GALİBİYET BAŞKAN UYANIK İÇİN!

Önce Manisa FK beraberliği ardından da beklenmedik Amedspor beraberliği takımın moralini bozduğu gibi taraftarında canını sıktı.

Özellikle son iki maçta mücadeleden yoksun görüntülerdi aslında bizleri düşündüren. Kaliteye baktığımızda en önde olan takımız ancak bunun sahaya yansıması o derece olmadı.

Öteden beri yazıyorum, bu ligin ortası yok. Ya üste oynayan var ya da gücü nispetinde kümede kalmaya oynayanları. Daha sıkıntılı olan kulüpler var onlarda zaten düştü gözüyle bakıldığından dolayı puan kazanmaları sürpriz diye bakılıyor. Baktığımızda puan durumu öyle sıkıntılı değil. Ama hep yazıyoruz sizden bir öncesi varsa ona odaklanıyoruz. Durum bu aslında.

Bu ligden direk çıkmak için puan kaybının çok az olacağını zaten daha evvelde yazmıştık. Bunu tekrarlamakta beis yok. Durum ortada!

Kadroda revizyon yaparak başladı İrfan Hoca. Özellikle Kubilay’ın düşüşüne Bahattin de eklenince gol yollarında yaşanan sıkıntı bu iki futbolcumuzun dinlendirilmesi niteliğinde kadroda yer verilmedi.

Sahaya on birde çıkan Enes ve Oğuz vardı. Her ikisinin performansına Atabey’de katkı yapınca ortaya hem futbol anlamında hem de mücadele anlamında bir güzel bir skor oluştu.

Dört farklı skor yabana atılamaz. Çünkü bunu destekleyen unsurlar önemliydi. Guido’nun açılışını yaptığı gol pozisyonu. İçeriye Caner’in tarafında yapılan iyi bir orta Yalçın’ın kale önüne indirmesiyle, rakip defansın ofsayt diye duraklaması Guido’nun topu ağlara göndermesiyle sonuçlandı.

 

Hemen akabinde Oğuz’un presi topu kapıp boş alandaki Enes’e göndermesi ve onunda topu ağlara göndermesi. Bunlardı aslında hep yazdıklarımız. Yani topu isteyeceksin, baskı yapacaksın, rakibi bunaltacaksın. Bunları görmekti bizleri memnun eden.

 

Atabey önce attı sonra attırdı. Gecenin en güzel olanı da Caner’in attığı goldü. Hırsıyla, mücadelesiyle taraftarın gönlünde taht kuran farklı bir karakter yapısı olan Caner kuşkusuz bu takımın itici gücü olmaya devam edecek.

Atabey demişken, belki 2-3 gol daha atabilirdi. Oyun stilini ilk kez bu kadar net olarak sahaya yansıttığı bir maçı geride bıraktı. Diyeceksiniz rakip kolaydı. Bizim kolay rakipler karşısında ne denli zorlandığımız maçlar olduğunu da hatırlatalım. Öyle ya penaltı pozisyonunu dahi yazamadık şuraya..

 

Önemli bir maç farklı bir skorla geride kaldı. İki maçta kaybedilen puanlar, Manisa FK ile farkın açılmasına, alttan gelen takımlarında puan olarak bizi yakalamış olması da eklenince artan strese karşı karakter göstermek anlamında da önemliydi Kırklarelispor maçı.

Attığımızdan fazlasını kaçırdık belki ama farklı kazanılan bir maçı geride bırakmanın huzuruyla haftaya İnegöl deplasmanına hazırlanacağız. Kazanmaya devam ettikçe, takım oynamaya ve mücadele ettikçe daha iyi olacaktır.

 

En önemlisi de, son maçlar sonrası İsmail Başkan’ın, sosyal mecraya yansıyan hüzünlü görüntülerine bir de cumartesi günü basketbol takımımızın kendi sahasında farklı mağlubiyeti akabinde yansıyan düşünceli fotoğrafı eklendi.

Açılan “Yalnız değilsin İsmail Uyanık!” pankartıyla taraftarların İsmail Başkan’ın yanında olduğunu bir kez daha gösterdi. Yine sosyal mecrada bu konuda yoğun bir destek vardı. İçten ve samimi bir insan. Samsunspor sevdası çekti onu yıllar sonra buraya. Üzülmeyi hak etmiyor. Ancak futbolun doğasında olan şeyler içinde elinden geleni fazlasıyla yapıyor. Bunu da taraftar görüyor. Maçta ki destek bunun için çok önemli ve anlamlıydı.

Hep taraftar için yazılır ya galibiyetler, ben de diyorum ki bu galibiyet Başkanımız İsmail Uyanık için olsun. Değmez mi? Fazlasıyla değer fazlasıyla…

 

 

 

MÜCADELE ŞART!

Samsunspor kapalı gişe oynadı. Biletler tükendi. Ancak bazı yerlerde ufak tefek boşluklar oluştu. Taraftar üzerine düşeni yaptı. Tribünleri Süper Ligde görülmemiş şekilde doldurmayı başardı. Haliyle galibiyetle ayrılmak yakışırdı bu tribüne ve taraftarlara. Konfeti şov için emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.

İrfan Hoca, yine çift forvete döndü. Ahmethan ve Bahattin ikilisiyle başladı. Ramazan çalışkanlığının karşılığını bu haftada gördü ve 11’de yerini buldu.

Belediye takımının isim değiştirmiş hali Manisa FK. Tıpkı Gaziantep örneğini orada da görüyoruz. Yani yılların takımı ölüme terk edilmiş yerine bir başka takım şehire kabul ettiriliyor. Benzeri söylemleri İsmail Başkan ve Yüksel Bey gelene kadar çokça duyuyorduk.

Maç tempolu başladı. Öyle ki gole yaklaşan ilk takım bizdik. Ancak rakip oyunu çok kısa sürede dengeledi. Üst üste tehlikeli ataklar geliştirdi. Oyunu Dilaver’in üstüne yığan bir takım görüntüsü vardı. Çünkü hem İsmail Ertekin hem de birçok oyuncu geçen yıl Sakaryaspor’da beraber oynamaya alışıklardı. Akllıca iş yaptıkları ortada rakip takımın.

Caner’in çizgi önünden çıkarttığı top, akabinde direkten dönen top derken golü kalemizde gördük. Reaksiyon veremedik. Orta alanda ve rakip alanda kaptırdığımız her topu çok hızlı kullandılar. Öyle ki bilardo topu gibi vurduğumuz kalemizde tehlike oluşturdu.

Bahattin’in kullandığı serbest atışı kalecinin son anda kornere çelmesi bizi heyecanlandıran tek pozisyondu. İrfan Hoca kime izlettirdi rakip takımın maçlarını bilmiyorum ama Dilaver gibi etkili bir oyuncuyu kilitleyecek ona adeta yapışık ikiz gibi yakın oynayacak birini vermemesinin sıkıntısını maç boyunca yaşadık.

