MÜTHİŞ GECE HÜZÜNLÜ BİTTİ!

Deplasmanda aldığımız 1-0’lık mağlubiyete rağmen umutluyduk. Hatta başlığı da “Tur Samsun’a Kaldı!” olarak atmıştık. Buna inanmıştık. Çünkü futbolcular bunun telafisini yapacak güçteydiler. Kağıt üzerinde üstündük!

Aslında sezon başından beri sıkıntımız buydu. Kağıt üstünde üstün olmak. Tüm maçlarda favori olmak. Bir bakıma baskı oluşturur futbolcularda. Önceki yazımda kısaca değinmiştim.

Tüm şartlar lehimizeydi. 30 binin üstünde taraftar gelmiş, tüm belediyeler iftar için hazırlıklar yapmış, ambiyans da müthişti. Tek eksik olan şey ise gol oldu!

Her şey mükemmel iken tur atlayamamak. Hem de koskoca 180 dakika boyunca sezon içinde 5 gol attığımız Sakaryaspor’a 1 gol dahi atamamak gerçekten üzücü.

Aslında ilk maçta daha iyi bir takım görüntümüz vardı. Tamam dedik bu kez olacak. Futbolcular gerekeni üzerlerine düşeni yapacak. Verdikleri sözleri yerine getirecek. Biliyorsunuz hem kısa videolar hazırlandı sosyal medyada yayınlandı hem de bizzat Yüksel Bey’in haftalar öncesinde “adeta haykırdılar” demesiyle verdikleri söz vardı.

Müthiş taraftar desteğiyle başlandı. Her şey mükemmel gidecek diye düşünürken bir türlü aradığımız gol gelemedi. Aslında geldi ama ofsayt diye sayılmadı. İlk yarının sonlarında Hakem Halil Umut Meler’i yardımcı hakemi yanılttı ve hatalı bayrak ile nizami golümüz iptal edildi.

İlk yarı boyunca İlyas çok çalıştı, çabaladı ve uzaktan şutlar ile kaleyi yokladı. Erhan ve Bahattin ile de cılız da olsa pozisyonlar üretmeye çalıştık.

İkinci yarı daha muhteşem bir mücadele bekliyorduk. Tam tersine adeta okunmuşlar gibiydik sahada. Çok bir varlık gösteremedik.

Abdülkadir’in yükseldiği ve sahanın en çok çalışanı Oğuz’un tamamladığı bir gol vardı sayılmayan. Taktir hakkı ama gol noktası gösterilse de yeriydi.

Olmadı dakikalar tükendi ama tribünlerin beklediği gol bir türlü gelmedi.

Elendik!

Kadroyu da tartışsak, hocayı da tartışsak artık faydası yoktu. Tabi İsmet Hoca “Bende anlayamadım!” demesini biz hiç anlayamadık. Hoca devam edeceğini belirtti. Taraftar nezdinde kredisi bitmiş bir hocanın devamlılığı İsmail Başkan’ın elinde.

Koskoca bir sezon uçup gitti. Adeta boşa gitmiş gözükmüş olsa da ilerleyen günlerde yapılacak iç muhasebe ile yaralar tespit edimelidir. Gerekli derslerin çıkarılmasıyla elbette gelecek yıla daha iyi hazırlanmayla üstesinden gelinebilir bu krizin.

Sezon başından beri yazdıkılarımız diye başlamak istemiyorum. Ancak bizlerin dışarıdan görüp de hatırlattıklarımız vardı.

Öncelikle işi baştan sıkı tutmaktı. Bu konuda ciddi sıkıntılarımız vardı. Adeta futbolcular elimizi kolumuzu sallaya sallaya çıkarız havası bir türlü geçmedi. Tavşan kaplumbağa misali liderin 3 puan gerisinde tamamladık ligi.

Yine Taner Hoca tutturdu 2 puan ortalaması diye. Oysa daha ilk haftalar diyeceğimiz maçlarda 70-75 puan arasından ligin şampiyonluğu belirler diye yazmıştım. O bile yetmedi 76 puanda bitirdi lider. Siz kafadan iki takımı puan tablosuna eklemeyecek kadar aciz misiniz?

Şampiyonluğu ligi 1 puan farkla bile olsa rakibinden önde bitiren takım kazanıyor. Bazen 65 olur bazen 70 olur! Ha bazı ligde 97 puan alsanız bile lider olamıyorsunuz.

Yine alınan futbolcular çok konuşuldu. Özel hayatlarına dikkat etmeyenlerin olduğu çok dile getirildi. Elbette onlarında eğlenme, vakit geçirme ve bir şekilde deşarj hakları var. Lakin bunu daha sağlıklı ortamlara yapmaları gerekiyordu.

Taraftarın görebildiğini, yazarların sürekli takım oyunu yok denildiği haftalarda “Bu lig böyle işinize gelinirse!” havasındaydı teknik heyet. Oysa futbolun evrensel gerçeği varken bizi uyutmaya kalktılar.

Bir de sürekli takım içinde uyumluluk, arkadaşlık ve birbirine bağlılık olayı çok konuşuldu. Aslında ben buna hak vermekle birlikte eğer futbolcu ki profesyonelim diyorsa çokta günümüzde gerek yok. Yani hani “abi” kavramını gerektirmez. Lakin bizim futbolcular daha o uluslararası profesyonelliğin çok gerisindeler. O kavram sadece sözleşme imzalarken geçerli.

