TARAFTAR DAHA NE YAPSIN?

Taraftar ya da seyirci…Son dönemlerde bu moda oldu hani bağıranlara taraftar, sakin şekilde izleyenlere de seyirci deniyor ya. Siz nereye kendinizi konuşlandırırsınız onu bilemem ama bir kulüp için o tribünde yerini alıyorsa benim için daima saygı görür ve görmelidir de!

Neden yazdım bunu sorunuz olacaktır. Hacettepe’nin oynadığı stat da yerini pahalı bilet uygulaması olmasına rağmen gencinden yaşlısına, çocuğundan bayanına kadar herkes vardı. Hatta Samsun’dan gelen az olmasına rağmen Ankara’da yaşayanlar daha ağırlıktaydı.

İçlerinde epey yaşı ilerlemişler vardı birde Allah sağlık versin kendisi felçli olduğu her halinden belli olan ve yaşı bir hayli de olan bir taraftarımız da vardı. Yanlarında ona refakat eden 3 kişi de vardı. Hava yağışlı ve soğuk olduğunu da hatırlatayım. Bir de stadın yanında boş yerlerden saha gözüküyordu orada da duran Samsunspor sevdalıları vardı.

Taraftar ilk yarı suskundu ama ikinci yarı takımını ayağa kaldıran ve gollerin atılmasında da etken bir tezahürat vardı. Yine de maç sonunda oynanacak play-off’lar düşünülerek takım çağrıldı ve onlara moral verildi. Doğrusu da buydu. Bizim taraftar her zaman işini bilir yani.

Tribün olayı çok farklı bunu elbette kabul ediyorum. Ancak buna uyan yada ayak uyduran da sahada futbolcu topluluğu olacak arkadaş. Taraftar her yerde desteklerini verdi, veriyor ve vermeye de devam edecektir. Daha ne yapsın taraftar?

İlk yarıda isteksiz ve ne oynadığı belli olmayan bir takım görüntüsündeydik. Karşımızda da bunu fark eden genç ve koşan bir takım vardı. Hacettepe biliyorsunuz Gençlerbirliği’nin yedek takımı. Genç bir ekip. Gelecek vaat eden futbolcular burada yetişiyor.

Zaman zaman kaleyi yokladığımız anlar oldu. Kale önünde her ne kadar Bahattin’i buluşturamamış olsak da Oğuz ile uzaktan şutlarla kaleyi yokladık. Orta alanımız dan ve kanatlardan çok fire verdik ve bundan dolayı da rahat geldiler.

Rakip geliştirdiği ataklarla bir hayli kalemizi zorladı. Bunlardan Aytaç ve Cenk’in iyi kademelerini de gördük. Ancak ilk yarının sonlarında yaşanan rakibin golüne engel olamadık. Aslında bu gol göz göre göre geldi diyebiliriz.

Rakibe oyun alanı verdik, top ayağımızdayken de ikili üçlü baskılarını gördük bundan dolayı da bir hayli kaleyiciye geri pas yaptık. Bu durumda elbette istenilen bir durum değildi. Hani rakibin üstüne gitmeyip yada çekinenlerin yaptığı hareketlerdir bunlar.

İkinci yarı Abdülkadir ve Onur girdi. Bunun etkisiyle de bir hayli rakip alanda gözükmeye ve baskıyı artırmaya başladık. Sağlı sollu ataklar sonunda Ramazan’ın ortasına Abdülkadir’in kafa golüyle eşitliği sağladık.

Tempoyu artırınca oluyormuş yani. Rakibin de kontra atakları vardı ve etkiliydi. Başka hakem olsaydı kensin bir penaltıları vardı. Ancak Hakan Ceylan çok net hareketlerle devam dedi. Maçın genelinde her ne kadar ikili mücadele de aleyhimize kararlar vermiş olsada bu kararına sevindik.

Yine baskıyı artırıp oyunu rakip yarı alana yıkınca pozisyonlar ürettik. Bunun neticesinde de rakibi hataya zorladık ve penaltıyı kazandık. Topun başında olan Abdülkadir de öne geçiren golümüzü kaydetmekte zorlanmadı.

Abdülkadir, oyuna girdikten sonra hem koşularıyla hem de hareketleriyle önemli bir iş yaptı. Oyun içinde yönlendirmeleri de dikkat çekiciydi. Maç sonunda dahi devam etti bu durum.

Kaçan pozisyonlar, rakip alanda baskı son dakikalara skoru korumak iç güdüsü olunca ve hakemin her an oyunu bitirme düdüğünü bekleyip konsantrasyon düşünce de son dakika golüne engel olamadık.

Bu gol son haftalara taşınan liderlik beklentisini de iyiden iyiye bitirmiş oldu. Her şey playy-off umutlarına kaldı.

Büyük bir hayal ve beklentiyle başladığımız, açık ara lider olacağımız bir ligin sonunda elimizde playy-off kalmış oldu.

Başkan İsmail Uyanık, maç sonunda da belirttiği gibi şimdi tüm hesaplar buradan çıkma üzerine yapılacak.

İsmet Hoca, üst üste alınan beraberlikler ve yenilen son dakika gollerine çözüm bulmak durumunda. Sebebini her ne kadar bilemese de bu dakikalarda ciddi konsantrasyon eksikliği olduğu açık. Nasıl olsa kazandık duygusundan sıyrılmak gerekiyor. Eğer play-off’larda başarılı olmak istiyorsak.

Çünkü oynanacak maçlar ki finali de  hesaplayacak olursak +5 maç daha oynanacak. Bunun içinde hem kondisyon hem de konsantrasyon olarak iyi hazırlanmak durumundayız. Yine en güçlü adayların başında olacağız ama biz yine de temkini elden bırakmayalım.

Sezon başından beri kağıt üstünde favori olduğumuz bir ligi geldiğimiz noktada ilginç bir şekilde liderlik dışında kalarak bitirmek durumundayız. İlginç dedim çünkü kaybedilen puanlara bakılında sadece son dakikalarda kaybedilen 6 puanımız var. Bir de ortalama 2 puan hesabı tutmasına rağmen…Diğerlerini siz hesaplayın artık.

Bizler ümidimizi koruyoruz. Başkanımıza güveniyoruz ve inanıyoruz. Ancak futbolcu kardeşlerimiz “nasıl olsa hallederiz!” mantığının da bizleri buralara getirdiğini de belirtmek gerekir. Nitekim buna yönelik sezon başından beri uyarılarda bulunmuştum. Arzu edenler arşivlerden bakabilirler.

İsmet Hoca’nın, heyacanını yitirdiğini gözlemlediğimi belirtmek isterim. Muhtemeldir ki o da işin buralara geleciğini hesap edemedi. Ancak o da ciddi olarak kendi iç motivasyonunu tekrardan kazanmalı. Aksi durum varsa gereğini yapmalıdır.

Acı yazmak ve tüm arızaları burada belirtmek kolay olanıdır. Lig henüz bizler için bitmedi. Bundan dolayı şuna buna değilde takıma yine destek verecek olan bizleriz. Elbette yüreğimiz yanıyor, acıyor, üzülüyoruz lakin şuan buna çözüm futbolcu anlamında yok.

Eğer onlarda bu takımı bir üst lige çıkartmak istiyorlarsa artık tüm neyi var neyi yok ortaya koysunlar istiyoruz. Zaten sorun da burada değil mi?

HAKEM KARARLARI CANIMIZI YAKTI!

Taraftarın yoğun ilgisi ve muhteşem desteğiyle başladık maça. Maç boyunca da inanılmaz desteklerine devam ettiler. Tıpkı Yüksel Yıldırım’ın istediği, İsmail Uyanık’ın beklediği gibi. Yani taraftar üstlerine düşeni yaptı.

