GÖZLERİMİZ ANKARA’DA OLACAK!

Erkam Reşmen’in, aylar sonra sahalara döndü. Diğer taraftan geçen hafta iyi bir oyun ortaya koyan Aytaç yine kadroda yerini buldu.

İlk dakikalardan itibaren oyunu rakip alana yığan takımımız sonuca erken gitmek amacındaydı. Bunu da Bahattin ile yakalamasını bildik.

Rakip oyunu kirletmeyen, centilmenlikle hareket etti. Tamamen topa konsantre olmasıyla da ayrıca dikkatleri üzerine çeken genç ekip zaman zamanda topa hakim olan taraftı.

Oyunu rahat götüren oyuncularımız, rakibin üzerine gittiklerinde ve tempoyu artırdığında pozisyonları da üreten taraftı. Ramazan Çevik ile yakaladığımız pozisyonlar vardı.

İçeri yapılan ortaya ayağını uzatan Ramazan topa dokundu ancak kaleciye çarpan top kornere çıktı. Ancak hakem topu rakibe verdi. Diğeri de çok iyi bir organize atağımız vardı. Oğuz ile başlayan atakta, Okan çok güzel bıraktı Ramazan’a ama onun dokunuşunda top auta gitti.

Maçın en önemli isimlerinden biri kuşkusuz Abdülkadir oldu. Hem takımı atağa kaldırmada hem de yaptığı asistle her ne kadar gol atamamış olsada takım için çok önemli bir isim olduğunu bu maçtada gösterdi.

Taraftarın muhteşem desteğinin yanında devre arasında Müslüm Gürses’in “Unutamadım!” şarkısına eşlikte yine görülmeye değerdi. Bizim taraftar bu işi biliyor arkadaş!

İkinci yarının hemen başında Abdülkadir’in asistiyle topla buluşan Kubilay topu ağlara gönderdi ve farkı ikiye çıkarttık.

Bu yarıda kendi hatamızdan bir pozisyon verdik. Bura da şunu belirtmek gerekir fark ikiye çıktığında bizim için oyun daha rahat hale geldi. Ancak bura da iştahlı olmak gerekiyor. Çünkü özellikle gelecek maçta oynayacağımız Keçiörengücü maçı bu kadar rahat geçmeyecek.

Elbette her maçın hikayesi farklı. Bu maçın hikayesi de öyle oldu. Genel anlamda rahat götürdüğümüz ve birçok pozisyonu da kaçırdığımız maçtı. Bayrampaşa maçı gibi gergin geçmedi. Bunda hem rakip oyuncuların tutumu hem de golü erken bulmamızın etkisi vardı.

Bir kez daha gördük ki biraz daha çıkışlara dikkat etmemiz gerekiyor. Diğer taraftan da final pasları ve ceza alanında ki yakaladığımız pozisyonları kaleye şuta çevirmek için hızlı hareket etmeliyiz.

Yine hakeme değinmeden geçemeyeceğiz. Bu maçta her ne kadar ona çok iş düşmese ve iki tarafında iyi niyetine rağmen ikili mücadelelerde aleyhimize çok rahat düdük çaldı. Bir de ikinci yarıda beklediğimiz bir penaltı vardı.

Artık gözlerimiz Ankara’da oynanacak olan Keçiörengücü maçında. İsmet Hoca’nın da belirttiği gibi yarı final maçı özelliğinde olan bu maçta beklentimiz elbette galibiyet. Sarıyer’in de mağlup olmasıyla birlikte yerleştiğimiz 2.lik için bu maç liderlik maçı olacak.

Sadece bu maçı kazanmamız yetmiyor elbette. Akabinde oynayacağımız Sarıyer maçı da bizim bu sezon ki en kritik maçından diğeri olacak. Hülasa üç gün arayla kritik iki maç bizim ligde ki yerimizi belirleyecek.

Takımıza inanıyoruz bu iki maçı da lehimize çevirmeyi başaracaktır.

GOL SEVİNCİ GÖRÜLMEYE DEĞERDİ!

Bazen başlık bulmakta zorlanır insan. Bu maçta onlardan biriydi. Maçın içinde bir çok şeyler yaşandı. Her şeye değmesi maçın galip bitirilmesiyle anlam kazandı.

Kağıt üzerinde favori olmak önemli ama sahada kazanılması gerekiyor. Maçı izlemeyen maçın skoruna göre herhalde çok rahat kazandığımızı düşünebilir.

Geçen hafta Kastamonuspor maçı sonucuna hepimiz üzüldük. Sadece futbolcular değil, teknik heyet ve yöneticilerde dahil tüm taraftar. Bunu en iyi başkan biliyor! Sahada ki mücadeleyi de yazıyoruz, durağan futbolu da.

Futbolcularımıza düşen cevap hakkı sahada olmalıdır. Kimse niyet okumuyor zaten. Herkes üzerine düşeni yapmalı diyoruz. Önce futbolcular buna katkı sağlamalıdır.

Bayrampaşa en az bir puan için çıktı sahaya. Bunu ilk dakikadan itibaren belli etti. Orta alanda yaptığı baskıyla takımımızı durdurmaya çalıştı. Bundan bir nebze de başarılı oldular.

Özellikle yarı alanda çıkışlarımız istenilen ölçüde olmayınca her ne kadar atak görünmüş olsakta pozisyona dönmesi istenilen ölçüde değildi.

Rakip attığı uzun toplarla pozisyon üretmeye çalıştı. Bazen de orta alanda yaptığı baskıyla kaptıkları toplarla. Buna hem Cenk’in cezası nedeniyle oynayan Aytaç ki bence iyi bir maç çıkarttı hem de Nuri’nin müdaheleleri vardı.

Hani final toplarını iyi değerlendirme diyoruz. Futbolcu elbette şutunu çekecek, vuracak ama daha garantisi varsa öncelikle onu düşünecek. Nuri o şutu çekeceğine, Kubilay’a pas verecek bu bir refleks olacak.

İleride ilk yarıda Abdülkadir’in biri ıskaladığı diğeri de müthiş şutunu kaleci önledi. Bir de direkte patlayan Kubilay’ın topu vardı.

İkinci yarıya rakip hızlı başladı ve ilk saniyelerde kalemizde etkili şutlarını Ahmet kornere çevirerek önledi.

Oyun hakimiyetini kurduktan sonra rakip alanda pozisyonlarımız gelmeye başladı. Dakikalar ilerledikçe bir türlü istenilen, beklenilen ve aranan gol gelmedi.

Bu durum haliye futbolcularımız üzerinde stres oluşturdu. Bunun neticesinde Erhan Şentürk önce rakip futbolcuyla girdiği dalaşmadan ilk sarıyı gördü daha sonra da ikinci sarıdan kırmızıyla on kişi kaldık.

Herşey aleyhimizeydi. Hakemin vermediği penaltıya bir de on kişi kalmamız eklenmişti. Gözler sahadaki oyuncularımızın ne yapacağına çevrilmişti.

Taraftar bu şoku atlatınca müthiş bir destek verdi. İşte taraftar böyle olur diye haykırıyordu. Sahada da kıyasıya mücadele vardı.

On kişi kalan biz değil rakipti sanki. Yere yatanın kalkmadığı, hiçbir şey yokken kendisini yere bırakmalar, vakit çalmak adına akla gelmedik işler anlayacağınız.

