GÖZLERİMİZ SAKARYA MAÇINDA!

Rakip Manisaspor, zor şartlarda olan bir kulüp. Tesislerimizi onlara açmamız taktir edilecek bir durum. Genç bir takıma karşı oynamanın da konsantrasyon anlamında da zorlukları oluyor.

Taraftar maç saatinden ve rakibin durumundan dolayı olsa gerek ilgi göstermedi. Ancak yine de hatırı sayılır bir taraftar kitlesi vardı stadyumda.

Maçın geneli bir paf takımla antrenman maçı havasındaydı. Ancak tek fark atılan goller ve skorun hanemize yansımasıydı.

Tek kale maçın daha ilk dakikalarında gole yakın oynadık. Bunun etkisiyle sağlı sollu ataklarla geçti ilk dakikalar. Daha erken gol olabilirdi ancak maçın biraz rolantiye alındığı anlarda son haftaları boş geçmeyen Erhan’ın göbekten başlattığı atağı, Bahattin ile ver-kaç sonrası yine onun şutu ile gol geldi.

Oyunun iyice hakimi olarak farkı artırmak önemliydi. Oğuz’un derinlemesine ara topuyla Samet’in iyi takibi ve şutuyla ikinci gol geldi.

İkinci yarı da yine ilk yarı gibi başladı. Bahattin, golü bulabilirdi ama haftayı golsüz kapattı. Bu yarıda Kubilay’ın şutlarını izledik. Çok sık denediği oldu uzaktan şutları.

Oyunu iyice rolantiye aldığımız anlarda bol bol pozisyon bulduk. Bunları farka döndürmek adına uzatmaları bekledik.

Oyuna sonradan giren Muhammet Beşir, nihayet golle buluştu ve takımının üçüncü golünü attı.

Kubilay da yine ikinci yarının başlarında orta alandan denediği ama kalecinin son anda kornere çeldiği şutundan sonra, bu sefer yine uzaklardan attığı şut ile haftayı golle kapatmış oldu.

Bir nevi Sakaryaspor maçının provası olarak geçen bu taktiksel maçı farklı bitirmenin de moral anlamında önemi büyük. Bu tür maçlarda eksiklikler de fazla gözükmeyeceği gibi aman aman şöyle top oynadık da denilmez.

İlla birşey yazılacaksa da farkı açan golleri uzatmalara değilde daha erken bulabilirdik. Futbolun sihirli dünyası da burada saklı zaten.

Gözlerimiz artık Sakaryaspor maçına çevirildi. Deplasmanda ilk yarının liderlik maçı olacak. Sarıyer’in sahasında Hacettepe ile berabere kalmasıyla şuan lideriz. Dileriz ki Bayrampaşa maçında Sakaryaspor da puan kaybetsin. Artık maç bitiminde göreceğiz son durumu.

Kısa bir not; Hacettepe takımı için, bizimle oynadıkları maçta daha cesur oynamalarını beklerdim yazmıştım. Demek ki bu tespit, Sarıyer maçında vücut bulmuş. Nitekim uzun süre önde götürdükleri maçı son anlarda berabere bitmesine engel olamadılar ve bir süprize imza attılar.

Hafta arası maçın yayınlanması konusu gündeme geldi. Sahasında oynadıkları maçların, yönetim stadın dolması için canlı verilmesini istemiyormuş. Bir başka açıklama da canlı yayın hakkı olan yerel bir kanaldan geldi.

İlginç ki, bu zamananın şartlarına uymayan açıklamalar bunlar. Enteresan geliyor tabi. Sakaryaspor yönetiminin çağ dışı açıklamaları bizler gibi tüm futbolseverleri de üzüyor. Hangi devirdeyiz dedirtti. Elbette karar onların. Yapacak bir şey yok. Kaldı ki Sakarya dışında da taraftarları var. Bunları da mı düşünmüyorlar?

Dileriz ki iyi bir oyun ve skorla galip ayrılırız oradan. Elbette iki takım taraftarları daha şimdiden sanal alemde ki tartışmaları, dileriz stat dışına yansımaz diyoruz.

Samsunspor topa daha fazla sahip olacaktır. Ancak Sakaryaspor özetlerini izlediğimde biraz orta alan mücadelesini yapıyor ve rakip üzerinde baskı kuruyor geldi. Buldukları gollerde defansların hataları da bu baskı sonucundan geliyor. Birde uzaktan şutlarına dikkat derim. Sahada çok koşuyorlar, sert oynuyorlar görünümü var. Rakip sahaya kurduğumuzda oyunu defanslarının hataya yatkın olmasından faydalanabiliriz.

Dediğimiz gibi ilginç ve zevkli bir maç olacak. Bu ligi daha evvelde yazdığımız gibi futbolcuların ilerleyen ve daralan haftalarda ki ortaya koyacakları performanları belirleyecek. Dileriz ki bunu başaran takım biz olalım. Olmaması içinde hiçbir sebep yok.

Yeterki istekli, mücadeleci ve skoru üreten taraf olalım.

KRİTİK DEPLASMAN GALİBİYETİ!

Uşakspor taraftarı centilmenlikte ön plana çıkacak işler yaptı. Hem maç öncesi hemde maç bitimine doğru takımımıza yönelik tezahüratlarıyla alkışı hak ettiler. Ancak taraftarlık olayından ziyade daha çok tiyatro izler gibi maç izlemeleri de dikkatimizi çekti.

Taraftarlarımız kendilerine ayrılan bölümü tam anlamıyla doldurup takımlarına olan inançlarını gösterdiler. Bir an bile susmayarak takıma büyük destek verdiler.

Samet, cezasını bitirince takıma geri döndü. Yine Canberk ve Enes 11’de olmaya devam ettiler. Erkam’ın sakatlığından dolayı da Şahin takımda yer alan başka bir isimdi.

Samsunsporumuz ilk dakika içinde Enes ile atak geliştidi ve korner ile sonuçlandı. Bu durum takımımızın galibiyet için sahada olduğunun göstergesiydi.

Uşakspor bu ataktan sonra daha kontrollü oynadı. İlk ciddi ataklarını da Enes’in rakip ceza alanında kaptırda topla yakaladılar. Şahin’in, kornere attığı top sonrası gelişen ataklarında Erhan Kartal, topu çizgiden çevirmeyi başardı.

7.dakikada olan bu atak takımımıza biraz ders niteliğinde oldu ki bundan sonra daha çok ayağa paslarla rakip alana gitmeye başladık. Kubilay’ın etkisiz başladığı maça biraz olsun oyuna girince atakları nasıl yönlendirdiğini izledik.

Uzun süren paslaşmadan sonra Kubilay’ın verdiği pası Canberk çok iyi ortası sonrası Samet’in kafa golüyle öne geçmeyi başardık. Hazırlanış ve bitiş olarak taktir edilecek bir organize ataktı.

Hep kanatları kullanalım dediğimiz olay, birde yapılan ortaların isabetliği açısında da bakıyorum olaya. İşte böyle bir atak sonrası geldi gol.

Golden sonra rakibin daha çok çıkmasını bekledik. Ancak onlar kontrolü bırakmamak için çok fazla geriyi boşaltmadılar. Kontrollü oyunu tercih ettiler.

Takımımız, genel olarak yine final paslarında biraz daha dikkatli olsaydı farkı daha erken açabilirdik. Özellikle Enes, geride kalan iki maçtaki performansının gerisindeydi. İlk yarıda sağ kanat yerine solda oynayınca etkisiz kaldı. Şut yerine pas verebileceği anları daha iyi değerlendirmeli.