Sarıyer takımını yabana atamayız. Serdar Hoca, Bayrampaşa mağlubiyetini bu maçı düşündükleri için kaybettiklerini söyledi. O maçı kaybedince kendileri içinde bu maç tutunma maçıydı. Şimdi playoff düşündüklerini belirtti.

Bizim düşüncemizde lider Keçiörengücü’nün ensesinde olup onu rahatsız edip puan kaybını beklemekti. Tabi maçları kazanmak şartıyla olacaktı tüm bu planlar.

Sakat ve cezalıların yanında performans düşükülüğü nedeniyle bir hayli revizyonlu bir on birle çıktık sahaya. Bahattin tek forvet başladı. Samet ve İshak haftalar sonra on bire döndü.

Maça da baskılı ve istekli başladık. Özellikle rakip alanda baskı yapıp kaptığımız toplarla pozisyon üretme fikri de tutmuştu.

Orta alandan ve kanatlardan bir hayli rakip alanda göründük. Gole yakın olduğumuz anlar oldu Samet ve Bahattin ile.

İlyas son derece istekliydi. Güzel işlerde yapıyordu. Bizim penaltı bekliğimiz pozisyon sonrası sakatlandı ve yerini Onur’a bıraktı.

Baskımız sonuç getirdi ve Samet defansın hatalı pasında araya girdi. Attığı uzaktan şutta top kalecinin de uzak köşesine gidince takımımızı öne geçirdi.

Rakibe pozisyon dahi vermediğimiz bir ilk yarıda geride kalmıştı. Rakip daha çok kontra atakla çıkmak istedi bu yarıda. Yaptığımız hem koşularla hem de ara atılan toplara zamanında müdahelelerle buna izin vermedik.

İkinci yarıya da istekli başladık. Rakip bu yarıda biraz daha rahat geldi. Buna müsaade ettiğimiz anlarda da pozisyon verdik. Nitekim buldukları üç pozisyon vardı ve biri gol oldu. Bunlardan biri dikten dönmüştü. Bize bir uyarı gibiydi aslında. Son dakikalarda attıkları golle beraberliği buldular.

Bu yarı da gole yaklaştığımız çok anlar oldu. Ancak final paslarında olsun son vuruşlarda olsun istediğimizi yapamadık. Samet’in çok net kafa vuruşu vardı. Enes’in içeriye girip attığı şutu kaleci iyi kurtardı.

Gelmeyen ikinci gol bizimde stresimizi artırdı. Maalesef ilk maçta ki gibi yine Sarıyer son dakika golüyle maçta dengeyi sağladı.

Bu yarıda futbolcularımızın mücadeleside iyidi. Pozisyonlarda ürettik, rakibe de baskı yaptık. Ancak bir anlık pozisyon akışına müdahale edemedik. Enes’in kaptırdığı topla başlayan atağı bir türlü durduramadık.

Tabi hakemin yanlış kararları maçın gidişatını da skorunu da etkiledi. Günün başarılı isimlerinden Bahattin’in net düşürülmesini görmezlikten geldi. İkinci yarının başında ki bu pozisyonda eğer penaltıyı verseydi rakibinde gardı düşecekti.

Hakemlerden yana bir türlü şansımız tutmadı. Sezon başından beri çok maçta canımızı yaktılar. İyi olduğumuz ve avantajı lehimize sağlayacağımız kritik maçlarda hep devreye girdiler. Bu maçta da verilmeyen penaltılarla gösterdiği kartlarla çok kötü bir maçı geride bıraktılar.

Yine Aytaç’ın kafasıyla indirdiği topu rakip defans oyuncusu eliyle yumuşattı ve kendisine avantaj sağlamış oldu. İlk yarı da İlyas düşürülmüştü. Diğeri de Ramazan’ın ortası rakip defansın koluyla kornere çıkmıştı.

Yine ilk dakikalarda rakip oyuncu Behlül adeta Samet’e saldırdı ama sarı kartla geçiştirdi. Yine bir pozisyonda atağımızı koluyla engeleyen oyuncuyu görmezlikten geldi hakemler.

Gördüğünüz gibi epey yer tuttu hakemler. Hani ne olacak demeyin bu yeni değil. Sezon başından beri böyle. Bizim aleyhimize çok kolay düdük çalarken, futbolcularımızın tekme tokat indirilmesinde ancak faul çalıyorlar. Üzücü ama gerçek sezon başından beri inanılmaz puanlar kaybettik hakemlerin yüzünden. Geçen sezonu unutamadık ve yine kritik hakem hataları puan kayıplarımızda etkendi.

Bundan sonra artık kalan maçları alıp diğer rakiplerin skorlarına bakacağız. Büyük ihtimal playoff oynayacağız. İşin garip tarafı rakibimiz olanlarla maçlarımızı biri hariç kazanamadık. Ancak her maçın havası farklı. Her şey tam bitmiş değil.

Futbolcularımızın sadece işi biraz daha uzattıklarını düşünelim. Olur ya onlar biraz daha mücadele güçlerini artırırlar, daha iyi oynarlar belki o zaman daha kolay maç kazanırız. Ümit ediyoruz tabi. Çünkü takım olma yolunda ilerliyoruz nasıl olsa.

Üzgünüz, bizden daha üzgün olan başta Başkanımız var. Elbette yönetim, teknik heyet ve futbolcular. Öyle ya bazı futbolcular bizden daha fazla istemez kimse demişti! Haydi taraftardan daha fazla istediklerini göstersinler…

İKİNCİ YARI SAHADA YOKTUK!

Keçiörengücü iyi futbol oynuyor, kaliteli ayakları var, koordineli oynuyorlar. İyi güzelde ben onunla ilgilenmiyorum ki!

Ben, bizim futbolcularımızın sahada göstereceği performansa bakarım. Öyle ya hepsi de kaliteli, işi bilen, ligin tozunu atacak futbolcularımız.

Evet kağıt üstünde öyle. Aslında sahada da öyle ama bazen. Biz bunu her maçta görmek isteriz. Hele de böyle kritik maçlarda.

Plan ne olur böyle maçlarda erken gol. Bulduk mu? Bulduk.

Golü İlyas Kubilay ile 10.dakikada rakibin daha etkin oynamaya başlayacağı dakikalarda attık. Hemde gol öncesi penaltımız verilmemesine rağmen. Daha temiz olanı oldu bir nevi. Yani pozisyonun akışını bozmadan devam ettirdik.

Sonrasında oyunu dominede ettik. İlk yarı boyunca kontrolü kaybetmedik. Rakibin tüm geçişlerini kapattık. Sadece duran topları bıraktık onlara ve pozisyon vermedik neredeyse.

Diğer taraftan rakip kalede İlyas Kubilay ile mutlak golden olduk, bir de Ramazan’ın topa dokunsa da zayıf kaldığı pozisyonlarımız var.

Farkı artırabilirdik. Özellikle İlyas Kubilay atmış olsa şah ve mat deyip maçı koparmıştık. İçimizden demişizdir “umarım aramayız” diye. Şahsen ben dedim. Bu tür maçlar “bulduğunu atacaksın” denilen maçlardır. Öyle bol bol pozisyon bulmak kolay olmaz.

İkinci yarıya rakip daha önde başladı. Biz ise topu kazanmakta ve ayağımızda tutmakta zorlandık. Öyle ki rakip zaten topu iyi kullanan bir ekip olduğunu bile bile buna izin verdik.

Skor koruma içgüdüsü, nasıl olsa öndeyiz duygusu. Ne derseniz artık. O ana kadar önlem almışta olsak, top çok fazla kale önümüzde dolaştı. Buna rağmen kalemize şut imkanıda vermemiştik. Ama iyi bir organize atakla topu uzaklaştıramadık ve kalemizde golü gördük.

