ŞÜKÜRLER OLSUN Kİ ŞAMPİYON OLDUK!

Daha sükseli bir başlık atılamaz mıydı? Şampiyonluk mu yoksa tekrardan bir diriliş mi?

Elbette olabilirdi ama neler çektik son yıllarda neler? Hep birlikte kimimiz içinde, kimimiz tribünde, kimimiz ekran başında çekmediğimiz kalmayınca bence şükürler olsun demek daha uygun olanıydı.

Hatırlayın iki yıl evvel 2. Lige düşmüş ve ortamda tam bir kaos vardı. Takımın sonu ne olacaktı? Yoksa kaderine bırakılıp sizlerin de bildiği kulüpler gibi amatöre kadar inecek miydi?

Tabi bu arada bir sürü alternatifler ortaya atılıyordu koca koca insanlar tarafından. Mevcut armalı kulüp, tarihi kulüp gidecek yenisi başka bir isimle gelecek. Düşünün ki böyle bir ortamda sizin sesiniz de az çıkıyor. Bekleyip görmekten başka çare kalmıyor elinizden.

Elbette daha geniş platformlarda bunu dile getirmek isterdim. Ne yazık ki şartlar bunu gerektiriyor. Niceleri var ki profesyonel olarak yaptıkları bu işi artık kendi kurdukları sosyal platformlarda yürütmeye çalışıyor. Ben de kendi çapımda bu tutkuyu yaşamak ve paylaşmaya devam ediyorum. Yıllar evvel etrafıma dediğim şöyle yapalım diye olanları başka arkadaşlar çokta güzel yapıyorlar. İnanıyorum ki takım Süper Lig de olunca bu sosyal platformların sayısı da artacaktır.

Çok iyi hatırlıyorum oğlum “Şimdi ne olacak baba?” demişti. Ben de “Başka takım tutacak değiliz ya. Başka illerde olduğu gibi çakma bir takım da olsa SAMSUNSPOR gibi asla olmaz. Destek vermek başka TUTKU başkadır, BİZ YİNE SEVDAMIZIN PEŞİNDEN GİDECEĞİZ!” demiştim.

Sadece ben değil bunu diyen bu armaya gönül vermiş herkes “KALDIRIMLARDA OLSA DA YİNE SENİNLEYİZ SAMSUNSPOR!” diyordu.

Çok şükür korkulan o atmosfer çok kısa sürmüş ve İsmail Uyanık ismi dolaşmaya başlamıştı. Çok geçmeden de olayın ayrıntıları çıktı ve Yüksel Yıldırım desteğiyle takıma tekrardan yukarı çıkabilecek yapıya kavuşturuldu.

İlk yıl hakem hataları, futbolcu ve teknik heyet uyumsuzlukları derken istenilen sonuç olmadı. Detayları hepimiz zaten biliyoruz.

Bu yılın başında yine iyi bir kadro ile sezona başlamasına rağmen Manisa Fk’nın olağanüstü bir başlangıç yapmasıyla birlikte oluşan atmosfer hiç de iyi değildi. Önce İrfan Buz gitti. Kaldı ki kendisine bir hayli güvenmiştik. Alman ekolünde yetişmişti. Ama o disiplini ve sabrı kendisinde göremedik.

Nitekim hep şu tezim vardı ligin teknik adamı olmak karşılığında, bende futbolun kuralları işlendikten, doğrular yapıldıktan sonra kim olursa olsun neden buna takılıyoruz fikrini öteden beridir ileri sunarım. İrfan Buz da yanıldım ama hem Recep Hoca hem de Ertuğrul Hocamız da yanılmadığımı gördüm.

Kaldı ki iki farklı özellik vardı. Yücel Hocamızın da hakkını yememek gerekiyor. Çünkü o üç maçı kayıpsız atlatmamız bizi bugün şampiyon yapmıştır.

En çok da İsmail Uyanık inanmıştı “Bu takım sezon sonunda şampiyon olacaktır!” söylemiyle de giderken takıma olan inancını da göstermiş oldu. Ayrılma nedenlerine de girmeyeceğim. Çünkü böyle olması gerekiyormuş demek en doğrusu olacak.

Yüksel Başkan’ın o günlerde taraftarla yaşadığı polemikleri çok kısa süre içerisinde bertaraf etmesi, olumlu havayı erken yakalaması ve alınan sonuçların da katkısıyla artık hem stadyum doluyordu hem de şampiyonluğa olan inanç gün be gün artıyordu.

Ertuğrul Hoca’nın takım motivasyon konuşmalarını hepimiz gözyaşlarıyla izledik. Çünkü bu şehri biliyordu. Bu şehre inanıyordu. O’nun o 25 Nisan teması da apayrı bir motivasyon kaynağı oldu.

Rakibimizin de kayıplar yaşaması bizim de bir maç haricinde kayıpsız devam etmemiz tüm avantajı bize yöneltmişti. Nitekim Manisa Fk’yı da kendi sahasında mağlup edince artık bu takım şampiyon demeye başladık. Sadece biz değil gerek rakiplerimiz gerekse de spor kamuoyu bu yönde açıklamaları da bunu gösteriyordu.

Ta ki pandemiye kadar. Pandemi nedeniyle verilen arada futbolcular da üzerine düşen ödevleri yerine layıkıyla yerine getirmiş olarak antrenmanlara başladılar. Birçok takımın aksine yine Ertuğrul Hoca işi sıkı tuttuğunu sadece bizlere değil tüm rakiplere de bunu hissettirdi.

Sağlam işi sağlam yaptığını göstermesi hepimizi rahatlatıyordu. Önce oynanacak denilen lig daha sonra alınan karar sonrasında oynanmama kararıyla bizim şampiyonluğumuzla sonuçlandı.

İyi ki puan farkı 10 oldu diyoruz. Çünkü aksi halde diğer grupta olduğu gibi çok da bizim dahi içimize sinmeyecek bir durum oluşurdu. Çünkü Atatürklü armaya asla laf gelsin istemeyiz.

Şimdi tüm hazırlıklar gelecek yıl yine 1. Lig de şampiyonluk için yapılacak. Bu biraz daha zor gibi olsa da aslında yerinde takviyelerle pekâlâ olabilir bir durum. Çünkü düşünün ki ilk iki çıkacak, üçüncü takım da play-off dan. Hoş bizim biraz play-off sıkıntımız var. Bunu yaşadık yakın tarihte. Hem 1. Lig finallerinde hem de geçen yıl. En iyisi mi biz direk çıkmaya bakalım. Taraftara bakınca da bir hayli heyecan dolu bir lig serüveni beklediği açık.

Bizler şu gelsin bu gelsin, şunlar gitsin den daha ziyade takım oluştuktan sonra sahaya yansıyacak duruma bakacağız. Çünkü şuan en azından bu piyasayı çok iyi bilen bir isim var ki o da Ertuğrul Hocamızdır. Diğer taraftan Mustafa Aztopal’ın da çalışmaları oldukça iyi bir görüntü veriyor. Tüm bu çalışmaların en iyi anlaşılacağı yer ise daima sahadır.