Hep yazmaktan imtina ettiğimiz futbolcuları araştırma yani scout ekibi yine çok ama çok daha fazla tartışılacaktır. Bu lige çıkmamız halinde de olacaktı. Şimdi daha fazla irdelenecektir. Elbette başta Başkan İsmail Uyanık ve Yüksel Yıldırım buna karar vereceklerdir.

Yüksel Bey’in maç sonu taraftalarımızla olan diyaloğunda buna bir nebze de işaret etmiştir.

Elbette bu işin en büyük hüznünü yaşayan kuşkusuz İsmail Başkan ve Yüksel Bey olmuştur. Onlara sonsuz teşekkür ediyoruz. Mevcut borçla zaten biz bu heyacanı dahi yaşayamaz hatta yazmaya dahi gerek duymayacağımız günler bekliyordu bizleri.

Tabi canları yandı hem de çok. Hem maddi hem de manevi. Şirket mantalitesinin yani bir yerin kurumsal kimliğinin oluşması öyle hop demeyle olmuyor.

Kökleşmiş bir anlayış var kulüp üzerinde. Önce buna kulübe yakın isimler inanacak, sonra basın ve taraftar. Bu işin serüveni elbette daha uzun zaman alacaktır. Bekleyip sabır etmek düşüyor.

Hedeflerde ciddi bir yara alındığı aşikar. Ancak krizi yönetme uzmanı olarak bildiğimiz İsmail Uyanık Başkan’ın kısa sürede toparlanarak yeni hedefler ve uygulamaları da göreceğiz. İlla ki birileri çıkıp bu faturayı üstlenmek zorunda. Çünkü şirketlerde bir sıkıntı varsa ortada bir problem ve başarısızlık varsa mutlaka bunun faturası da birilerine çıkacaktır.

Biz daima SAMSUNSPOR diyenlerdeniz. Bunu için de bunu çok iyi bilen bir Başkan var. En azından içimiz yansada gönlümüz daha rahat olarak önümüze bakıyoruz.

İsmail Başkan katıldığı programda play-off’lar bitince bir ameliyattan bahsetmişti. Kendisine geçmiş olsun diyor, geçireceği operasyon sonrası sağlığına en kısa zamanda kavuşmasını diliyoruz. Allah şifa ihsan eylesin.

TUR SAMSUN’A KALDI!

Maçın Trt’den verilmemesinden tutun da hakemin kararlarına kadar bir sürü olumsuzluklar yaşadığımız bir akşam oldu.

Böylesi kritik bir maçın yayınlanmaması Sakaryaspor yönetiminin bilinçli ve kasıtlı bir uygulamasından başka bir şey değil. Çünkü bu maça zaten doğal olarak şehirlerinden ve yakın illerden gelecek bir çok taraftarı olacaktı.

Yılport Samsunspor’a karşı böylesi önemli maçta taraftarı takımını zaten yalnız bırakmayacaktı. Ancak onların kendi iç hesapları vardı ki bu da sahada kendisini gösterdi.

Maçın hakemi yönetimiyle adeta hakkımızı gasp etti. Evet öyle. Hem faullerde hem sarı kartlarda hemde yüzde yüz İlyas’ın düşürülmesine vermediği penaltı. Bir de futbolcularımızın maç içindeki itirazları vardı yine penaltı beklediğimiz.

Maçın öncesinden başlayarak yeniden takımı motivasyon çalışmaları, takımın yalnız kalmaması ve desteği için gösterilen çaba sonuç vermişti. Taraftarımız yine kendisine ayrılan yeri doldurmuştu.

Pankartımıza el uzatan birkaç kendisini bilmez rakip taraftarı genele yaymak istemiyoruz. Maç öncesinden oluşan güzel havanın bu kendini bilmezler tarafından bozulmasın diyoruz.

Maçın bütünü karşılıklı ataklar ve pozisyonlar vardı. Kaçırdığımız mutlak gol pozisyonları vardı. Kale sahası içinden hem ilk yarıda hemde ikinci yarıda.

Rakibin de atakları vardı. İlk yarıda serbest atış sonrası kale önünen kaçırdıkları mutlak gol akıllarda kalanıydı.

İkinci yarıya ağırlığımızı koyduğumuz zamanlara kalemizde golü görmemiz tam anlamıyla talihsizlikti.

Golün etkisinden kurtulup yine atak olduğumuz durumlarda gole yaklaştık.  Ancak Samet’in maçın sonlarına doğru kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda vuruşunun auta gitmesi en net pozisyonumuz olarak kayıtlara geçti.

Çok olumsuz yazmak istemem ama özellikle ataklara kalkarken ki acemice hareketler, bazı kademe hatalarımıza da dikkat edilmeli. Birkaç pozisyonda çok rahat adam kaçırdık arkaya mesala.

Diğer taraftan duran topları daha iyi kullanmalıyız. Ayrıca kanat organizasyonlarını ve rakibe presle kaptığımız topları da etkili kullanma konusunda daha dikkatli olmak durumundayız. Topu daha efektif kullanmak zorundayız. Yoksa istek ve mücadele anlamında iyi bir maçı geride bıraktık.

Kötü bir maç çıkartmadık bu akşam. Hem hakem hem de pozisyon şansızlığımız vardı. Hep böyle olacak değil.

Maçın ilk ayağını 1-0 kaybettik. Ancak bu skor ne rakibi tam olarak memnun eder ne de bizim turu kaçırdık ah vahlarına bürünmemize neden olur.

Maç ortada, tur ortada ve her iki takımın bir sonra ki maçta göstereceği hünerlerine bağlı.

Aslında avantajlı taraf biziz. Yılport Samsunspor ikinci yarıda evinde gösterdiği performansla turu geçmeye en yakın taraf.