Sonrasında vereceğimiz tepki topa daha fazla sahip olmak ve rakip alana oyunu yığmak olmalıydı. Beklediğimiz olmadı. İlyas bir tek Enes’e verdiği pasın dışında sahada yoktu ikinci yarıda. Ne bekleriz ondan topu alsın, maestro görevi yapsın ve takımını atağa kaldırsın. İstedi mi oluyor? Ama istediğinde işte.

İkinci yarı takım olarakta kötüydük. Bir nevi bu maçlarda kalite çıkar aslında. Benim ölçüm bu tür maçlardır. Bakıyorum sezon başından beri maalesef ha oldu ha olacak derken yarış halinde olduğumuz takımlara karşı üstünlük sağlayamadık.

Son dakikalarda Ahmet’in bir kurtarışı var ki umutlarımızın hepten tükenmesini önledi.

İsmeti Hoca’nın oyuncu değişikleri de tartışmalıydı. Oğuz ikinci sarı görmemesi için yerine Yılmaz ikinci yarı başlaken alındı. Okan sakatlıktan dolayı yerini Savaş’a bıraktı. Erhan’ın yerine bari Bahattin olsaydı demeden edemedik.

İlk yazılarımda da belirttim hep işi sıkı tutalım son haftalara kalmasın ama olmuyor işte ne yazarsanız yazın. Sahaya çıkanlar böyle istedi.

Ligi bu tür maçlar koparır. Zaten puan kayıplarımızı toplasak sadece öne geçip berabere biten maçlar dahi durumumuzu özetliyor. Ne hikmetse galip bitiremedik önde olduğumuz böylesi maçları.

Şimdi ne olacak? Elbette futbolcularımız kalan maçları alıp rakibin puan kaybetmesini bekleyecek. Aynı puanda olmamızda yetmiyor. İkili averajda Keçiörengücü önde.

Yani biz hepsini alsak dahi onların ya bir mağlubiyet almalarını ya da iki beraberlik yaşamaları anlamına geliyor ki futbolda herşey mümkün. Olmaz demeyin. Bakarsınız olur.

Nihayetinde şansımız devam ediyor ama kendi göbeğimizi kendimiz kesmeyeceğiz. Yani ipler rakibin elinde. Öne geçtiğimiz maçta önemli bir avantajı kaybettik demek daha doğru.

Normal bir lig durumu olsa bu puana belki de sevineceğiz aslında ama öyle bir lig ki rakip şurada kaybeder diyemiyoruz. Bir maç haricinde. O da Sarıyer ki belki de bizim maçta onlarda playoff hesaplarından yedek takımla çıkacak Keçiörengücü karşısına.

Hele biz kalan maçları alalım. Bir de bunun play-offu var ki orası daha da karışık. En iyisi talih bizden yana olsun diyelim. Kalan maçları almaya bakalım.

Kısacası ne yarıştan koptuk nede şampiyonlukta en öndeyiz. İlginç bir tablo oluştu. Hesaplar gibi kafamızda karışık…

Umudumuz bitmedi ama yara aldı! Son maça kadar mücadele şart…

TARAFTAR FUTBOLU BİLİYOR!

Geçenlerde Obradoviç’in “taraftar basketbolu biliyor!” haberi vardı medyada. Karşıyaka maçı sonrası yaptığı açıklamanın içinde yer alan bu ifadeler sadece gönül almak için değildi.

Kendisi çok iyi bir basketbol koçu. Tartışmasız durum böyle. Zaten başarıları ortada. Böyle olmasına rağmen kendisini izleyen ve takip edenlere de hakkını teslim ediyor.

Evet belki taraftar bazen duygusaldır bazen de hırçınlık yapar. Ama eğer futbolu bilmeseydi zaten izlemesinin de bir anlamı olmayacaktı.

İlla ki bir yerde oynaması veya yazması şart değil, orada olup takımını izlemeye gelmesi dahi futbolu bildiğini göstermez mi? Tepkilerin seyirci sayılarıyla da doğru orantılı artıp azaldığı da aşikar.

Sosyal medya üzerinden artık anlık tepkilerini rahat rahat veriyorlar. Kesinlik öyle yorumlar var ki çoğu futbolcunun da teknik adamında önünde. Adamın diploması yok diye futbolu da bilmez zannetmeyin.

Kimse kalkıpta taraftara laf etmesin arkadaş. Herkes işinde farkındalık oluşturacak. Yan gel yat ile olmuyor artık işler.

Patronlarına baksınlar. Yüksel Bey açık açık ifade etti verdiği röportajda. O insan sıfırdan geldiyse yaptığı işin emeğini çektiği içindir.

Profesyonel olmayla futbolu ben bilirim demesin kimse. Bu iş o işin bir nevi diploması ve uğraşısı karşılığıdır. O halde herkes işini doğru yapacak! Başta da futbolcular…

İnsanlar sırf tutkuları için kilometrelerce yol geliyor, tezahürat yapıyor. İçeriye girememe, polisin sert müdahelesini göze alarak geliyor hem de. Kimse kusura bakmasın ama sahada elini kolunu izleyen futbolcu için gelmiyor ama bir yere kadar der sırası gelince.

Etmeyin kimseyi iş bilmez anlamaz zannetmeyin. Her şey sahada gözüküyor arkadaş! Onlar yine de size destekten geri durmuyor bilesiniz.

GÖZLERİMİZ ANKARA’DA OLACAK!

Erkam Reşmen’in, aylar sonra sahalara döndü. Diğer taraftan geçen hafta iyi bir oyun ortaya koyan Aytaç yine kadroda yerini buldu.

İlk dakikalardan itibaren oyunu rakip alana yığan takımımız sonuca erken gitmek amacındaydı. Bunu da Bahattin ile yakalamasını bildik.

Rakip oyunu kirletmeyen, centilmenlikle hareket etti. Tamamen topa konsantre olmasıyla da ayrıca dikkatleri üzerine çeken genç ekip zaman zamanda topa hakim olan taraftı.

Oyunu rahat götüren oyuncularımız, rakibin üzerine gittiklerinde ve tempoyu artırdığında pozisyonları da üreten taraftı. Ramazan Çevik ile yakaladığımız pozisyonlar vardı.

İçeri yapılan ortaya ayağını uzatan Ramazan topa dokundu ancak kaleciye çarpan top kornere çıktı. Ancak hakem topu rakibe verdi. Diğeri de çok iyi bir organize atağımız vardı. Oğuz ile başlayan atakta, Okan çok güzel bıraktı Ramazan’a ama onun dokunuşunda top auta gitti.

Maçın en önemli isimlerinden biri kuşkusuz Abdülkadir oldu. Hem takımı atağa kaldırmada hem de yaptığı asistle her ne kadar gol atamamış olsada takım için çok önemli bir isim olduğunu bu maçtada gösterdi.

Taraftarın muhteşem desteğinin yanında devre arasında Müslüm Gürses’in “Unutamadım!” şarkısına eşlikte yine görülmeye değerdi. Bizim taraftar bu işi biliyor arkadaş!

İkinci yarının hemen başında Abdülkadir’in asistiyle topla buluşan Kubilay topu ağlara gönderdi ve farkı ikiye çıkarttık.

Bu yarıda kendi hatamızdan bir pozisyon verdik. Bura da şunu belirtmek gerekir fark ikiye çıktığında bizim için oyun daha rahat hale geldi. Ancak bura da iştahlı olmak gerekiyor. Çünkü özellikle gelecek maçta oynayacağımız Keçiörengücü maçı bu kadar rahat geçmeyecek.

Elbette her maçın hikayesi farklı. Bu maçın hikayesi de öyle oldu. Genel anlamda rahat götürdüğümüz ve birçok pozisyonu da kaçırdığımız maçtı. Bayrampaşa maçı gibi gergin geçmedi. Bunda hem rakip oyuncuların tutumu hem de golü erken bulmamızın etkisi vardı.

