kapattı. Bu yarıda Kubilay’ın şutlarını izledik. Çok sık denediği oldu uzaktan şutları.

Oyunu iyice rolantiye aldığımız anlarda bol bol pozisyon bulduk. Bunları farka döndürmek adına uzatmaları bekledik.

Oyuna sonradan giren Muhammet Beşir, nihayet golle buluştu ve takımının üçüncü golünü attı.

Kubilay da yine ikinci yarının başlarında orta alandan denediği ama kalecinin son anda kornere çeldiği şutundan sonra, bu sefer yine uzaklardan attığı şut ile haftayı golle kapatmış oldu.

Bir nevi Sakaryaspor maçının provası olarak geçen bu taktiksel maçı farklı bitirmenin de moral anlamında önemi büyük. Bu tür maçlarda eksiklikler de fazla gözükmeyeceği gibi aman aman şöyle top oynadık da denilmez.

İlla birşey yazılacaksa da farkı açan golleri uzatmalara değilde daha erken bulabilirdik. Futbolun sihirli dünyası da burada saklı zaten.

Gözlerimiz artık Sakaryaspor maçına çevirildi. Deplasmanda ilk yarının liderlik maçı olacak. Sarıyer’in sahasında Hacettepe ile berabere kalmasıyla şuan lideriz. Dileriz ki Bayrampaşa maçında Sakaryaspor da puan kaybetsin. Artık maç bitiminde göreceğiz son durumu.

Kısa bir not; Hacettepe takımı için, bizimle oynadıkları maçta daha cesur oynamalarını beklerdim yazmıştım. Demek ki bu tespit, Sarıyer maçında vücut bulmuş. Nitekim uzun süre önde götürdükleri maçı son anlarda berabere bitmesine engel olamadılar ve bir süprize imza attılar.

Hafta arası maçın yayınlanması konusu gündeme geldi. Sahasında oynadıkları maçların, yönetim stadın dolması için canlı verilmesini istemiyormuş. Bir başka açıklama da canlı yayın hakkı olan yerel bir kanaldan geldi.

İlginç ki, bu zamananın şartlarına uymayan açıklamalar bunlar. Enteresan geliyor tabi. Sakaryaspor yönetiminin çağ dışı açıklamaları bizler gibi tüm futbolseverleri de üzüyor. Hangi devirdeyiz dedirtti. Elbette karar onların. Yapacak bir şey yok. Kaldı ki Sakarya dışında da taraftarları var. Bunları da mı düşünmüyorlar?

Dileriz ki iyi bir oyun ve skorla galip ayrılırız oradan. Elbette iki takım taraftarları daha şimdiden sanal alemde ki tartışmaları, dileriz stat dışına yansımaz diyoruz.

Samsunspor topa daha fazla sahip olacaktır. Ancak Sakaryaspor özetlerini izlediğimde biraz orta alan mücadelesini yapıyor ve rakip üzerinde baskı kuruyor geldi. Buldukları gollerde defansların hataları da bu baskı sonucundan geliyor. Birde uzaktan şutlarına dikkat derim. Sahada çok koşuyorlar, sert oynuyorlar görünümü var. Rakip sahaya kurduğumuzda oyunu defanslarının hataya yatkın olmasından faydalanabiliriz.

Dediğimiz gibi ilginç ve zevkli bir maç olacak. Bu ligi daha evvelde yazdığımız gibi futbolcuların ilerleyen ve daralan haftalarda ki ortaya koyacakları performanları belirleyecek. Dileriz ki bunu başaran takım biz olalım. Olmaması içinde hiçbir sebep yok.

Yeterki istekli, mücadeleci ve skoru üreten taraf olalım.

KRİTİK DEPLASMAN GALİBİYETİ!

Uşakspor taraftarı centilmenlikte ön plana çıkacak işler yaptı. Hem maç öncesi hemde maç bitimine doğru takımımıza yönelik tezahüratlarıyla alkışı hak ettiler. Ancak taraftarlık olayından ziyade daha çok tiyatro izler gibi maç izlemeleri de dikkatimizi çekti.

Taraftarlarımız kendilerine ayrılan bölümü tam anlamıyla doldurup takımlarına olan inançlarını gösterdiler. Bir an bile susmayarak takıma büyük destek verdiler.