Tüm bunlara rağmen, sağlı sollu rakip alana oyunu yığdık. Buna rağmen Abdülkadir’in kafa topunun kaleciye gitmesi, topların defanstan dönmesi derken vakitte iyice daralmış ve uzatmalar oynandığı anlarda…

İşte o anlar artık tüm her şeyiyle ortaya çıkacağı anlar oluyor. Kubilay’ın içeri dalışı şutunu atışı yine kaleciden dönmesi ve dönen topa Okan’ın kafası…

Beklenen gol gelmişti. Ya o sevinç hem golü atan Okan’ın hem yedek kulübesiyle sahada ki oyuncularıyla o sarmaş yumağı denilen sevinç doğrusu tekrar tekrar izledim doyamadım…

Sezon başından beri bunu bekliyorduk. Bunu yazıyorduk bunu istiyorduk. Okan Dernek haftalardır artırdığı performansını kritik belki de şampiyonluğun yolunu açan golü atarak almıştı ödülünü.

Bu golle tribünler coştu, televizyondan izleyenler coştu! Sosyal medyadan gözyaşlarıyla izledik diyenler oldu. Neler oldu neler? Sadece gol olmadı adeta bir şehir ayağa kalktı…

Oyuna sonradan giren Bahattin’in attığı gol ile de güne kapanışı vermiş oldu. Onu da tebrik ediyoruz. İstiyoruz ki hep atsın hep sevinsin hep sevindirsin. Çünkü her futbolcumuzun performansının iyi olmasını isteriz.

Keçiören’in puan kaybettiği haftada kazanmak son derece önemliydi. Haftaya Bayrampaşa dileriz ki Keçiören karşısında da aynı direnci göstersin.

Hakem A klasmanmış. İyi güzel de hep mi aynı mantık var sizde “Aman Samsunspor için düdük çalmayayım!” Zaten bunu beklemiyoruz. Adil olun istiyoruz.

Nuri’nin pozisyonu tartışmalı olabilir ama Enes’in düşürülmesi hangi maç olursa olsun penaltı çalınırdı. Bunu da es geçtin. Rakibin gereksiz vakit çalmasına, ikili mücadelelerde verdiği kararlar ile beklenenin altında maç yönetmiştir.

Kalan her maç final! Hepsine talibiz. Bir bir geçeceğiz ve sezon sonunda hak ettiğimiz yerde yani liderlikle bitireceğiz.

ÜÇ GÜNDE NE DEĞİŞTİ?

Rakip takımı hiç yazmak istemiyorum. Çünkü biletten maç öncesine sonrasına hatta maç içinde yaptıklarıyla Başkanlarının sosyal medyadan “vizyon” kelimesine hiçte uymayan görüntüler ve olaylar vardı. Kelimeden öte geçmeyen uygulamalarla kulübün vizyonu olmuyor.

Maçta içeri giremeyeceğini bile bile kilometrelerce ötedelerden gelip orada beklemek. Her kulübe nasip olmaz böyle taraftar.

Maçın hemen başında rakibin şutları vardı kalemizde. İki takımda orta alanda kıyasıya mücadele etti.

Burada üstünlüğü belirleyecek unsurlar topu daha iyi kullanmak veya duran toplar olacağı görüntüsü vardı.

Son maçlarımızın aksine daha durağan ve kontrollü başladık oyuna. Hani rakibe ileride basan, onları hataya zorlayan görüntümüz yoktu.

Bodrumspor maçı sonrası İsmet Hoca’nın, “panik oynuyoruz!” dediği buysa bence tam tersine daha etkili ve rakibi bunaltan bir durumdu. Elbette pas hataları ve final toplarında sıkıntımız oluyordu. Buna çözüm istiyorduk. Yani daha az hataya inmeliydik.

Maçın genelinde Kubilay’ın durduğunda takımın atak yapmakta zorlandığını daha iyi hissettik. Rakibin orta alanı kalabalık yapıp, kendi yara alanında defansı çakmasıyla pozisyon üretmekte zorlandık.

İlk yarıda Abdülkadir’in serbest atışını kaleci yine aynı güzellikle kornere çeldi. Bunun dışında çokta pozisyon yoktu. İki takımda birbirine üstünlük kuramamıştı.

Tam da ilk yarı golsüz bitecek derken bir anda üst üste gelişen atak sonrası kalemizde golü gördük. Elbette faulü yazacağız!

İkinci yarıya daha süratlı daha iştahlı ve rakibini bunaltan bir Samsunspor görürüz düşüncemiz vardı. Ama bu düşüncede kaldı. Rakibin tam manasıyla kendi yarı alanında kalıp kontra atak oyun tercihi pozisyon üretmemizde sıkıntı yaşattı.

Buna rağmen Abdülkadir ile gole yaklaştık. Yine sahada çokta varlığını göremediğimiz Bahattin’in uzaktan zayıf şutunu. Bahattin hep istekli yazmıştım diğer maçlarda sonradan oyuna girişinde. 11’de başladığı bu maçta patlama bekledim ama boşa düştük ne yazık ki.

Tempoyu artıramadığınız, rakibi bunaltmadığınız zaman sonucu da değiştiremezsiniz. Tabi ilk yarıda rakip defansın ters vuruşunda gole yaklaştığımız durumlar hariç. Böyle de olsa rakip alanda daha fazla olmalısınız. Derinlemesine topları daha fazla denemeniz gerekiyor.

Rakip defansın arkasına sarkmadığınız zaman karambol toplarına kalıyoruz bu şekilde yakaladığımız pozisyonlar rakip defansta eridi.

İsmet Hoca, son maçlarda yaptığı değişikliklerle maça damgasını vuruyordu. Ancak bu maçta yaptığı değişiklikler ve hatta maça başlama kadrosu da yine eleştirilecektir. Çünkü defansta deneyimsiz bir Enes yerine ters ayakta olsa İshak’ı tercih etmek mümkündü.

Orta alana cezalı Okan yerine Savaş doğru hamleydi. Ama inanın Okan’ı gözlerim aramadı desem yalan olur. Çünkü rakibe basan ve top için savaşan bir adam Okan. Savaş daha teknik daha ofansif ama bunu göremedik.

Fark oluşturacak oyuncularımız etkisiz olunca son maçlarda ki gol atma alışkanlığımızda devam etmedi.

Gelelim Hakem Ferhan efendiye! Bu hakem iki maçımızı yönetti. İkisinde de bariz hatalar yaptı. Birinde mağlup olduk diğerinde ucuz kurtulduk ki galip geldik. Maç öncesi ismi açıklanınca herkes eyvah dedi.

Maalesef yine sonuca etki eden kararlar verdi. Önce Ahmet’e yapılan faulü görmezden geldi ve sonrasında kalemizde golü gördük. Yine ikinci yarı Onur’un ceza alanında çekilip indirilmesini görmezden gelip penaltıyı çalmadı.

Korner beklediğimiz pozisyonda aut verdi. Top toplayıcı çocukla oynayıp rakip gibi dakikalardan çalıp oyunu soğuttu. Oğuz itiraz etti de hızlandırdı kararını. Yine İsmet Hoca’nın itirazında oyunu durdu. 4. Hakemin yanına kadar gelip bilgi alarak vakit geçirdi!