Bir kez daha gördük ki biraz daha çıkışlara dikkat etmemiz gerekiyor. Diğer taraftan da final pasları ve ceza alanında ki yakaladığımız pozisyonları kaleye şuta çevirmek için hızlı hareket etmeliyiz.

Yine hakeme değinmeden geçemeyeceğiz. Bu maçta her ne kadar ona çok iş düşmese ve iki tarafında iyi niyetine rağmen ikili mücadelelerde aleyhimize çok rahat düdük çaldı. Bir de ikinci yarıda beklediğimiz bir penaltı vardı.

Artık gözlerimiz Ankara’da oynanacak olan Keçiörengücü maçında. İsmet Hoca’nın da belirttiği gibi yarı final maçı özelliğinde olan bu maçta beklentimiz elbette galibiyet. Sarıyer’in de mağlup olmasıyla birlikte yerleştiğimiz 2.lik için bu maç liderlik maçı olacak.

Sadece bu maçı kazanmamız yetmiyor elbette. Akabinde oynayacağımız Sarıyer maçı da bizim bu sezon ki en kritik maçından diğeri olacak. Hülasa üç gün arayla kritik iki maç bizim ligde ki yerimizi belirleyecek.

Takımıza inanıyoruz bu iki maçı da lehimize çevirmeyi başaracaktır.

GOL SEVİNCİ GÖRÜLMEYE DEĞERDİ!

Bazen başlık bulmakta zorlanır insan. Bu maçta onlardan biriydi. Maçın içinde bir çok şeyler yaşandı. Her şeye değmesi maçın galip bitirilmesiyle anlam kazandı.

Kağıt üzerinde favori olmak önemli ama sahada kazanılması gerekiyor. Maçı izlemeyen maçın skoruna göre herhalde çok rahat kazandığımızı düşünebilir.

Geçen hafta Kastamonuspor maçı sonucuna hepimiz üzüldük. Sadece futbolcular değil, teknik heyet ve yöneticilerde dahil tüm taraftar. Bunu en iyi başkan biliyor! Sahada ki mücadeleyi de yazıyoruz, durağan futbolu da.

Futbolcularımıza düşen cevap hakkı sahada olmalıdır. Kimse niyet okumuyor zaten. Herkes üzerine düşeni yapmalı diyoruz. Önce futbolcular buna katkı sağlamalıdır.

Bayrampaşa en az bir puan için çıktı sahaya. Bunu ilk dakikadan itibaren belli etti. Orta alanda yaptığı baskıyla takımımızı durdurmaya çalıştı. Bundan bir nebze de başarılı oldular.

Özellikle yarı alanda çıkışlarımız istenilen ölçüde olmayınca her ne kadar atak görünmüş olsakta pozisyona dönmesi istenilen ölçüde değildi.

Rakip attığı uzun toplarla pozisyon üretmeye çalıştı. Bazen de orta alanda yaptığı baskıyla kaptıkları toplarla. Buna hem Cenk’in cezası nedeniyle oynayan Aytaç ki bence iyi bir maç çıkarttı hem de Nuri’nin müdaheleleri vardı.

Hani final toplarını iyi değerlendirme diyoruz. Futbolcu elbette şutunu çekecek, vuracak ama daha garantisi varsa öncelikle onu düşünecek. Nuri o şutu çekeceğine, Kubilay’a pas verecek bu bir refleks olacak.

İleride ilk yarıda Abdülkadir’in biri ıskaladığı diğeri de müthiş şutunu kaleci önledi. Bir de direkte patlayan Kubilay’ın topu vardı.

İkinci yarıya rakip hızlı başladı ve ilk saniyelerde kalemizde etkili şutlarını Ahmet kornere çevirerek önledi.

Oyun hakimiyetini kurduktan sonra rakip alanda pozisyonlarımız gelmeye başladı. Dakikalar ilerledikçe bir türlü istenilen, beklenilen ve aranan gol gelmedi.

Bu durum haliye futbolcularımız üzerinde stres oluşturdu. Bunun neticesinde Erhan Şentürk önce rakip futbolcuyla girdiği dalaşmadan ilk sarıyı gördü daha sonra da ikinci sarıdan kırmızıyla on kişi kaldık.

Herşey aleyhimizeydi. Hakemin vermediği penaltıya bir de on kişi kalmamız eklenmişti. Gözler sahadaki oyuncularımızın ne yapacağına çevrilmişti.

Taraftar bu şoku atlatınca müthiş bir destek verdi. İşte taraftar böyle olur diye haykırıyordu. Sahada da kıyasıya mücadele vardı.

On kişi kalan biz değil rakipti sanki. Yere yatanın kalkmadığı, hiçbir şey yokken kendisini yere bırakmalar, vakit çalmak adına akla gelmedik işler anlayacağınız.

Tüm bunlara rağmen, sağlı sollu rakip alana oyunu yığdık. Buna rağmen Abdülkadir’in kafa topunun kaleciye gitmesi, topların defanstan dönmesi derken vakitte iyice daralmış ve uzatmalar oynandığı anlarda…

İşte o anlar artık tüm her şeyiyle ortaya çıkacağı anlar oluyor. Kubilay’ın içeri dalışı şutunu atışı yine kaleciden dönmesi ve dönen topa Okan’ın kafası…

Beklenen gol gelmişti. Ya o sevinç hem golü atan Okan’ın hem yedek kulübesiyle sahada ki oyuncularıyla o sarmaş yumağı denilen sevinç doğrusu tekrar tekrar izledim doyamadım…

Sezon başından beri bunu bekliyorduk. Bunu yazıyorduk bunu istiyorduk. Okan Dernek haftalardır artırdığı performansını kritik belki de şampiyonluğun yolunu açan golü atarak almıştı ödülünü.

Bu golle tribünler coştu, televizyondan izleyenler coştu! Sosyal medyadan gözyaşlarıyla izledik diyenler oldu. Neler oldu neler? Sadece gol olmadı adeta bir şehir ayağa kalktı…

Oyuna sonradan giren Bahattin’in attığı gol ile de güne kapanışı vermiş oldu. Onu da tebrik ediyoruz. İstiyoruz ki hep atsın hep sevinsin hep sevindirsin. Çünkü her futbolcumuzun performansının iyi olmasını isteriz.

Keçiören’in puan kaybettiği haftada kazanmak son derece önemliydi. Haftaya Bayrampaşa dileriz ki Keçiören karşısında da aynı direnci göstersin.

Hakem A klasmanmış. İyi güzel de hep mi aynı mantık var sizde “Aman Samsunspor için düdük çalmayayım!” Zaten bunu beklemiyoruz. Adil olun istiyoruz.

Nuri’nin pozisyonu tartışmalı olabilir ama Enes’in düşürülmesi hangi maç olursa olsun penaltı çalınırdı. Bunu da es geçtin. Rakibin gereksiz vakit çalmasına, ikili mücadelelerde verdiği kararlar ile beklenenin altında maç yönetmiştir.

Kalan her maç final! Hepsine talibiz. Bir bir geçeceğiz ve sezon sonunda hak ettiğimiz yerde yani liderlikle bitireceğiz.

ÜÇ GÜNDE NE DEĞİŞTİ?

Rakip takımı hiç yazmak istemiyorum. Çünkü biletten maç öncesine sonrasına hatta maç içinde yaptıklarıyla Başkanlarının sosyal medyadan “vizyon” kelimesine hiçte uymayan görüntüler ve olaylar vardı. Kelimeden öte geçmeyen uygulamalarla kulübün vizyonu olmuyor.

Maçta içeri giremeyeceğini bile bile kilometrelerce ötedelerden gelip orada beklemek. Her kulübe nasip olmaz böyle taraftar.

Maçın hemen başında rakibin şutları vardı kalemizde. İki takımda orta alanda kıyasıya mücadele etti.

Burada üstünlüğü belirleyecek unsurlar topu daha iyi kullanmak veya duran toplar olacağı görüntüsü vardı.