Samet, cezasını bitirince takıma geri döndü. Yine Canberk ve Enes 11’de olmaya devam ettiler. Erkam’ın sakatlığından dolayı da Şahin takımda yer alan başka bir isimdi.

Samsunsporumuz ilk dakika içinde Enes ile atak geliştidi ve korner ile sonuçlandı. Bu durum takımımızın galibiyet için sahada olduğunun göstergesiydi.

Uşakspor bu ataktan sonra daha kontrollü oynadı. İlk ciddi ataklarını da Enes’in rakip ceza alanında kaptırda topla yakaladılar. Şahin’in, kornere attığı top sonrası gelişen ataklarında Erhan Kartal, topu çizgiden çevirmeyi başardı.

7.dakikada olan bu atak takımımıza biraz ders niteliğinde oldu ki bundan sonra daha çok ayağa paslarla rakip alana gitmeye başladık. Kubilay’ın etkisiz başladığı maça biraz olsun oyuna girince atakları nasıl yönlendirdiğini izledik.

Uzun süren paslaşmadan sonra Kubilay’ın verdiği pası Canberk çok iyi ortası sonrası Samet’in kafa golüyle öne geçmeyi başardık. Hazırlanış ve bitiş olarak taktir edilecek bir organize ataktı.

Hep kanatları kullanalım dediğimiz olay, birde yapılan ortaların isabetliği açısında da bakıyorum olaya. İşte böyle bir atak sonrası geldi gol.

Golden sonra rakibin daha çok çıkmasını bekledik. Ancak onlar kontrolü bırakmamak için çok fazla geriyi boşaltmadılar. Kontrollü oyunu tercih ettiler.

Takımımız, genel olarak yine final paslarında biraz daha dikkatli olsaydı farkı daha erken açabilirdik. Özellikle Enes, geride kalan iki maçtaki performansının gerisindeydi. İlk yarıda sağ kanat yerine solda oynayınca etkisiz kaldı. Şut yerine pas verebileceği anları daha iyi değerlendirmeli.

Bu yarıda Canberk’in uzaktan şutunu izledik. Birde Bahattin’in gole yakın pozisyonunu. Kubilay, yine uzaktan şutları denedi ama başarılı olamadı.

İkinci yarının başında Bahattin, öyle bir golden etti ki takımı hepimize saç baş yoldurdu. Bu değilse hangisi gol olacak?

Bahattin yerine Erhan Şentürk oyuna girdi. Oyunu daha kontrollü oynadık belki ama biraz olsun daha çok rakip alanda olmamız gerekiyordu.

Canberk ile başlayan ve Kubilay-Samet paslaşması sonrası Erhan Şentürk’ün şık golüyle farkı ikiye çıkarttık. Öyle bir zamanda geldi ki gol, rakip dahi geri dönemeyeceğini kabul etmişti.

Oysa biz oyunu soğutup topu ayağımızda tutmamız gerekiyordu. Bunu da yaptık ama son dakikalarda doğru skorun da etkisiyle biraz konsantrasyon eksikliği yaşadık. Taner Hoca da hakkını vermek gerekir tüm hareketleri ve söylemleri bunu engellemeye yönelikti.

Rakip takım taraftarları dahi ümidini kesmişken, Kubilay’ın hücumdayken gereksiz top kaybı sonrası gelişen atakta kalemizde golü gördük.

İşte bu golden sonra takımımız biraz fazla panikledi. Havaya giren rakip oyuncularda neden olmasın? diyerek kalemizde gol aradı. Oyunun bu bölümü hariç takımda her şey lehimizeydi. Hani “Baskette oyunun sonunu da iyi oynayacaksın!” sözünü hatırladık. Fark bir anda eşitlenebilirdi.

Maçın başından itibaren Nuri’nin başarılı konsantrasyonu rakibin istediği pozisyonları bulamamasında etkili oldu. Ahmet’in yine dikkatini de belirtmek gerekir. Canberk’in hem hücum anlamında hem de geliştirilen ataklarda parıldamaya devam ediyor.