Biz sahada çıkanlara göre yine elimizden geleni yapacağız. Nerelerin eksik olduğu aşikar. Aksayan yerler ve gerekli futbolcu yapıları belli. Tempoyu artıracak ve rakip alanda baskı kuracak, yeri geldiğinde de bakıyı kaldırabilecek bir takım hüviyeti bu lig için gerekli. Hızlı ve yetenekli futbolcular bu lig için olmazsa olmazıdır. Takım oyunu ve disiplinine sahip olması da olmazsa olmazıdır.

Kısacası biz işin ehlinde olduğunu biliyoruz. Bundan dolayı da içimiz rahat. Yüksel Bey’e kulübü buralardan kurtarıp yükselttiği için teşekkürlerimizi sunuyoruz. Yine onu ikna edip en azından bugünleri görmemizi sağlayan İsmail Uyanık Başkanımıza da yine teşekkürler. Çünkü o olmasaydı belki Yüksel Bey’i de tanımayacaktık. Dolayısıyla tüm emeği geçen futbolcusundan teknik heyetine, personelinden idari yönetimine kadar herkese bizleri bu ligden kurtardığı için teşekkür ediyoruz.

Yüksel Başkan’ın alt yapı için yatırımlarının yanın da tesislerde de köklü değişikliklerin yapılmasıyla kulüp bambaşka bir hale gelecektir. Zaten bunun emareleri vardı. Şimdilerde gözle görülür değişiklik yaşanıyor ve yaşanmaya devam edecektir. Bir çok kulüp ve taraftarı da hatta etkili ve yetkililer de dudaklarını da ısırırcasına takip ediyorlar tüm bu gelişmeleri.

BÜYÜK SAMSUNSPOR TARAFTARINA canı gönülden hayırlı olsun diyorum ŞAMPİYONLUĞUN. Bu taraftar daha büyük başarıları da hak ediyor. Elbette Yüksel Başkan’ın hem forma hem de kombine çağrılarına destek verilmesi gerekliliğini de yineliyorum. Mecburen yine paso kart yeni döndü ve hep birlikte kartlarımızı yenileyip maçlarda (pandemi önlemi biterse) yerimizi alıp desteğe devam etmeliyiz. Bizler eğer bu şekilde destek verirsek inanıyorum ki Yüksel Başkan daha da ötesini düşünecektir.

Yıllardır yazamaya çalışan biri olarak, belki profesyonel olarak yapmasam da ki bunlar biraz da şartlar böyle gerektirdiği için, takımına tutkulu biri olarak ben yine formamı biletimi almaya alıp yazmaya devam edeceğim. İnşallah şartlar da el verdiği ölçüde. Nice başarıları yazmak nasip olması dileğiyle kalın sağlıcakla.

YILDIRIM’DAN HAKLI REST!

Futbol olmayınca yazmanın da bir anlamı olmuyor. Haliyle boş yere şu günlerde neden yazacağız ki diyoruz. Hayır yazarız da niye insanları meşgul edelim. Lakin Yıldırım Başkan’ı dinlerken neler oluyor? Neden başkan böyle bir rest çekti? Gerçekten, ligin tescili veya maçları azaltama seçeneği varken böylesi bir iptal olur mu? Ola ki oldu diye Başkan gereken cevabı vermiş. Bizim de çorbada tuzumuz olsun istedik.

Yüksel Yıldırım Başkan’ın yapmış olduğu programda verdiği bilgiler arasında en dikkat çekeni kuşkusuz bir iptal kararı karşısında takınacağı tutum oldu. “Riva’ya taraftarları otobüslerle taşırım. Olmadı bırakırım.” dedi özetle. Haklı mı haklı. Hem de amasız ve fakatsız. Samsunspor altın madeni değerinde bulduğu başkan’ı kaybeder ama Türk futbolu da çook vizyoner bir başkanı yitirmiş olacaktır.

Elbette bir emeğin bir alın terinin ve harcanan paraların da olduğu şu ortamda ki rakibinizin dahi kabul etmiş olduğu “play-offları düşünüyoruz!” cümleleri dururken bitmek bilmeyen liglerin iptali dedikodusu.

Neden bitmiyor olabilir bu dedikodular? Çünkü herkesçe malum ki bu ligin kendisine has bazı hususları var. Bunu İsmail Başkan da zamanında çokça anlattı. Yer ve isim vermedi ama aşağı yukarı nelerin döndüğünü işin içinde olanlar zaten biliyor. Geçen yıl şampiyonluğun nasıl elimizden alındığını unutmayalım.

Verilen hakem kararları yaşanılan her şeyin tuzu biberi oldu. Yine bu yıl da benzerini bir kaç maçta yaşadık. Ancak skoru üretmesini bildiğimizden ötürü çokça yansımadı medyaya. Elimden geldiğince galibiyet alsak dahi bunları belirttim.

Şimdilerde belli ki birileri, sosyal medya üzerinden ve bazı hesaplar üzerinden oyunlar oynuyor. Etkili ve yetkili oldukları kişileri kullanarak liglerin iptalini istiyorlar.

Ne yazık ki bize en yakın rakibin 10 puan gerisinde olan hocası maçlar devam ederken sarf ettiği “Play-oflları düşünüyoruz” söylemlerini şimdilerde duymuyoruz. Demek ki başındakiler bunu dillendirme dedi. Tabi varsayımlar yapıyorum. Ama Ertuğrul Hoca her yerde konuşurken Cihat Hoca “Arkadaş maç sayısını azaltalım. Bizi play-off oynatın. Samsunspor hak etti şampiyonluğu. Düşmede de play-off yapın. Diğer grubu da nasıl çözerseniz çözün!” diyemiyor.

Şahsen bu kadar zamandır sus-pus olması bende hep soru işareti oluşturuyor. Cihat Hoca’yı severim ama suskunluğunu da hayra yoramıyorum. Sahi neden konuşmuyor? Röportaj teklifinin gitmemiş olması mümkün değil hele de şu ortamda. Bu söylentilerin bir takım eller tarafından kaşındığını düşünüyorum. İyi niyetli değiller.

Samsunspor’umuzun başarısının önüne engel olunamaz. Verilen emek zayi edilemez. Yüksel Bey sonuna kadar sesini yükseltmekte haklı ve biz taraftarlar olarak daha çok destek vermeliyiz kendisine.

Ateş olmayan yerden çıkmaz! sözünü boşuna söylemedi atalarımız. Kimse kusura bakmasın ama olmaz denilen şeyler oluyor. Kaldı ki TFF’nin 12 Haziran yerine bizim lig maçlarını 18 Temmuz tarihine ötelemesini çokta iyi niyetli algılamıyorum.

Düşünün bir sonra ki sezona bir üst lige ki yine iddialı bir şekilde şampiyonluk için hazırlanacağız. Başlama tarihi Eyül dahi olsa nasıl bir transfer dönemi yaşayacaksınız, nasıl bir hazırlık dönemi geçireceksiniz? Yine play-off için oynayanlar içinde öyle. Düşme potasında olanlar içinde. Ama kimin umurunda bunlar? Saldım çayıra mevlam kayıra….