Anlamak zor tabi. Kötü oyuna birde hakemin aleyhimize kararları eklenince sahadan ağır bir yara alarak çıktık. Kazandığımız maçlarda ki hakem hatalarını da yazdım. Ne yazık ki korktuğumuz başımıza geldi.

Tabi ister istemez “Atanan hakemlerin futbolcular üzerinde etkisi oluyor mu?” sorusu geliyor aklımıza. Pekala mümkün!

Üç gün içinde oynadığımız iki maç arasında ki oyun ve mücadele farkını inanın izahta zorlanıyoruz. Bizler sahada gördüğümüzü yazmaya çalıyoruz. Kim istemez ki galibiyet. Ama futbolcularımız durumun vehametini artık görmeliler diyoruz da vakit yok süre bitmek üzere! Tren kaçtıktan sonra telafisi zor oluyor!

HAKLI GALİBİYET!

Bodrumspor, ligin sonuçlarıyla dikkat çeken bir takım. Özellikle Türkiye Kupası maçlarında aldığı sonuçlarla ne denli dikkat edilmesi gereken rakip olduğunu göstermişti.

Ankaragücü taraftarlarının Antalyaspor deplasmanı dönüşünde geçirmiş olduğu kaza sonucu vefat edenler için yapılan saygı duruşu kulüp yöneticilerimizin girişimleriyle olması taktir edilecek incelikteydi.

Yağmurlu ve soğuk bir hava vardı Samsun da. Buna rağmen durgun giden bilet satışlarının son gün artmasıyla birlikte doluluğun 15 bini geçtiğini düşünüyorum. Yine kulüp yönetiminin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olması nedeniyle iki gün önceden olmasına rağmen bayan taraftarlarımıza tribün jesti de alkışa şayandır.

Zorlu geçeceğini düşündüğüm maçlar arasındaydı Bodrumspor maçı. Ne yapacağı belli olmayan enterasan bir takım. Tecrübeli isimlerin dikkat çektiği takımın içinde on birde başlayan Göksu ve yedekten oyuna giren Mustafa Sevgi vardı bizde yakın zamanda oynayanlardan.

Bodrumspor’un başında olan Engin İpekoğlu’nun zemine ayak bastığında neler düşündüğünü doğrusu merak ettim. Belki de bunun için kısa sürdü basın toplantısı.

Samet Asatekin’in 11 de başladığı maçta, Onur ve Ramazan’ın yedeklerde dahi olmaması dikkatlerimizi çekti. Samet, oynadığı ilk yarı boyunca sakatlığının etkisinde olduğunu gördük.

Maçın hemen başında rakip alanda baskıyla başladık. İleride çoğalıp golü erken bulma niyetimiz vardı. Bunun içinde kanatlardan indik, orta alandan gittik. Özellikle Okan’ın uzaktan şutları dikkatlerden kaçmadı.

Hırslı ve sürekli rakibi ısıran bir görüntüsü var Okan’ın. Boşluk alanı bulduğunda dikine giden bir yapısı var. Üstüne koyarak devam ediyor ve İsmet Hoca’nın da vazgeçilmezi oldu.

İlk yarıda Erhan ve Abdülkadir’in kale önünden kafa vuruşlarının autla sonuçlandığı pozisyonlarımız vardı.

Kubilay, ilk yarıda ki oyunuyla bizi üzdü belki ama ikinci yarı oyuna ağırlığını koymasını bildi. Kalitesini konuşturdu adeta.

İlk yarıda rakip oyunu dengelediği anlarda, Nuri’nin hafif dokunuşuyla kendini yere bırakan oyuncu sayesinde öne geçme fırsatı yakalayan taraf Bodrumspor oldu. Penaltı atışında Ozan topu auta gönderince rahat bir nefes aldık.

İkinci yarıda Samet yerini Bahattin’e bıraktı. Üçlü forvete geçip skor üretme niyetinde olan İsmet Hoca bunun da neticesini ilk dakikalarda aldı.

Nuri hatasını telafi edercesine Kubilay’ın güzel ortasına iyi yükseldi ve kafa vuruşuyla topu ağlara gönderdi. Son zamanlarda görmek isteğimiz duran top organizasyonuydu. Kubilay-Oğuz  ver-kaçı sonrası Kubilay’dan geldi orta.

Rakibin üzerimize daha fazla geleceği ve boşlukları bulacağımız dakikalar başlamıştı. İşte bu anlarda sahne alan Kubilay, uzaktan sert ve düzgün vuruşuyla topu ağlara gönderdi ve farkı 2’ye çıkarttı.

Kubilay, bulduğu boş alanda topu uzun sürerek attığı şut direkten geri döndü. Eğer gol olsaydı sezonun en iyisi olmaya namzetti.

Bodrumspor, maçın içinde zaman zaman denediği defansımızın arkasına attığı toplar vardı. Bunlardan ilki ofsayt ile sonuçlandı. Birinde Ahmet başarılıydı. Ancak bu kadar rahat paslarına izin verirseniz cezayı da keserler.

Neyse ki suskun golcü Erhan Şentürk devreye girdi ve attığı şık golle fark tekrar 2’ye çıkmış oldu. Enes’in gelen ortaya kafayla Erhan Şentürk’e asistini de kaydetmeliyiz.

Oyundan iyice düşen rakip karşısında farkı artırabilecek pozisyonları bulduk. Son dakika da bu sefer hakem lehimize verdi penaltıyı. Sezon içinde kazandığımız ikinci penaltımızdı. Bahattin, topu havaya dikmesiyle 4.golden olduk.

Oyunun genel olarak hakimiydik. Kubilay’ın oyuna ağırlığını koyduğu anlarda daha fazla üretken olduk. Bahattin, istekli amenna! Ancak pozisyonları artık daha iyi okumalı ve bunları isabetli şuta çevirmeli.

Abdülkadir, yine çalıştı ama bu kez o kaleye şutlarını çok fazla göremedik. Daha çok ceza alanında topla buluşturmamız gerekiyor. Ancak sahada her zaman varlığını hissettiriyor. Bazen golcüler gol atamasa da büyük işlere imza atarlar. Yani alan açarlar, rakip eksiltirler ve sürekli rakip defansı rahatsız ederler.

Zaman zaman konsantrasyon düşmeleri yaşadığımız görülüyor. Sanırım bunu kenar yönetimde görüyordur. Diğer taraftan istek, mücadele ve pozisyon üretkenliğimiz en büyük artılarımız artık.

Daha önceki haftalarda, sezonun bitimine yakın bu baskıyı, stresi ve psikolojik olarak etkiyi kim daha olumlu kullanırsa bir adım öne çıkmaya yakındır diye belirtmiştim. Şimdi bu haftalara yaklaşıyoruz. Artık hataların telafisinin mümkün olmadığı zamanları yaşayacağız.

Hakem her ne kadar sonuca etki eden kararlar vermemişse de zaman zaman Kubilay’ın kaldığı tekmeleri göremedi. Kaleye yakın yerde kazanabileceğimiz faullerdi. Aleyhimize verdiği penaltıyı Nuri’ye yazıyoruz. Rakibine arkadan belki sert müdahale etmedi ama dokunması bile yetiyor malum.