Bu yarıda Canberk’in uzaktan şutunu izledik. Birde Bahattin’in gole yakın pozisyonunu. Kubilay, yine uzaktan şutları denedi ama başarılı olamadı.

İkinci yarının başında Bahattin, öyle bir golden etti ki takımı hepimize saç baş yoldurdu. Bu değilse hangisi gol olacak?

Bahattin yerine Erhan Şentürk oyuna girdi. Oyunu daha kontrollü oynadık belki ama biraz olsun daha çok rakip alanda olmamız gerekiyordu.

Canberk ile başlayan ve Kubilay-Samet paslaşması sonrası Erhan Şentürk’ün şık golüyle farkı ikiye çıkarttık. Öyle bir zamanda geldi ki gol, rakip dahi geri dönemeyeceğini kabul etmişti.

Oysa biz oyunu soğutup topu ayağımızda tutmamız gerekiyordu. Bunu da yaptık ama son dakikalarda doğru skorun da etkisiyle biraz konsantrasyon eksikliği yaşadık. Taner Hoca da hakkını vermek gerekir tüm hareketleri ve söylemleri bunu engellemeye yönelikti.

Rakip takım taraftarları dahi ümidini kesmişken, Kubilay’ın hücumdayken gereksiz top kaybı sonrası gelişen atakta kalemizde golü gördük.

İşte bu golden sonra takımımız biraz fazla panikledi. Havaya giren rakip oyuncularda neden olmasın? diyerek kalemizde gol aradı. Oyunun bu bölümü hariç takımda her şey lehimizeydi. Hani “Baskette oyunun sonunu da iyi oynayacaksın!” sözünü hatırladık. Fark bir anda eşitlenebilirdi.

Maçın başından itibaren Nuri’nin başarılı konsantrasyonu rakibin istediği pozisyonları bulamamasında etkili oldu. Ahmet’in yine dikkatini de belirtmek gerekir. Canberk’in hem hücum anlamında hem de geliştirilen ataklarda parıldamaya devam ediyor.

Bu maçta Enes ve Bahattin bekleneni vermemiş olmasıyla birlikte Kubilay’ın da iki golde katkısını belirtmekle birlikte daha dikkatli ve daha çok o bitirici pasları düşünmesi gerektiğini hatırlatmakta fayda var.

Taner Hoca, hem oyun kurgusunda hemde oyuncu değişikliklerinde etkiliydi. Belki oyuncu değişikleri yaparken oyundan bir hayli düşen Enes’i alabilirdi. Nitekim haklı olarak skorda iyi olunca Savaş’ı çıkardı ama onun etkisinin ne denli önemli olduğunu bir kez daha yaşadık.

Tüm takımı ve teknik heyeti bu galibiyetten ötürü kutluyoruz. Neticede deplasman ki çok kritik maçtan galibiyet alınmıştır. Bir deplasmanda da bundan daha fazlasını bekleyemezdik. Hem oyun hemde skor olarak.

Haftaya kendi sahasında bize geçit vermeyen Bayrampaşa takımını mağlup eden Manisaspor ile oynayacağız. Gençlerden kurulu bir ekip ve artık küme düşmesi neredeyse kesinleşmiş bir takım ama her zaman belirtiyoruz “konsantrasyon” mutlaka olmalı. Bu maçın son dakikalarında da bunu görmüş olduk. Son düdük çalana kadar mücadeleye devam!

SESSİZ GOLCÜLER DEVREYE GİRDİ!

Hacettepe, ligde ilginç skorlar alan bir takım. Bir hafta altı gol kalesinde görüp bir hafta sonra da sahasında altı atan bir takım için ne yapacağı belli olmaz denilebilir. Gençlerbirliği’nin alt yapısı olan ve genç oyunculardan oluşan bir ekipten ben daha fazlasını beklerdim.

Öncelikle rakip sahasında oyunu kabul etti. Fazlasını beklerdim dediğim aslında daha cesur oynasalar ve defansı beşli yapmayıp daha organize olabilseler işte o zaman geleceği için bir taktiksel mücadele koyabilirler.

Belki de öyle oynuyorlardır ama bu maçta bunu göremedik. Böylesi takımlara karşı mutlaka erken gol bulmak önemli oluyor. En azından daha çok öne çıkmalarını kolaylaştırır. Gerçi biz golü geç bulduk buna rağmen yine son dakikalara kadar çıkmadılar öne.

İlk yarı boyunca rakip alanda daha çok görülen taraftık. Ancak Bahattin’in karşı karşıya kaldığı kaleciyi nişanladığı mutlak bir pozisyonu vardı. Öncesinde ise bol bol ofsayta kalmamız vardı. Bunlardan iki tanesi de şüpheli kalkan bayraklardı.

Şimdi herkes kapanan rakibe karşı neden bu kadar çaresiz kalıyoruz diyecek? Evet çaresiz dedim çünkü eğer 3 direk arasından topu ağlara göndermeyi başaramıyorsanız bu çeresizlikle ifade edilir.

Notlarımın arasında uzaktan şutlar var ki biri direkten döndü, diğerleri de final pasları başarısız ve şut yerine daha garanti futbolcumuz varken şut çekmemeliydi.

Zaten rakip iyice yaslanmış, 5’li defans yapmış, orta alanda onlara yapışık ve ileri uçta da bir tane adamları dahi yok. İşte bunları aşmak için yapılacaklar var. Derinlemesine toplar, çizgiye atılan toplar, ortalar ve uzaktan şutlar gibi.

Bunların birçoğunu da yaptık. Ancak tam kaleye indiğimizde birde yapılacak son bir şey var o da garanti pas. İşte bunlarada dikkat edersek zaten rakiplerimizden üstün oynuyoruz ki maçı da erken koparabiliriz. Top kullanma hızımızı artırmamız gerektiğini hatırlatmakta fayda var.

Bunları yazmak zor ama uygulamalarda anlatmak daha kolaydır. Bunlardan biri bakın ikinci golümüze, Enes ile ceza alanına inişimiz İrfan’ın çok şık şekilde pasını Erhan’ın gole çevirmesi. Bu tür paslaşmalar daha çok yapılmalı. Çünkü böylesi rakipleri aşmanın kilidi bu tür hamleler oluyor.

Rakibinizin kapanan bir maçını analiz etmek ve yazmak zor. Çünkü tek kale maçlar gibidir bu tür maçlar. İkinci yarıda da aynı senaryo devam etti.

Muhammet Beşir’in inatla sürdürdüğü mücadelede yaptığı ortaya Bahattin kafa vuruşunu defans çizgi önünden kornere attı. Oğuz’un içeri ortasında Erkam ile gole yaklaştık.

Muhammet Beşir ile Erhan Şentürk değişikliği oldu. Stadın Muhammet’i protestosu hiç şık değildi. Bu tür genç oyuncuları kazanmamız gerekir. Nitekim Muhammet istekli ve mücadeleci oynadı. Evet belki gol bulamadı ama çokta sönük değildi.

İlk yarıda direkten dönen topu vardı Kubilay’ın. Taçtan gelen topu, iyi bir vücut çalımıyla çaprazdan vuruşuyla kalecinin kapattığı köşeden ağlarla buluşturdu. Önemli bir goldü Kubilay için. Haftalardır onlarca şutu ya direkten dönmüştü topları yada az farkla auta gitmişti.