Futbolda 90 dk bitmeden kimse kazandım diyemez. Kaldı ki bu çift ayaklı bir maç trafiği. Oynanacak koskoca bir 90 dakikamız var. Ümitsizliğe girmeden, mücadeleyi bırakmadan ve taraftarını arkasına alacak takımımız sahadan istediğini de almasını bilecektir.

Rakiplerin bize karşı daha rahat psikoloji içine çıkıyor olmaları ve bizim futbolcularımızın daha çok kendilerini baskı altında hissetmeleri mi acaba pozisyonları kaçırmamıza etkili oluyor diye düşünmeden edemiyorum.

Çünkü rakiplerden hangisi olursa olsun gerek maddi gerekse takım kalitesi anlamında bizimle oynadıklarında çok da kaybedeceği bir şey yok ama bizim daha çok hesap kaybımız olacaktır. Netice de rakipler yenilsede haklı bir mazeretleri var. Ama bizim yok. Bu durumda ister istemez futbolcularımızın hata yapma oranını artırmaktadır. Elbette mazeret değil ama mümkün deyip geçelim.

Yönetimin acilen federasyona şikayette bulunması ve daha kıdemli bir hakemin verilmesini sağlaması gerekiyor. Gerçekten bu yıl çok puanlarımızı götürdü hakemler. Bari turu götürmelerini engelleyelim.

Samsunspor’umuz inanıyorum ki bu turu geçecektir.

Yazıyı bitirdiğim anlarda Tuzlaspor’un Manisa B.B maçına hakem hatalarından dolayı çıkmayacağı açıklamasını gördüm. Tüm bunlar tesadüf mü? Yoksa bilinçli bir işlem mi? Aman Samsunspor bazı takımların karşısına çıkmadan elensin mi? Hadi bakalım kolay gelsin…Bunu buraya bir not edelim ilerleyen haftalarda göreceğiz.

SİZLERE İNANMAK İSTİYORUZ!

Öyle bir maç ki not dahi tutmadık. Rakip Manisaspor’a saygı duyalım, gençlerin verdiği onurlu mücadele için değerlendirme yapmayalım diye.

Çünkü ölçü olmayacak bir maçtı. Hani denk mücadele olur da yazarsınız, değerlendirirsiniz.

Yaptıkları mücadeleyi ayakta alkışlıyorum. Bu sezon aldıkları 4 galibiyet ve 3 beraberlikleri vardı. Boşuna değilmiş dedirttiler. Sahalarında çok zor kaybettikleri maç var geride kalan sezon içinde.

Geçen sezon Gaziantepspor karşısında kaybedilen maç geldi akıllara. Yabana atılmayacak pozisyonlar verdik. Hatta geçen haftanın flaşı Furkan’ın yaptığı penaltı verilmiş olsa kim ne diyebilirdi?

Düşünün o zaman maç beraberliğe dahi gelecekti. Allah’tan maçın başında ilk on birde oyuna başlayan Muhammet Beşir’in golü geldi de skoru önde tuttuk. Şık goldü.

Sonrasında Bahattin, Erhan ve yine Beşir ile gole yaklaştık. Enes biraz daha rahat oynayacağı maçta beklenenin gerisinde kaldı. Tıpkı Bahattin gibi.

İkinci yarıda da Manisaspor gençleri fazlasıyla mücadele ettiler. Yırtındılar adeta. Top nedeyse onlarda oradaydı. Kaptıkları toplarla cesur bir şekilde kalemizde gol aradılar.

Ramazan’ın geçen haftadan sonra yine isabetli ortasıyla Erhan Şentürk farkı 2’ye çıkaran golünü izledik.

Çok fazla geçmeden ev sahibi takım aradığı ve hak ettiği golü de gecikmeden bulmuş oldu. Sonrasında yine bizim takım reaksiyon vermekte zorlandı. Maç berabere bitmiş olsaydı sürpriz olmayacaktı anlayacağınız.

Oyun anlamında, topları doğru kullanmada ve final paslarında oldukça kısır bir maçı geride bıraktık. Çok farklı kazanacağımız bir maç beklentimizi yine “buna şükür!” diyerek bitirdik.

Artık play-off’larda neler olur hep beraber bakacağız. İşin şakası yok. Elbette eksikler var denilebilir. Ancak sahada ki hangi oyuncu kötü ki. Bir başka takımda banko 11’de olacak futbolcular. Bunun için mazeret yok.

Bünyamin ilk kez sahada yer aldı. Oyuna sonradan girmiş olmasına rağmen ümit veren bir görüntü çizdi. Ancak bizim şu saatten sonra takımdan istediğimiz tek şey üretkenlik!

Böyle bir takım karşısında neden zorlanıyoruz. Neden halen oyun kimliğimiz yok?

Ben şuna katılmıyorum “burası 2. Lig!” Çünkü bu takımın elit oyuncuları olduğu, kaliteli isimlerin olduğu ve bir çoğunun teknik yönünün diğer takımlardan bir üstte olduğu kabulü sadece bizler değil tüm takımlar dahi kabul ediyor.

O halde sorun yine takımın içinde. Ya kendilerine aşırı güveniyorlar, ya da mücadele etmekten yoksunlar. Bence ikincisi. Çünkü baştan beri yazdığım bir şey vardı ki işi sıkı tutun diye.

Artık tüm bu değerlendirmeleri play-off sonrasına bırakacağız. Önümüze gelecek sonuca göre durumu değerlendirmek en doğrusu. Yine favoriyiz ama şimdiden rakipler bizi daha kolay geçebileceklerini düşündürdük. Belki de iyi bir şeydir.