Hakemlerin çaldıkları her düdük sonrası bizlere güven vermediklerini belirtmeliyim. Her pozisyonu mercek altına alır hale geldik!

Rakiplerimizin, puan kaybetmeleri ve bizim kayıpsız gitmemiz gerekiyor. Bu durumda ayakta kalan yarışı önde bitiricektir.

Dilerim ki sezonun sonunda gülen taraf biz olalım. Şimdi önümüzde yine zorlu bir deplasman var. Kastamonuspor gibi yarışın içinde bir rakiple karşılacağız. Elbette deplasmanda kazanmak için gideceğiz. Bu maçta ki gibi arzulu ve mücadeleci oynadığımızda galibiyetle döneceğimizi düşünüyorum.

İYİ OYUN FARKLI SKOR GETİRDİ!

İnegölspor 6 da 6 yaparak geldi şehrimize. İyi ağırlandılar. Yönetim, ilk maçta gösterilen ilgiye yine aynı centilmenlikle karşılık verdi.

Samsunspor, hedefi belli olan ve bunun için her haftayı kayıpsız geçirmesi gereken bir takım. Bunun için rakibe göre daha çok istemek ve mücadele etmek durumunda.

Rakibin yeri itibariyle kaybedeceği bir durum yok. Alt sıralardan uzak, üst sıralar içinde yakaladığı galibiyetler serisini devam ettirerek play-off düşüncesinde olarak çıktı sahaya.

Maça istekli ve mücadelesi yüksek bir görüntüyle başladık. Bunun neticesinde de henüz 3. dakikada sezonun da en erken golüne imza atmış olduk.

Abdülkadir’in başlattığı atakta, Onur’un güzel pasıyla buluşan Kubilay, şık vuruşla topu ağlara gönderdi.

Takımımızın, en önemli özelliği bu maçta mücadele gücünü yüksek tutmasıyla birlikte ön alanda sürekli baskı yaparak rakibi hataya zorlaması oldu.

“Defans hücumda başlar!” Futbol mantığının sahadaki yansımalarını izledik. Bu hem rakibin çıkmasını engelledi hem de oyun üstünlüğünün bize geçmesini sağladı. Bu anlarda biraz daha oyunu sıkıştırmayıp, kalabalıktan uzak tutup oyunu geniş alana yaymamız gerekiyordu.

Erhan Şentürk kaleciyle defansın hatasını iyi değerlendirdi ve topu kaptı ama attığı şut auta gitti. Bu esnada daha garanti oynamayı tercih emiş olsaydı Abdülkadir’in farkı artırması içten bile değildi.

İlk yarının son on beş dakikasında topu biraz rakibe verince onlara da cesaret geldi. Bunun neticesinde de maçın en etkili pozisyonunu kendileri adına bulmuş oldular.

Defansımızın yerinde müdaheleleri, orta alanın da baskısı rakibe yarı alanımızda oyun kurmalarını engelledi.

İkinci yarıya da etkili başlayan taraftık. En azından topu isteyen baskısını devam ettiren görüntümüze tekrar büründük.

Kubilay, oyun ataklarında daha etkili olmalı. Mesela birkaç kaptırdığı topla rakibin yarı alanımıza ani atakları yaptığını hatırlatmakta fayda var.

Oyunun tam orta alan mücadelesinde ve kıyasıya top kapmanın olduğu anlarda gelen Kubilay’ın golüyle rakibinde gardını düşürmüş olduk. 61.dakika da gelen bu golle herkes derin bir nefes almış oldu.

Oyunun artık tam hakimi olan taraftık. Farkı daha da artırmak için pozisyonlar bulduk. Bunun için biraz daha final toplarına dikkat etmeliyiz. Diğer taraftan kanatları da etkili kullandığımızı söyleyebiliriz.

Yine bir pozisyonda Abdülkadir’in Canberk’e neden bindirme yapmıyorsun uyarısı bizim bu dediklerimizi anlatır durum olarak kayıtlara geçti. Bu tür uyarıları kaliteli oyun anlamında olumlu buluyorum.

Oyuncu hamlelerinin yerinde olması İsmet Hoca’nın en büyük artısı olarak kayda değer bir durum. Diğer maçlarda olduğu gibi bu maçta da oyuna sonradan girenler oyuna katkı yaptılar.

Enes’in başlattığı atakta, doğru tercih ile Bahattin’e çıkartması onunda iyi bir feyk hareketle önünü boşaltıp topu ağlara göndererek farkı 3’e çıkarttı. Bahattin bu golle son haftaki istekli oyununun neticesini almış oldu.

Enes’in şimdiye kadar en iyi izlediğim ve etkili performansıydı. Elbette daha yol alacağı unsurlar var. Ancak alan kontrolünde ve son paslarda ki performansı göz doldurdu. Biraz daha kuvvetlenip ikili mücadelede ayakta kalan bir Enes içinde zamana ihtiyaç var.

Oyundan iyice düşen İnegölspor karşısında maçın son anlarında 4 hatta 5’i bulmak içten bile değildi.

Hakem zaman zaman verdiği kararlar ile saç baş yoldurttu. Bunu özellikle yazalım çünkü kazandığımızda bazen bu hataları görmezden geliyoruz. Oysa hakem iki takımında iyi niyetli hareket etmesini kendi müdahelesiyle alevlendirmek istedi.

Öyle ki kritik yerlede faullerimizi görmedi, Enes’in ceza alanında yere düşürülmesini es geçti, taç atışlarını bir hakemin maç içinde ilk defa bu kadar el değiştirttiğine de şahit olduk. Tek olumlu işi de kalkan ofsayt bayrağının yanlışlığını görüp oyunu devam ettirmesiydi.

Bir söz de maraton tarafta olan yardımcı hakeme ki ofsayt nedir, nasıl olur? El insaf kardeşim bu kadar mı kör olur insan.

Haftayı bay geçeceğiz. Sonrasında hafta içi Bodrumspor maçı ile lige dönüş yapacağız. Şuan gizli lider konumundayız maç fazlasıyla. Ancak biz kazandıkça daimi liderlikte gelecektir.

Bodrumspor da, dileriz ki maç saati değişikliğine olum bakar ve stadyum daha fazla taraftarın maça gelmesi mümkün olur. Malum maç Çarşamba günü saat 14:30 da oynanmasını uygun görmüş TFF yetkilileri! Sanki taraftarı olmayan bir kulübüz insan başta dikkat eder en azından…

Ligin en dikkat etmemiz takımı olarak Keçiörengücü olarak görünüyor. Yenik duruma düşmelerine rağmen farklı kazandılar.

Samsunspor bu maçtaki oyun, mücadele ve konsantrasyonu gibi devam edebilirse kalan maçları da kazanmaya devam edecektir. Hepinizi yürekten kutluyorum.

DEPLASMANDA KAZANMAK ÖNEMLİ!

Ankara Demirspor kurum takımı olarak ligde mücadele ediyor. Mütevazi kadrolarına takviyeler yaparak ikinci yarıya başladılar ve iyi de sonuçlar alarak bu maça çıktılar.

Samsunspor taraftarı takımı yalnız bırakmamak için hem Samsun’dan hem de Ankara da ikamet edenlerden oluşan bir kalabalıkla stadın (!) etrafında erken saatlerden itibaren bulunmaya başladılar.