Nitekim ilk devre biterken Dilaver yine sahne aldı ve yaptığı 2. asist ile soyunma odasına çok rahat girmeyi başardılar. Seneler öncesi bizde oynarken de zaman zaman büyük işler yapmıştı. Yaşı ilerlemesine rağmen son dakikalara kadar performansı etkileyiciydi. Gariplik onda mı yoksa bizde mi yorum sizlerin.

İkinci yarıya İrfan Hoca, Ahmethan ve Erkam’ın yerine Guido ve Atabey’i oyuna aldı. Beklenen o reaksiyon bir türlü sahaya yansımadı. Taraftarda biraz olsun kıpırdama bekliyordu sahadan ama onu göremeyince onlarda suskundu bu dakikalarda.

İşin doğrusu rakip farkı daha da artırabilirdi. Nurullah son derece yerinde kurtarışlar yaptı. Biraz da rakip skorun rahatlığına bizim de kötü oyunumuz ile birlikte çok fazla rahattı.

Futbolun altın kuralıdır “Mücadele!” Eğer rakibinizden bir fazla topa sahip olamıyorsanız, bir fazla koşmuyorsanız maçı kazanmanız mümkün olmaz.

İki farktan dönüş nasıl olacak diye düşünürken bir anda Guido’nun, Dilaver onlardaysa bende buradayım dedirten ortaları geldi. İlk ortasında Atabey ile farkı 1’e indirdik. Hemen akabinde daha ilk golün anonsu yapılırken bu sefer Bahattin’in vuruşunda ters vuruşla korner kazandık. Guido’nun yaptığı ortaya Atabey’in kafa golüyle beraberliği sağladık.

Ne olduysa maçı rahat götüren hakem bu golden sonra çaldığı veya çalmadığı düdüklerle rakibe yardımcı olmaya başladı. İsmail Ertekin’in “lobi” söylemi geldi haliyle aklımıza.

Önce net faullerimizi ver(e)medi, sonra rakibi ikinci sarıdan atması gerekirden kırmızıyı gösteremedi. Oysa zamanı geçiren Mehmet’e sarı kartı verdikten sonra topu yere abartılı atmasından sonra ikinci sarı karttan atmalıydı.

Yine Bahattin’in düşürülmesini görmedi yada göremedi ve devam kararıyla niyetini belli etti. Birde son atak varken ve oyun durmuşken ne olur ne olmaz diyerek maçı erken bitirdi.

Bunları mazeret olarak yazmıyorum. Çünkü zaten 72.dakikaya kadar ilk on dakika hariç uyuyan bir takım görüntümüz vardı. Evvela bu sorgulanmalı. Rakibe karşı hiçbir önlem alınmamış olması sorgulanmalı. İzleme ekibi sorgulanmalı. Raporları nasıl hazırlıyorlarsa artık. Demek istemiyorum ama geçen yıl ki rehavet ortamına mı giriliyor dedirtti. Yani nasıl olsa kazanırız tarzı düşünceler. Olmaz olamaz futbolun şakası yok! Zaten İrfan Hoca bunu sürekli belirtiyor.

Önceden de yazdım. İrfan Hoca’ya güvenim tam. Lakin ekibini bu konuda uyarmalı. Raporları doğru dürüst vermeli. Sosyal medya da bile birçok uyarı vardı rakip takım için. Netecide sahada biz Hocamızdan ve de futbolcularımızdan daha diri daha ayakta kalan rakibi bozan, oyunu kontrol eden, pozisyonlar üreten bir takım beklerdik.

İlk gol öncesi top oyundayken top toplayıcı çocuk ikinci topu oyundan çıkardı. Belki de maçı kurtardı? Kural hatası mıydı? Rakip takım taşır mı kurula? Bence TFF’ye taşımaz. Maçın tekrarını istemez şu şartlarda.

Eğer tarihi bir fark yememişsek önce Nurullah’a sonra da futbol şansına teşekkür etmemiz gerekir.

Kubilay ve Gökhan’ı daha üretken olmalarını beklerdim. Hani derler ya yıldızlar böylesi maçlarda belli olur. Bugün değilse ne zaman.

Maçın kilit adamı Guido’ya ve Atabey’e teşekkür etmemiz gerekiyor. Nurullah ile birlikte bu iki oyuncu üzerlerine düşeni yaptılar ve takımı ipten aldılar. Düşünün şu an puan farkı 5 oldu diye yazacaktık.

Bardağın bir dolu tarafı da Manisa FK’ya ilk puan kaybettiren takım olduk. Yenemedik belki ama yenilmedik de!

Dilerim daha fazla dersler alınmış olarak önümüzde ki maçlarda böylesi bir oyun ile sahada yer almalıyız. Biz böyle gezen, uyutan, mücadeleden yoksun bir takım değil son 15 dakikada ki gibi bir takım istiyoruz.

ÖNEMLİ ÜÇ PUAN!

Uzun bir deplasman olsada taraftarlarımız takımını yalnız bırakmadı. Bu işin en önemli ayağı olan taraftar üzerine düşeni fazlasıyla yerine getiriyor.

Kupa maçında farklı kazanma moraliyle gidildi Afyonkarahisar’a.

Afyonspor, bu yıl tekrar 1. Lige çıkmak için takım kurgusunu kurmuş bir ekip. İddialı bir takım olduklarına kuşku yok.

Takımımız, oyuna tempolu başladı. İlk dakikalarda gole yaklaştık. Hatta farkı dahi artırabilirdik. Önce Gökhan sonra Bahattin gole yaklaşan isimlerdi.

Ev sahibi takım deplasman mantığı ile sahaya çıktı. Daha çok kontra ataklarla gol bulmaya çalıştı. Hem kadememiz hem de Nurullah üzerine düşeni yerine getirdi.

Özellikle defans arkasına attıkları topları Yalçın ve Ferhat’ın yerinde hamleleri vardı. Yine uzun bir sakatlık sonrası takımda yerini alan Erkam’ın da skoru tutmada önemli katkısı oldu. Caner’in kaptan olarak sahaya çıktığı maçta üzerin düşeni fazlasıyla yerine getirdi.

Oyunun temposu düştüğü zamanlarda pozisyon üretmekte zorlandık. Son çeyrekte daha düşük tempolu geçen bir oyun izledik. Buna rağmen son dakika da Bahattin ile gole yaklaşan taraf olduk.

İkinci yarıya biraz daha tempoyu artırarak başladık. Çünkü en büyük rakibimiz Manisa ekibiyle aradaki puan farkının açılmaması önemliydi. Bunun bilinciyle telaş etmeden rakibin üzerine giderek pozisyon aradık.