Olmaz beyler olmaz siz bu işi iyice kaosa sürüklüyorsunuz. Ya ligi tescil edip şampiyonluğumuzu verin…ya da ligin tarihini öne çekin. Ha bu arada ilginçtir ki bir anda takımlardan tam da düşüş başladığını düşündüğümüz dönemlerde “pozitif” çıkanların olduğunu duyar olduk. Neler oluyor dedirtiyor bize tüm bunlar tabi.

Öncelikle bütün bu duruma maruz kalanlara geçmiş olsun diyorum. Allah’dan şifalar dilerim. Zor durum. Sağlık söz konusu olunca çokta bir yerlere çekmek istemem. Uzak dururum. Dikkat etmek gerekiyor.

Elinizi vicdanınıza koyun ve iptal mi yoksa tescil ile birlikte diğer uygulamalar mı? Hani bir söz vardır halk dilinde “vallahi seni yıldırım çarpar!” ha işte siz eğer iptal derseniz işte o zaman sizi sahiden Yıldırım çarpar…Duymamış olalım. Hakkımızı koruyalım.

aydindogdu@gmail.com

KORONA VİRÜS NEDENİYLE LİGLER TEKRAR BAŞLAR MI?

Korona virüs salgını nedeniyle liglere ara verildi. Haliyle takımımız da verilen ara nedeniyle bu araya uydu ve futbolcularımıza izin verildi. Aslında şu günlerde birçoğumuzun futboldan ziyade sağlığımızı koruma derdi var. Önemli nokta bu zaten. Çünkü sağlık olmasa sporun ne anlamı olacak? Bırakın futbol izlemeyi oynamanın dahi bir anlamı olmuyor. Acının yaşandığı yerde böylesi eğlenceye yönelik işlevin de bir anlamı olmuyor.

Başkan Yıldırım ve Ertuğrul Hoca bu konuda açıklamalarıyla duyarlılıklarını göstermiş oldular. Bu pandemi ülkemizde gün geçtikçe etkisini derinden göstermeye artırarak devam ettireceğe benziyor.

Elbette bir vatandaş olarak bizlerde gerekli uyarıları resmi organlardan takip ediyoruz. Uyarılara harfiyen dikkat ediyoruz. Önlemlerimizi evham tarzında değilde günlük hayatta olabildiğince dikkat ederek almaya gayret ediyoruz.

Aslında belli kronik rahatsızlıkları olanlar zaten bunu yıllardır yapıyorlar. Belli rahatsızlıkları olanların öteden beri dikkat etmeleri gereken hijyen koşulları, yeme içme ve giyinme gibi belli koşulları var. Şimdilerde daha kapsamlı ve hassasiyet düzeyi olağanüstü hallere çekilmiş oldu.

Sosyal mesafe, sürekli el dezenfektesi ve belli bir yere dokunmama gibi başlıca koşullar bunlardan başlıcaları. Sokağa mümkün olduğunca çıkmama da yine hayatımıza eklenen ciddi önlemlerden.

Sağlık çalışanlarımıza da en derin duygularımla saygılarımı iletiyorum. Çünkü ilk risk grupları arasında onlar bulunuyorlar. Allah cümlesine kolaylıklar versin. Dilerim ki alınan bu tedbirlerle birlikte en az hasarla bu salgını atlatırız.

Samsunspor, alınan kararla şimdilik 25 Mart tarihinde top başı yapacağını duyurdu. Şimdilik diyorum çünkü bu kararlar artık belli bir takvimde değil salgının gelişimine bağlı olarak alınıyor.

Önceki yazımda da dediğim gibi ligler devam ediyor gibi olsa da her an her şey değişebilir. Yani ligler her an ertelenebilir demiştim. Olması gerektiği gibi oldu. Elbette insan sağlığı her şeyden önce gelir. Sporcuların, teknik adamları haklı olarak seslerini yükseltmeleri sonrası liglere ara verildi.

Tüm bunların yanında Beşiktaş Kulüp Başkanının abesle iştigal olarak liglerin iptalini istemesi, bir teknik adamın ki benim saygı duyduğum isim olan Mustafa Reşit Hoca’nın liglerin bu haliyle onaylanması gibi yine şaşırtıcı ve kabul edilemez teklifi oldu. Belki satır aralarında söylüyorlar ama inanın durumdan vaziyet çıkarmanın ötesinde bir anlamı yok tüm bunların. Haliyle üst liglerden böyle çağrıların gelmesi bizleri de direk etkileyecek durumlardır.

Tüm bunların olmasına binaen Yüksel Başkan’ın da liglerin bir şekilde bitirilmesi çağrısı zamanlama açısından da oldukça önemliydi. Çünkü bu seslere karşılık eğer bir söylemde bulunmamış olursanız durum üzerinize negatif bir etki yapar ki hiçte istenmeyecek bir durum oluşturur.

Başka ülkeler şöyle yapmış böyle yapmış o bizi ilgilendirmez. Kaldı ki bizim liglerimize artık çok kısa zaman dilimi kalmış. Bizde 6 maç kalmış. Süper Lig de dahi 8 maç kalmışken böyle ortaya atılan yok bu haliyle tescil edilsin yok iptal edilsin gibi saçma sapan teklifler abesle iştigaldir. Play-off olayı da hakeza garip mi garip teklifler arasındadır.

Başlıktaki “Korona virüs nedeniyle liglerin tekrar başlar mı?” sorusu en başta bizlerin alacağı önleme bağlı. Corona virüsün başlangıç yeri olan Çin’de yavaş yavaş normal hayata dönmeye başlaması bize bir umuttur bu konuda. Şahsen belki öngörülenden geç olur ama nihai olarak liglerin başlaması mümkündür.

Bu salgının öyle zannediyorum net durumu 10-15 gün içinde belli olacak. Yani pik noktasına ulaşılır. Durum konunun uzmanlarıyla TFF yetkilileri ve diğer federasyonlar tarafından irdelenip yeni bir takvimle hatta yineliyorum sıkıştırılmış takvimle ki isteriz ki taraftarlı olsun ama oldu ki ufak çaplı da olsa sıkıntı var yine seyircisiz olarak bir şekilde liglerin devamı ve tescilidir.

Elbette dönüş en yakın zaman dahi olsa futbolcuların genelinde form düzeylerinde düşüklük olacaktır. Bu kaçınılmaz. Ancak bunu en aza indirip zaten büyük oranda önde olduğumuz ligden derhal sağlık bir şekilde kurtulmak olacaktır.

Dileriz ki ülkemiz insanına hiçbir şey olmaz, kimse hayatıyla ödemez. Ama görüntü o ki bir müddet daha hayatımızı tehdit etmeye devam edecek Corona Virüs 19 salgını.

Başta taraftarlarımız olarak bizlerin de üzerine düşeni yapacağı ve yetkililere kolaylık sağlamamız gereken bu günlerin bir an evvel geçmesi dileğiyle.

#EvdekalSamsun #EvdekalTürkiye

FUTBOLA KORANA AYARI!

Trübünlerin Korana virüs salgını nedeniyle boş olduğu maçı kazanmasını bildik. Konsantrasyonun zor olduğu böylesi maçların kazasız atlatılması önemliydi.

Her ne kadar iç sahada olsak da taraftar baskısından yoksun olduğumuz bir maç rakip için daha da avantajlıdır.