Sizlere inanmak istiyoruz. Çünkü başta başkan olarak tüm yönetim sizleri bu işi rahat başarmak için sezon başından getirdiler. Çoğunuzu bizler tanımıyorduk. Zamanla tanıdık. İnişli çıkışlı grafikle bugüne kadar geldik.

Liderin peşinden 3 puan gerisinde sezonu bitirmek üzereyiz. Bir maç kaldı. Son yılların değil sadece uzun yılları da kapsayacak şekilde bir sezonda en çok puanını kulüp tarihinde toplamış oldunuz. Bunu inkar edemeyiz. Belki de şansız şekilde maçlarda kaybettiniz, puanlarda bıraktınız sahada!

Zaten eğer başka türlü olsaydı yani çok kötü olsaydınız orta sıralarda olurdunuz. Kritik maçlarda eğer beklenen galibiyetleri almış olsaydınız şuan sizleri göklere çıkarmak için bekleyen bizleri de taraftarları da fazlasıyla memnun etmiş olacaktınız.

Hiçbir şey bitmedi! Şimdi kalan maçlarda bu işin üstesinden gelmenizi bekliyoruz. Her ne kadar mu maçta beklenen futbol olmasa da size güvenmek ve inanmak istiyoruz….

Maçı zor şartlarda bizlere ulaştıran Taraftarın Sesi ekibine teşekkür ederim.

TÜM HAZIRLIKLAR PLAY-OFF İÇİN!

Soğuk ve yağışlı bir günde oynandı maç. Samsun’un yüksek yerlerinde Nisan ayının bugünlerinde çokta alışık olmadığımız üzere kar yağışının olduğu bir günde taraftarın da maça ilgisi az oldu.

Elbette bunun nedeni artık tüm hazırların play-off olmasının da etkisi vardı. İstenmeyen bir durum ama son haftalarda alınan üst üste beraberlikler bize bu gerçeği yaşattı.

Matematiksel anlamda devam etmiş olsada şampiyonluk bir de rakiplerin durumu ve oynayacağı takımların gerçeği var.

Furkan’ın uzun haftalar sonra kalede yer alması şaşırtıcı değildi. Çünkü kritik haftalar oynayacağız. Play-off öncesi olası bir sakatlık durumunu göz önüne alarak kaleyi Furkan’a teslim etti İsmet Hoca.

Farklı kazanmamızın yanında Furkan’ı da kazandık. Maç boyunca yaptığı kurtarışlarla farkın kapanmasına hatta maçın berabere dahi bitmesini engellemiş oldu Furkan. Bu müthiş dönüşünden dolayı kendisini tebrik ediyoruz.

İsmet Hoca’nın sol bek konusunda Canberk’i neden tercih etmediği hususunu çok anlamış değilim. Çünkü rakibin tüm atakları o kanattan geldi. Kaldı ki Canberk yedeklerde soyundu. Bu durumda kadrodaysa sahada neden olmadığını da ister istemez sorguluyoruz.

Maça istekli ve hızlı başladık. Rakip takımdan defans oyuncusu Semih’in ayağının kırılması çok büyük bir üzüntüye sebep oldu. Kendisine geçmiş olsun diyorum.

Samet ve Abdülkadir’le yakaladığımız gol pozisyonları sonrası. Erhan Şentürk ile öne geçtik. Sonrasında rakibin yakaladığı pozisyonları Furkan’ın müthiş kurtarışları ile karşılık verdik.

Ramazan’ın derinlemesine güzel asistine Bahattin tek vuruşla topu filelere göndermesiyle farkı artırdık.

Orta alanların biraz rahat geçildiği bir maçı gördük. Hakemlerin dahi rahat oldu bir maçtı doğrusu.

İkinci yarı da ilk yarıda olduğu gibi hareketli başladı. Maçın genel hakimiydik. Bulduğumuz pozisyonlarda final topları daha iyi değerlendirmemiz gerekliliğini yineliyoruz. Çünkü önümüz de final maçını da göz önünde bulunduracak olursak 5 maçlık bir play-off serisi olacak.

Erhan Şentürk, Bahattin ve Abdülkadir üçlüsünün nasıl bir pozisyon içinde olacağını görmek istedi hoca. Bunun için elbette rakiplerimize bol pozisyon verirsek sonucun böyle olmayacağı ortada.

Antrenman niteliğinde bir nevi değerlendireceğiz kalan maçları. Bunun içinde özellikle futbolcularımızın mücadele güçlerini artırmaları gerekiyor. Topun isabet oranı, paslaşmalarda ki kalite ve rakibe alan vermeme gibi futbolun genel kuralları herkesçe malum. Ancak bununla birlikte topun hakimiyeti ve kazanılan topların çok iyi yönlendirilmesi de önemli bir durum.

İkinci yarı da topun hakimi olarak geçti. Kazanılan iki gol sonrasında 4 farklı bitti maç. Samet ve Bahattin ile skoru artırdık bu yarıda.

Haftalar sonra Muhammet Beşir ikinci yarının sonlarına doğru sahada yerini aldı. Fena da oynamadı ama o şutu gol olsaydı çok  daha iyi olacaktı.

Bundan sonra çok fazla bir şey yazma olayı geçti. Nasıl oynayacağın değil turları nasıl geçeceğin sorusuna cevaplar aranacak.

Bunun içinde çift maçlı oynanacak maçlarda istenilen skorların elde edilmesi konuşulacak. Zaten son haftalarda ki alınan üst üste beraberliklerle nelerin kaçtığı ortada. Ancak bunları konuşup tekrar tekrar gündeme getirmenin sırası değil.