Kubilay’ı önüne ikili üçlü setler kurarak engellemeye çalıştılar. Zaman zaman bunları kırarak takımın atağa çıkartmayı başardı. Yine önemli bir isim olduğunu gösterdi. Serbest atışta ki vuruşunda gol diye ayağa kalktık ama kaleci son anda topu uzaklaştırdı kaleci.

Golde özellikle top rakipteyken yapılan baskı hata getirdi ve kaleciye verilen pasta araya giren Bahattin attığı gol takıma galibiyeti getirmiş oldu.

İrfan Hoca, son haftaların aksine Bahattin ile tek forvet başladığı maçta onun attığı golle eve 3 puanla dönmeyi başardı. Bahattin attığı gollerle takımın sırtlamaya devam ediyor. “Görmek istediğimiz Bahattin işte bu!” dedirtti hepimize.

Aksayan bir Samet vardı. İstenilen ritmi tam olarak yakalayamadı. Kale önüne iyi kaçıyor ama geçen yıl ki o gollerini özledik doğrusu. Buna rağmen gol öncesi yaptığı baskı sonucunda rakibini hayata sürükleyince gol geldi.

Ramazan çok çalışkan olmasına rağmen ondan beklenen ortaları ve derinlemesine ara pasları da görmek istiyoruz.

Son dakikalarda Caner’in kale dibinden çıkarttığı top bize altın puan getirdi. Yine oyuna sonradan giren Oğuz’un müsait pozisyonda kaleciye nişanlamamış olsa daha rahat bir nefes alacaktık.

Takım olarak mücadele anlamında önemli bir maçı haklı bir 3 puanla alarak haftayı tamamlamış olduk.

Haftaya en önemli rakibimiz ve bazılarının da grupta favori gösterdiği Manisa FK ile sahamızda oynayacağız. Bence bu maç biraz ölçüydü. Ancak rakip de bu hafta dişli ekip Sarıyer’i yenerek moralli gelecekler.

Şimdiye kadar firesiz geldiler. Umut ediyoruz ki ilk mağlubiyetlerini bizden alsınlar. Bunun için biraz daha tempoyu artırmamız ve araya atılacak toplara daha fazla dikkat etmemiz gerekir. Özellikle attıkları gol sayına bakınca ne denli son toplarda üretken olduları görülüyor. Tabi şimdiye kadar iki takımın dışında karışlaştıkları ciddi bir ekip yoktu. Yine de etkili bir takım oldukları takip edenlerin ifadeleri. Bizde kısmetse göreceğiz.

Futbolcularımız bu maçın da üstesinden geleceklerdir mutlaka. Çünkü bu yılda öyle aman aman puan kaybına tahammülü olmayan bir sezon bekliyor bizleri. Yani rakiplerin sürpriz puan kayıpları diyebileceğimiz küçük ihtimaller görüntüsü var şimdilik. Lig bitiminde yine yüksek puanlı bir şampiyonluk gerekiyor ki gerisini siz düşünün.

İşte bunun üstesinde gelmek içinde alttan puan kaybı yaşamayacaksın, üstten rakiplerine yenilmeyecek hatta yeneceksin.

ÇOK FARKLIYIZ!

Tarsus ligde iddialı ekiplerden. Bu liglerin deneyimli ekibi ve Ergün Hoca’yı getirmekle de iddialı olduklarını bir kez daha göstermiş oldular.

Önemli olan böylesi maçlarda bizim ne yapacağımız. Taraftar belki istenilen sayıda olmasa da birçok süper lig ekibinin üstünde katılımla tribünde yerlerini aldılar.

Stadyumun azot fabrikasının yanında olmasının dezavantajlarını yaşamaya devam ediyoruz. Maç öncesi zehirli gazların salınmasıyla ortalığı oldukça rahatsız edici bir gaz bulutu sarmış olduğunu maça gelenler yaşadı.

Bunun için gerekli önlemler yıllar geçmesine rağmen neden alınmadığını merak ediyoruz haliyle. Diğer taraftan yine saha zemininin bu kadar kısa zamanda bozulması da dikkatlerden kaçmadı ve bunun azot fabrikasından dolayı olduğunu da ister istemez düşünür olduk.

Neticede sağlık her şeyden önemli diyoruz ama ne taraftarlar için ne de futbolcular için sağlığa elverişli bir ortam bulunmuyor.

Oysa yıllar evvel daha stadyum yeri belli değilken mevcut stadın yerinin kesinlikle kalması gerekliliğini yazmıştım. Ayrıntılı olarak ele almıştım. Lakin yeterince kamuoyu oluşmadığı için yazdıklarımız çok kabul görmemişti. Şimdi bunları yazmak durumunda kalıyoruz.

Artık olanlar oldu. Dileriz ki gerekli önlemler biran evvel alınır.

Bir diğer önemli gelişme de ilk defa kulüp tarafından bir canlı maç yayını dijital ortamda ücretli olarak ve profesyonel anlatımla maç yayını yapıldı. Elbette sıkıntılar yaşandı. Doğrusu bu konuda da daha iyi bir alt yapı çalışması olabilirdi. Yine de önemli bir hamle oldu. Alt liglerde ki diğer kulüpler içinde önemli bir çalışma örneği teşkil ettiğini belirtmek gerekir.

Maçın başında Kubilay ile bulduğumuz gol ile rahatladık. Golü bulduktan sonra daha kontrollü oynadık. Rakip boşluklar bulsa da son vuruşlarda başarılı olamadı.

Özellikle orta alanda Kubilay’ın etkili oynadığında takımı daha çok pozisyona soktuğunu bir kez daha görmüş olduk. Ancak biraz daha bireysellerden ziyade takım oyunu oynamalı notunu düşmeliyim.

Ramazan’ın oyuna girmesiyle de sakin giden maçı ateşledi. Geceyi bir golle de süsleyerek bu takım için ‘bende varım’ dedi.

Ahmethan’ın, Ramazan’ın ortasına kale önünde ıskalamasının ardından rakibin atağını iyi bir kademeyle kesip akabinde de gelişen atağımızda Bahattin’in golü bulmasıyla devreyi iki farklı üstünlükle kapattık.

İkinci yarinin başında rakip gole yaklaşmış olsa da buna müsade etmedik. Ferhat zaman zaman adam kaçırdı, pozisyon verdi belki ama yine de kritik müdaheleler yaptı.

Kontrolü ele aldığımız dakikalardan itibaren de farkı artırmayı başardık. Geçen hafta ilk golünü atan Gökhan Alsan ile farkı üçe çıkartarak rahatlamış olduk.

Rakibin şuursuzca oynamasını iyi değerlendiren futbolcularımız günün başarılı ismi Ramazan ve Samet ile sahadan 5 farklı skor ile ayrılmayı başardık.