Rakip buna rağmen çok açılmadı. Yine beşli defansta ısrar etti. Enes ile gole yaklaştık. Kaleci güçlükle kornere çeldi topu.

Son dakikalarda biraz çoklu hücuma geçti ama beş dakikalık oyun ile olmuyor bu tür maçlar ama kaza golü bulur muyum diye düşündüler. Bu anlarda biraz daha rahat pozisyonlara girdik. Bunlardan Erhan Şentürk önce vuruşunu kaleci kornere çeldi, sonrasında ise çok güzel üçlü paslarla ceza alanında buluştuğu topu ağlara göndermeyi başardı.

Özellikle ikinci golün hazırlanış bakımından istediğimiz ve beklediğimiz bir pozisyon olduğunu belirtmek isterim. İşte kapalı defansları bu tarz garanti toplarla aşarsınız. Bazende uzaktan şutlarla veya duran toplar sonrası yada derinlemesine paslarla.

Geç oldu goller ama neticede 3 puan ile bitirmek önemliydi. Şimdi geçen maç için eleştirilen Taner Hoca, bu maçı aldı diye göklere çıkaracak değiliz. Elbette iki takımın yeri ve konumu da aynı değil. Riskleri aynı değil. Sarıyer maçını son anda kaybetmenin acısını hep beraber yaşadık. Çünkü rakip on kişi kalmış ve geriye yaslanmışsın. Ayrıca kilit oyuncu Kubilay kenara alınmış. Bu duruma Sarıyer Hocası bile çok memnun olmuş. Bir programda da bunu arkadaşına anlattığı gündeme geldi.

Oyuncu değişikliklerini herkes tartıştı. Ama gel gelelim hem hakaretlere varan hem de ailesine kadar uzanan hiçbir söylem eleştiri değildir. Bunu belirtmek gerekir. Sarıyer maç yazımda da yazdım İsmail Uyanık varken ‘istifa etsin’ demekte bize ayıp kaçardı ki zaten bu genel olarak kabul olan bir yaklaşımdı.

Haber Aks tvde çıktığı programda yaptığı açıklamalar elbette herkesi memnun edecek değil. Ancak Hoca’nın eleştirildiği bir ortamda böyle bir programa çıkmasıda taktir edilmelidir. Herkesin bir oyun anlayışı var. Bunu bazen uygular bazen de yerine getiremez.

Bu lig öyle basit geçmeyecekti öylede oluyor. Ancak kalitemizin daha çok sahaya yansımasını beklemekte yadırganmamalı.

Haftaya Uşak deplasanı var ve bu zor deplasmandan da mutlak üç puan ile ayrılmak zorundayız. Şartlar onu gerektiriyor. Sakaraya iyi bir çıkış yakaladı ve ligin lideri oldu. Eğer ligi göğüslemek istiyorsak rakipleri geçmemiz gerekiyor. Bunun içinde şöyle oldu böyle oldu değil (sürekli geçmiş yıl istatiskleri ile avunmayın) üç puanı alacak golleri bulmak durumundayız.

TANER HOCA BÖYLE İSTEDİ!

Soğuk havada oynanan maç yağan yağmurun etkisiyle de zeminin kötülüğünü orataya çıkarmıştı. Sarıyer yenilgisiz çıktığı maçta son dakikalarda bulduğu golle namağlup ünvanını devam ettirdi.

Hoca, “bir avuç taraftar desteğiyle çıkacağız maça”demişti. Ama o bir avuç taraftara yenilen golden sonra tüm Sarıyer tribünleri tarafından o sözleri söyletmeseydi en büyük hediyeyi vermiş olacaktı onlara.

Maç öncesi gerek sosyal medyada gerekse maç öncesinde rakip taraftarlardan çok çirkin hakaretler ve tahrikler vardı. Polisin geniş güvenlik önlemleri de ayrıca kayıtlara geçmiş oldu. Milli maç arası olması da maça ilgiyi artırdı.

Taner Hoca, Canberk ve Enes sürpriziyle başladı maça. Beklenen bu tercihler maçın gidişatına da olumlu katkı yaptığı söylenebilir.

Maçın başından itibaren kontrollü oynadık. Rakip takımda bizden çekindiğini ilk dakikadan itibaren ortaya koydu. En azından puan farkını korumak isteğini gösterdi. Ev sahibi özelliğinden ziyade aldığı toplarla kalemize kanatlardan ve ortadan derinlemesine paslarla gol aradı.

Hakem, en ufak sertliğe müsaade etmeyeceğini söyledi mi bilmem ama ilk dakikalardan itibaren sarı kartlarını hiç tereddüt etmeden gösterdi. İlk kartlardan sonra Sarıyer’de oyunun tansiyonunu yükselterek sürekli hakemi de etki altına almayı başardı.

Rakibin üzerine daha çok kalabalık görünerek gözdağı verdik. Burada girdiğimiz pozisyonlar oldu ama istenildiği gibi olduğu söylenemez. Penaltı beklediğimiz pozisyonda hakem devam dedi.

Son zamanlarda göremediğimiz bir organizasyon atağıyla geldi golümüz. Kubilay’ın kullandığı korner sonrası topla buluşan Canberk’in ortasında kendisini unutturan Savaş gelen ortaya kafa vuruşuyla topu ağlara göndermeyi başardı.

Savaş için önceki yazılarımda belirttiğim gibi sık sık kaleye yakın oynamalı ve şut denemesi yapmalı yazmıştım. Çünkü ofansif olabilecek bir oyuncu ve bunu daha da artırmalıdır.

Öne geçen takım olarak belki daha çok pozisyon üretmeliydik ve rakip alanda daha fazla bulunmamız gerekiyordu. Skoru koruma çabasıyla birlikte, diğer taraftandan da farkı artırma düşüncesi vardı sahada. Uzaktan etkili şutlarımız vardı. Ama bunlar içinde kaleciyi rahatsız edecek düzeyde değildi.

İlk yarının sonlarında Sarıyer, gole yaklaştığı anlarda kalecimiz Ahmet sahne aldı ve geçit vermedi.

İkinci yarıya üst üste pozisyonlar bularak başladık. Her iki takımda gördüğü sarı kartlar nedeniyle ilk yarının aksine daha sakin bir görünüm sergiledi.

Sarıyer oyunun kontrolünü eline alıp yarı sahamızda daha çok göründü. Atağa kalktığımız pozisyonlarda final paslarını daha iyi kullanmamız gerekirdi. Bu sıkıntımız maalesef sezon başından itibaren devam ediyor.

Önceki maçlara nazaran Kubilay oldukça etkiliydi. Yine kaleyi yokladı ama sonuç alamadı. Bahattin son oyuncu olarak elinden geleni yaptı belki ama o bekliğimiz bitiricilik anlamında ortalıkta yoktu. Bulduğu net bir pozisyonda şut yerine arka direkteki Kubilay’ı düşünmüş olsa fark 2’ye çıkacaktı. Bizim adımıza bir anlamda maçın kırılma anıydı.

Oyuna yaptığı değişikliklerle güne damga vuran Taner Hoca, Enes’in yerine Şafak’ı aldı. Bu bir nebze anlaşılmış olsada rakibin daha fazla üzerimize gelmesine neden oldu. Buna rağmen maç istediğimiz gidiyor gibi gözükse de Serkan mutlak gol pozisyonunu Ahmet ayaklarıyla son anda önledi.