Bu maçta Enes ve Bahattin bekleneni vermemiş olmasıyla birlikte Kubilay’ın da iki golde katkısını belirtmekle birlikte daha dikkatli ve daha çok o bitirici pasları düşünmesi gerektiğini hatırlatmakta fayda var.

Taner Hoca, hem oyun kurgusunda hemde oyuncu değişikliklerinde etkiliydi. Belki oyuncu değişikleri yaparken oyundan bir hayli düşen Enes’i alabilirdi. Nitekim haklı olarak skorda iyi olunca Savaş’ı çıkardı ama onun etkisinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha yaşadık.

Tüm takımı ve teknik heyeti bu galibiyetten ötürü kutluyoruz. Neticede deplasman ki çok kritik maçtan galibiyet alınmıştır. Bir deplasmanda da bundan daha fazlasını bekleyemezdik. Hem oyun hemde skor olarak.

Haftaya kendi sahasında bize geçit vermeyen Bayrampaşa takımını mağlup eden Manisaspor ile oynayacağız. Gençlerden kurulu bir ekip ve artık küme düşmesi neredeyse kesinleşmiş bir takım ama her zaman belirtiyoruz “konsantrasyon” mutlaka olmalı. Bu maçın son dakikalarında da bunu görmüş olduk. Son düdük çalana kadar mücadeleye devam!

SESSİZ GOLCÜLER DEVREYE GİRDİ!

Hacettepe, ligde ilginç skorlar alan bir takım. Bir hafta altı gol kalesinde görüp bir hafta sonra da sahasında altı atan bir takım için ne yapacağı belli olmaz denilebilir. Gençlerbirliği’nin alt yapısı olan ve genç oyunculardan oluşan bir ekipten ben daha fazlasını beklerdim.

Öncelikle rakip sahasında oyunu kabul etti. Fazlasını beklerdim dediğim aslında daha cesur oynasalar ve defansı beşli yapmayıp daha organize olabilseler işte o zaman geleceği için bir taktiksel mücadele koyabilirler.

Belki de öyle oynuyorlardır ama bu maçta bunu göremedik. Böylesi takımlara karşı mutlaka erken gol bulmak önemli oluyor. En azından daha çok öne çıkmalarını kolaylaştırır. Gerçi biz golü geç bulduk buna rağmen yine son dakikalara kadar çıkmadılar öne.

İlk yarı boyunca rakip alanda daha çok görülen taraftık. Ancak Bahattin’in karşı karşıya kaldığı kaleciyi nişanladığı mutlak bir pozisyonu vardı. Öncesinde ise bol bol ofsayta kalmamız vardı. Bunlardan iki tanesi de şüpheli kalkan bayraklardı.

Şimdi herkes kapanan rakibe karşı neden bu kadar çaresiz kalıyoruz diyecek? Evet çaresiz dedim çünkü eğer 3 direk arasından topu ağlara göndermeyi başaramıyorsanız bu çeresizlikle ifade edilir.

Notlarımın arasında uzaktan şutlar var ki biri direkten döndü, diğerleri de final pasları başarısız ve şut yerine daha garanti futbolcumuz varken şut çekmemeliydi.

Zaten rakip iyice yaslanmış, 5’li defans yapmış, orta alanda onlara yapışık ve ileri uçta da bir tane adamları dahi yok. İşte bunları aşmak için yapılacaklar var. Derinlemesine toplar, çizgiye atılan toplar, ortalar ve uzaktan şutlar gibi.

Bunların birçoğunu da yaptık. Ancak tam kaleye indiğimizde birde yapılacak son bir şey var o da garanti pas. İşte bunlarada dikkat edersek zaten rakiplerimizden üstün oynuyoruz ki maçı da erken koparabiliriz. Top kullanma hızımızı artırmamız gerektiğini hatırlatmakta fayda var.

Bunları yazmak zor ama uygulamalarda anlatmak daha kolaydır. Bunlardan biri bakın ikinci golümüze, Enes ile ceza alanına inişimiz İrfan’ın çok şık şekilde pasını Erhan’ın gole çevirmesi. Bu tür paslaşmalar daha çok yapılmalı. Çünkü böylesi rakipleri aşmanın kilidi bu tür hamleler oluyor.