Önemli bir skor. Uzun zamandır 5 farklı skorumuz olmamıştı. Hem moral açısından hem de oyun üstünlüğünü yansıtması bakımından önemliydi.

Ancak buna rağmen dikkat edilmesi gereken noktalarımız var. Biraz defans olarak ve biraz da orta alan konusunda halen eksiklerimiz var. Bunun için Hoca da farklı skora rağmen buna değindi.

Bu yıl lig şampiyonluğu bir kaç takımla gideceği için mutlaka sıralamanın altına kesinlikle puan kaybına tahammülümüz olmayacak. Diğer taraftan da üst sıra potasında bulunan takımlara karşı da mutlaka üstün ayrılmalıyız. Özellikle de kendi sahamızda.

Hocamız, iyi niyetli olarak söylemleriyle motive ediyor. Bu işin zorluğunu anlatıyor. Ancak buradan çıkmak istiyorsak çok küçük puan kaybetme lüksümüz var. Geçen yıl yazmıştık bu yılda çok farklı değil. Elbette rakiplerin performansı bunu belirleyecek ama bizim ne yapacağımız daha çok önemli.

Haftaya Afyon da oynayacağımız maç tıpkı geçen sezon olduğu gibi üst sıraları belirleyecek nitelikte bir maç. Yenemiyorsan da yenilmeyeceksin denilen cinsten. Ancak biz yine de galibiyet bekliyoruz haliyle. Çünkü bu ligiden direk çıkmanın yolu birincilikten geçiyor o da kendi rakiplerinizi yenmekle oluyor.

Yenelim Afyon’u, dolduralım Manisa maçında stadyumu!

DERSLİK MAÇ!

Bakspor kulubü Bugsaşspor’un yeni adı. Yıllardır bu ligde mücadele ediyorlar. Adeta ligin tozunu yutmuş bir kulüp.

Kağıt üzerinde favori çıktığımız ve fark beklediğimiz bir maçtı. En azından taraftarın böyle bir beklentisi vardı.

Dikkat edilmesi gerekli bir takım hüviyetinde olduğunu daha ilk dakikalardan göstermiş oldu.

Taraftar kendisine ayrılan yeri doldurduğu gibi coşkulu tezahüratlarla takımına destek oldu.

Bakspor teknik adamı pas hatlarımızı kapatarak ve uzun toplarla pozisyon arayacağı futbolcularına adeta ezberletmiş. Bunun için oyun kurmakta ve rakip alanda baskı kurmakta zorlandık.

Bahattin ile ilk dakikalarda yakaladığımız pozisyonumuz vardı. Kubilay’ın derilemesine pasında Bahattin topu kontrol etmiş olsa da kaleci ve defansın zamanında hamlesiyle öne geçme fırsatını tepmiş olduk.

Kaleciyle başlayan ataklarında rakibe rahat pas yapma imkanı verince yaptıkları uzun topla kalemizde golü buldular. Gerek defansımızın gerekse Nurullah’ın zamanlama hataları vardı.

Çok geçmeden artırdığımız tempoyla rakip alanda çoğaldık ve kazınılan korner sonrası kafalarda gezen top sonrası Gökhan Alsan’ın golüyle beraberliği yakalamış olduk.

Tempomuz düşük başladık ve öyle devam ettik. Geçen hafta çift forvete dikkat çekmiştim. Bu hafta Hoca Ahmethan ve Bahattin ile başladı oyuna. İlk dakikalarda Ahmethan etkiliydi ve uzaktan şutunu da kaleci kornere çelmeyi başardı.

Yine akabinde onlarda cevap verdi ve Nurullah’ın topu kornere çelmesiyle gole izin vermedik. Uzun toplara devam eden rakip yine pozisyon üretmeyi başardılar. Ancak biz hazırlık maçlarında ki hataları gördük sahada.

Geçen iki haftada ki o istekli ve baskılı oyun anlayışının dışında daha rahat ve kontrollü oyunu seçtik. Hani rakibe sürekli basan topu kapan, tempoyu ayarlayan takım hüviyetinde değildik. Oysa rakibin üzerine daha fazla gitmiş olsak gollerin sayısı da artacaktı.

Buna karşılık rakibimiz öyle sinik ve korkak futboldan ziyade oynaması gerektiği gibi oynadı. Hatta zaman zaman yarı sahamızdan yaptıkları presle çıkmakta zorlandık. Buna rağmen son dakikalarda attığımız gol ile devreyi önde bitirdik.

Yalçın ile başlayan atakta Gökhan Meral akıl dolu kafa pasıyla Guido’yu topla buluşturdu. Onun ortasıyla topu iyi kontrol eden Bahattin topu ağlara göndermeyi başardı.

İkinci yarıya da iyi başlayan taraftık. Daha önde başladık, rakip alanda gol arayan taraftık. Kubilay’ın şutunu kaleci kornere çeldi.

Yine rakip defans Bahattin’den önce topu kontrol etmemiş olsaydı mutlak pozisyon olurdu. Önde olmanın rahatlığı vardı takımda. Bu rahatlık bize pahalıya maloldu.

Ahmethan’ın, dikine oynamak yerine orta alana attığı pasta dengesini kaybeden Yalçın’ın kaptırdığı top sonrası topa elle çıkmak yerine ayaktan yana tercihini kullanan Nurullah penaltıya sebebiyet verdi. Penaltıdan rakipte skoru eşitlemiş oldu. Kısacası hatalar zincirine kurban gittik.

İlginçtir ki daha fazla reaksiyon beklediğimiz takımımız aksine bocalamalar yaşadı. Rakip alanda çoğalmak yerine çok fazla pozisyon bulamadan maçı tamamladık. Maçın başında biraz hareketli olan Ahmethan, uzun süre sahada göremedik. Maçın sonlarına doğru oyundan çıkışa kadar çabalasa da etkili değildi.

Kubilay’ın da oyundan düşmesiyle pozisyon üretemeden maçı tamamladık. Buna karşılık rakibin etkili şutlarını Nurullah kornere çevirerek cevap verdi.

İlk yenilen goller sonrası ilk beraberliğimizi de alarak seriyi devam ettiremedik. Elbette futbolun cilvesi. Her zaman sürprizlere açık bir oyun. Bunun bilincindeyiz. Lakin İrfan Hoca oyuncu değişikliklerini biraz geç yaptı diye düşünüyorum.

Diğer taraftan yaşanılan son bölümde ki oyundan düşmenin de dikkate alınacağı kanaatindeyim. Bu hafta bir de Nurullah yerini Ahmet’e bırakabilir. Çünkü görüldü ki rakip alanda baskı yapan ve rakibin biraz daha fazla bulduğu pozisyonlarda hataya yakın. İyi kaleci, iyi de toplar çıkarttı ama bu ligden çıkmamız şart.