Bahattin, gol bulamadı belki ama maçta ki en önemli işini yaptı ve rakip defanstan Özgür’ü mutlak gol pozisyonunu engellemesi nedeniyle direk kırmızıdan oyundan attırdı.

Oyuna en büyük tepki alacak değişiklikle müdahale eden Taner Hoca, günün başarılı ismi Kubilay-Muhammet Beşir değişikliğiyle adeta beraberliğe zemin hazırladı. Ne yaparsınız işte Taner Hoca böyle istedi!

Rakip on kişi olmasına rağmen orta alanda baskı yapan olmayınca çok rahat gelmeye başladı ve Alim’in şut arama çalışmasına engel olamayınca Canberk’in ayağına da çarpmasıyla top hepimiz gibi Ahmet’in de bakışları arasında ağlarımızla buluştu. Bir anlamda pozisyon şansızlığımız oldu.

Son dakikalarda ki gol arayışımız da sonuç vermedi. Muhammet Beşir’in rakip alanda zor pozisyonda ki ters kafa vuruşunu kaleci son anda kornere çevirmeyi başardı.

Hakem hem lehimize hemde aleyhimize verebileceği penaltılar vardı. Bol sarı kart rakibin on kişi kalışı ve ikinci yarının başında Samet’e yapılan faul de yine verilebilecek kırmızı kart olarak notlarımız arasındaydı.

Oyunun genelinde mücadele anlamında olumluydu. Ancak rakibin on kişi kalmasını iyi değerlendiremedik. Kuşkusuz Muhammet ile topu ileride tutmak istemiş olsa da Hoca orta alanı çok boşaltarak rakibin ekmeğine yağ sürdü. Enes İslam dan sonra bir de Kubilay’ı alırsanız orta alanı rakibe bırakmış olursunuz. Kanatlarınızı etkisiz hale getirmiş olursunuz.

Bir diğer ilginçlik ise hoca iki değişiklikle maçı tamamladı Taner Hoca. Elbette rakibiniz olan bir takımdan deplasmanda alınan 1 puan değerlidir. Ancak tıpkı Gümüşhane de olduğu gibi son dakikalarda yediğimiz gol ile galibiyetten oluyorsak bu durum hanemize kayıp olarak geçiyor.

Taner Hoca’nın gelmeside gitmesi de elimizde değil. Çünkü takımı bizden daha çok düşünen bir Başkan var. Bu durumda onun işine karışmak doğru değil ama bu kadar taraftar tepkisine daha ne kadar sabredilir doğrusu merak ediyorum.

Elbette bizler hep kazanalım isteriz. Lakin bir de sahada oynanan ve oynatılmak istenen oyun var. Bakın bize geçit vermeyen ve serimizin bozulmasına neden olan Bayrampaşa kalecisi haftaya rakibimiz olacak Hacettepe’den 6 gol yiyebiliyor. Bize karşı çıkan her takım ekstra motivasyon ile çıkıyor maçlara.

Daha evvelde yazdıklarımız arasında eğer bu takımda oynayan oyuncular gelecek yıllarda bu takımda yer almak istiyorlarsa her hafta üstüne koyarak performanslarını artırmalılar. Ama maalesef genel anlamda böyle bir sıkıntı var. Ayrıca çok kolay maç kazanamıyoruz.

Gol kralımız var, gole yakın isimlerimiz var ama buna rağmen kolay gol atamıyoruz. Hadi kolayını geçtik bulduğumuzu atsak ona da şükür diyeceğim. Mesala Oğuz, kale karşında vur arkadaşım. Oyalanma orada. Bir diğeri çok basit “kafanı kaldır” derler top atacağın zaman. Hem orta yaparken hem şut çekerken. Oyunu okumak meselesi bu birazda. Zaten farkındalık buradan çıkıyor. Oyuncularımız kafasında da oynamalı maçı sadece ayaklarıyla değil.

Kanatlar oynarsa maç alırsınız, orta alanınız güçlü olursa pozisyon üretirsiniz. Kağıt üzerinde iyi bir takımız ama buna rağmen çok rahat maçlar çıkaramıyoruz.

Haftaya dileriz ki yeni bir serinin başlancısı olur ki öyle olmalı. Sakarya deplasmanına kadar yakalanacak seriye de ayrıca ihtiyaç var. En azından ikinci yarı için daha umutla bakmak için.

OYUN SİSTEMİMİZ ÇÖKTÜ!

Keçiörengücü, ligin tecrübeli takımlarından. Geçen yıllarda kıl payı üst lige çıkmayı kaçırmış bir takımdı. On gün evvel oynadıkları kupa maçında Erzurumspor takımını elemişlerdi.

Ciddiye alınması gereken ve -ki öyle olduğunu düşünüyorum- bir takımdı. Ancak sahada o beklediğimiz Samsunspor takım görüntüsü yoktu.

Önceki maçların aksine daha ofansif bir rakip vardı. Son maçlarının büyük bölümünü tek kale oynamış bir takımdık. Böyle bir maç diye bekliyorduk. Oyunu istediğimiz gibi rakip alana yığamadık

Orta alanı bize göre daha konsantre bir rakip vardı. Daha çok uzun toplarla ve derinlemesine paslarla kalemizde gol arayan ve ileride basan bir Keçiörengücü vardı. Kanatlardan da yine zaman zaman etkili geldiler.

Bizde orta alanda özellikle pres yapıp kaptığımız toplarla rakip alana hızla girmeye çalıştık. Bahattin ayağından topu fazla açmasıyla birlikte mutlak gol olabilecek pozisyon başlamadan bitti.

Daha çok kör dövüşü gibi oynadık. Oyuncularımızın dağınık görüntüsü bir hayli sırıttı. Öyle ki Savaş ve Oğuz’un önceki maçlarda ki takıma katkılarını görmüş olduk.

Önceki yazılarda sık sık yazdığımız sıkıntılarımızı bu maçta daha net gördük. Devreye girerken daha evvel kaçırdıkları pozisyonu bu sefer ters taraftan yineleyerek golü bulan takım Keçiörengücü oldu.

İkinci yarının hemen başında Bahattin’in kale dibinden vuruşunu kalecinin uzanarak çıkarması bir anlamda bizim adımıza maçın kırılma anı oldu.

Rakip alanda daha fazla pozisyon ararken, rakipte kaptığı toplarla gol arayışındaydı. Bunlardan birini yine günün başarılı ismi Taha ile farkı ikiye çıkarmayı başardı.

Taner Hoca tüm riskleri alarak Muhammet ile başladığı ikinci yarıya fark artınca Erhan Şentürk’ü alarak devam etti. Bu durum haliyle rakibin kalemizde de bol bol tehlikeli olmasına yol açtı.

Oyunu rakip alanda yığdığımız anlardan Erhan Şentürk ile başlayan atakta Muhammet’in vuruşu kaleciden dönse de Bahattin boş kaleye topu ağlara göndermesiyle fark bire indi.

Golü bulduktan sonra daha çok rakip alanda olmayı beklerken bu durum kısa sürdü. Ancak bu anlarda Samet’in golü ofsayt olarak iptal edildi. Bu kalkan bayrak tamamen yanlıştı. Yine hakemin bir an penaltı noktasını gösterip iptal ettiği pozisyon vardı.