Önemli olan bundan sonra ki maçlarda takımın yanında olarak şampiyonluğun ne derece istenildiğini bir kez daha göstermek olmalıdır.

Ben şahsen bu takıma inanmayı tercih ediyorum. Çünkü hali hazırda play-off grubunun da en güçlü adayıyız. Bunun için sahada mücadele şart.

Hatırlayan olur mu bilmem ama daha ilk yarıda ki maçlarda şampiyonluk için 75 puan civarı olacağını yazmıştım. O zaman Taner hoca halen iki puan ortalama diyordu. Gelinen nokta da İsmet Hoca hedefin 3 puan gerisindeyiz diyor. Lakin o bile yetmiyor görüyorsunuz.

Söz artık ne bizlerde ne yönetim de her şey taraftarın desteğiyle futbolcularda bitecek. Bizlerde o halde gösterin maharetinizi diyoruz.

TARAFTAR DAHA NE YAPSIN?

Taraftar ya da seyirci…Son dönemlerde bu moda oldu hani bağıranlara taraftar, sakin şekilde izleyenlere de seyirci deniyor ya. Siz nereye kendinizi konuşlandırırsınız onu bilemem ama bir kulüp için o tribünde yerini alıyorsa benim için daima saygı görür ve görmelidir de!

Neden yazdım bunu sorunuz olacaktır. Hacettepe’nin oynadığı stat da yerini pahalı bilet uygulaması olmasına rağmen gencinden yaşlısına, çocuğundan bayanına kadar herkes vardı. Hatta Samsun’dan gelen az olmasına rağmen Ankara’da yaşayanlar daha ağırlıktaydı.

İçlerinde epey yaşı ilerlemişler vardı birde Allah sağlık versin kendisi felçli olduğu her halinden belli olan ve yaşı bir hayli de olan bir taraftarımız da vardı. Yanlarında ona refakat eden 3 kişi de vardı. Hava yağışlı ve soğuk olduğunu da hatırlatayım. Bir de stadın yanında boş yerlerden saha gözüküyordu orada da duran Samsunspor sevdalıları vardı.

Taraftar ilk yarı suskundu ama ikinci yarı takımını ayağa kaldıran ve gollerin atılmasında da etken bir tezahürat vardı. Yine de maç sonunda oynanacak play-off’lar düşünülerek takım çağrıldı ve onlara moral verildi. Doğrusu da buydu. Bizim taraftar her zaman işini bilir yani.

Tribün olayı çok farklı bunu elbette kabul ediyorum. Ancak buna uyan yada ayak uyduran da sahada futbolcu topluluğu olacak arkadaş. Taraftar her yerde desteklerini verdi, veriyor ve vermeye de devam edecektir. Daha ne yapsın taraftar?

İlk yarıda isteksiz ve ne oynadığı belli olmayan bir takım görüntüsündeydik. Karşımızda da bunu fark eden genç ve koşan bir takım vardı. Hacettepe biliyorsunuz Gençlerbirliği’nin yedek takımı. Genç bir ekip. Gelecek vaat eden futbolcular burada yetişiyor.

Zaman zaman kaleyi yokladığımız anlar oldu. Kale önünde her ne kadar Bahattin’i buluşturamamış olsak da Oğuz ile uzaktan şutlarla kaleyi yokladık. Orta alanımız dan ve kanatlardan çok fire verdik ve bundan dolayı da rahat geldiler.

Rakip geliştirdiği ataklarla bir hayli kalemizi zorladı. Bunlardan Aytaç ve Cenk’in iyi kademelerini de gördük. Ancak ilk yarının sonlarında yaşanan rakibin golüne engel olamadık. Aslında bu gol göz göre göre geldi diyebiliriz.

Rakibe oyun alanı verdik, top ayağımızdayken de ikili üçlü baskılarını gördük bundan dolayı da bir hayli kaleyiciye geri pas yaptık. Bu durumda elbette istenilen bir durum değildi. Hani rakibin üstüne gitmeyip yada çekinenlerin yaptığı hareketlerdir bunlar.

İkinci yarı Abdülkadir ve Onur girdi. Bunun etkisiyle de bir hayli rakip alanda gözükmeye ve baskıyı artırmaya başladık. Sağlı sollu ataklar sonunda Ramazan’ın ortasına Abdülkadir’in kafa golüyle eşitliği sağladık.

Tempoyu artırınca oluyormuş yani. Rakibin de kontra atakları vardı ve etkiliydi. Başka hakem olsaydı kensin bir penaltıları vardı. Ancak Hakan Ceylan çok net hareketlerle devam dedi. Maçın genelinde her ne kadar ikili mücadele de aleyhimize kararlar vermiş olsada bu kararına sevindik.

Yine baskıyı artırıp oyunu rakip yarı alana yıkınca pozisyonlar ürettik. Bunun neticesinde de rakibi hataya zorladık ve penaltıyı kazandık. Topun başında olan Abdülkadir de öne geçiren golümüzü kaydetmekte zorlanmadı.

Abdülkadir, oyuna girdikten sonra hem koşularıyla hem de hareketleriyle önemli bir iş yaptı. Oyun içinde yönlendirmeleri de dikkat çekiciydi. Maç sonunda dahi devam etti bu durum.

Kaçan pozisyonlar, rakip alanda baskı son dakikalara skoru korumak iç güdüsü olunca ve hakemin her an oyunu bitirme düdüğünü bekleyip konsantrasyon düşünce de son dakika golüne engel olamadık.