Futbolcularımız daha dikkatli olmalılar. Bu işin şakası yok. İrfan Hoca mutlaka takıma dokunuş yapacaktır. Diğer taraftan henüz iki golden fazla atamayışımız da irdelenecektir. Belki ilk haftalar da belki konuşulmuyor ama bu maç her yönüyle derslik dolu maçtı. Tıptı Hocamızın dediği gibi.

SKORU ERKEN BULMALIYIZ!

Taraftar üzerine düşeni yaptı. Çünkü bu taraftar kitlesi Süper Ligde oynayan birçok taraftarın dahi hayalini süsler. Bunun için kıymetini bilmeli futbolcular.

Elbette işleri kolay değil ancak buna sığınmadan üzerlerine düşeni yapmaları gerekiyor.

Gol yollarında ki endişemi paylaşmış ve sezon başladığında umarım devam etmez demiştim. Çünkü rakiplerin bize karşı kapanıp “Çanakkale geçilmez!” mantığında oynamaları normaldir. Hatta anlaşılabilir durumdur.

Andorra karşısında milli takımımız ne denli zorluk yaşadıysa bizimde Pendik karşısında benzerini yaşamamız normaldir. Bunu ben tahmin ediyorsam İrfan Hoca hayli hayli bilir ve tedbirini alır. Nitekim oyuncu değişiklikleri ile bunu göstermiş oldu.

Ancak gerek Atabey’in kaçırdıkları gerekse kanat oyuncuların verimsizliğine daha başka tedbirler alınmalı. Tabi Caner ve Ferhat’ın yokluğuna sığınılabilir. Lakin bunlar hep olabilir. Önemli olanda onların eksikliğini hissettirmemeleri gerekiyor kulübeden gelenlerin.

Atabey’in kaçırdığını bir başkası kaçırmış olsaydı neler yazılır çizilirdi varın siz düşünün. Toleransını şimdiden bitirmemeye özen göstermeli.

Mesela hani futbol tabiriyle bam bam gideceksin derler. İyi de tek forvet ile çıkmışız maça. Kaldı ki daha çok santrafor özellikli Atabey ile bu iş zor görünüyor. Neden ısrarla tek forvet ile çıkılır hem de kendi evinde.

Tamam kanatlarda ki oyuncularımız da gole yakınlar ama bir Bahattin veya Alihan ile başlamak rakip takımı daha da hataya zorlamaz mı?

Golsüz geçen ilk yarının ardından yine ikinci yarıda da benzer senaryo ile başladık. Rakip alana yoğunlaşmış oyun ile tek kale görüntüsünde olan maçı koparmak için bazen bireysel hareketlere gerek duyuluyor.

İşte o anlarda formda olarak lige başlayan Kubilay tıpkı Gümüşhane maçında olduğu gibi takımını adeta ipten aldı. Hem kaptığı hem de rakibini ekarte edip uzaktan attığı şutla golü son dakikalarda olsa bulmuş olduk.

Golü kalesinde görene kadar tıpkı Bayrampaşa maçında olduğu gibi Pendik, biraz öne çıkınca yine Kubilay’ın pasını asiste çeviren Bahattin bizleri de rahatlatan golü atarak sahadan 3 puan ile ayrılmasını bildik.

 

İrfan Hoca’nın maç sonu açıklamaları durumu özetliyor aslında “Tempoyu artırmalıyız!” aynen böyle. Çünkü pas trafiği iyi ama bunu daha tempolu yapamadığımız zaman sıradan bir görüntü olacak ki bu ligin üstünde olan bir ekibe de hiç yakışmıyor.

 

Herşeyi baştan konuşmakta fayda var. Biz yine gol yollarında sıkıntı yaşıyorsak bunu aşacak çözümler bulmalıyız. Özellikle ceza alanına indirdiğimiz topları ağlara göndermede daha mahir olmalıyız. Diğer taraftan bu tür pozisyonların maçta ki sayısını da artırmalıyız. Öyle 2-3 tane ile yetinmeden 7-8’lere çekmeliyiz ki rakip artık pes desin…

Uzun yıllar sonra 2/2 yaparak iyi bir başlangıç yaptık. Dileriz aksayan yerlerimizde onarılır ve galibiyetlerimiz artarak devam eder. Darısı Bakspor maçına.

HAKEME RAĞMEN MÜTHİŞ GALİBİYET!

Gümüşhane son yılların en sıkıntılı dönemlerini yaşıyor. Buna rağmen yine de çekindiğimiz bir rakipti. Geçen yıl son dakikalarda bu sahadan gole mani olamadık ve berabere bitmişti.

Bu tür takımlar her zaman sıkıntılıdır. Çünkü kendilerini ispat edecekleri bir takım vardı karşılarında. Maçtan önce kolay kazanırız söylemlerini bunun için biraz endişe ile izledim.

Kadroda kim ile başlasak sürpriz olmayacaktı ama bir kişi hariç o da Nurullah! İlk maç olmasına rağmen İrfan Hoca formayı ona vermesi rakibin durumandan mıdır yoksa performans mıdır bilemeyiz ama yine de tercihinde yanılmadığını gösterdi genç kalecimiz.

Maçın başında daha sertlikler olmaya başladı. Hakem toleransını ne varsa rakipten yana kullandı. Kartları daha ilk zamanlarda bize karşı çok rahat çıkartırken rakibi kolladı. Bunu hisseden oyuncular da futbolcularımız üzerine oynamaya başladı.

Buna rağmen oyunda kalan oyuncularımız rakip alana oyunu yığdıklarında Samet ile pozisyonu bulduk. Ancak Samet o an hiç beklemediğimiz bir şey yaptı ve topa pas atarcasına vurunca kaleci rahatlıkla kontrol etti.

Rakip orta alandan zaman zaman geldiği zamanlarda defansımızın yerinde müdahelesi vardı. Kaptan Aytaç kendisine olan güveni boşa çıkartmadı. Geçen sezondan farklı bir tablo çizmeye başladı.

Diğer taraftan ritüeller olur maçlarda işte Kubilay da sessiz giden maçın havasını değiştirdi. Pozisyon üretmekte ve kalabalık defans arkasına girmekte zorlandığımız anlarda Kubilay ortaya çıktı ve penaltıyı adeta almasını bildi.

Penaltıdan önce o resitali ile gözlerimizin pasını sildi! Futbolun güzelliği bu tür hareketler. Başlattığı pozisyonda kazandığı penaltıyı da gole çevirince ilk yarının son çeyreğinde öne geçtik.