Buna rağmen istekli ve arzulu başladık maça. Rakip daha kontrollü ve topu isteyen görünümdeydi. Futbol oynama arzusunda olması mücadele anlamında ve seyir zevki açısından oldukça iyi bir görüntü çıkarttı ortaya.

Bahattin yine kenardaydı, Gökhan Meral’ın hafif sakatlığıyla Ramazan on birde başladı maça.

Atabey konusunda ısrarını anlıyorum Ertuğrul Hoca’nın ama bir iki pozisyon dışında o da bir şutu vardı bir de çıkarttığı pası çok yoktu. Oyuna onun yerine giren Ahmethan daha etkili olduğu bir gerçekti. Gözlerimiz Bahattin’i aramadı değil.

İlk yarı da Gökhan Alsan’ın yerde kaldığı bir pozisyon vardı ki penaltı verilse nedeni sorgulamazdı. Çünkü rakip defans oyuncusu hem eliyle Gökhan’ın omzundan hem de diziyle topa müdahalesini engelledi.

İlk net tehlikeli pozisyon, Zonguldak Kömür’ün karşı karşıya yakaladığı çok net pozisyon var ki top auta gidince bir derin oh çektik. Rakibin iddiası yok ve rahat oynuyor bunun için.

Diğer taraftan ilk yarıda bizim çok net pozisyonumuz olmamakla birlikte defansa takıldığımız durumlar vardı. Birde Atebey’in güzel şutu az farkla auta gitmişti.

Özellikle bu yarıda final paslarımız da sıkıntı vardı. İkinci yarı bunu aştık ve Burak’ın enfes koşusuyla rakibi yarı alanımızda yakalamasıyla birlikte Kubilay’a alda at demesiyle birlikte öne geçtik.

İkinci yarı bambaşka bir Yılport Samsunspor’umuz vardı sahada. Burak çok daha etkiliydi. Burak müsait pozisyonda dışarıya attı. Hani gol atmış olsa çok daha mükemmel tamamlayacaktı günü.

Guido yakaladığı pozisyonda kaleciyi aşamadı. Kornerden oluşan karambolde önce Ferhat’ın vuruşunu kaleci çıkarttı, dönen topa Veli elle temas edince gol iptal oldu. Gerçekten ikinci yarının başından itibaren çok daha etkili bir Samsunspor vardı sahada. Hani bir anda fark 3-4 olabilirdi.

Bu anlarda gerçekten Kubilay’ın da etkili oyunu vardı. Bununla birlikte çok iyi koşu yapan Burak’ı defans oyuncu düşürünce gelen penaltıyı Gökhan Alsan gole çıkarttı ve farkı ikiye çıkarttık.

Golün akabinde Caner’e yakışmayan bir geri pasla Nurullah’ın yaptığı harekete hakem penaltı verdi. Nurullah topu çıkarttı ama rakip oyuncu dönen topu ağlarımıza yolladı.

Oyunun geri kalan kısmında daha kontrollü oynadık, daha çok rakibe topu verdik. Buna karşılık ayakta kalarak ve panik yapmayarak sahadan istediğimiz 3 puanı alarak ayrıldık.

Alınan bu sonuçla, Manisa Fk’nın da deplasmanda Tarsus İy. yenmesiyle puan farkı korunmuş oldu. Önemli bir galibiyetti. Kalan haftalara artık şampiyonluk için gün sayacağız.

Bunun için liglerin devam etmesi gerekir. Çünkü liglerin korona virüs nedeniyle durumu da tartışılıyor. Bir çok ülkede liglere ara verildi. Bizde olur mu bunu kestirmek bugün için zor. Her an her şey olabilir. Dileriz ki normal seyrinde devam etsin. Ancak insan sağlığı çok daha önemli. Kaldı ki Avrupa da ve dünya da birçok ünlü sporcuya bu virüs bulaşmış durumda.

Eğer devam edecek olursa da TFF çok acil bir karar alıp özellikle alt ligleri madem taraftarsız olacak hafta içi hafta sonu fark etmez 4 gün arayla oynatıp ligleri erkenden bitirilebilir. Yoksa bazı ülkelerde ligin iptali, maçların yok sayılması ve hak edilen başarının yok sayılması gibi saçma sapan kararların konuşulduğu şu ortamda kaos daha da büyür.

Bu durum belki küme düşme potasında ki tüm takımlara nefes aldırır ama bizim durumumuzda olan bir takıma büyük bir haksızlık olacaktır. Kaldı böyle bir saçma karara TFF imza atacağını sanmam. Yüksel Başkan da bunu çok açık şekilde dile getirdi kendi sosyal medya hesabından.

Haftaya Hacettepe maçı oynanacak mı bu bile belli değil ama biz oynanacak gibi düşünerek takımımıza başarılar diliyoruz. Bu arada üst üste maç kazanma sayımız 12’ye çıktı ve rekora da çok az bir zaman kaldı. Tabi şu durumda rekordan ziyade biran evvel kendimizi 1. Lig için garantileyelim istiyoruz.

REKORTMEN TAKIM!

Formda takım Sancaktepe karşısında alınan galibiyetle 10 maçlık galibiyet serisini 11. maça çıkartarak rekoru kırdık. Bundan sonra profesyonel liglerdeki 13 maçı da geçmek içten bile değil. Yeter ki aynı konsantrasyonu devam ettirelim.

Ertuğrul Hoca, bu hedefleri rehavetten takımı uzak tutmak için ve matematiksel olarak da garantilenmeyen bir şapiyonlukta olmadığından işi sıkı tutmak için gayet yerinde tavır sergiliyor.

Diğer taraftan Sancaktepe yönetimi de bilet fiyatlarını yüksek tutarak Samsunspor sevdalılarına da bir nevi yol vermiş oldu. Bu durum da iyi değerlendiren taraftarlarımız maça akın ettiler ve stadı doldurdular.

Maçın başında rakip alanda top yaparak, baskı yaparak pozisyonlar aradık. Rakipte, kontra ataklarla pozisyon üretmek için mücadele verdi. Bunlardan da zaman zaman hamleler de yaptı. Araya atılan toplarda Yalçın ve Veli kritik müdaheleler yaptı. Yine Gökhan Meral bu maçta ayakta kalan isimlerden oldu.

Belki istenilen pozisyonlarımız yoktu ama mücadele ile ayakta kalmayı başardık. Rakip özellikle defans anlamında oldukça dikkatliydi. Bir anlık dalgınlıklarından faydalanan Gökhan Alsan karşı karşı kaldığı pozisyonda kalecinin kontrolsüz çıkışıyla yerde kalınca hakem penaltı noktasını gösterdi.

Penaltıyı gole çeviren Gökhan Alsan çok şık bir şekilde vuruşla topu ağlara gönderdi ve maçında tek golünü atmış oldu.

İkinci yarı da ikili mücadelelerin yoğun olduğu, karşılıklı top kayıplarının yaşandığı bir yarı oldu. Oyunun bu bölümünde özellikle rakibe karşı üstün olamasak da ayakta kalmayı başaran, defansımızla rakibe izin vermeyen görüntümüz vardı.