Rakibinizin kapanan bir maçını analiz etmek ve yazmak zor. Çünkü tek kale maçlar gibidir bu tür maçlar. İkinci yarıda da aynı senaryo devam etti.

Muhammet Beşir’in inatla sürdürdüğü mücadelede yaptığı ortaya Bahattin kafa vuruşunu defans çizgi önünden kornere attı. Oğuz’un içeri ortasında Erkam ile gole yaklaştık.

Muhammet Beşir ile Erhan Şentürk değişikliği oldu. Stadın Muhammet’i protestosu hiç şık değildi. Bu tür genç oyuncuları kazanmamız gerekir. Nitekim Muhammet istekli ve mücadeleci oynadı. Evet belki gol bulamadı ama çokta sönük değildi.

İlk yarıda direkten dönen topu vardı Kubilay’ın. Taçtan gelen topu, iyi bir vücut çalımıyla çaprazdan vuruşuyla kalecinin kapattığı köşeden ağlarla buluşturdu. Önemli bir goldü Kubilay için. Haftalardır onlarca şutu ya direkten dönmüştü topları yada az farkla auta gitmişti.

Rakip buna rağmen çok açılmadı. Yine beşli defansta ısrar etti. Enes ile gole yaklaştık. Kaleci güçlükle kornere çeldi topu.

Son dakikalarda biraz çoklu hücuma geçti ama beş dakikalık oyun ile olmuyor bu tür maçlar ama kaza golü bulur muyum diye düşündüler. Bu anlarda biraz daha rahat pozisyonlara girdik. Bunlardan Erhan Şentürk önce vuruşunu kaleci kornere çeldi, sonrasında ise çok güzel üçlü paslarla ceza alanında buluştuğu topu ağlara göndermeyi başardı.

Özellikle ikinci golün hazırlanış bakımından istediğimiz ve beklediğimiz bir pozisyon olduğunu belirtmek isterim. İşte kapalı defansları bu tarz garanti toplarla aşarsınız. Bazende uzaktan şutlarla veya duran toplar sonrası yada derinlemesine paslarla.

Geç oldu goller ama neticede 3 puan ile bitirmek önemliydi. Şimdi geçen maç için eleştirilen Taner Hoca, bu maçı aldı diye göklere çıkaracak değiliz. Elbette iki takımın yeri ve konumu da aynı değil. Riskleri aynı değil. Sarıyer maçını son anda kaybetmenin acısını hep beraber yaşadık. Çünkü rakip on kişi kalmış ve geriye yaslanmışsın. Ayrıca kilit oyuncu Kubilay kenara alınmış. Bu duruma Sarıyer Hocası bile çok memnun olmuş. Bir programda da bunu arkadaşına anlattığı gündeme geldi.

Oyuncu değişikliklerini herkes tartıştı. Ama gel gelelim hem hakaretlere varan hem de ailesine kadar uzanan hiçbir söylem eleştiri değildir. Bunu belirtmek gerekir. Sarıyer maç yazımda da yazdım İsmail Uyanık varken ‘istifa etsin’ demekte bize ayıp kaçardı ki zaten bu genel olarak kabul olan bir yaklaşımdı.

Haber Aks tvde çıktığı programda yaptığı açıklamalar elbette herkesi memnun edecek değil. Ancak Hoca’nın eleştirildiği bir ortamda böyle bir programa çıkmasıda taktir edilmelidir. Herkesin bir oyun anlayışı var. Bunu bazen uygular bazen de yerine getiremez.

Bu lig öyle basit geçmeyecekti öylede oluyor. Ancak kalitemizin daha çok sahaya yansımasını beklemekte yadırganmamalı.

Haftaya Uşak deplasanı var ve bu zor deplasmandan da mutlak üç puan ile ayrılmak zorundayız. Şartlar onu gerektiriyor. Sakaraya iyi bir çıkış yakaladı ve ligin lideri oldu. Eğer ligi göğüslemek istiyorsak rakipleri geçmemiz gerekiyor. Bunun içinde şöyle oldu böyle oldu değil (sürekli geçmiş yıl istatiskleri ile avunmayın) üç puanı alacak golleri bulmak durumundayız.