Golden sonra çok daha rahatladık. Topu daha iyi kullanmaya başladık. Gümüşhane üzerimize dahi gelemedi. Bu yarıda hani daha fazla pozisyon üretmeliydik diye not düşeyim. Özellikle tek forvet tercihi elbette anlaşılabilir. Ancak rakip alanı daha fazla yıpratmak ve orayı adeta yormak için Atabey’e yardım gerekmez miydi?

Bunları daha başlangıçta soru işareti olarak not almışım ve neticesinde de Atabey’in kaybettiği top sonrası rakip alanda 4 oyuncumuz kaldı. Yediğimiz kontra atak sonrası da Ferhat ikinci sarıdan oyundan atıldı. Öncesinde de zaten Caner’in yine ikinci sarı karttan oyundan atılmasıyla oyunu 9 kişi tamamladık.

Oysa ikinci yarı çok iyi başlamıştık. Samet’in aşırttığı top vardı ve gol geliyorum diyordu. Hoş Gümüşhane’nin durumu da ortadaydı. Ancak mücadele diyoruz ya işte bunu sahada görmek ve bunu 9 kişiyle yapmak çok çok önemliydi. Bunu es geçemeyiz.

Ancak İrfan Hoca mutlaka burada yapılan hataları not etmiştir. Hazırlık maçları için yazdığım kolay pozisyon veriyoruz anlamında belki kalemizde tehlike çok yaşamadık ama o kırmızı kartın öncesi sonrasını daha iyi analiz edilmelidir.

Enes oyuna girdiğinde çok iyi hamleler yaptığını belirtelim. Takım olarak 9 kişi kalınmış skoru korumak önemliydi. Ancak ileride buna rağmen iki üç oyuncuyla da olsa basmak ve pozisyon koklamak! Gerçekten enterasandı.

Zaten şu mantık doğru olan değil mi “defans hücumda başlar!” Bunun semeresi bence maçın yıldızı Kubilay’ın çok uzun topu sürüklemesine rağmen attığı şutun direkten dönmesi ne kadar talihsizlikse, Oğuz’un topu takip edip kontrol etmesi ve güzel ortasına Samet Hakan’ın da kafa vuruşuyla santra dahi yapılmadan maça noktayı koyması bu maçın finaline yakıştı…İşte özelenen Samsunspor tablosunu da bizlere gösterdi.

Maçın bitiminde teknik heyetle futbolcuların sarmaş dolaşı, taraftarın coşkusu görülmeye değerdi.

Samsunspor olarak bu ilk maçı kazasız geçmek önemliydi. Şükür ki bunu bir de hakeme rağmen gerçekleştirilmesi daha çok önemli hale getirdi. Tüm takıma teşekkürler.

Maçın başlığı daha farklı olabilirdi ama geçen yıl çok canımız yandı ve bir maç sonrası dahi şu başlığı atmak nasip olmadı. Kısmet bu maçaymış.

YILPORT SAMSUNSPOR YENİ SEZONA HAZIR MI?

Kulüp olarak her şeyini ortaya koyan bir başkan ve yönetim var. Var güçleriyle çalışıyorlar. Özellikle Yüksel Yıldırım’ın inanılmaz desteği de ortada.

Bu desteğin devam etmesi elbette biraz da sportif başarıların da gelmesine bağlı. A takım en üst ligde olacak ki geriden gelenlerin öz güveni artacak. Kendilerine daha çok dikkat edecekler.

Kısacası burada zaten mazisiyle varolan Samsunspor efsanesinin başarılarıyla tekrardan perçinlenmesidir kastettiğim. Artık yeni başarılar eklenmeli ve bu başarılar ile anılmaya başlanmalı.

Bakın iki sezon başında tahta ne zaman açılacak, transfer nasıl yapılacak, para nereden buluncak denmiyor? Ya ne deniyor? Hangi topçu alınacak, mevkisi ne olacak, kim daha iyi o mevkide oynar? Gibi sorular geliyor. Bize de destek düşüyor haliyle.

Özellikle 40 yaş üstünün hatırladığı eski maziyi artık çocuklarımız da gençlerimiz de görmeli. Zaten İsmail Başkan’ın hedefi de bu. Bunu çok iyi analiz etmiş bir Başkana sahibiz en nihayetinde. Konuşmalarında sık sık bu duruma vurgu yapıyor.

Geçen sezonun özeleştirisini en iyi yapmış olarak sezona İrfan Buz gibi tecrübeyle başladı. Biz taraftarlarda zaten bunun bilincinde olarak olayları takip ediyor ve izliyoruz. Her cümle her hamle her maç hatta antrenman önemli bizler için.

Belki yerinde takip etme fırsatımız olmuyor ama her şeyin çok rahatlıkla analiz edilebileceği yer ila nihayetinde sahada ki performanstır. Hani “Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz!” sözü tam da burada geçerli oluyor.

Yapılan transferler az ama öz demiştim. Aynen bu durum aradan geçen zamana rağmen devam ediyor. Nokta transferler ile takım güçlendirildi.

Her iki kamp döneminde de farklı bir Samsunspor izlenimine sahip oldum. Bolu’da yapılan maçlarda daha istekliydik ve daha isabet yüzdelerimiz vardı. Diğer taraftan atılan gollerin şekline bakıldığında da hep o beklediğimiz kanat organizasyonları ve rakip alanda presle kapılan topların neticesinde gol vardı. Birde uzaktan Bahattin’in yazdığı gol.

Bolu kampının golcüsü Muhammet Beşir’di. Lakin Hocamız devam etmek ismedi. O bölgede çok alternatif oluştuğu için diye düşünüyorum. Kendisine küsmeden bakmaya devam ederse daha iyi olacaktır. Atılan 6 gol vardı ve yenilen gol yoktu. Goller Muhammet Beşir (2) İlyas Kubilay, Bahattin, Atabey ve Enes İslam’dan geldi.

Erzurum kampı biraz daha tempolu geçti anlaşılan. Ofspor ve Pazarspor maçlarında hem pozisyon bulmakta zorlandık hem de rakip üzerinde gerekli baskıyı yapamadık. Van Bş.Bel. Maçı ise kısmen daha rahat geçti. Yenilen gollere dikkat ettiğimizde de pozisyonların çok rahat geliştiği görülecektir.

Erzurum kampında 3 maçta 5 gol atıp kalemizde de 4 gol gördük. Gollerimizi Samet (2) Ahmethan, İlyas Kubilay ve Enes attı. İki maçta geriye düştük ve berabere bitirdik.

Rakiplerimizin biri hariç 3. Lig ekibi seçilmesi biraz da taktik için olduğunu göz önünde bulundurulduğunu, buna rağmen de çok iyi mücadele ettiklerini belirtmeden geçemeyeceğim. Kıyasıya mücadele ettiler. Hakkını verdiler hazırlık maçı da olsa.