Buna karşılık Sancaktepe, gole yaklaşan taraf oldu. Bunların en önemlisi kuşkusuz Nurullah’ı da geçen topun kale önünden kafa vuruşuyla auta gideniydi. Bir de serbest atıştan topu herkes seyrederek auta çıkması oldu.

Buna karşılık Bahattin yine yedekten başladığı maça ikinci yarıda girdi oyuna. Ancak çok çabalamasına rağmen istediği pozisyonları bulamadı. Son bölümde rakip daha çok kalemize yakın oynasa da oyun disipliniyle konsantrasyonu tam olan taraf olarak da maçı galip bitirmeyi başardık.

Hakem iyi niyetli hareket etti. Penaltı kararı doğruydu. Diğer bir mevzu da saha zemini şahsen bana çok sağlıklı gelmemişti. Ertuğrul Hoca da buna dikkat çekti. TFF bu kadar yatırımın yapıldığı bir organizasyonda neden bunlara bir ölçü getirmez anlaşılır gibi değil.

10 puanlık farkı koruyarak kendimize ait olan galibiyet serisi rekorunu da takım olarak kırmış oldular. Bu maç zaten beklediğimiz ölçüde stresli geçecekti ki öyle oldu. Bundan sonrasında yine işi sağlam tutarak yol almaya devam edilecektir.

Maç maç gitmenin ve geriye bakmadan devam etmenin en büyük kazancıdır bunlar. Çünkü “Nasıl olsa kazanıyoruz!” duygusu kuşkusuz motivasyonun en büyük tehdididir. Şükür ki bugünde gördük ki böyle bir durum şimdilik söz konusu değil. Tabi bunda en büyük pay hocanın.

Elbette oyun anlamında belki istenilen olmayabilir, ama rakipte iyi bir hava yakalamış bir takım. Nitekim zaten bu doğrultuda hareket ettiler maç boyunca. Kazanan olmanın ve rövanşı almanın mutluluğunu yaşayalım bugün. Rakip karşısında kazanamama psikolojini aştık, golümüz de yoktu düşünün. Bu işin rekabetten öte biraz da psikolojik kısmıydı. Ama önemli bir eşikti. Belli mi olur belki de seneye yine 1. ligde rakibimiz olurlar.

Haftaya Kömürspor karşısında bu şampiyon takımı yalnız bırakmayalım. Yanında olalım. Bu şehrin en büyük markasını hep birlikte 1. Lige çıkartalım, oradan da ait olduğu Süper Lige.

LİDERDEN FARKLI TARİFE!

Şehit haberleriyle hüzünlendik, morallerimiz bozuldu. Bu hüzünle bırakın düşünmeyi oynamak dahi zordur. Sevinemiyorsunuz dahi. Nasıl sevineceksiniz ki kendi ilimiz başta olmak üzere ülkenin geneline yansıyan hüzünler varken.

Tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine de sabırlar dilerim.

Tüm bu duygularla taraftarlarımız da bayraklarıyla geldiler, hazırlık yaptılar ve açtıkları pankartla da şehitlerimizi unutmadılar. 20 bini aşan bir taraftar kitlesi vardı. Yine tezahüratlarıyla takımlarını desteklediler.

İnegölspor, transfer yasağına rağmen alt yapıdan takviyelerle ligde önemli sonuçlar aldı. Play-off potasında olan İnegölspor, üst üste aldığı galibiyetlerle geldi şehrimize.

Maça hızlı başlayan ve pozisyon arayan taraf olduk. Kubilay sahadaydı ve iyi de başladı maça. Yaptığı ortayı iyi takip eden Guido öne geçiren golümüzü attı.

Maçın temposunu düşürdüğümüz zamanlarda rakip daha etkili oldu. Buna rağmen Caner’in çizgiye inip yaptığı şutu direkten döndü. Rakibe topu verdiğimizde kalemizde etkili oldular. İşte o anlardan birinde Veli iki kez uzaklaştırmasına rağmen top rakip oyuncuda kalınca eşitlik golünü buldular.

İşin şakaya gelir tarafı olmadığını ve rakibi hafife almamanın gereğini anlayan futbolcularımız vitesi artırınca gollerde beraberinde geldi. Oğuz zaman zaman aksamış olsa da, maçın genelinde etkili oldu. Yaptığı asistlerin ilkinde Guido’yu topla buluşturdu ve onun vuruşuyla da top ağlara gitti.

Yalçın’ın bu takım için ne denli olduğunu bu maçta da gördük. Hem defansta yaptığı hem de hücumda yaptığı etki gerçekten önemliydi. Onun yaptığı asistle topla buluşan Burak farkı ikiye çıkaran golü de atmış oldu.

İnegölspor, hem oyun oynamayı düşünen hem de oyunu çirkinleştirmeyen görüntüsüyle de taktiri hak ediyor. 3-1 olan skora rağmen oyun disiplinlerinden taviz vermediler. Yine gol aramaya ve kalemize yakın olmaya çalıştılar.

İkinci yarıya daha rolanti devam etti. Ertuğrul Hoca, Bahattin ile başlamamıştı. Kubilay’ın yerine onu oyuna aldı. Böylelikle sahada bir anda üç etkili hücum gücü oluştu. Kaçan pozisyonlarımız vardı. Rakibin de Nurullah da eriyen şutları.

Perdeyi kapatan golümüz Bahattin’den geldi. Oğuz’un enfes aşırtma pasıyla topla buluşan Bahattin, farkı 3’e çıkaran topu filelere göndermeyi başardı.

Oyun anlamında da göz doldurucuydu. Takımımız hem en yaptığını bilen, ne şekilde ataklar yapacağını biliyordu. Rahattı sahada. Kubilay’da etkiliydi oyunda kaldığı sürede. Yine Yalçın gibi Veli de parıldadı. Her ne kadar yenilen golde top uzaklaşmamış olsa da artık takıma ve oyuna alıştığını gösterdi.

Ercan, sanırım hücum yönünü biraz daha geliştirmiş olsa tam çift yönlü bir hamle oyuncusu olacak gibi duruyor. Bulunduğu mevki de daha çok defansif gibi duruyor. Ofansif yönünü geliştirirse ilerisi için çok daha oyununa kalite koyabilecek. Tabi hocası ondan ne beklediği de ayrı bir konu.

Sahaya çıkmadan, maç oynanılmadan kazanılmaz duygusuyla çıktığımız maçı farklı kazanmayı başardık. Geçen haftaki yazımın sonunda belirttiğim, puan farkını artırırız öngörüm de gerçekleşince haftayı bir hayli kazançlı tamamlamış olduk. Puan farkı 10 oldu!

Dile kolay nereden nereye diyor insan. İlk yarının sonlarına doğru hiçte hesapta olmayan bir puan farkı. Elbette biz yine matematiksel olarak tamamlanmamış olan bir başarı daima eksik olur diyoruz.

Sancaktepe maçı geldi çattı. Firesiz galibiyet serimiz 10’a çıktı. Bu tarihimizde 35 yıl sonra olmuş olan bir serinin de egalesi. Rekor dan ziyade bu performansın devamı için sahaya çıkacağız. Sancaktepe yine formda bir ekip. Belki de bu gruptan çıkabilecek güçte olan kim olur bizden başka diye sorsalar Sancaktepe ilklerden olurdu.