Yalnız sıkıntı ayrılan yerin sadece 80 kişilik olmasıydı! Bu sorun rakibin taraftarının olmayışıyla, araya giren Başkan İsmail Uyanık sayesinde aşıldı ve tribünlerin neredeyse tamamını doldurduk.

Hemde televizyondan canlı yayın olarak verilmesine rağmen. Tek taraflı bir tribün ve yan sahalaramızda maç izliyor havasında ama takımımıza olanca kuvvetiyle destekle aşıldı.

Maçın hemen başlarında rakip alanda Erhan ve Ramazan ile gole yaklaştık. Hem orta alanda mücadeleyle hemde Kubilay’ın ara toplarıyla pozisyonlar üretmeye başladık.

Bunun sonucunda rakibi zorladığımız ve ters toplarla da gole yaklaştığımız anlar oldu. Ancak bunları ilk yarım saate yakın zaman diliminde yaptık.

Rakibin pozisyona girmeye zorlandığı bir günde golü erken bulamayışımızın stresini gördük sahada. Eğer böylesi bir rakibe karşı erken gol atamazsanız psikolojik üstünlüğü kaybedersiniz.

İshak, geçen hafta da yazdım daha fazla zorlamalı o koridoru. Bunu gördük ama ortalarının daha fazla isabetli olması gerekiyor. Daha hızlı ve seri olmalı. Ağır kalıyor izlenimi onun adına iyi olmadığı gibi bizim pozisyon üretmemizi de etkiliyor.

Erhan Kartal’ın da yine bu maçta son toplar da zaman zaman pozisyon hatalarıyla form düşüklüğünü devam ettirdi.

Buradan da anlaşılacağı üzere kenarları daha fazla aktivite etmeliyiz. Orta alanda da Kubilay ve Oğuz ile göbekten ara toplarla gidilmeli. Bunları görüyoruz ama çok az kalıyor bu kalitede bir takım için.

Samet geçen maçlarda ki görüntüsünü biraz olsun olumluya değiştirmek için çabaladı ama sakatlandığından dolayı ilk yarının sonlarında Bahattin ile yer değiştirdi.

İkinci yarıya rakip daha cesaretli başladı. Daha fazla topa girdiler. Hatta pozisyon bulmak için çabada gösterdiler ama çok fazla kalabalık gelemediler. Çünkü her geldiklerinde kalelerinde golü görme riskleri vardı. Bunun bilinciyle oynadılar hep.

Pozisyona girmekte zorlanmamıza İsmet Hoca, müdahale etti ve Eyüpspor maçı değişikliğinin tersini yaptı yani Kubilay’ı oyundan alırken Abdülkadir’i oyuna aldı.

Bahattin, son zamanların en hırslı görüntüsündeydi. Çok çabaladı. Ondan beklenen elbette ki gol atması ancak golün hazırlanmasında da öncülük etti.

Bahattin’in hazırladığı pozisyonla, Oğuz’un uzun pasına Erhan Şentürk, zorda olsa boştaki Abdülkadir’e attı ve onun dokunuşuyla da galibiyet golümüz geldi.

Hem deplasmanlarda ki son maçlarda kazanamama duygusu hemde artık her maçın final olduğu haftalara girilmesinin etkisiyle skoru korumaya çalıştık.

Ankara Demirspor iler uçta çok etkili olamayışının nimetini yaşadık aslında. Bazen geri paslar can acıtır. Bunlara dikkat edilmeli. Erhan’ın gereksiz geri pasını Cenk kornere atarak önledi.

Diğer taraftan Bahattin ve Erhan ile bulduğumuz pozisyonlarımız vardı. Birde maçın son anlarında Savaş ve Abdülkadir ile gole yaklaştık.

Orhan Gülle’yi almışlar takıma. Futbolda devamlılık önemli. Bu kalitede futbolcunun sadece işi duran toplar değil elbette. Ancak onun bir serbest atışını Nuri’nin dokunuşu olmasa inanın gol olması içten bile değildi. Çünkü top uzak köşeyi görmüştü!

Üç forvetimizin maçın içinde yer almasının karşılığı tek gol olmamalıydı. Oyun formatımızda ki aksaklıklar devamlılığını gösteriyor. Bunları yazdıktan sonra kazanarak devam etmenin de önemini belirtmek gerekir.

Sezon başından beri birkaç maç haricinde tempomuzu yükseltemiyoruz. Tempoyu yükselttiğimiz de rakibin sertliğine yenik düşüyoruz. Maçın içinde futbolcularımızın iletişimiyle birlikte rakibi üzerine çekip, kendisini boşa düşerecek ve topu kaleye indirebilmeliyiz. Bunu yapacak oyuncularımız da var.

Bireysel beceriler ile gidiyoruz bir nevi. Hani göze hoş gelen futbolumuz yok. Final paslarında ki sıkıntılar, ataklarımız da ki hatalı paslar, sağlı sollu varyasyonlar bunlar beklediklerimiz. Bunu yönetim de ister bizlerde isteriz. Futbolcularımızın en azından mücadele ettiklerinde durum vaziyet buysa oyun kalitesini artırdığımızda zaten bu ligde karşımızda durabilecek rakip yok.

Eyüpspor maç yazımın sonunda ki cümleler geçerliliğini devam ettiriyor. Oyun anlamında bizleri mutlu etmese de kazanmak önemliydi. Zaten İsmet Hoca da basın toplantısında bunlara değindi.

“Amerika’yı yeni keşfetmeye gerek yok!” diye bir söylem vardır. Futbolda geçerliliğini de her zaman görürüz. Bizim gördüklerimizi teknik heyetin başında ki de görüyorsa o zaman önlem alınmasını bekleyeceğiz ama lig daralıyor yani zaman sıkıntısı var.

Maçın akabinde Başkan İsmail Uyanık başta olmak üzere herkesin yüzü gülüyordu. Futbol böyle işte tek gol ile mağlup oldunuzda başınızdan aşağı kaynar sular dökülüyor, tek golle olsada galip gelerek mutlu bir hafta sonu geçiriyorsunuz. Öncelikle 3 puanı almak elbette önemli olan.
Kalan maçlarda daha iyi bir futbol ve skor görmek dileğiyle..

KİLİDİ İKİNCİ YARI AÇTIK!

Sancaktepe maçından sonra oluşan hayal kırıklığı tüm şehre yansımıştı. Başkan İsmail Uyanık’ın o fotoğrafı her şeyi özetlemeye yetiyordu. Hani bazen sözden daha etkilidir bakışlar.

İşte öyle bir duruştu bu! Kaskatı kesilen bir insanın hayal kırıklığını ve içinde dönen fırtınaları dindirmek ona bu inancı tekrar göstermekle olur. O da sahada mücadele edip, kazanmakla mümkündür.

Yenilmek futbolun içinde olan doğal bir durumdur. Ancak kötü oynama ve isteksizlik kabul edilemezdi. Sorun neydi? Neden olmuştu tüm bunlar? İnsanların bir hafta boyunca ümitsizce dolaşmasına sebep olacak ise sahada ki mücadeleden yoksun olunmasıydı.