Maç bir anlamda koptu iki takım açısından da halı saha maçı görüntüsüne döndü. Kalemizde inanılmaz goller kaçıran rakip vardı. Biz ise artık artan yorgunlukla birlikte ki anlamakta güçlük çekiyorum rakip kaleye gidemedik.

Oyun sistemimiz tamamen çökmüştü. Maçın genelinde ki dağınık görüntü yenilen goller sonrası iyice arttı ve şuursuz ataklarımız çıktı ortaya. Ligde ağır bir yara aldık. Sarıyer puan farkını açtı, Sakarya ile aynı puandayız.

Elbette tüm bunların telafisi olur. Ancak öteden beri dile getirilen gol üretemiyoruz, rakibi tam olarak etki alanını kıramıyoruz söylemleri daha da artacaktır. Bu maçta oynanan oyun görüntüsü haftaya Sarıyer deplasmanında dileriz ki olmaz.

Son haftalarda özellikle iç saha maçlarında çift santrafor ile başlanması gerekiyor eleştirileri bu maçın ardında daha da dile getirilecektir.

Öyle ki bu maçta özellikle ilk yarıda üretkenliğimiz yoktu. Pozisyonlar hep başlamandan bitti. Kaleciyi rahatsız edecek bir şutumuz dahi yoktu. Kanatlar yine etkisizdi. İshak gibi tecrübeli bir isim dahi top kayıpları yaparak ataklar başlamadan bitti.

Yenilgi sonrası yazması kolay olur derler…Neyse kısa keselim o zaman. Takım genel olarak iyi değildi. Mücadele anlamında da sıkıntılar olunca rakipte bulduğu pozisyonları iyi değerlendirdirdi. Dilerim gelecek haftalar telefisi olur.

TEK GOL ÜÇ PUAN GETİRDİ!

Niğde Anadolu Fk, Altınordu’nun pilot takımı. Onların sahiplendiği bu takımda birçok futbolcu kiralık olarak takımda oynuyor. Genç ve dinamik bir takım. İçlerinde daha evvel bizde oynamış Fatih Kılıçkaya da bulunuyor. Gençleri yönlendirsin onlara büyüklük yapsın diye olduğunu düşünüyorum.

Taraftarımız kendisine ayrılan yeri fazlasıyla doldurdular. Zaten küçük bir stadyum ve kapasitesi de sınırlı. Buna rağmen Niğdeli taraftarlarda Samsunspor etkisiyle maça ilgisini esirgemediler.

İyi bir zeminde oynandı maç. Bu tür zeminler de takımımız daha rahat oynuyor. Bunu da maçın başından itibaren gösterdik. Rakip kontra atak futbolunu tercih ettiğini ilk dakikalardan itibaren gösterdi.

İlk dakikalarda Erhan ortasında Samet müsait durumda golü yapmış olsaydı maç daha farklı bir atmosferde oynanabilirdi.

Rakip alanda daha fazla topla oynayan taraf olarak kaleye yakın kalabalık defansı aşmakta zorlanıyoruz. Buna rağmen hatırı sayılır pozisyonlar ürettik. Yine Kubilay gole yakın şutları oldu. Bahattin çok etkili değilsede kaleye dönüp attığı şutları oldu.

İlk yarıda bulanan pozisyonlar gol getirmedi. İkinci yarıya da yine daha önde olan taraftık. Rakibin golcü futbolcusu Caner’e de iyi önlem almıştı Taner Hoca. Defans ve kaleci uyumu yerinde olunca rakibe pozisyon vermedik. Geldikleri oldu zaman zaman ama rahatsız edecek boyutta değildi.

Kalabalık defansları aşmak için doğru bir hamle olarak Tamer Hoca çift santrafora geçti ve Muhammet Beşir’i Samet’in yerine aldı. Bu hamle rakip üzerine daha etkili olmamızı sağladı. Muhammet’in attığı gol ofsayt bayrağı ile iptal edildi.

Rakip iyice kapandığı ve dakikaların azaldığı anlarda geldi gol. Kapalı defansı aşmak için onları hataya zorlamak gerekiyor. Bunun tipik bir örneği ile geldi gol. Kullandığımız korner sonrası uzaklaşan topu İshak içeri gönderdiğinde rakip defans uzaklaştırmak isterken ceza yayının üzerinde bulunan Erkam, önce göğsüyle kontrol etti, sonrasında sert ve düzgün vuruşuyla top ağlarla buluştu.

Bu şık golle öne geçtiğimiz anlardan sonra Enes oyuna girdi. Hani ayağına gelen fırsatı kaçırmayacaksın sözü onun içinde geçerli net bir pozisyona dönebilecekken topu kontrol edemedi ve kalemizde tehlike oluştu.

Oyunun genel anlamında sıkıntı yoktu. Ancak özellikle rakip alana oyunu yığdığımızda kapalı defanslara karşı skor üretmek için topun oynama hızını artırmamız gerekiyor. Özellikle rakip alana hücum ettiğimizde rakip çok çabuk yerleşiyor. Bunun için Kubilay gibi oyuncularımız ve kenar oyuncular daha hızlı hareket etmeli.

Duran topların önemi de artıyor bu tür durumlarda ki bundan sonra daha fazla karşılacağız böylesi maçlarla. Çünkü rakipler artık gol yiyene kadar kapanıyor. Haklı olarak Hoca ilk dakikalarda bunu bildiği için gol bulmak için ve rakibi öne çekmek istiyor ama son iki maçta bunu yapamıyoruz.

Tüm bunlar için oyun planları muhakkak vardır Hoca’nın ancak özellikle çift santrafor için Beşir-Köse ikilisi ile mi başlasa diye aklımızdan geçmiyor değil. Bir diğer mesele de kenar ortaların daha fazla olması gerekiyor. Ancak şunu belirtmekte fayda var, son haftalara takıma yönelik eleştiriler de azaldı. Bunun nedeni de sanırım rakiplerin daha çok oyunu yarı sahalarında kabul etmeleri olsa gerek.

Atılan gol sayısından öte alınan puanlar önemli olan. Bunu da başararak dönüyor takım Samsun’a. Haftalar azaldıkça stres artıyor. Sarıyer hafta içi oynadığı maçın etkisiyle sahasında iki puan kaybetti.

Kazançlı bir haftaydı. Ama Sakaryaspor’un da inatla takibini unutmayalım. Sahamızda oynayacağımız Keçiörengücü maçını da kazanarak yola emin adımlarla devam edelim.

Taraftarın Sesi ekibine de bize bu maçı izleme fırsatını sundukları için teşekkür ediyoruz.

İKİ PUAN KALECİYE TAKILDI!

Bayrampaşa maçı mutlaka 3 puan beklediğimiz ve bunu da rahatlıkla gerçekleştireceğimiz maçlardan biriydi. Rakip mütevazi kurulmuş ve diğer takımlarda olduğu gibi tanınmış futbolcuların olmadığı bir takım.

Stadyum demeye bin şahit lazım ancak bir antrenman sahası hüviyetinde bir yerde oynadık denilebilir. Çünkü maraton tabir edilen yer olmadığı gibi kale arkası dahi olmayan bir yerde oynandı maç. Saygı duyuyoruz rakibe ama önceki yazımda da belirttim TFF eğer Türk Futbolunun ilerlemesini ve kalitenin de paralelinde artmasını istiyorsa bu tür durumlara bir standart getirmeli.