Bu maçın ciddiyeti de ayrı bir durum. İki yıldır bırakın puan almayı gol dahi atamamışız. Bu bile apayrı bir motivasyon aracıdır. Futbolcularımız da bu bilinçle çıkacaklardır ve seriye devam edeceklerdir diye düşünüyorum. Tabi futbolcularımız da bunu bizden daha çok istemeleri gerekiyor. İşte o istek ve oyun disiplini bizlere bu güveni veriyor.


LİDER KAZANMASINI BİLDİ!

Kırklarelispor özellikle Türkiye Kupasında yaptığı sükse ile adından sıkça bahsettirdi ve haklı olarak övgüler aldı. Buna karşılık ligde son haftalarda aldığı sonuçların etkisiyle de play-off da olan iddiasını yitirdi ve kendisini düşme hattının bir tık üstünde buldu.

Şahsen düşme korkusu yaşayacağını düşünmüyorum. Oynadığı futbol son bir kaç haftadır 3 güne bir maç yapmasının etkisiyle düşüşte olduğu aşikar. Sarıyer’den yedikleri fark da buydu.

Maçın başlarında kontrollü oyun gösterdi kendisini. Hakimiyeti iki takım da kuramadı. Biraz tempomuz düşüktü. Guido gününde olmayanların başında geliyordu. Ercan’ı, Hocamız yine orta alanda görev vererek Amed maçının ödülünü vermiş oldu.

Bahattin ile üst üste yakaladığımız pozisyonu gole çevirmiş olsaydık golü daha erken bulmamız içten bile değildi. Bura da hakeza son iki maçın performans olarak gerisindeydi bu maçta.

Zaman zaman orta alan mücadelesi olarak geçen maçın skorunu da orta alan ismi olan Gökhan Alsan belirledi. Caner’in çizgiden yaptığı ortaya çok iyi takip ederek yaptığı kafa vuruşuyla öne geçtik.

İkinci yarı da oyunun fauller sakatlıklar durmasıyla zaten düşük seyreden oyun temposunu da iyice sekteye uğrattı. Rakip yüklendiğinde bulduğumuz pozisyonları da gole çevirmeyi başaramadık.

Bahattin’in pozisyon girişimleri de sonuçsuz kaldı. İbrahim Halil’in şutu bu yarıda kayıtlarımıza düşen nadir etkili şuttu. Hani daha etkili diyebileceğimiz Kubilay’ın oyuna alınması orta alanda top tutmaması da mümkün kılabilirdi.

Yalçın’ın oyunda olması ve o bölgede oldukça etken bir durum dikkatlerimizi çekti. Rakibin ataklarının bir çoğunun defans bloğumuzda kalmış olması, Nurullah’ın başarılı kurtarışlarıyla birlikte tek farlı da olsa maçı kazanmasını bilen oyun disiplini yüksek bir maçı geride bırakmış olduk.

Belki beklenen oyunun gerisinde olmamız hayal kırıklığı yaşatmış olabilir ancak artık son haftalara girilen şu ortamda elbette maç trafiğinin de etkisiyle birlikte skorun öne çıktığı bir maç bizleri de memnun etmeli. Nihayetinde kazanmak ve böylesi önemli bir deplasmandan kayıpsız dönmekte önemli.

Nihayetinde kalan 9 haftaya 7 puan gibi önemli bir avantajla giriyoruz. Artık sahamızda oynayacağımız İnegölspor maçıyla tribünleri de doldurup yavaş yavaş şampiyonluğun hazırlıkları başlar.

İnegölspor da formda bir ekip ve play-off’u ciddi ciddi hedefliyor. Kayda değer bir takım ve asla hafife alınmamalı. O maçı da kayıpsız geçerek son haftalara kalmadan bu ligden kurtulmuş oluruz düşüncesindeyim.

Artık haftaya pazar günü herkesin lideri layıkıyla karşılaması ve tribünleri doldurma vakti geldi. Bakarsınız puan farkı kazanmamız durumda daha da açılır. Neden olmasın?

FARKLI TARİFE!

Ligde tek gol atamadığımız takımdı Amedspor. Bunun yanı sıra deplasmanda ki ilk maçımızda da puan kaybetmiştik. Onların biraz daha rahat çıktığı bir maçtı oysa bizim için kayıpsız geçmek daha önemliydi.

Taraftarın hafta içi ve öğlen saatine rağmen ilgisi çok iyi sayılır. Düşünün ki bu kadar bir topluluğa dahi kaç tane takım hasret. Daha pazar günü oynadığımız maçta dahi 3 binin üzerinde gelen kitle için tribünler doldu deniyor. Maça gelenlere sağlanan kolaylık için tüm herkese teşekkürler.

Kadroda cezalılar nedeniyle farklı bir 11’de çıktık. Bahattin’i yanında tuttu Ertuğrul Hoca. Kubilay bir kaç hafta sonra ilk 11 de başladı. Oldukça da iyi bir maç çıkarttı. Yine Ahmethan da bu maçta sahada yerini alanlar arasındaydı.

Erkam sakatlıktan döndüğünü gösterdi, Yalçın da yedekten başladığı maça sonradan oyuna girerek ben hazırım görüntüsünü vermiş oldu.

Maça iki takımda rahat başladı. İlk önemli atak ve maçlarında ki en önemli pozisyondu rakibin. Burak’ın geldiği günden bu yana en büyük hatasıydı denilebilir. Ayağına gelen fırsatı rakip futbolcu dışarı atarak bize rahat nefes aldırdı.

Bu uyarıdan sonra biraz olsun toparlanan takımımız, rakip alanda daha fazla göründü ve oyununu da rakibe kabul ettirdi. Ayağa paslarla sürekli pozisyon arayan taraf bizdik.

Bunun meyvelerini çok geçmeden gördük ve Manisa maçının kahramanı Burak bu maçta da gol atarak takımımız öne geçirmiş oldu. Rakibin bir anlamda da “gol yemem belki!” beklentisini de çok geciktirmeden bitirmiş oldu.

Oyunun temposu anlamında oldukça düşük bir döneme girdik bu dakikadan itibaren. Rakibin öyle basacak, koşacak mecali yok gibiydi. Beklentimizin çok gerisindeydiler. Bu durumda futbolcularımız bir bakıma işlerine geldi. Çünkü çok fazla efor sarf etmeden ayağa paslarla pozisyon aramaya yöneltti.

İlk yarı bitmen Kubilay’ın enfes ortasına Gökhan Alsan’ın mükemmel kontrolü ve vuruşuyla gelen gol ile bizlerde olası bir kaza golünün önüne de geçmiş oldu.

İkinci yarı da aynı temposuzluk devam etti. Oyuna giren Bahattin ile biraz olsun alevlenen ataklarımız oldu. Bahattin’e atılan defans arkasına topta kaleci erken çıktı devamında ki şutumuzu rakip defans çizgiden kornere çıkarttı.

Kubilay’ın akıllı pasıyla, içeriye Gökhan Alsan tarafından yapılan ortaya Ahmethan’ın takibiyle gelen golle de farklı bir tarifeye ulaşmış olduk. Hakem’e değinecek olursak, bu kadar rahat maçı bile kendine iş çıkarırcasına yönetti diyebiliriz. Bir penaltımızı es geçti, ikili mücadelelerde bize yapılan faulleri adeta görmedi. Teknik heyetin de sık sık itirazlarını da görmüş olduk. Şükür ki kazasız geçtik bu maçı.