Bu gol son haftalara taşınan liderlik beklentisini de iyiden iyiye bitirmiş oldu. Her şey playy-off umutlarına kaldı.

Büyük bir hayal ve beklentiyle başladığımız, açık ara lider olacağımız bir ligin sonunda elimizde playy-off kalmış oldu.

Başkan İsmail Uyanık, maç sonunda da belirttiği gibi şimdi tüm hesaplar buradan çıkma üzerine yapılacak.

İsmet Hoca, üst üste alınan beraberlikler ve yenilen son dakika gollerine çözüm bulmak durumunda. Sebebini her ne kadar bilemese de bu dakikalarda ciddi konsantrasyon eksikliği olduğu açık. Nasıl olsa kazandık duygusundan sıyrılmak gerekiyor. Eğer play-off’larda başarılı olmak istiyorsak.

Çünkü oynanacak maçlar ki finali de  hesaplayacak olursak +5 maç daha oynanacak. Bunun içinde hem kondisyon hem de konsantrasyon olarak iyi hazırlanmak durumundayız. Yine en güçlü adayların başında olacağız ama biz yine de temkini elden bırakmayalım.

Sezon başından beri kağıt üstünde favori olduğumuz bir ligi geldiğimiz noktada ilginç bir şekilde liderlik dışında kalarak bitirmek durumundayız. İlginç dedim çünkü kaybedilen puanlara bakılında sadece son dakikalarda kaybedilen 6 puanımız var. Bir de ortalama 2 puan hesabı tutmasına rağmen…Diğerlerini siz hesaplayın artık.

Bizler ümidimizi koruyoruz. Başkanımıza güveniyoruz ve inanıyoruz. Ancak futbolcu kardeşlerimiz “nasıl olsa hallederiz!” mantığının da bizleri buralara getirdiğini de belirtmek gerekir. Nitekim buna yönelik sezon başından beri uyarılarda bulunmuştum. Arzu edenler arşivlerden bakabilirler.

İsmet Hoca’nın, heyacanını yitirdiğini gözlemlediğimi belirtmek isterim. Muhtemeldir ki o da işin buralara geleciğini hesap edemedi. Ancak o da ciddi olarak kendi iç motivasyonunu tekrardan kazanmalı. Aksi durum varsa gereğini yapmalıdır.

Acı yazmak ve tüm arızaları burada belirtmek kolay olanıdır. Lig henüz bizler için bitmedi. Bundan dolayı şuna buna değilde takıma yine destek verecek olan bizleriz. Elbette yüreğimiz yanıyor, acıyor, üzülüyoruz lakin şuan buna çözüm futbolcu anlamında yok.

Eğer onlarda bu takımı bir üst lige çıkartmak istiyorlarsa artık tüm neyi var neyi yok ortaya koysunlar istiyoruz. Zaten sorun da burada değil mi?

HAKEM KARARLARI CANIMIZI YAKTI!

Taraftarın yoğun ilgisi ve muhteşem desteğiyle başladık maça. Maç boyunca da inanılmaz desteklerine devam ettiler. Tıpkı Yüksel Yıldırım’ın istediği, İsmail Uyanık’ın beklediği gibi. Yani taraftar üstlerine düşeni yaptı.

Sarıyer takımını yabana atamayız. Serdar Hoca, Bayrampaşa mağlubiyetini bu maçı düşündükleri için kaybettiklerini söyledi. O maçı kaybedince kendileri içinde bu maç tutunma maçıydı. Şimdi playoff düşündüklerini belirtti.

Bizim düşüncemizde lider Keçiörengücü’nün ensesinde olup onu rahatsız edip puan kaybını beklemekti. Tabi maçları kazanmak şartıyla olacaktı tüm bu planlar.

Sakat ve cezalıların yanında performans düşükülüğü nedeniyle bir hayli revizyonlu bir on birle çıktık sahaya. Bahattin tek forvet başladı. Samet ve İshak haftalar sonra on bire döndü.

Maça da baskılı ve istekli başladık. Özellikle rakip alanda baskı yapıp kaptığımız toplarla pozisyon üretme fikri de tutmuştu.

Orta alandan ve kanatlardan bir hayli rakip alanda göründük. Gole yakın olduğumuz anlar oldu Samet ve Bahattin ile.

İlyas son derece istekliydi. Güzel işlerde yapıyordu. Bizim penaltı bekliğimiz pozisyon sonrası sakatlandı ve yerini Onur’a bıraktı.

Baskımız sonuç getirdi ve Samet defansın hatalı pasında araya girdi. Attığı uzaktan şutta top kalecinin de uzak köşesine gidince takımımızı öne geçirdi.

Rakibe pozisyon dahi vermediğimiz bir ilk yarıda geride kalmıştı. Rakip daha çok kontra atakla çıkmak istedi bu yarıda. Yaptığımız hem koşularla hem de ara atılan toplara zamanında müdahelelerle buna izin vermedik.

İkinci yarıya da istekli başladık. Rakip bu yarıda biraz daha rahat geldi. Buna müsaade ettiğimiz anlarda da pozisyon verdik. Nitekim buldukları üç pozisyon vardı ve biri gol oldu. Bunlardan biri dikten dönmüştü. Bize bir uyarı gibiydi aslında. Son dakikalarda attıkları golle beraberliği buldular.

Bu yarı da gole yaklaştığımız çok anlar oldu. Ancak final paslarında olsun son vuruşlarda olsun istediğimizi yapamadık. Samet’in çok net kafa vuruşu vardı. Enes’in içeriye girip attığı şutu kaleci iyi kurtardı.