İlk 15 dakika hariç oyunun geri kalanında rakip alanda daha fazla oynayan taraftık. Rakip ilk dakikalarda önde bastı. Topu kapıp kalemizde de etkili oldukları anlar oldu.

Futbolcularımız, oyunu ağırlıklarını koyup Kubilay ilede üst üste pozisyonlar bulunca rakip geriye yaslanmak ve kontraya oynamak zorunda kaldı. Zorunda kaldı çünkü güç kalitesi bariz belliydi.

Bu anlardan itibaren tüm insiyatif artık kalecinin ne yapabileceğine kalmış oldu. Onun gününde olması rakibe puan getirecekti. Nitekim öyle oldu.

Kaleci Veysel ilk yarıda Kubilay ve Ramazan’a izin vermedi. Kubilay’ın yandan auta giden şutlarıyla birlikte 5 şutu vardı. Aslında bu alanlarda bu tür şutlarını gole çevirme becerisiyle bildiğimiz Samet olsaydı farklı olurdu ama olmadı.

Kubilay’ın kaleye şutu düşünmesi gayet doğal ama ondan daha önemlisi takım başarı olması gerekince garanti şutları arkadaşlarına da bırakması gerekiyor. Aslında gününde bir Kubilay vardı. Hem oyunu yönlendirme hem takımı atağa sokma ve şut paslarını çıkarma yönüyle. Golü atmış olsaydı maçın adamıydı ama o Veysel’i tercih etti.

İkinci yarıya Erhan ve Ramazan yerine Bahattin-Muhammet Beşir değişikliğiyle golü daha da istediğini gösterdi Tamer Hoca.

İkinci yarının başlarında Muhammet Beşir iki net pozisyon buldu ki biri çaprazdan diğeri de karşı karşıya olanıydı. Bunları da cömertçe harcadık. Kubilay yine uzaktan yokladı kaleciyi. Bahattin kale dibinden kafa vuruşunu kaleci kornere çeldi.

Bu yarıda tamamen rakip alanda oynadık. Üst üste ataklar hem futbolcularımızı strese soktu hem de aşırı efora sevk etti. Rakibe pozisyon vermedik belki ama golü de bulamadık.

Giden iki puan Bayrampaşa her ne kadar hanesine yazmış olsada Veysel’in katkısı müthişti.

Sarıyer de puan kaybetmesini beklediğimiz Bodrum deplasmanından galibiyet ile dönmeyi başarınca puan farkıda 3’e çıkmış oldu.

Haftaya yine bir diğer deplasman olan Niğde de oynayacağız. Buradan artık beraberlik dahi düşünülmeyen bir durum var. Alt ile üstün artık puan farkları ortaya çıkıyor. Rakip Gümüşhane deplasmanından 2 farkı yakalamış olmasına rağmen beraberliğe razı olarak dönmesi yine ciddiye alınacak olduğunu gösteriyor.

Bu maçın analizinde biraz kanatların daha az işlediğini söyleyebiliriz. Erhan Kartal’ın bindirmesini aradık. İshak daha fazla öne çıkabileceği bir maçtı. Ama birkaç kez gördük. Onlarda da etkili olamadı. Erhan Şentürk, hani gol kralı gibi oynamıyor bizde. Rakip oyuncularla çok fazla kilitliyor kendisini. Biraz unutturup geriden çıkmalı. Atılan ara toplarla defans artasına kaçmalı ama bunları göremiyoruz. Şöyle ki Kubilay’ın kaleye attığı şutlar gibi görebilsek, vuruş kalitesini göreceğiz ama daha çok rakip defansla boğuşmayı yeğliyor.

Bu tür rakiplere karşı telaşlı oynamamak gerekiyor. Panik havası futbolcularımızı olumsuz etkiliyor. Bir an evvel gol istediği gecikince bunu daha net görüyorsunuz. Hani biraz hazırlık paslarını yapmak, rakibin üzerine ara toplarla giderek pozisyon bulmak gerekiyor.

Bir puan iyi derdik deplasmanda hep ama hem Sarıyer’in kazanması hemde kaçan 15’in üzerinde net pozisyonu düşününce elbette kaçan iki puana yanıyoruz. Telafisini yapabilecek kalitemiz var ve yine bir galibiyetler serisi için artık planlar yapılmalı.

Taner Hoca, sanırım bu tür maçların olacağını bizden daha iyi biliyordur. Bunun için daha alternatifli oyun anlayışı için futbolcuları hazırlamak durumunda. Bunu da önümüzdeki maçlarda görmeyi diliyoruz.

TARAFTAR MAÇA AKIN ETTİ!

Rakip Kastamonu 1966 da ligde iyi bir kadro kurdu ve hedefleri üst sıralar. Ligin tecrübeli takımlarından ve sürekli bu ligde üst sıraları zorlamış ve birkaç kezde 1. Ligin kıyısından dönmüşlerdi. Yabana atılmayacak bir takım ile oynadık.

Oluşan sakatlıklar ve artan yoğunluk ile hani bir ‘milli maç’ arası da olsa iyi olurdu diyoruz.

Günlerdir gerek sosyal medya da gerekse diğer medya organlarında bu maçın önemine işaret edilerek adeta seferberlik yapıldı. Şehir her yönüyle bu konuda bilinçlendirildi. İyi bir kamuoyu sınavı verdi kulüp ve spor medyası.

Taraftar, yağmurun o saatelerde yağacağını bile bile akın etti adeta. 20 bine yaklaşan bir taraftar grubu izledi maçı. 90 dakika boyunca da takımını hiç susmadan destekledi. Hepsini yürekten kutluyorum.

Maçın hemen başında golü bulup bir anlamda rakibinin oyununu bozmak isteyen bir Samsunspor vardı sahada. Son maçlarda ki o ilk 10 dakika gol alışkanlığı bu maçta devam etmedi belki ama oyunu rakip alana yığmayı başardık.

Rakibi bunalttığımız ve hataya zorladığımız anlar oldu. Hakem biraz fazla sertliğe müsaade etti. Rakip yarı alanımızda çok fazla görülmese de tehlikeli olabilecek pozisyonları da yakaladı. İşte bu anlamda biraz orta alana daha fazla yük düşüyor. İleride daha fazla baskı yapmalı. Bunu gördük ve bir anlık dalgınlıklar bizi zor durumda bırakıyor.

Uzun soluklu baskının ardından maçı biraz rolantiye aldığımız anlarda önce penaltı diye bekledik ki Erhan’ın düşürülmesi net penaltıydı. Rakip defans Erhan’ın yükselmesini ve topa müdahale etmesini engellemişti.

Bekir’in kale önünden başlattığı topa rakip defanstan kaptığı topla çaprazdan şık vuruşuyla Samet ile maçın tek golü gelmiş oldu.

İlk yarıda oyunu yine rakip alanda oynadık. Topu kalemizden uzak tutmayı başardık. Rakip çok fazla geriyi boşaltmak istemedi. En azından maçı dengede götürme ve bulabileceği bir golün peşindeydi.

İkinci yarıya rakip etkili başladı ve kazandığı serbest atışta kalemizde etkili oldu. Ancak çabuk toparlandık ve rakip alanda daha fazla pozisyon arayan taraftık. Önceki Kubilay’ın şutunu izledik. Samet’in rakip oyuncudan seken topu yardımcı hakem bayrak kaldırmasına rağmen orta hakem pozisyonu iyi süzdü. Devamında ise Samet ceza alanında düşürülmesine ise bu sefer hakem devam dedi.