Taraftar o şoku atlatınca haftanın ilk antrenmanına gidip “Bizler şampiyonluk istiyoruz!” İsteğini yenilediler. Hem sözlü tezahüratlarla hemde açtıkları pankartla.

Maça ilgiyi artırmak içinde büyük bir çaba gösterenler oldu. Hem bireysel anlamda hem de taraftar gruplarının iletişim adreslerinden. Yine de beklenen olmadı ama 12 bin civarı bir taraftar vardı soğuk bir kış günü ve yağmur beklenen kapalı bir havada.

İnsanlar, maçtan önce gergindi. Son anda maça gelmek isteyenler bilet kuyrukları oluşturdu. Şenlik havası olmasa da takımlarını yalnız bırakmak istemediler. Nede olsa bu şehrin atan kalbiydi ve İsmail Başkanlarının da hatırı vardı.

İsmet Hoca, bir hayli değiştirmişti takımı. Kubilay dahi kesik yemişti. Defanstan yine ağır kalmasıyla eleştirilen Aytaç da kesik yiyenlerdendi. Savaş gibi mücadele eden ve sezon başından beridir özveriyle çalışan bir isim dahi yedekler listesindeydi.

Hoca’nın bu değişiklikleri eleştirilebilir. Ancak bizlerde buna saygı duymak durumundayız. Ramazan on bire döndü, İshak yine Canberk’in cezası nedeniyle kadro da yer buldu.

Oyun anlamında birbirleriyle çok oynamadıkları her hallerinden belli bir görüntüyle başladı takım. Pasların arasında ki kopukluklar topa istemeyle, peşinden koşmayla giderilmeye çalışıldı.

Kale önüne inip pozisyon üretmekte zorlanan bir takım vardı sahada. Özellike İshak, çok fazla rakip alanı zorlamadı. Nedeni taktik miydi? Doğrusu merak ettik.

Yine Erhan ve Abdülkadir ile başladı İsmet Hoca. Yalnız bu sefer doğru bir yerde forvette yer verdi hoca. Erhan’ın yeri kenarlar değil göbekti, doğru olan yapılmıştı. Maç boyunca çok çalıştı, gelen fırsatları değerlenmiş olsaydı on numara olacaktı.

İlk yarının en önemli pozisyonu Abdülkadir’in serbest atıştan şutuydu. O da az farkla dışarı çıktı. Samet, uzaktan yokladı ama kaleci çok rahatlıkla aldı topu. Hani kaleciyi zorladık mı işte bu yarıda o yoktu.

Geri paslar can sıkıcı bir hal aldı. Az becerikli olsaydı rakip kesinlikle mağlup duruma düşmemiz içten bile değildi.

Orta alandan çıkışlarımızda zaman zaman derinlemesine paslar denendi. Bunlardan bazıları defansa bazıları da ofsayta takıldı. Bu tür pasları denemeye devam etmeliyiz. Çizgi halindeki defansın bir anlık dalgınlığından ancak böyle yararlanırsınız.

İkinci yarı Abdülkadir yerini Kubilay’a bırakarak başlandı.

Kubilay, bu sefer daha istekli görünmesinin yanında, birazda etrafına bakarak oynamayı tercih eder görüntü verdi.

Bunun sonucunu daha ilk dakikalarda da aldık. Öne geçtiğimiz golde güzel ver-kaç hareketlerle Kubilay önünü boşaltı ve plase vuruşla topu ağlara göndermeyi başardı.

Golün gelmesiyle birlikte daha özgüveni artan bir görüntümüz vardı. Rakip zaten çok fazla pozisyon bulamadı. Birkaç denemeleri de zamanın da müdahaleler ile önlenmiş oldu.

Sahada ilk yarının aksine daha çok pozisyonlar ürettik. Ramazan ve Erhan derken oyuna sonra giren Bahattin ile mutlak gollük pozisyonlar bulduk. İşte bunları gol yapmalıydık dediğimiz pozisyonlardı bunlar.

Cenk Kaplan ilk maçında bir iki hatanın dışında önemli ataklarında kesilmesine yardımcı oldu. Stil olarak hareketli bir yapısı var. Ancak ilk maç için sadece bekleneni karşılayacak gibi durduğunu söyleyebilirim.

Hakem, maçın belli bölümlerinde hakimiyeti kaybetti. Rakibin sertliğine aşırı tolerans gösterdi. Belki de ilk yarının sonunda on kişi kalabilirlerdi. Çünkü Abdülkadir, çok rahat geçip önünü boşaltmış ve kaleciyle karşıya kalıp gol yapma imkanı vardı. Yine maçın çok koşan ve çalışanlarından Okan’ın düşürülmesinde son adam kuralı devreye girebilirdi.

Tüm bunların yanında takım oyunu hadisesi başkadır. Kazanmak güzel, ancak daha organize ataklar bekliyoruz. Daha çok koşmayı ve topu daha iyi değerlendirmeleri bekliyoruz. Bu galibiyet özgüvenin dönüşü açısından da iyi oldu.

Anlaşılan o ki rahat maç izlemek bize bu yıl çoğu maçta mümkün görünmüyor. Kalan maçları kazanacak skor üretin bizler ona razıyız demek ne kadar doğru onu da sizlerin taktirine bırakıyorum.

Yılport Samsunspor bu ligin üstünde bir takım görüntüsünü görmeyi arzuluyoruz ama yatırım yapılan takımın, “Nasıl olacakta üst lige çıkacak?” sorusu için İsmet Hoca, bu şifrelerden yola çıkarak yeni bir takım kurgusuyla sonuç almaya çalışacak.

Ne diyelim bu liginde makus talihi buysa yapacak çokta birşeyimiz yok! O halde şampiyonluk için gerekli skorları alalım ve bunu da seriye bağlayalım o zaman.

KAZIN AYAĞI ÖYLE DEĞİL!

Hafta içi beklenen teknik adam değişikliği oldu ve Taner Hoca yerini İsmet Taşdemir’e bıraktı.

Bu değişiklik genel olarak olumlu karşılandı. Taraftarlarda mutluydu. Ancak İsmet Hoca basın toplantısında temkinli konuştu. Çünkü ligde kalmaya oynayan değil şampiyonluk hedefleyen bir takıma gelmişti.

Lider ile arada ki fark 2 olarak bıraktI Taner Hoca takımı. Kendisi de buna vurgu yaptı hep. Çünkü kimse başarısız görünmek istemez. Ancak ondan beklenen ise geride değil hep önde olması istenen takım olmaktı.

Favori olarak çıktık Sancaktepe maçına. Nitekim takımın Teknik Direktöründen futbolcusuna kadar da söylemleri haddimizi bileceğiz ve sahada mücadele edeceğiz oldu.

Öyle de yaptılar. Futbolun içindedir mücadele. Zaten rakibiniz kim olursa olsun sizden ne kadar çok kuvvetli görünürse görünsün mücadale şart. Öyle ya yürüyerek maç kazanılmaz.

Bizim futbolcular da bir rehavet, bir rahatlık ki sormayın. Nasıl olsa gol atarız. İyi de koşmuyorsun ki rakipten fazla, rakibini rahatsız edecek ikili mücadele üstünlüğün de yok!