Son maçlarımızın aksine daha durağan ve kontrollü başladık oyuna. Hani rakibe ileride basan, onları hataya zorlayan görüntümüz yoktu.

Bodrumspor maçı sonrası İsmet Hoca’nın, “panik oynuyoruz!” dediği buysa bence tam tersine daha etkili ve rakibi bunaltan bir durumdu. Elbette pas hataları ve final toplarında sıkıntımız oluyordu. Buna çözüm istiyorduk. Yani daha az hataya inmeliydik.

Maçın genelinde Kubilay’ın durduğunda takımın atak yapmakta zorlandığını daha iyi hissettik. Rakibin orta alanı kalabalık yapıp, kendi yara alanında defansı çakmasıyla pozisyon üretmekte zorlandık.

İlk yarıda Abdülkadir’in serbest atışını kaleci yine aynı güzellikle kornere çeldi. Bunun dışında çokta pozisyon yoktu. İki takımda birbirine üstünlük kuramamıştı.

Tam da ilk yarı golsüz bitecek derken bir anda üst üste gelişen atak sonrası kalemizde golü gördük. Elbette faulü yazacağız!

İkinci yarıya daha süratlı daha iştahlı ve rakibini bunaltan bir Samsunspor görürüz düşüncemiz vardı. Ama bu düşüncede kaldı. Rakibin tam manasıyla kendi yarı alanında kalıp kontra atak oyun tercihi pozisyon üretmemizde sıkıntı yaşattı.

Buna rağmen Abdülkadir ile gole yaklaştık. Yine sahada çokta varlığını göremediğimiz Bahattin’in uzaktan zayıf şutunu. Bahattin hep istekli yazmıştım diğer maçlarda sonradan oyuna girişinde. 11’de başladığı bu maçta patlama bekledim ama boşa düştük ne yazık ki.

Tempoyu artıramadığınız, rakibi bunaltmadığınız zaman sonucu da değiştiremezsiniz. Tabi ilk yarıda rakip defansın ters vuruşunda gole yaklaştığımız durumlar hariç. Böyle de olsa rakip alanda daha fazla olmalısınız. Derinlemesine topları daha fazla denemeniz gerekiyor.

Rakip defansın arkasına sarkmadığınız zaman karambol toplarına kalıyoruz bu şekilde yakaladığımız pozisyonlar rakip defansta eridi.

İsmet Hoca, son maçlarda yaptığı değişikliklerle maça damgasını vuruyordu. Ancak bu maçta yaptığı değişiklikler ve hatta maça başlama kadrosu da yine eleştirilecektir. Çünkü defansta deneyimsiz bir Enes yerine ters ayakta olsa İshak’ı tercih etmek mümkündü.

Orta alana cezalı Okan yerine Savaş doğru hamleydi. Ama inanın Okan’ı gözlerim aramadı desem yalan olur. Çünkü rakibe basan ve top için savaşan bir adam Okan. Savaş daha teknik daha ofansif ama bunu göremedik.

Fark oluşturacak oyuncularımız etkisiz olunca son maçlarda ki gol atma alışkanlığımızda devam etmedi.

Gelelim Hakem Ferhan efendiye! Bu hakem iki maçımızı yönetti. İkisinde de bariz hatalar yaptı. Birinde mağlup olduk diğerinde ucuz kurtulduk ki galip geldik. Maç öncesi ismi açıklanınca herkes eyvah dedi.

Maalesef yine sonuca etki eden kararlar verdi. Önce Ahmet’e yapılan faulü görmezden geldi ve sonrasında kalemizde golü gördük. Yine ikinci yarı Onur’un ceza alanında çekilip indirilmesini görmezden gelip penaltıyı çalmadı.

Korner beklediğimiz pozisyonda aut verdi. Top toplayıcı çocukla oynayıp rakip gibi dakikalardan çalıp oyunu soğuttu. Oğuz itiraz etti de hızlandırdı kararını. Yine İsmet Hoca’nın itirazında oyunu durdu. 4. Hakemin yanına kadar gelip bilgi alarak vakit geçirdi!

Anlamak zor tabi. Kötü oyuna birde hakemin aleyhimize kararları eklenince sahadan ağır bir yara alarak çıktık. Kazandığımız maçlarda ki hakem hatalarını da yazdım. Ne yazık ki korktuğumuz başımıza geldi.

Tabi ister istemez “Atanan hakemlerin futbolcular üzerinde etkisi oluyor mu?” sorusu geliyor aklımıza. Pekala mümkün!

Üç gün içinde oynadığımız iki maç arasında ki oyun ve mücadele farkını inanın izahta zorlanıyoruz. Bizler sahada gördüğümüzü yazmaya çalıyoruz. Kim istemez ki galibiyet. Ama futbolcularımız durumun vehametini artık görmeliler diyoruz da vakit yok süre bitmek üzere! Tren kaçtıktan sonra telafisi zor oluyor!

HAKLI GALİBİYET!

Bodrumspor, ligin sonuçlarıyla dikkat çeken bir takım. Özellikle Türkiye Kupası maçlarında aldığı sonuçlarla ne denli dikkat edilmesi gereken rakip olduğunu göstermişti.

Ankaragücü taraftarlarının Antalyaspor deplasmanı dönüşünde geçirmiş olduğu kaza sonucu vefat edenler için yapılan saygı duruşu kulüp yöneticilerimizin girişimleriyle olması taktir edilecek incelikteydi.

Yağmurlu ve soğuk bir hava vardı Samsun da. Buna rağmen durgun giden bilet satışlarının son gün artmasıyla birlikte doluluğun 15 bini geçtiğini düşünüyorum. Yine kulüp yönetiminin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olması nedeniyle iki gün önceden olmasına rağmen bayan taraftarlarımıza tribün jesti de alkışa şayandır.

Zorlu geçeceğini düşündüğüm maçlar arasındaydı Bodrumspor maçı. Ne yapacağı belli olmayan enterasan bir takım. Tecrübeli isimlerin dikkat çektiği takımın içinde on birde başlayan Göksu ve yedekten oyuna giren Mustafa Sevgi vardı bizde yakın zamanda oynayanlardan.

Bodrumspor’un başında olan Engin İpekoğlu’nun zemine ayak bastığında neler düşündüğünü doğrusu merak ettim. Belki de bunun için kısa sürdü basın toplantısı.

Samet Asatekin’in 11 de başladığı maçta, Onur ve Ramazan’ın yedeklerde dahi olmaması dikkatlerimizi çekti. Samet, oynadığı ilk yarı boyunca sakatlığının etkisinde olduğunu gördük.

Maçın hemen başında rakip alanda baskıyla başladık. İleride çoğalıp golü erken bulma niyetimiz vardı. Bunun içinde kanatlardan indik, orta alandan gittik. Özellikle Okan’ın uzaktan şutları dikkatlerden kaçmadı.

Hırslı ve sürekli rakibi ısıran bir görüntüsü var Okan’ın. Boşluk alanı bulduğunda dikine giden bir yapısı var. Üstüne koyarak devam ediyor ve İsmet Hoca’nın da vazgeçilmezi oldu.

İlk yarıda Erhan ve Abdülkadir’in kale önünden kafa vuruşlarının autla sonuçlandığı pozisyonlarımız vardı.

Kubilay, ilk yarıda ki oyunuyla bizi üzdü belki ama ikinci yarı oyuna ağırlığını koymasını bildi. Kalitesini konuşturdu adeta.

İlk yarıda rakip oyunu dengelediği anlarda, Nuri’nin hafif dokunuşuyla kendini yere bırakan oyuncu sayesinde öne geçme fırsatı yakalayan taraf Bodrumspor oldu. Penaltı atışında Ozan topu auta gönderince rahat bir nefes aldık.