Neresi eksik diye sorulursa inanın biraz forvet diyesim geliyor. Dilerim ki yanılırım. Belki de forvet işi tecrübe işi diye düşünenlerdenim. Bunun için Abdülkadir ile devam edilmeli diye yazmıştım önceki yazımda. Forvet hattımızın 1’er gol atmaları yeterli gelmedi bana doğrusunu söylemek gerekirse. En azından Bahattin 1 golde kalmamalıydı. Takımda yeni değil sonuçta.

Diğer taraftan da onlara da kızamıyorum çünkü servis edecek olanlar kanattan isabetli orta ile orta alandan derilmesine paslar çıkaracak kabiliyette olunmalı. Listede olan oyuncu kimliği de bunu gösteriyor.

Alınan oyuncuların durumunu göz önününde bulundurunca belki de bizlerin de beklentisi çok oluyordur. Öyle olunca da normal olan hatalar bize büyük geliyordur diyelim. Ancak İrfan Hoca’nın hırsını görünce içime bir ferahlık oluyor her nedense.

Niye mi? Yıllar önce Kalpar Hoca’nın ilk gelişinde de aynı rahatlık vardı bende. Koşulsuz destek veren nadir insanlardandım. Bunun için bir çok kez tepki dahi almıştım. Nihayetinde ona olan güven ile Süper Lige çıkmıştık. Daha sonra ki gelişinde de kıyısından dönmüştük. Bilen biliyor deyip bu dip notu da böyle geçelim.

İrfan Hoca belki Erzurum öncesi Samsun da bir maç daha yapmış olsa iyi olurdu diye yazmadan geçemeyeceğim. Şimdiye kadar 5 maç yapılmış. Bunun en az 7 olması gerekirdi ki kalan bir haftaya en maç 1 daha planlamasıyla yarım bir sezon geçmiş olsun.

Taktir Hocamızın elbette. Başta dediğimiz gibi önemli olan sahada ki nihayi performans ki ligler başlayınca artık telafisinin mümkün olmayacağı zaman dilimine de girmiş olacağız.

En azından “2 puan ortalama!” garabetini duymuyoruz. Çünkü bu psikoloji takım içinde sahaya çıkıldığında hedefi olan takım için olumsuz netice verdiğini görmüş olduk.

Takımdaşlık ne denli iyi olursa başarı da o derece artmış olacaktır. Dileriz ki kulüp sosyal medyasından yansıyan görüntüler artarak devam etsin. Geçmişte duyduklarımızın esamesi dahi kalmasın.

Çaba gösteren başta Başkan İsmail Uyanık ve Yüksel Yıldırım’ı bu yolda bir daha üzülmesin. Bizlerde başarıyı istiyoruz ve bekliyoruz. Beklentimiz sadece ve sadece Samsunspor’umuzun şampiyonluklarını yazmaktır. Ben elbette sadece başarı için sevmedim öyle olsaydı bugünlere kadar tüm olumsuzluklara rağmen yazmaya devam edemezdim. Samsunspor tutkusu başkadır. Ancak gelecek nesiller için yeni başarıların yazılması da en büyük arzumdur.

ALT YAPI İÇİN OLAĞANÜSTÜ ÇABA TAKDİRE ŞAYANDIR!

Alt yapı için geçmişte yazılar kaleme aldığımda yeterince destek verilmediğini belirtmiştim. Hatta “torpil” dönüyor diye de eklemiştim. Tüm bu olumsuzluklar elbette yüzde yüz bitirilmesini dilerim. Lakin zaman zaman da olsa serzenişler duyuyoruz.

Bunun için gerekli tedbirlerin alınıp ileride daha iyi bir kontrol mekanizmasıyla çocukların küstürülmeden yeteneklerine göre karar verileceğini düşünüyorum. Çünkü bu şehirde “Yeterince beni görmeden elediler. Çok az oynattılar ve elediler. Şunun tanıdığı kollandı vs vs.!” diyerek büyüyen bir hayli insanımız var.

Hem arazi için hem de alt yapının tekrardan şekillenmesi için Genk ile yapılan anlaşmanın Samsunspor’un geleceği açısından son derece önemli çalışmalardır. Bunların semereleri ilerleyen yıllarda orataya çıkacaktır.

Yine ilimizde bulunan amatör kulüplerle olan protokolün de önemsenmesi gerektiğini vurgulamak istiyorum. Çünkü gözlerden kaçan nice gençlerimiz vardı. Elbette tüm bunların koordinasyonu da çok önemli. Hepsi de bilinçli ve işin ehli kişiler tarafından takibi gerekiyor. Hani “yetenek avcısı” denir ya işte bunlar lazım.

Olacak olacak yeterki küstürmeyelim destek verelim.

TRANSFERLER AZ AMA ÖZ!

Yapılan olağanüstü kongreden sonra oluşan yeni yönetim ile birlikte yoluna devam eden Başkan İsmail Uyanık hem güven tazelemiş oldu hem de bu işi yarım bıkmayacağını göstermiş oldu.

Hatırlanacağı üzere, sezon bitiminden sonra özellikle Yüksel Yıldırım ile aralarında belli anlaşmazlıkların olduğu konusu sıkça konuşulmuştu.

Aşılan bu sorunlardan sonra tek liste ile yapılan kongreler arasında en düzeyli ve en açıklayıcı bilgilerle donatılmış bir kongreyi de geride bırakmış olduk.

En önemli unsur sahaya yansıyacak futbol!

Bu konuda da sürekli arayışlar içinde olan yönetimin daha doğrusu transferler konusunda yetkili olan Yücel Uyar ve Mustafa Aztopal’ın göstereceği performanstır.

Kaldı ki geçen sezon için hem Celil Sağır hem de Emin Kar’ın kendilerine olan tepkilere verdiği cevabı da biliyoruz. İyi niyetlerinden kuşkumuz yok. Ancak daha evvelde belirttim oluşan bu yeni yapı da faturayı ya birileri üstlenir ya da kesilir. Bu doğal bir sonuçtu.

Transfer dönemi taraftarlar için maç heyacanından farksızdır. Bilhassa gelecek futbolcuların isimleri dolaştıkça herkesi sarar bir heyecan fırtınası. Daha imza atılmadan hemen sosyal medyada dolaşır olumlu olumsuz yorumlar. Ancak peşinen itibarsızlaştırma da oluyor ve bunlardan “çöp” ifadesi de en ağır olanı diye düşünüyorum.

Hasılı transfer işleri öteden beridir zordur. Sadece talip olmak yetmiyor. Hem ekonomik hem de futbolcunun da bu işe evet demesi gerekiyor. Gündeme gelen bazı futbolcuların üst liglere gitmesi de zaten olayın zorluğunu bizlere göstermiş oluyor.