İlginçtir ki önceki maçlarda aleyhimize çok rahat şekilde hakemler penaltı verirken, lehimize penaltı kararında ise oldukça cimriler. Kaldı ki beklediğimiz kararlar ise net penaltılardı.

Sahada çok iyi bir mücadele vardı. İki takımda topun olduğu alanda müthiş bir kapışma yaşadılar. Ancak topu daha iyi kullanan ve ne yaptığını bilen taraftık. Oğuz’un şutu maçın heyecanını ortaya koymaya yetiyordu.

İkinci yarının ortalarından itibaren yağmur şiddetini bir hayli artırınca sahada ki oyuna da yansıdı. Artık iki takım da birbirleriyle mücadalenin yanında yağan yağmur ile oluşan su birikintileriyle de mücadele ettiler.

Rakip son dakikalara on kişi kalmasına rağmen kalemizde gol bulmaya çalışsa da istediği o şut imkanını bulamadı. Bir nevi şuursuz ataklarını izledik. Diğer taraftan maçın son dakikasında oyuna sonradan giren Muhammet Beşir ile ikinci gole yaklaşan taraf olduk.

Özellikle son dakikalarda ki yağmurun oluşturduğu durumu görünce ‘iyi ki golü önceden bulmuşuz’ dedik. Artık haftalar ilerliyor ve hava koşulları da kendisini iyiden iyiye hissettiriyor. Bu tür zeminler için de teknik heyetin bir planı olmalı.

Topu yerden oynayan ve teknik oyunculardan oluşan takımımız için bu durum bir hayli dezavantaj olacağa benziyor. Çünkü oluşan yağmur birikintilerinden topu yerden oynama alışkanlığımız devam edince bir hayli stresli dakikalar yaşadık.

Genel anlamda ilk haftalara göre topu daha çok isteyen ve bunun içinde mücadele eden tarafız. Ayrıca rakibe ‘bu maçı alacağım’ mesajını daha güçlü veriyoruz. Rakibin maç içindeki durumuna göre de vaziyet alıyoruz. Son maçlarda tempoyu ayarlayan tarafız.

Bahattin’in yokluğunda, Erhan Şentürk bu fırsatı daha iyi değerlendirebilirdi. İkili mücadele anlamında zayıf kaldı. Belki istediği topları alamadı ama bunu istemesi gerekiyordu. Yerine giren Muhammet gelecek haftalara ayrıca hazırım mesajını vermiş oldu.

Erhan Kartal’ın son dakikada ikinci kırmızıdan oyundan atılması gelecek haftaki maç için iyi olmadı ama yine de Canberk için bu bir fırsat olabilir.

Son olarak Savaş’ın daha fazla ofansif özelliğini kullanmalı diye düşünüyorum. Etkili uzaktan şutlarını biliyoruz. Bu maçta bazen gördük onu ceza alanı civarında. Ancak bunu daha da artırmalı. Takımını atağa daha fazla kaldırmalı. Bunu da yapabilecek kapasitesi fazlasıyla var.

Zorlu bir mücadeleden 3 puan ile ayrılmak önemliydi. Bunu başaran takımımızı da kutluyorum. Altı da altı küçümsenemez kesinlikle. Böyle bir seri çok uzun yıllardır hatırlamıyorum doğrusu. Buna rağmen halen ikinci olmakta şaşırtıcı. Ama iyi bir Sarıyer var. Kadrosunda da güçlü isimler var. İnegöl maçını izlemiştim. Oyunu iyi kuruyorlar ve skoru bulabilecek oyuncuları var. Hem orta alanda hemde ofansif anlamda.

Kazanmaya devam etmek mecburiyeti takımlar arasında ki kalite farkını da ortaya koyacak. Şöyle ki gidişat 70-75 puan aralığını gösteriyor. Çok kolay değil ama takımımız bunu başaracak güçte.

BU HAVA BOZULMASIN!

Bordumspor zor bir deplasmandı. Önceki yazımda da futbolcularımızın performansı sonucu belirleyeceğini belirmiştim. Zor virajı kolaya çevirmeyi başardılar.

Ev sahibi olmanın avantajını elinde bulunduran rakip elbette bunu iyi kullanmak isteyecekti. Nitekim hafta içi ve gündüz olmasına rağmen statlarını hatırı sayılır şekilde doldurdular. Bir hayli fanatik düzeyde taraftarlarının olduğunu da belirtmek gerekiyor.

Sahanın suni çim olması bir hayli tartışıldı. Çok alışık olmadığımız bir durum. Ne yazık ki TFF’nin bu konuda belli bir vizyonunun olmadığı da görülüyor. Yönetmelikler olmalı veya varsa uygulanmalı bu konuda. Saha ve zemin konusunda belli ki ciddi eksiklikler var.

TFF ne zaman devreye giriyor, taraftar sarı merdivenlerde mi değil mi? Usülsüz seyirci alınmış mı alınmamış mı? İyi de, Profesyonel lig diyorsun stat uygun mu? Futbolcular için saha zemini uygun mu? Soyunma odaları yeterli mi? Bunlar içinde bir çözüm bulmalı TFF öncelikle. Eğer statlar yetersiz ise kimse kusura bakmasın demesini bilmeli. En yakın statta oynasın ilgili kulüp. Futbolculara yazık değil mi?

Zor bir ortamda futbolcularımız ellerinden geleni fazlasıyla yaptı ve istenilen sonucu da almasını bildi. Maçın başlarında rakip futbolcunun müsait halde topu auta göndermesi maçın bir anlamda kırılma anı oldu.

Dakikalar ilerledikçe rakip alanda baskıyı artıran takımımız Oğuz’un enfes şutuyla golü erken buldu. Oğuz haftalardır şut denemelerinin sonucunu almış oldu. Geçen sezon oynanan maçlarda da uzaktan şutlarını hatırlıyoruz kendisinin.

Topu ayağında tutan ve rakibe göre daha çok atak yönü olan bir takım görüntümüz vardı. Özellikle Kubilay’ın klas haraketleri maçlara damga vurmaya devam ediyor. Yine Savaş’ın takımı atağa kaldırmada ki ustalığını da belirtmek gerekiyor. Erhan Kartal daha önce de yazmıştım İmdat’ı hatırlatıyor bana. Çalışkanlığı ve takımı ileriye taşıması haftalar ilerledikçe daha artıyor.

İkinci yarının başında Samet’in güzel golüyle de farkı ikiye çıkarttık. Rakip tam boyun eğmiş ve umutları tükenmişken hakem devreye girdi ve kendince maça heyecan katmaya çalıştı. Verdiği penaltı kararı kendi taktir hakkıydı. Neyse ki bu taktir hakkını günün başarılı ismi Ahmet izin vermedi. Gösterdiği performansla da göz doldurdu.

Rakibi kontrol altına alan ve takım bütünlüğünü daha çok gördüğümüz bir maçı geride bıraktık. Bu maçta ki eforu da doğru buluyoruz. Çünkü bir hafta da oynanacak üç maçı düşününce skora göre tempoyu da ayarlamanın doğru bir hamle olduğu kanaatindeyim. Değişiklikleri Taner Hoca buna göre yaptı.