Gelmeyen ikinci gol bizimde stresimizi artırdı. Maalesef ilk maçta ki gibi yine Sarıyer son dakika golüyle maçta dengeyi sağladı.

Bu yarıda futbolcularımızın mücadeleside iyidi. Pozisyonlarda ürettik, rakibe de baskı yaptık. Ancak bir anlık pozisyon akışına müdahale edemedik. Enes’in kaptırdığı topla başlayan atağı bir türlü durduramadık.

Tabi hakemin yanlış kararları maçın gidişatını da skorunu da etkiledi. Günün başarılı isimlerinden Bahattin’in net düşürülmesini görmezlikten geldi. İkinci yarının başında ki bu pozisyonda eğer penaltıyı verseydi rakibinde gardı düşecekti.

Hakemlerden yana bir türlü şansımız tutmadı. Sezon başından beri çok maçta canımızı yaktılar. İyi olduğumuz ve avantajı lehimize sağlayacağımız kritik maçlarda hep devreye girdiler. Bu maçta da verilmeyen penaltılarla gösterdiği kartlarla çok kötü bir maçı geride bıraktılar.

Yine Aytaç’ın kafasıyla indirdiği topu rakip defans oyuncusu eliyle yumuşattı ve kendisine avantaj sağlamış oldu. İlk yarı da İlyas düşürülmüştü. Diğeri de Ramazan’ın ortası rakip defansın koluyla kornere çıkmıştı.

Yine ilk dakikalarda rakip oyuncu Behlül adeta Samet’e saldırdı ama sarı kartla geçiştirdi. Yine bir pozisyonda atağımızı koluyla engeleyen oyuncuyu görmezlikten geldi hakemler.

Gördüğünüz gibi epey yer tuttu hakemler. Hani ne olacak demeyin bu yeni değil. Sezon başından beri böyle. Bizim aleyhimize çok kolay düdük çalarken, futbolcularımızın tekme tokat indirilmesinde ancak faul çalıyorlar. Üzücü ama gerçek sezon başından beri inanılmaz puanlar kaybettik hakemlerin yüzünden. Geçen sezonu unutamadık ve yine kritik hakem hataları puan kayıplarımızda etkendi.

Bundan sonra artık kalan maçları alıp diğer rakiplerin skorlarına bakacağız. Büyük ihtimal playoff oynayacağız. İşin garip tarafı rakibimiz olanlarla maçlarımızı biri hariç kazanamadık. Ancak her maçın havası farklı. Her şey tam bitmiş değil.

Futbolcularımızın sadece işi biraz daha uzattıklarını düşünelim. Olur ya onlar biraz daha mücadele güçlerini artırırlar, daha iyi oynarlar belki o zaman daha kolay maç kazanırız. Ümit ediyoruz tabi. Çünkü takım olma yolunda ilerliyoruz nasıl olsa.

Üzgünüz, bizden daha üzgün olan başta Başkanımız var. Elbette yönetim, teknik heyet ve futbolcular. Öyle ya bazı futbolcular bizden daha fazla istemez kimse demişti! Haydi taraftardan daha fazla istediklerini göstersinler…

İKİNCİ YARI SAHADA YOKTUK!

Keçiörengücü iyi futbol oynuyor, kaliteli ayakları var, koordineli oynuyorlar. İyi güzelde ben onunla ilgilenmiyorum ki!

Ben, bizim futbolcularımızın sahada göstereceği performansa bakarım. Öyle ya hepsi de kaliteli, işi bilen, ligin tozunu atacak futbolcularımız.

Evet kağıt üstünde öyle. Aslında sahada da öyle ama bazen. Biz bunu her maçta görmek isteriz. Hele de böyle kritik maçlarda.

Plan ne olur böyle maçlarda erken gol. Bulduk mu? Bulduk.

Golü İlyas Kubilay ile 10.dakikada rakibin daha etkin oynamaya başlayacağı dakikalarda attık. Hemde gol öncesi penaltımız verilmemesine rağmen. Daha temiz olanı oldu bir nevi. Yani pozisyonun akışını bozmadan devam ettirdik.

Sonrasında oyunu dominede ettik. İlk yarı boyunca kontrolü kaybetmedik. Rakibin tüm geçişlerini kapattık. Sadece duran topları bıraktık onlara ve pozisyon vermedik neredeyse.

Diğer taraftan rakip kalede İlyas Kubilay ile mutlak golden olduk, bir de Ramazan’ın topa dokunsa da zayıf kaldığı pozisyonlarımız var.

Farkı artırabilirdik. Özellikle İlyas Kubilay atmış olsa şah ve mat deyip maçı koparmıştık. İçimizden demişizdir “umarım aramayız” diye. Şahsen ben dedim. Bu tür maçlar “bulduğunu atacaksın” denilen maçlardır. Öyle bol bol pozisyon bulmak kolay olmaz.

İkinci yarıya rakip daha önde başladı. Biz ise topu kazanmakta ve ayağımızda tutmakta zorlandık. Öyle ki rakip zaten topu iyi kullanan bir ekip olduğunu bile bile buna izin verdik.

Skor koruma içgüdüsü, nasıl olsa öndeyiz duygusu. Ne derseniz artık. O ana kadar önlem almışta olsak, top çok fazla kale önümüzde dolaştı. Buna rağmen kalemize şut imkanıda vermemiştik. Ama iyi bir organize atakla topu uzaklaştıramadık ve kalemizde golü gördük.