Çalışmalar, “ince eleyip sık dokunarak” ve “nokta transferler” ile ligin daha ilk haftasına hazır olunması gerekliliğini de görmüş oluyoruz. Elbette ufak tefek aksaklıklar olacaktır. Ancak İrfan Buz’dan beklenen ofansif ve rakibini bunaltan futbol anlayışını daha ilk haftadan taraftarlar olarak bizlerin görmeyi arzu ettiğini de belirtmeden geçemeyeceğiz.

Transferler geçen yıl olduğu gibi değil. Bu durum aslında çok doğal. Çünkü takımın iskeletine çok bozmadan devam ediyor. Yani “az ama öz” tabiri yerindeyse. Şimdiye kadar gelen futbolcular içinde daha çok mücadeleci oyuna yatkın oyuncular görmekteyiz. Zaten en büyük sıkıntımız da buydu.

Gelecekler ve gideceklerden sonra oluşan kadroyu hep birlikte takip etmeye devam edeceğiz. Gidecekler arasında basına yansıyan ilk isimler İshak ve İrfan oldu.

Özellikle İshak gerçekten çok umutlandığım ve beklentimin olduğu bir isimdi. Bu düşüşü kimse beklemiyordu ondan. Eski bir futbolcumuz ile bir maçını yan yana izlerken onun da şaşkınlığını gizleyemediğine şahit olmuştum. Demek ki sadece bizler değiliz şaşıran.

İrfan konusu baştan beri sorun oldu. Aslında çok iyi başlamıştı ama bazen olmayınca da olmuyor demek ki. Kendilerine başarılar dilerim.

Diğer isimler arasında özellikle kadro da yer alan isimlerin olduğu konuşuluyor. Ancak Abdülkadir ve Muhammet Beşir’in çok daha iyi forvetler gelmeyecekse kalmalarının iyi olacağı kanaatindeyim.

Muhammet Beşir’in belli ki bir uyum sorunu oldu. Çalışmasında belli sıkıntılar olduğu da gerçek. Bu açıklarını İrfan Buz ile giderirse bir yerde patlama yapabileceğini düşünüyorum. Çünkü o teknik ve fizik var.

Bir de ülkemizde forvet sıkıntısının olduğu ve mevcutlar içinde de düşünülen isimlerin de ya takımlarında kaldıkları ya da başka yerlere gittiklerini de görmezden gelemeyiz. Hani “Midyat’a giderken evdeki bulgurdan olmayalım!” derim.

Dileriz ki beklentimizin yukarısında ve başarıyı yakalayabilecek bir takım hüviyetine kavuşuruz.

Samsunspor, hak ettiği yerlere mutlaka gelecektir.

İRFAN BUZ!

Almanya menşeili, futbolculuk döneminde ülkemizde de bulunmuş ve Daum’un yardımcılığını da yapmış bir isim İrfan Buz.

Kısacası “Alman disiplini Samsunspor’a geldi!” diyebiliriz.

Çalıştırdığı takımlara elini değdirmeyi başarmış ve oyun sistemini de takımında görmek isteyen hırslı ve disiplinli biri olarak izledik hep. Dizilişi yaptıktan sonra daha çok oyunu domine etme anlayışının olduğunu da biliyoruz.

Son yıllarda kulübe gelenlere baktığımızda futbolculuk döneminde tanıdığımız bir Engin İpekoğlu gibi, bir Alpay Özalan yada bir İsmet Taşdemir gibi hatta Osman Özköylü ve Taner Taşkın gibi yakından bildiğimiz bir isim değil.

Bu problem olur mu? Elbette hayır. Çünkü kişinin karakteri, oyun bilgisi ve futbolcularla uyumu insanlar geliştikçe ortaya çıkar. Kendisini yetiştirmeyle de doğru orantılıdır.

Her zaman futbolculuk dönemiyle teknik adamlılık farklıdır denir. Çünkü futbolculuk kişinin kendi yeteneğiyle ilgilidir. Teknik adamlık da eğitim gibi zor bir mesleğin icrasıdır.

İrfan Buz, son yıllarda hem oyun felsefesi hem de oyun tarzı anlamında kendisini ispatlamış olmasına rağmen üst liglerde belki de buna rağmen çok fırsat bulamamıştır. Aslında kulübün hedefleri açısından bir projesi olmasaydı bizimle de anlaşma yapmazdı. Bu durumda gayet anlaşılabilir bir durumdur.

İmza töreninde verdiği mesajlarda da sıkça nasıl bir takım kurgusu düşündüğünü anlattı. Kadro derinliğinden ve bunu makul seviyeye çekileceğinden de bahsetti. Olması gereken faydası olacak futbolcuların yeterliliğini dile getirirken de “kadro mühendisliği” ifadesiyle de bunu yapacaklarını söyledi.

Oyun felsefesinde de bahsederken “Isıran, basan, 3’üncü bölgede ofansif futbol!” olarak dile getirdi. Tüm kamuoyunun duymak isteği bir söz buydu aslında. Görmek isteyip de göremediğimiz bir sezon kaldı geride. Evet bir çok maçta rakip alanda olduk, rakip sahadaydık ama tempomuz çok düşük kaldı. Bunu çokça dile getirdik.

Rakiplerimiz olan takımlardan yeterli puanlar alamayınca da, İrfan Hoca’nın da belirttiği gibi 73 puan gibi iyi bir puan almamıza rağmen şampiyonluğu yaşayamadık. Nedeni ise birkaç nüanstır. İrfan Hoca bunlara dokunabilirse ve faydalı olursa ki olacağına inanıyorum işte o zaman şampiyonluk da gelecektir.

Yazılarımda dile getirdiğim söylemleri de İrfan Hoca’dan duymak güzeldi. Ligi bilen teknik adam söyleminin dışına çıkılarak futbolu bilen ve sahaya bunu yansıtan önemlidir görüşüm vardı. İşte bunu da göreceğiz bu sezon.

Taraftar artık icraat görmek istiyor. Gelen teknik adamlardan son yıllarda çokça duyduklarımız var. Vaadler var, yargılar var, tepkiler de oldu ama her şey sahada olup bitecek.

Sahada kazanıldığında hepimiz biliyoruz ki küçük hatalar gibi büyük hatalarda örtülür. Lakin kayıplar olduğunda da minik şeylerin göze battığını hepimizi gayet iyi biliyoruz.

Tüm bu ortamda İrfan Buz, herkesin desteğiyle işe başlamıştır. Taraftarların dahi itiraz etmediği bir isim olarak işe başlayacaktır. Elbette kredisi yüksek olmasına rağmen toleransının çok olmadığını da kendisi de farkındadır.

Hep beraber oluşturacağı kadroyu ve sahaya süreceği günü merakla bekliyoruz. İnanıyoruz ki bu yılın sonu şampiyonluk olacaktır.