Bu maçı da kazasız geçtikten sonra gelen 1922 Konyaspor-Manisa Fk maçının 3-3 berabere bitmesiyle puan farkını da 7’ye çıkartmış olduk. Artık iyice açılan bu puan farkının daha da artması muhtemel. Yeter ki pazar günü oynayacağımız Kırklarelispor maçını da kazasız bir şekilde geçelim.

Kırklarelispor ilginç bir takım. Ligde de artık hedefleri kalmadı. Özellikle kupa maçları onları bir hayli yormuşa benziyor. Düşünün Sarıyer’den fark yediler. Tabi bu bizi aldatmamalı. Çünkü iyi bir Kırklarelspor bizi bir hayli zorlar.

Ertuğrul Hoca’nın yaptığı konuşmalarda rehavet uyarısının devam edeceğini düşünüyorum. Çünkü puan farkları şu durumda psikolojik anlamda önemli ama futbol ihmale gelmez. Bunun için matematiksel anlamda garantilenmeyen hiçbir başarı bizi kesmemeli.

Hep derler ya bu lig farklıdır, hocada bu ligi bilmelidir. Öteden beri de ben hep futbolun gerçeklerini yansıttıktan sonra ligin çok önemi olmaz. Yani ligi tanımak veya tanımamak değil futbolun gerçeklerini, doğrularını yapmaktır önemli olan savını yazdım. Ancak İrfan Hoca, biraz bu düşüncemi akamete uğratmıştı. Ertuğrul Hoca, sağolsun bu savımın haklılığını göstermiş oldu.

Kazanarak devam etme alışkanlığı önemli ve bunun da gelecek haftalara yansıması dileğiyle. Artık bu saatten sonra dönüşü olmayan bir yoldayız. İnşallah bir kaç hafta da işi sıkı tuttuğumuzda bu iş erkenden bitecektir.

LİDERLİK TAÇLANDI!

Manisa FK, ile oynanacak maç sezonun maçı olarak bakılan bir maçtı. Cihat Hoca’nın ilk iç saha maçıydı. Onların bir anlamda olmazsa olmaz maçlarından biriydi. Çünkü psikolojik üstünlüğü de yeni hocalarıyla ele geçirmek istiyorlardı.

Yağan yağmura rağmen tribünler doldu. Az sayıda ayrılan taraftarımıza ayrılan yer zaten dolmaması imkansız olurdu. Trt’nin maçı yayınlaması dahi yağmurlu havaya rağmen ilgiyi azaltmamıştı.

Yüksel Bey’in bu maçta mutlaka yerini alması gerektiğine dair düşüncemi belirtmiştim. Tüm imkanlarını zorlayarak maça yetişti. Son derece yerinde bir hamleydi. İnanın bunların önemi çok hele de bu tür kritik maçlarda.

Verdiği röportajda da hem prim olayına hem de maç öncesi bazı yerlerden yazdırıldığı belli olan kulüp üyeliğiyle ilgili haklı sitemini dile getirdi.

Saha zemini su birikintileriyle dolu olunca iki takımı da olumsuz etkiledi. Buna rağmen iyi bir mücadele olacağını daha ilk dakikalardan görmüş olduk.

Ertuğrul Hoca yine farklı bir 11 ile çıktı sahaya. Burak 11 de yerini alırken, İbrahim Halil’i kenarda tuttu. Sakat ve cezalılardan dolayı da Ercan sol bekte görev yaptı. İkinci yarıda görevini Erkam’a bıraktı.

Belki de maçın kırılma anı yaşandı 24. dakika içinde. Manisa’nın iki topu üst üste direkten döndü. Dönen topta ise gole yaklaşan taraf olduk. Bahattin’in ortasına Gökhan Alsan’ın kafası kalecinin kontrolünde kornere gitti.

Maçın tempo kazanamamasında elbette suyun büyük etkisi vardı. Çünkü gerçekten bizim ataklarımızda da suya takılmalar çok oldu. Bulduğum geniş alanlar da takılıp kaldık. Topu yerden oynamayı seven iki takımı da oldukça etkiledi.

Saha zemini böyle olunca duran topların ve uzaktan şutlarında önemi artıyor. Burada önemli olanı da en az hata yapanın önde olacağıydı. İki teknik kapasitesi yüksek takımın mücadelesinde ön plana çıkan da fiziki kabiliyeti oldu.

İkinci yarıya iki takımda yine istekli başladı. İlk tehlikeli ataklarda rakipten geldi. Oyunu rakip alana yığdığımız anlarda tehlike oluyorduk. Bunun içinde orta alanda çoğalıp topu rakip alana hızlı atmamız gerekiyordu. Serdar’ın şutunu Nurullah’ın uzanışı gerçekten görülmeye değerdi.

Burak tam olarak özelliğini göstermesini beklediğimiz maçlardan biriydi. Dakikalar daha 55’den yeni çıkarken gelen gol ile büyük bir avantaj sağladık. Burak’ın gelen ortaya şık vuruşu direkten dönse de rakip defanstan top ağlarla buluştu.

Oyunu artık domine eden taraf bizdik. Tam istediğimiz gibi rakip alanda boşluklar bulmaya başladık. Burak işte tam da bu dediğimiz şekilde ilk golünü atarak farkı ikiye çıkarttık.

Rakibin oyuna tutunma çabaları ve psikolojik olarak da geriye düşünce bu sefer Bahattin ile 3. golü bulduk ve rakibe şahı çekip mat yapmış olduk.

Sonrasında gelen golleri de onlar için sadece beyhude bir uğraş olacaktı.

Maçın içinde özellikle ayakta kalanın üstün olacağı bir durum vardı. Çünkü üçüncü rakip olan su birikintileri buna en büyük etkendi. Özellikle futbolcularımızın mücadele gücü ve istekleri oldukça memnuniyet vericiydi.

Yine defans bloğumuzun yerinde hamleleri vardı. Bu maçta yine Gökhan Alsan’ın çabası da önemliydi. Guido’nun ilk golde ki ortası, ikinci ve üçüncü gollerde atağı başlatması ile maça damga vuran isim oldu. Hatalar olsa da birinin hatasını diğeri telafi etti.

Hakem Zorbay Küçük’ün atanmasının nimetlerini gördük. Çünkü özellikle bir kaç pozisyonda hemen elini kaldıran rakip oyunculara hiç taviz vermedi. Bana göre tek eleştirilecek kararı ilk dakikalarda Guido’ya gösterdiği sarı karttı. Bunun dışında gayet güzel bir maçı yönetti. Kendisini tebrik ediyorum.

Maç maç gidiyoruz. Kazanmış olsak da daha hiç bir şey bitmeyecek demiştim önceki yazımda. Yine aynı yerdeyim. Çünkü daha önemli 11 maçımız var. Rakiplerin bize karşı ne derece oynadıkları ve bilendikleri ortada. Bunun için aynı ciddiyetle devam etmeliyiz.