İkinci yarıda Samet yerini Bahattin’e bıraktı. Üçlü forvete geçip skor üretme niyetinde olan İsmet Hoca bunun da neticesini ilk dakikalarda aldı.

Nuri hatasını telafi edercesine Kubilay’ın güzel ortasına iyi yükseldi ve kafa vuruşuyla topu ağlara gönderdi. Son zamanlarda görmek isteğimiz duran top organizasyonuydu. Kubilay-Oğuz  ver-kaçı sonrası Kubilay’dan geldi orta.

Rakibin üzerimize daha fazla geleceği ve boşlukları bulacağımız dakikalar başlamıştı. İşte bu anlarda sahne alan Kubilay, uzaktan sert ve düzgün vuruşuyla topu ağlara gönderdi ve farkı 2’ye çıkarttı.

Kubilay, bulduğu boş alanda topu uzun sürerek attığı şut direkten geri döndü. Eğer gol olsaydı sezonun en iyisi olmaya namzetti.

Bodrumspor, maçın içinde zaman zaman denediği defansımızın arkasına attığı toplar vardı. Bunlardan ilki ofsayt ile sonuçlandı. Birinde Ahmet başarılıydı. Ancak bu kadar rahat paslarına izin verirseniz cezayı da keserler.

Neyse ki suskun golcü Erhan Şentürk devreye girdi ve attığı şık golle fark tekrar 2’ye çıkmış oldu. Enes’in gelen ortaya kafayla Erhan Şentürk’e asistini de kaydetmeliyiz.

Oyundan iyice düşen rakip karşısında farkı artırabilecek pozisyonları bulduk. Son dakika da bu sefer hakem lehimize verdi penaltıyı. Sezon içinde kazandığımız ikinci penaltımızdı. Bahattin, topu havaya dikmesiyle 4.golden olduk.

Oyunun genel olarak hakimiydik. Kubilay’ın oyuna ağırlığını koyduğu anlarda daha fazla üretken olduk. Bahattin, istekli amenna! Ancak pozisyonları artık daha iyi okumalı ve bunları isabetli şuta çevirmeli.

Abdülkadir, yine çalıştı ama bu kez o kaleye şutlarını çok fazla göremedik. Daha çok ceza alanında topla buluşturmamız gerekiyor. Ancak sahada her zaman varlığını hissettiriyor. Bazen golcüler gol atamasa da büyük işlere imza atarlar. Yani alan açarlar, rakip eksiltirler ve sürekli rakip defansı rahatsız ederler.

Zaman zaman konsantrasyon düşmeleri yaşadığımız görülüyor. Sanırım bunu kenar yönetimde görüyordur. Diğer taraftan istek, mücadele ve pozisyon üretkenliğimiz en büyük artılarımız artık.

Daha önceki haftalarda, sezonun bitimine yakın bu baskıyı, stresi ve psikolojik olarak etkiyi kim daha olumlu kullanırsa bir adım öne çıkmaya yakındır diye belirtmiştim. Şimdi bu haftalara yaklaşıyoruz. Artık hataların telafisinin mümkün olmadığı zamanları yaşayacağız.

Hakem her ne kadar sonuca etki eden kararlar vermemişse de zaman zaman Kubilay’ın kaldığı tekmeleri göremedi. Kaleye yakın yerde kazanabileceğimiz faullerdi. Aleyhimize verdiği penaltıyı Nuri’ye yazıyoruz. Rakibine arkadan belki sert müdahale etmedi ama dokunması bile yetiyor malum.

Hakemlerin çaldıkları her düdük sonrası bizlere güven vermediklerini belirtmeliyim. Her pozisyonu mercek altına alır hale geldik!

Rakiplerimizin, puan kaybetmeleri ve bizim kayıpsız gitmemiz gerekiyor. Bu durumda ayakta kalan yarışı önde bitiricektir.

Dilerim ki sezonun sonunda gülen taraf biz olalım. Şimdi önümüzde yine zorlu bir deplasman var. Kastamonuspor gibi yarışın içinde bir rakiple karşılacağız. Elbette deplasmanda kazanmak için gideceğiz. Bu maçta ki gibi arzulu ve mücadeleci oynadığımızda galibiyetle döneceğimizi düşünüyorum.

İYİ OYUN FARKLI SKOR GETİRDİ!

İnegölspor 6 da 6 yaparak geldi şehrimize. İyi ağırlandılar. Yönetim, ilk maçta gösterilen ilgiye yine aynı centilmenlikle karşılık verdi.

Samsunspor, hedefi belli olan ve bunun için her haftayı kayıpsız geçirmesi gereken bir takım. Bunun için rakibe göre daha çok istemek ve mücadele etmek durumunda.

Rakibin yeri itibariyle kaybedeceği bir durum yok. Alt sıralardan uzak, üst sıralar içinde yakaladığı galibiyetler serisini devam ettirerek play-off düşüncesinde olarak çıktı sahaya.

Maça istekli ve mücadelesi yüksek bir görüntüyle başladık. Bunun neticesinde de henüz 3. dakikada sezonun da en erken golüne imza atmış olduk.

Abdülkadir’in başlattığı atakta, Onur’un güzel pasıyla buluşan Kubilay, şık vuruşla topu ağlara gönderdi.

Takımımızın, en önemli özelliği bu maçta mücadele gücünü yüksek tutmasıyla birlikte ön alanda sürekli baskı yaparak rakibi hataya zorlaması oldu.

“Defans hücumda başlar!” Futbol mantığının sahadaki yansımalarını izledik. Bu hem rakibin çıkmasını engelledi hem de oyun üstünlüğünün bize geçmesini sağladı. Bu anlarda biraz daha oyunu sıkıştırmayıp, kalabalıktan uzak tutup oyunu geniş alana yaymamız gerekiyordu.

Erhan Şentürk kaleciyle defansın hatasını iyi değerlendirdi ve topu kaptı ama attığı şut auta gitti. Bu esnada daha garanti oynamayı tercih emiş olsaydı Abdülkadir’in farkı artırması içten bile değildi.

İlk yarının son on beş dakikasında topu biraz rakibe verince onlara da cesaret geldi. Bunun neticesinde de maçın en etkili pozisyonunu kendileri adına bulmuş oldular.

Defansımızın yerinde müdaheleleri, orta alanın da baskısı rakibe yarı alanımızda oyun kurmalarını engelledi.

İkinci yarıya da etkili başlayan taraftık. En azından topu isteyen baskısını devam ettiren görüntümüze tekrar büründük.

Kubilay, oyun ataklarında daha etkili olmalı. Mesela birkaç kaptırdığı topla rakibin yarı alanımıza ani atakları yaptığını hatırlatmakta fayda var.

Oyunun tam orta alan mücadelesinde ve kıyasıya top kapmanın olduğu anlarda gelen Kubilay’ın golüyle rakibinde gardını düşürmüş olduk. 61.dakika da gelen bu golle herkes derin bir nefes almış oldu.

Oyunun artık tam hakimi olan taraftık. Farkı daha da artırmak için pozisyonlar bulduk. Bunun için biraz daha final toplarına dikkat etmeliyiz. Diğer taraftan kanatları da etkili kullandığımızı söyleyebiliriz.

Yine bir pozisyonda Abdülkadir’in Canberk’e neden bindirme yapmıyorsun uyarısı bizim bu dediklerimizi anlatır durum olarak kayıtlara geçti. Bu tür uyarıları kaliteli oyun anlamında olumlu buluyorum.

Oyuncu hamlelerinin yerinde olması İsmet Hoca’nın en büyük artısı olarak kayda değer bir durum. Diğer maçlarda olduğu gibi bu maçta da oyuna sonradan girenler oyuna katkı yaptılar.

Enes’in başlattığı atakta, doğru tercih ile Bahattin’e çıkartması onunda iyi bir feyk hareketle önünü boşaltıp topu ağlara göndererek farkı 3’e çıkarttı. Bahattin bu golle son haftaki istekli oyununun neticesini almış oldu.