O halde nasıl olacak? Duran toplarla. Eh nasıl olsa alıştık geçen haftayı da öyle kapattık. Öyle yok. Her maçın hikayesi farklıdır gençler!

Taraftar eleştirir, yazarlar eleştirir, yönetim bize sahip çıkıyor nasıl olsa! Paramızı da alıyoruz keyfimiz yerinde yani. İyi güzel hayırlı işler yani.

Size güvenenleri boşa çıkarın, takıma kazandıranların yüzünü kızartın. Bu taraftar zaten çileye alışık bu yıl olmasa bir daha ki yıl olur mu diyorsunuz? O halde size tüühhh derler alt liglerde gezer durursunuz haberiniz olsun.

Önceden beridir yazıyorum. Eğer bu takım gelecek yılların iskeleti olacaksa futbolcularımız birkaç tık üstte oynamalıdır. Kusura bakma İsmet Hoca, bu maçlık seni suçlu göremeyiz. “Suçlu benim” demiştin ama hep derim bu gibi durumlarda futbolcular insiyatif almalıdır.

Maalesef bu insiyatifi alacak oyuncu olmasına rağmen o topa girmiyorlar anlaşılan. Ne diyelim biz sahada gördüğümüzü yazıyoruz.

90 dakika ve uzatmalar dahil aman aman pozisyon bir o da suskun Bahattin ile! Diğerleri şişirme toplar, uzaktan atılan şutlar. Kalecinin güçlükle çıkarttı diye not düştüğüm bir iki uzaktan şuta. Zaten Ahmet’in de öyle çıkarttığı toplar var.

Peki gol atma işinde öncelik kimin bu takımda? Erhan ve Abdülkadir’in. Hep derim çift forvet oynamalı evet öyle de oldu. Hatta üçe de çıktı ikinci yarı. Erhan, Amed maçında da oynadı ve kenarda oynatıldığı için yanlış dedik.

Tamam İsmet Hoca bilemedi diyelim, Cenk İşler bu durumu neden uyarmadı. Bu kadronun genelini ben ona yazıyorum. Ayağının tozuyla gelmiş birine dersindi ki burada oynadı ama verimli olmadı.

Peki bu üç forveti kullanabildik mi? Hani kaleciyle karşı karşıya bırakacak derinlemesine pas, orta, tek vuruşluk öldürücü toplardan hangisi oldu? Bir tek Bahattin’in ayağından açtığı top var.

Diğer taraftan rakibi boğacak, bunaltacak, hataya zorlayacak ortadan veya kanatlardan ne kadar gittik. Canberk dahi çok işlemedi bu maçta. Nasıl top taşınacak rakip alana?

Rakip iyi baskı yaptı. İyi de yapacak tabi. Ne yapsın topun önüne geçip sana mı bakacak? İşte klaslık burada geçerli olur eeyyy Kubilay! Topları ezerek, kafana göre şut çekerek değil. İlla ki şutu çekeceksin ama bir o kadarda oyunu okuyacaksın, takımını atağa kaldırıp bitirici pasları da vereceksin. Antreman dışında Celil abine de mi sormazsın bilmem ki yani.

Yönetim çabaladı, elinden geleni yaptı, tıkır tıkır parasını da ödüyor. Kağıt üstünde futbolcular da iyi. İşte bir şeyler ters gidiyorsa şu aşamada güzel kardeşlerim kendinize gelin.

Kazın ayağı öyle değil diyorsanız da gösterin bizlere hünerlerinizi de bizde şöyle utana sıkala sizi eleştirecek bir şey bulamadan “işte bu benim rüya takımım” diyelim. Ben ve tüm sizleri eleştirenler buna razıdır emin olun futbolcu kardeşlerim.

 

KAZANDIK AMA DİKEN ÜSTÜNDE MAÇ İZLEDİK!

Geçmişte uzun yıllar kalemizi koruyan Göksel Gencer’i genç yaşta kaybetmenin üzüntüsünü yaşadık. Takımımızda bunu anlatan bir pankartla çıktı sahaya. Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine ve sevenlerine de sabır diliyorum.

İkinci yarının sahamızda ki ilk maç, taraftarlar çok ilgi göstermedi denilse de 15 bine yakındı.

Kadro da değişiklikler vardı. Onur, Oğuz ve Kubilay onbir de başlamıştı. Erhan yedekti ve çift forvetten vazgeçmişti ki hele de kendi sahasında oynadığımız maçta neden bunda ısrar etmedi diye düşünüyorum Onur, Samet ve Kubilay’ın gole yakın ayak olmalarıydı sanırım.

Maça hızlı başladık baskılı başladık ve bunun için atakları sıklaştırdık. Gole yakın pozisyonlarımız ilk dakikadan itibaren vardı.

Abdülkadir kale önünde ki kafa vuruşunu kaleci güzel kontrol etti. Baskımız devam etti. Kubilay’ın şutu vardı yine auta giden.

Ceza alanına yakın yerde kazanılan serbest atışta Abdülkadir’in attığı şut ile öne geçtik. Bu golün sevincini çok fazla yaşayamadan uzun topla buluşan Kadir’in aşırtma vuruşuyla rakip beraberliği sağladı.

Gümüşhanespor çok sert oynadı. Çok sarı kart gördü. İlk yarı da on kişi kalması gerekiyordu ki hakem Samet’e yapılan faulü devam ettirdi. Yine yediğimiz golden önce Samet’e ceza alanında yapılan faulde penaltıyı es geçti.

Yine daha evvelden hatırladığımız maçlarda ki gibi rakip yara alan oyunu yığmayı başardık. Bunun karşılı golü bulamadık. Üst üste pozisyonlar ürettik. Maçın bir ara bölümünde rakip oyunu dengelediyse de bunu aşmayı başardık.

İlk yarıda Abdülkadir’i golün dışında topla buluşturmayı başaramadık. Kubilay ve Onur’un şutlarını izledik.

İkinci yarı başladığında Abdülkadir daha çok topla buluştu bunu semeresini de pozisyonlar üreterek almayı başardı. Nihayetinde de Abdülkadir’e yapılan faul ile sezonun ilk penaltısını kazanmış olduk.

Onur, şık bir şekilde topu ağlara gönderip takımını öne geçirdi.

Golün etkisiyle de topa daha çok sahip olan taraftık. Ancak skoru üretecek pozisyonları bulmamıza rağmen farkı artıramadık. Samet’in ofsayttan iptal edilen golü yine çok tartışılacak.

Keçiörengücü maçında yanlışlarıyla tanıdığımız Hakem Ferhan Kestanlıoğlu, neden atandığına ilk andan itibaren anlam verememiştik! Herhalde kendini affettir dedi TFF ama maça atanması yanlıştı.

Burada Samet ve Kubilay’a biraz daha bireysellikten kurtulmaları gerekiyor diye not düşmek istiyorum. Çünkü her ikisi de daha net paslar varken şutu düşündüler. Diğer taraftan Samet çok çalıştı ama birkaç pozisyon ile daha garanti oynalıydı dedirtti.

Yine oyuna sonradan giren Enes’in kale önünden topu auta dikmesi, topu çok rahat ayağından çıkararak pas verecekken topu ayağında fazla tutup pozisyonun ölmesine sebep olması tepkilere neden oldu. Aman be kardeşim! Kaldır kafanı bak etrafına yada dikine git faul mü alıyorsun penaltı mı alıyorsun yoksa şut mu çekiyorsun? Yap birini ama kararsız kalma!