Bahattin her ne kadar bu maçta gol atamamış olsada onunda çabası yabana atılmaz. Ancak bulduğu iki net pozisyonu da gole çevirmesi gerektiğini de hatırlatmak gerekiyor. Belki burada bazen fazla yüksek beklenti olduğunu düşüneceksiniz ama hem Bahattin hem de diğer oyuncularımızın üzerine koyarak devam etmelerini arzu ediyorum.

Çünkü bütün futbolcularımız geleceğe yönelik transfer edildiler. Bizlerde gelecek yıllarda hem takımımıza hemde Türk Futboluna hizmet etmelerini bekliyorsak, futbolcularımız mutlaka kendilerini geliştirmek durumundalar. Biraz bu gözle bakarak yazmaya çalıştığımı ifade edeyim.

Bu yüksek beklentiyi futbolcularımız taraftarlarıyla birlikte aşacaklardır. Onlar da çoğu kulüpte göremeyecekleri bir serüven yaşıyorlar aslında. Çünkü Samsunspor’un, ülkemiz futbolunda çok müstesna bir yeri olduğunu gelmeden önce biliyorlardı ama geldikten sonra bizatihi yaşıyorlar.

Şampiyonluk yolunda iyi bir seri yakalamışken dileriz ki daha da devam etsin. Dileriz ki sahamızda oynayacağımız Kastamonu maçıyla da seriyi altıya çıkaralım. Hem maçın günü hem de saatinin ideal olduğunu düşünürsek mutlaka taraftarın maça akın edeceği kanaatindeyim.

İyi bir hava yakalandı ve bunun devam etmesini istiyoruz canı gönülden.

Not: Maçı zor şartlarda bizlere ulaştıran Taraftarın Sesi ekibinden Hüseyin Karataş’a da teşekkürlerimi sunarım. Eyüp maçında da bu tür yayınların olacağını ve onlara bu yıl çok iş düşeceğini belirtmiştim. Beni yanıltmadıkları için de ayrıca teşekkürler.

SERİYE DEVAM ETTİK!

Gaziantepspor maçı bizim açımızdan daha başka bir önemi vardı kuşkusuz. Belki geçen sezon oynadığımız ve önde götürdüğümüz maçı son dakikalarda yediğimiz gollerle kaybetmiş olmasaydık küme düşmemiş olacaktık.

Her şeye rağmen ayakta kalmaya devam etmeye çalışan rakip, tamamı gençlerden oluşan bir takımla çıktılar sahaya. Kenarda genç teknik adamları maç boyunca oyuncularına müdahale etti, onları yönlendirdi ve bir an bile yerine oturmadığı gibi basketbol koçları gibi sürekli oyunun içindeydi. Ancak bu heyacanını anlamakla birlikte futbolcularının sakatlanmasında da kendisini gözden geçirmesi gerekiyor.

Öyle ya genç oyuncular ve adale yapıları henüz oturmadığı için sakatlanmaya yatkın olurlar. Ayrca sahamızında bu sakatlıklarda etkisinin olduğunu düşünüyorum.

Taraftarımızın maça ilgisi daha iyi olabilirdi. TFF maçı gündüz oynatınca ve cumartesi gibi kamu dışında olanların da çalışma saati gözönünde tutulduğunda yine de hatıra sayılır bir topluluk vardı. On bine yakın taraftar bugün hangi süper lig maçında oluyor. 1. Ligi saymıyorum bile.

Maça daha istekli başlayan bir Samsunspor vardı sahada. Sadece teknik anlamda değil mücadele anlamında da “Ben bu maçı alacağım!” görüntüsü vardı. Rakip ise top ayağımızda olan oyunculara iki hatta üçlü müdahale yaptılar. Topa ve oyuna sahip olunca sonuca da erken vardık. Rakibin durumuna bakmadan işi ciddiye alınca sonuca beklenenden erken vardık.

Üst üste gelen golleri gördük sahada. Bahattin attığı iki golle bir anda takımı üstünlüğe taşıdı. Goller öncesi Kubilay, Ramazan ve Oğuz’un güzel hareketleri ve pasları vardı. Oyunun üstünlüğünü daha maçın başında bu şekilde ele geçiren Samsunspor’dan haliyle taraftarlarda bizlerde gollerin sayısını artırmasını bekledik.

İlk yarı boyunca bir hayli gol pozisyonu bulduk. İshak ile yakaladığımız net bir gol pozisyonumuz vardı. Kubilay’ın uzaktan enfes şutu kaleci son anda kornere çeldi. Bahattin ile gole yaklaştığımız anlar vardı. Maalesef bunlardan sonuç alamadık. Daha organize olan bir takım görüntüsü vardı. Bunda rakibin kendi yarı alanında kalmayı tercih etmeside etkendi. Elbette onları anlıyoruz yaşları 17-20 olan bir tecrübesiz takım vardı karşımızda.

Hem ilk yarıda hem ikinci yarıda bir iki pozisyon verdik. Bunlarda Furkan’ın daha dikkatli olması gerektiği öne çıkıyor. Diğer taraftan sakat Ercan’ın yerine oynayan Nuri’nin de bu maç için söylecek olursak oldukça kritik işlere imza attı. Ercan’ın sakatlığının ciddi olduğunu söyledi Tamer Hoca maç sonrası. Kendisine acil şifalar diliyorum.

İkinci yarı oynanan oyun tamamı rakip alanda geçti. Kalabalık defansı aşma konusunda sıkıntı yaşadık. Rakip fark yememek için çok öne çıkmadı. Bu yarı da İrfan’ın son dakikalarda ki şutu direkten auta çıktı. Yine bundan önce de gole yaklaştığımız anlar oldu ama final paslarında çok fazla becerikli olamayınca ikinci golde takılmış olduk.

Tek kale maçta akıllarda Kubilay’ın resitaliyle birlikte Ramazan’ın bugüne kadar ki en iyi performansını izledik. Takım, hem oyun disiplini açısından hem de oyunu genele yaymak açısından çok başarılı işler yaptı. Ne yapmak istiyorsa onu yaptı maç boyunca sahada takım.

Belki Tamer Hoca oyuncu tercihlerinde Bahattin’in yerine Muhammet’i veya Erhan’ı düşünebilirdi. Hoca hafta arasını düşünerek hareket ediyorsa bunu da yerine getirmeliydi. Diğer oyuncu değişiklerini de yadırgamadık. Ama Savaş’ın etkisini de anladık takım üstünde çıktıktan sonra.

Hakemlerle ilgili kazandıktan sonra yazmak zor olsada aleyhimize verdikleri kararların futbolun içinde ki müdaheleler olduğu görülecektir. Buna karşın ise beklediğimiz faulleri de es geçtikleri gölücektir. Nitekim maçın sonlarına doğru Enes’in güzel hareketlerden sora girdiği ceza alanı içinde durdurulduğu pozisyon net penaltıydı. Ancak hakem bu pozisyonu devam ettirdi. Belki maçın skoru etken oldu ama yine de penaltı noktasını göstermesi gerekiyordu. Hakemliliğinin daha ilk yıllarında böyle yaparsa klasman atlayamaz bu şekilde.

Önümüzde iki kritik ve bizi üst sıralarda ilgilendiren rakiplerimizle oynayacağız. Önce çarşamba günü Bodrum deplasmanı sonrasında da Kastamonu ile sahamızda oynayacağız. Bu maçlar zorluk derecesi yüksek maçlar. Ancak bu işi futbolcularımızın isteği ve sahada gösterecekleri performans belirleyecektir. Kendilerine şimdiden başarılar dilerim.