Enes’in şimdiye kadar en iyi izlediğim ve etkili performansıydı. Elbette daha yol alacağı unsurlar var. Ancak alan kontrolünde ve son paslarda ki performansı göz doldurdu. Biraz daha kuvvetlenip ikili mücadelede ayakta kalan bir Enes içinde zamana ihtiyaç var.

Oyundan iyice düşen İnegölspor karşısında maçın son anlarında 4 hatta 5’i bulmak içten bile değildi.

Hakem zaman zaman verdiği kararlar ile saç baş yoldurttu. Bunu özellikle yazalım çünkü kazandığımızda bazen bu hataları görmezden geliyoruz. Oysa hakem iki takımında iyi niyetli hareket etmesini kendi müdahelesiyle alevlendirmek istedi.

Öyle ki kritik yerlede faullerimizi görmedi, Enes’in ceza alanında yere düşürülmesini es geçti, taç atışlarını bir hakemin maç içinde ilk defa bu kadar el değiştirttiğine de şahit olduk. Tek olumlu işi de kalkan ofsayt bayrağının yanlışlığını görüp oyunu devam ettirmesiydi.

Bir söz de maraton tarafta olan yardımcı hakeme ki ofsayt nedir, nasıl olur? El insaf kardeşim bu kadar mı kör olur insan.

Haftayı bay geçeceğiz. Sonrasında hafta içi Bodrumspor maçı ile lige dönüş yapacağız. Şuan gizli lider konumundayız maç fazlasıyla. Ancak biz kazandıkça daimi liderlikte gelecektir.

Bodrumspor da, dileriz ki maç saati değişikliğine olum bakar ve stadyum daha fazla taraftarın maça gelmesi mümkün olur. Malum maç Çarşamba günü saat 14:30 da oynanmasını uygun görmüş TFF yetkilileri! Sanki taraftarı olmayan bir kulübüz insan başta dikkat eder en azından…

Ligin en dikkat etmemiz takımı olarak Keçiörengücü olarak görünüyor. Yenik duruma düşmelerine rağmen farklı kazandılar.

Samsunspor bu maçtaki oyun, mücadele ve konsantrasyonu gibi devam edebilirse kalan maçları da kazanmaya devam edecektir. Hepinizi yürekten kutluyorum.

DEPLASMANDA KAZANMAK ÖNEMLİ!

Ankara Demirspor kurum takımı olarak ligde mücadele ediyor. Mütevazi kadrolarına takviyeler yaparak ikinci yarıya başladılar ve iyi de sonuçlar alarak bu maça çıktılar.

Samsunspor taraftarı takımı yalnız bırakmamak için hem Samsun’dan hem de Ankara da ikamet edenlerden oluşan bir kalabalıkla stadın (!) etrafında erken saatlerden itibaren bulunmaya başladılar.

Yalnız sıkıntı ayrılan yerin sadece 80 kişilik olmasıydı! Bu sorun rakibin taraftarının olmayışıyla, araya giren Başkan İsmail Uyanık sayesinde aşıldı ve tribünlerin neredeyse tamamını doldurduk.

Hemde televizyondan canlı yayın olarak verilmesine rağmen. Tek taraflı bir tribün ve yan sahalaramızda maç izliyor havasında ama takımımıza olanca kuvvetiyle destekle aşıldı.

Maçın hemen başlarında rakip alanda Erhan ve Ramazan ile gole yaklaştık. Hem orta alanda mücadeleyle hemde Kubilay’ın ara toplarıyla pozisyonlar üretmeye başladık.

Bunun sonucunda rakibi zorladığımız ve ters toplarla da gole yaklaştığımız anlar oldu. Ancak bunları ilk yarım saate yakın zaman diliminde yaptık.

Rakibin pozisyona girmeye zorlandığı bir günde golü erken bulamayışımızın stresini gördük sahada. Eğer böylesi bir rakibe karşı erken gol atamazsanız psikolojik üstünlüğü kaybedersiniz.

İshak, geçen hafta da yazdım daha fazla zorlamalı o koridoru. Bunu gördük ama ortalarının daha fazla isabetli olması gerekiyor. Daha hızlı ve seri olmalı. Ağır kalıyor izlenimi onun adına iyi olmadığı gibi bizim pozisyon üretmemizi de etkiliyor.

Erhan Kartal’ın da yine bu maçta son toplar da zaman zaman pozisyon hatalarıyla form düşüklüğünü devam ettirdi.

Buradan da anlaşılacağı üzere kenarları daha fazla aktivite etmeliyiz. Orta alanda da Kubilay ve Oğuz ile göbekten ara toplarla gidilmeli. Bunları görüyoruz ama çok az kalıyor bu kalitede bir takım için.

Samet geçen maçlarda ki görüntüsünü biraz olsun olumluya değiştirmek için çabaladı ama sakatlandığından dolayı ilk yarının sonlarında Bahattin ile yer değiştirdi.

İkinci yarıya rakip daha cesaretli başladı. Daha fazla topa girdiler. Hatta pozisyon bulmak için çabada gösterdiler ama çok fazla kalabalık gelemediler. Çünkü her geldiklerinde kalelerinde golü görme riskleri vardı. Bunun bilinciyle oynadılar hep.

Pozisyona girmekte zorlanmamıza İsmet Hoca, müdahale etti ve Eyüpspor maçı değişikliğinin tersini yaptı yani Kubilay’ı oyundan alırken Abdülkadir’i oyuna aldı.

Bahattin, son zamanların en hırslı görüntüsündeydi. Çok çabaladı. Ondan beklenen elbette ki gol atması ancak golün hazırlanmasında da öncülük etti.

Bahattin’in hazırladığı pozisyonla, Oğuz’un uzun pasına Erhan Şentürk, zorda olsa boştaki Abdülkadir’e attı ve onun dokunuşuyla da galibiyet golümüz geldi.

Hem deplasmanlarda ki son maçlarda kazanamama duygusu hemde artık her maçın final olduğu haftalara girilmesinin etkisiyle skoru korumaya çalıştık.

Ankara Demirspor iler uçta çok etkili olamayışının nimetini yaşadık aslında. Bazen geri paslar can acıtır. Bunlara dikkat edilmeli. Erhan’ın gereksiz geri pasını Cenk kornere atarak önledi.

Diğer taraftan Bahattin ve Erhan ile bulduğumuz pozisyonlarımız vardı. Birde maçın son anlarında Savaş ve Abdülkadir ile gole yaklaştık.

Orhan Gülle’yi almışlar takıma. Futbolda devamlılık önemli. Bu kalitede futbolcunun sadece işi duran toplar değil elbette. Ancak onun bir serbest atışını Nuri’nin dokunuşu olmasa inanın gol olması içten bile değildi. Çünkü top uzak köşeyi görmüştü!

Üç forvetimizin maçın içinde yer almasının karşılığı tek gol olmamalıydı. Oyun formatımızda ki aksaklıklar devamlılığını gösteriyor. Bunları yazdıktan sonra kazanarak devam etmenin de önemini belirtmek gerekir.

Sezon başından beri birkaç maç haricinde tempomuzu yükseltemiyoruz. Tempoyu yükselttiğimiz de rakibin sertliğine yenik düşüyoruz. Maçın içinde futbolcularımızın iletişimiyle birlikte rakibi üzerine çekip, kendisini boşa düşerecek ve topu kaleye indirebilmeliyiz. Bunu yapacak oyuncularımız da var.

Bireysel beceriler ile gidiyoruz bir nevi. Hani göze hoş gelen futbolumuz yok. Final paslarında ki sıkıntılar, ataklarımız da ki hatalı paslar, sağlı sollu varyasyonlar bunlar beklediklerimiz. Bunu yönetim de ister bizlerde isteriz. Futbolcularımızın en azından mücadele ettiklerinde durum vaziyet buysa oyun kalitesini artırdığımızda zaten bu ligde karşımızda durabilecek rakip yok.