Maçın son dakikaları geldiğinde rakip on kişi ama biz yine aynı telaş aynı stres. Atın 3’ü de rahatlayalım. Çok gol pozisyonu bulma meziyet değil, bunları gole çevirmektir önemli olan. Skor üretmezseniz zaten bir anlamı olmuyor.

İki kez net pozisyon buldu rakip. İlki 65 de şutları az farkla auta gitti, diğeri uzatma anlarında ki topu güç bela kornere gönderdik.

Abdülkadir’i kutlamak gerekir. Gerçekten çok çabuk uyum sağladı ve maçın da önemli ismi oldu. Önce serbest atıştan usta işi gol attı. Penaltı yaptırarak da takımın galip gelmesinde önemli rol oynadı.

Burada şunu da belirtmek gerekiyor eğer böyle bir forvetiniz varsa daha çok ona oynarsınız, kale içine gelişi güzel ve topu şişirerek gitmezsiniz. Ya derinlemesine yada onun bulunduğu yerlere orta yaparak forvetinizi çalıştırırsınız. Aksi halde arıların bal yapmaması gibi bir görüntüye sebebiyet verirsiniz ki özellikle ilk yarıda durum böyleydi.

Maçın bitiminde galip takım ıslıklanır mı oluyor işte. Taner Hoca, hafta içi çok tartışıldı. Kulüpten net açıklama gelmedi ama bazı isimlerle görüşüldüğü basına sızdı. Tüm bu atmosferde maça çıkmakta kolay değildir.

Bize göre rakip çok rahat kazanabileceğimiz bir takım ama hem Amed maçı mağlubiyeti, hem taraftarın hoca için kazan kaldırması hem de bazı isimlerin dolaşması konsantreyi etkiler. Ben biraz da buna bağlıyorum bocalamaları.

Futbolcularımızın golden sonra hocaya gitmesi, hoca’nın basın toplantısını bir cümleyle bitirmesi kafalarda soru işaretleri oluşturdu.

Düşünün galip geliyorsunuz, rakipleriniz puan kaybetmiş ama huzurlu ve mutlu değilsiniz. Futbolcularımızın her ne olursa olsun insiyatif almaları ve sahaya çıktıklarında daha arzulu ve istekli oynamaları gerekiyor. Ayrıca konsantrasyon da maç bitimine kadar olmalı dedirten bir maçı daha geride bıraktık.

Öyle sanıyorum ki fark iki üç olmadan hiçbir zaman son dakikalarda rahat olamayacağız!

HESAPTA YOKTU!

20 Ocak 1989 Tarihini unutmak mümkün mü? Kazada vefat edenlerimizi rahmetle, hayırla ve özlemle anıyorum.

Kazanın akabinde yaşadıklarım halen taptaze, Büyük Cami’deki cenaze töreni…çok büyük acı çok..Neyse 30 yıl olmasına rağmen unutulmaması ve her geçen yıl daha da kalabalıklar şeklinde anılması çok daha anlamlı…Varolun büyük SAMSUNSPOR TARAFTARI!

Hazırlık kampını çok iyi değerlendirmiş takım olarak gitttik Diyarbakır’a.

Öyle ki iki 1. Lig takımını adeta sahada pes ettirerek yenmiştik.

Takımımızdan öyle emindik ki skor tahmini yapmak güçtü ama galip geleceğimizden kimsenin kuşkusu yoktu. Öyle ya takım çok iyi bir kamp dönemi geçirmişti.

Maçın sahada oynandığının gerçeğini yaşadık bu maçla birlikte. Aslında bunu daha evvelden de biliyorduk ama her neyse unutmuş gibiydik.

Önceki yazımda uyarmıştım Tamer Hoca’yı, kredin az ve asla mazeret kabul etmeyiz diye.

Bir uyarı daha vardı daha cesur oynamalıyız ve toptan korkmamalıyız diye. Ayrıca çift forvet mutlaka olmalı diye.

Çift fovet daha iyi kullanılmalı. Elbette formda bir Erhan Şentürk’e kimse itiraz edemez. Ancak o kanatlardan etkili olamıyor ve daha ortaya yakın oynamalıydı.

Takım sahada futbol resitali sunmak derler ya öyle duruyordu maça başlarken. Ama rakip öyle değildi. Dişe diş mücadele, gerekirse tüm pislikleri yaparım ama bu maçı alırım havasındaydı. Nitekim öyle oldu ve maç boyunca da bu devam etti.

Rakip öne geçmeden evvel golün zaten sinyallerini veriyordu. Benzer pozisyonda golleri ofsayttan iptal oldu ama her nedense aynı yerden kullanılan serbest atıştan kalemizde golü engelleyemedik.

Golden önce Samet’in mutlak gollük pozisyonu vardı. Böyle bir deplasmanda buldun mu atacaksın.

Devre biterken ters kafa vuruşuyla beraberliği sağlasakta rakibin direncini kıramadık ve uzatmalarda gelen gole engel olamadık.

İkinci yarı başladığında da ilk yarıda olduğu gibiydi. Değişen bir durum yoktu. Uydurma bir penaltıyla gelen 3. gol işimizi daha da güçleştirdi.

Abdülkadir’i nihayet görebildik ve onun golüyle fark bire inmiş olsada sahadan mağlup ayrılmayı engelleyemedik. Rakip golden sonra on kişi kalmıştı ama biz bunu lehimize çeviremedik.

Maçın akabinde Taner Hoca’nın yaptığı açıklamalar zaten sosyal medyada “istifa” çağrılarının daha da alevlenmesine yol açtı.

“Diyarbakır’ın fiziki şartlarından dolayı çocukların üzerinde zaten bir korku vardı ve bunu dağıtmaya çalıştık!”

Bu açıklamayı kime göre neye göre ve hangi duyumlara göre yaptı Taner Hoca. Ayrıca kendisi de orada o ilde ve takımda çalışmış biri. Bu tür açıklamalarının nerelere varacağını hesap etmeliydi.

Hiçbir şekilde mazeret kabul görmez bir mağlubiyeti bu şekilde basit gerekçelere sığınarak anlatmanız mümkün değil.

İsmail Uyanık’ın olaya müdahil olacağını düşünüyorum. Mutlaka hem futbolcular hemde teknik heyet ile görüşmeden acil bir karar alacak bir kişi değildir.

Futbolcularımızın da doğrusu ne düşündüğünü merak eder olduk. Herşey iyi giderken bu durumda kimler sorumluluk alacak? Ayrıca hepsinden önemlisi olası bir teknik adam değişikliği ne götürür ne getirir?

Öyle ya şuan ligleremizin geneline baktığımızda bir iki takım dışında değişikliklerin çokta fayda getirmediği görülüyor. Manchester United teknik direktör değişikliğinde 7 de 7 yapmasını örnek almayacaksak. Hoş orada da başka işler döndüğü gibi bizde de yoksa.

Bu güçlü kadroyla uzun bir seri galibiyetler beklemek hayal değil, olmamasına da mazeret bulmak artık imkansız!

İş kazası istemiyoruz demiştik ama daha yolun başında yaşadık!