Elbette çok önemli bir avantaj sağlamış olduk. Öyle böyle değil yani. Zaten Ertuğrul Hoca bu uyarıyı da basın toplantısında sıcağı sıcağına dile getirdi. Haklı olarak. Rehavete giremeyiz.

Çarşamba günü Amed ve sonrasında da Kırklarelispor maçıyla bu galibiyetleri taçlandırmalıyız.

Tüm oyuncularımıza gösterdikleri bu üstün mücadeleden ötürü teşekkür bir borç bilirim.

TUTKU KAR DİNLEMEDİ!

Akşam saatlerinde başlayan kar yağışına ve yolların olumsuz hale gelmesine rağmen yine de maça hatırı sayılır bir ilgi vardı. Günlerdir süren koreografi hazırlığı tüm endişelere rağmen yapıldı. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler. 

Tabi sahayı bu maça hazırlayan görevlileri de unutmamak gerekiyor. Çünkü hummalı bir çalışmayla zemini pırıl pırıl hale getirdiler. Elbette Yüksel Bey’in çabasıyla yapılan hibrit çimin yapılmasının önemini bu maçta daha net görmüş olduk. Öyle ki zemin de kalkan hiçbir yer yoktu. 

Dün rakibimiz Manisa Fk’nın geriden gelip son dakika golüyle sahadan galibiyetle ayrılmasının bu maça etkisi de önemliydi. O maçta türlü tartışmalar oldu. Bazı ihlallerin olduğu gerçeği var ama biz önce kendi işimize bakacağız. 

Afyon da ikinci yarıya önemli takviyelerle başlamış ve aldığı üst üste galibiyetlerle play-off da iddiasını sürdürmüştü. Sarıyer’e sahasında mağlup olduktan sonra bizim maçta onlar için daha da önemli hale geldi. 

Geçen hafta Tarsus hatta Pendik ve sonrasında Afyon maçlarında da gördük ki onların bu iddialarının bir başka boyutu da olası bir playoff eşleşmelerinde neler yapabileceklerini görmek istemeleri. Ben bir bakıma işe artık böyle de bakıyorum. Çünkü playoff birçok kez sürprizlere açıktır. Bunun için bizim işi sıkı tutup şampiyon olarak çıkmalıyız. 

Ertuğrul Hoca, yine geçen haftaya benzer bir kadroyla çıktı. Gökhan Meral yerine Ramazan Çevik başladı. İkinci yarı da ki sakatlığıyla da yine yer değiştirdiler. 

Hoca hafta içinde benim de dikkat çektiğim zemin meselesine değindi. Bir tek ben yazınca acaba yanlış mı gördüm demiştim. Bizim gibi ayağa top yapan takımlar için zeminin iyi olması gerekiyor. 

Oyuna iki takım da istekli başladı. Afyon da öyle geride kabul edeyim anlayışı yoktu. İlk önemli pozisyonu da rakip buldu. Bizde rakip alanda kaptığımız toplarla pozisyon arıyorduk. 

Caner’in yaptığı ortaya defans-kaleci anlaşmazlığıyla araya giren Gökhan Alsan’ın topa kafayla müdahelesine Atabey’in boş kaleye dokunması kalmıştı. Böylesi önemli ve dirençli bir rakibe karşı erken gol atmak önemliydi. 

Oyunun temposunu düşürdük golden sonra. İlk yarda topun kontrolü de rakipte kaldı. Bizden daha çok topu istediklerini gösterdiler. Bizde acaba rakibi yarı alanımızda yakalayıp kontra bulur muyuz düşüncesindeydik. 

Beraber oynama alışkanlığının önemini daha net gördük maçta zaman zaman. Çünkü araya atılan toplara yapılan koşular ve final paslarında doğruyu yapma becerisi önemliydi. 

Burak Çalık’ın driplinglerini bekledik. Muhsin’in ona top atmasını. İbrahim Halil’den de maestro olmasını. Top çalıp kritik paslarla rakibin adeta belini kırmasını ama olmadı. Yer yer gösterir gibi oldularsa da gününde bir Afyon vardı. İyi direnç gösterdiler. Pozisyon da ürettiler ama son vuruşlarında iyi ki bir o kadar becerikli değillerdi. 

İkinci yarıda Ramazan sakatlanarak yerini Gökhan Meral’e verdi ve o dakikada da sarı kart gördü. Birkaç dakika sonra da kademe hatası yaptı ve rakip oyuncu kale dibinden topu auta atmayı başardı. Ancak hakkını vermek gerekirse ilerleyen dakikalarda bir iki yerinde hamle yaptı. 

Burak’a çok iş düştü bugün. Maç boyunca bir çok topa müdahale etti. Hocaları bilerek mi yaptı bilemem ama iyi bir Burak Yılmaz izledik. 

Burak Çalık’ın yerine giren Bahattin ile rakip alanda daha fazla görünmeye başladık. Biraz daha pozisyona girmeye başladık. Bulduk da ama gününde bir defans ve kaleciyi geçemedik. 

Yine oyuna giren Guido’nun verdiği son dakika pasında Bahattin kaleciyle karşı karşıya kaldı ve fişi de çekmiş oldu. Muhsin’in artistik pasını da es geçmeyelim nihayetinde atağı başlatan isim oydu.

Artık tüm konsantrasyonumuzla haftaya Manisa ile oynayacağımız maçtayız. Üç ihtimalli bir maç. Elbette rakibin daha çok isteyeceği gibi duran bir maç. Son haftalarda ki yaptığımız hataları yapmamamız gereken bir maç. Belki de Ertuğrul Hoca’yı bu düşündürüyordur.

12 maçta 11 yaparak gidiyoruz. 55 puandayız! Bizim için anlamlı ama bu puanda kalmaya niyetimiz yok tabi ki! İkinci yarıya da 5 de 5 yaparak firesiz orada olacağız. Belki son haftalarda ki oyun anlamında mutlu olamasak da skoru almayı ve oyun disiplinimizle ayakta kalmayı başaran bir takımız. En büyük artımız mücadelemizi artırdık. Bunun dışında son vuruşlarda ki formda isimlerimiz var. 

Yine rakip Manisa’da gol ayakları güçlü olan bir takım. Artık erken final gibi gözükse de bu maçla hiçbir şey bitmiş olmayacak. Kazanmış olsakta böyle! Çünkü bizim de rakibimizin de çok kritik maçları olacak. 

Burada ki enerjimiz bize sahamızda hafta içi oynayacağımız ve akabinde deplasmana gideceğimiz maçlar için dahi önemli bir etken olacak. 

Burada şunu belirtmem gerekiyor ki Yüksel Başkan mutlaka ama mutlaka Manisa da oynanan maçta yerini almalı. Niye mi? Bu tür maçlar sahiplenme gerektirir. Belki kendi de bunu düşünüyordur ama yine de yazma ihtiyacı hissetim. Çok fazla polemiğe girmeden bunun böyle olması gerekliliğini söylüyorum sadece.

Futbolun içinde sadece taktik yok. Ayakta kalmak ve mücadele etmekte var. Futbolcularımıza Allah kolaylık versin. Futbol şansının yanımızda olmaya devam etmesi dileğiyle hep beraber Manisa maçına hazırlanalım.