Eyüpspor maç yazımın sonunda ki cümleler geçerliliğini devam ettiriyor. Oyun anlamında bizleri mutlu etmese de kazanmak önemliydi. Zaten İsmet Hoca da basın toplantısında bunlara değindi.

“Amerika’yı yeni keşfetmeye gerek yok!” diye bir söylem vardır. Futbolda geçerliliğini de her zaman görürüz. Bizim gördüklerimizi teknik heyetin başında ki de görüyorsa o zaman önlem alınmasını bekleyeceğiz ama lig daralıyor yani zaman sıkıntısı var.

Maçın akabinde Başkan İsmail Uyanık başta olmak üzere herkesin yüzü gülüyordu. Futbol böyle işte tek gol ile mağlup oldunuzda başınızdan aşağı kaynar sular dökülüyor, tek golle olsada galip gelerek mutlu bir hafta sonu geçiriyorsunuz. Öncelikle 3 puanı almak elbette önemli olan.
Kalan maçlarda daha iyi bir futbol ve skor görmek dileğiyle..

KİLİDİ İKİNCİ YARI AÇTIK!

Sancaktepe maçından sonra oluşan hayal kırıklığı tüm şehre yansımıştı. Başkan İsmail Uyanık’ın o fotoğrafı her şeyi özetlemeye yetiyordu. Hani bazen sözden daha etkilidir bakışlar.

İşte öyle bir duruştu bu! Kaskatı kesilen bir insanın hayal kırıklığını ve içinde dönen fırtınaları dindirmek ona bu inancı tekrar göstermekle olur. O da sahada mücadele edip, kazanmakla mümkündür.

Yenilmek futbolun içinde olan doğal bir durumdur. Ancak kötü oynama ve isteksizlik kabul edilemezdi. Sorun neydi? Neden olmuştu tüm bunlar? İnsanların bir hafta boyunca ümitsizce dolaşmasına sebep olacak ise sahada ki mücadeleden yoksun olunmasıydı.

Taraftar o şoku atlatınca haftanın ilk antrenmanına gidip “Bizler şampiyonluk istiyoruz!” İsteğini yenilediler. Hem sözlü tezahüratlarla hemde açtıkları pankartla.

Maça ilgiyi artırmak içinde büyük bir çaba gösterenler oldu. Hem bireysel anlamda hem de taraftar gruplarının iletişim adreslerinden. Yine de beklenen olmadı ama 12 bin civarı bir taraftar vardı soğuk bir kış günü ve yağmur beklenen kapalı bir havada.

İnsanlar, maçtan önce gergindi. Son anda maça gelmek isteyenler bilet kuyrukları oluşturdu. Şenlik havası olmasa da takımlarını yalnız bırakmak istemediler. Nede olsa bu şehrin atan kalbiydi ve İsmail Başkanlarının da hatırı vardı.

İsmet Hoca, bir hayli değiştirmişti takımı. Kubilay dahi kesik yemişti. Defanstan yine ağır kalmasıyla eleştirilen Aytaç da kesik yiyenlerdendi. Savaş gibi mücadele eden ve sezon başından beridir özveriyle çalışan bir isim dahi yedekler listesindeydi.

Hoca’nın bu değişiklikleri eleştirilebilir. Ancak bizlerde buna saygı duymak durumundayız. Ramazan on bire döndü, İshak yine Canberk’in cezası nedeniyle kadro da yer buldu.

Oyun anlamında birbirleriyle çok oynamadıkları her hallerinden belli bir görüntüyle başladı takım. Pasların arasında ki kopukluklar topa istemeyle, peşinden koşmayla giderilmeye çalışıldı.

Kale önüne inip pozisyon üretmekte zorlanan bir takım vardı sahada. Özellike İshak, çok fazla rakip alanı zorlamadı. Nedeni taktik miydi? Doğrusu merak ettik.

Yine Erhan ve Abdülkadir ile başladı İsmet Hoca. Yalnız bu sefer doğru bir yerde forvette yer verdi hoca. Erhan’ın yeri kenarlar değil göbekti, doğru olan yapılmıştı. Maç boyunca çok çalıştı, gelen fırsatları değerlenmiş olsaydı on numara olacaktı.

İlk yarının en önemli pozisyonu Abdülkadir’in serbest atıştan şutuydu. O da az farkla dışarı çıktı. Samet, uzaktan yokladı ama kaleci çok rahatlıkla aldı topu. Hani kaleciyi zorladık mı işte bu yarıda o yoktu.

Geri paslar can sıkıcı bir hal aldı. Az becerikli olsaydı rakip kesinlikle mağlup duruma düşmemiz içten bile değildi.

Orta alandan çıkışlarımızda zaman zaman derinlemesine paslar denendi. Bunlardan bazıları defansa bazıları da ofsayta takıldı. Bu tür pasları denemeye devam etmeliyiz. Çizgi halindeki defansın bir anlık dalgınlığından ancak böyle yararlanırsınız.

İkinci yarı Abdülkadir yerini Kubilay’a bırakarak başlandı.

Kubilay, bu sefer daha istekli görünmesinin yanında, birazda etrafına bakarak oynamayı tercih eder görüntü verdi.

Bunun sonucunu daha ilk dakikalarda da aldık. Öne geçtiğimiz golde güzel ver-kaç hareketlerle Kubilay önünü boşaltı ve plase vuruşla topu ağlara göndermeyi başardı.

Golün gelmesiyle birlikte daha özgüveni artan bir görüntümüz vardı. Rakip zaten çok fazla pozisyon bulamadı. Birkaç denemeleri de zamanın da müdahaleler ile önlenmiş oldu.

Sahada ilk yarının aksine daha çok pozisyonlar ürettik. Ramazan ve Erhan derken oyuna sonra giren Bahattin ile mutlak gollük pozisyonlar bulduk. İşte bunları gol yapmalıydık dediğimiz pozisyonlardı bunlar.

Cenk Kaplan ilk maçında bir iki hatanın dışında önemli ataklarında kesilmesine yardımcı oldu. Stil olarak hareketli bir yapısı var. Ancak ilk maç için sadece bekleneni karşılayacak gibi durduğunu söyleyebilirim.

Hakem, maçın belli bölümlerinde hakimiyeti kaybetti. Rakibin sertliğine aşırı tolerans gösterdi. Belki de ilk yarının sonunda on kişi kalabilirlerdi. Çünkü Abdülkadir, çok rahat geçip önünü boşaltmış ve kaleciyle karşıya kalıp gol yapma imkanı vardı. Yine maçın çok koşan ve çalışanlarından Okan’ın düşürülmesinde son adam kuralı devreye girebilirdi.

Tüm bunların yanında takım oyunu hadisesi başkadır. Kazanmak güzel, ancak daha organize ataklar bekliyoruz. Daha çok koşmayı ve topu daha iyi değerlendirmeleri bekliyoruz. Bu galibiyet özgüvenin dönüşü açısından da iyi oldu.

Anlaşılan o ki rahat maç izlemek bize bu yıl çoğu maçta mümkün görünmüyor. Kalan maçları kazanacak skor üretin bizler ona razıyız demek ne kadar doğru onu da sizlerin taktirine bırakıyorum.

Yılport Samsunspor bu ligin üstünde bir takım görüntüsünü görmeyi arzuluyoruz ama yatırım yapılan takımın, “Nasıl olacakta üst lige çıkacak?” sorusu için İsmet Hoca, bu şifrelerden yola çıkarak yeni bir takım kurgusuyla sonuç almaya çalışacak.

Ne diyelim bu liginde makus talihi buysa yapacak çokta birşeyimiz yok! O halde şampiyonluk için gerekli skorları alalım ve bunu da seriye bağlayalım o zaman.