Sonrasında vereceğimiz tepki topa daha fazla sahip olmak ve rakip alana oyunu yığmak olmalıydı. Beklediğimiz olmadı. İlyas bir tek Enes’e verdiği pasın dışında sahada yoktu ikinci yarıda. Ne bekleriz ondan topu alsın, maestro görevi yapsın ve takımını atağa kaldırsın. İstedi mi oluyor? Ama istediğinde işte.

İkinci yarı takım olarakta kötüydük. Bir nevi bu maçlarda kalite çıkar aslında. Benim ölçüm bu tür maçlardır. Bakıyorum sezon başından beri maalesef ha oldu ha olacak derken yarış halinde olduğumuz takımlara karşı üstünlük sağlayamadık.

Son dakikalarda Ahmet’in bir kurtarışı var ki umutlarımızın hepten tükenmesini önledi.

İsmeti Hoca’nın oyuncu değişikleri de tartışmalıydı. Oğuz ikinci sarı görmemesi için yerine Yılmaz ikinci yarı başlaken alındı. Okan sakatlıktan dolayı yerini Savaş’a bıraktı. Erhan’ın yerine bari Bahattin olsaydı demeden edemedik.

İlk yazılarımda da belirttim hep işi sıkı tutalım son haftalara kalmasın ama olmuyor işte ne yazarsanız yazın. Sahaya çıkanlar böyle istedi.

Ligi bu tür maçlar koparır. Zaten puan kayıplarımızı toplasak sadece öne geçip berabere biten maçlar dahi durumumuzu özetliyor. Ne hikmetse galip bitiremedik önde olduğumuz böylesi maçları.

Şimdi ne olacak? Elbette futbolcularımız kalan maçları alıp rakibin puan kaybetmesini bekleyecek. Aynı puanda olmamızda yetmiyor. İkili averajda Keçiörengücü önde.

Yani biz hepsini alsak dahi onların ya bir mağlubiyet almalarını ya da iki beraberlik yaşamaları anlamına geliyor ki futbolda herşey mümkün. Olmaz demeyin. Bakarsınız olur.

Nihayetinde şansımız devam ediyor ama kendi göbeğimizi kendimiz kesmeyeceğiz. Yani ipler rakibin elinde. Öne geçtiğimiz maçta önemli bir avantajı kaybettik demek daha doğru.

Normal bir lig durumu olsa bu puana belki de sevineceğiz aslında ama öyle bir lig ki rakip şurada kaybeder diyemiyoruz. Bir maç haricinde. O da Sarıyer ki belki de bizim maçta onlarda playoff hesaplarından yedek takımla çıkacak Keçiörengücü karşısına.

Hele biz kalan maçları alalım. Bir de bunun play-offu var ki orası daha da karışık. En iyisi talih bizden yana olsun diyelim. Kalan maçları almaya bakalım.

Kısacası ne yarıştan koptuk nede şampiyonlukta en öndeyiz. İlginç bir tablo oluştu. Hesaplar gibi kafamızda karışık…

Umudumuz bitmedi ama yara aldı! Son maça kadar mücadele şart…

TARAFTAR FUTBOLU BİLİYOR!

Geçenlerde Obradoviç’in “taraftar basketbolu biliyor!” haberi vardı medyada. Karşıyaka maçı sonrası yaptığı açıklamanın içinde yer alan bu ifadeler sadece gönül almak için değildi.

Kendisi çok iyi bir basketbol koçu. Tartışmasız durum böyle. Zaten başarıları ortada. Böyle olmasına rağmen kendisini izleyen ve takip edenlere de hakkını teslim ediyor.

Evet belki taraftar bazen duygusaldır bazen de hırçınlık yapar. Ama eğer futbolu bilmeseydi zaten izlemesinin de bir anlamı olmayacaktı.

İlla ki bir yerde oynaması veya yazması şart değil, orada olup takımını izlemeye gelmesi dahi futbolu bildiğini göstermez mi? Tepkilerin seyirci sayılarıyla da doğru orantılı artıp azaldığı da aşikar.

Sosyal medya üzerinden artık anlık tepkilerini rahat rahat veriyorlar. Kesinlik öyle yorumlar var ki çoğu futbolcunun da teknik adamında önünde. Adamın diploması yok diye futbolu da bilmez zannetmeyin.

Kimse kalkıpta taraftara laf etmesin arkadaş. Herkes işinde farkındalık oluşturacak. Yan gel yat ile olmuyor artık işler.

Patronlarına baksınlar. Yüksel Bey açık açık ifade etti verdiği röportajda. O insan sıfırdan geldiyse yaptığı işin emeğini çektiği içindir.

Profesyonel olmayla futbolu ben bilirim demesin kimse. Bu iş o işin bir nevi diploması ve uğraşısı karşılığıdır. O halde herkes işini doğru yapacak! Başta da futbolcular…

İnsanlar sırf tutkuları için kilometrelerce yol geliyor, tezahürat yapıyor. İçeriye girememe, polisin sert müdahelesini göze alarak geliyor hem de. Kimse kusura bakmasın ama sahada elini kolunu izleyen futbolcu için gelmiyor ama bir yere kadar der sırası gelince.

Etmeyin kimseyi iş bilmez anlamaz zannetmeyin. Her şey sahada gözüküyor arkadaş! Onlar yine de size destekten geri durmuyor bilesiniz.

GÖZLERİMİZ ANKARA’DA OLACAK!

Erkam Reşmen’in, aylar sonra sahalara döndü. Diğer taraftan geçen hafta iyi bir oyun ortaya koyan Aytaç yine kadroda yerini buldu.

İlk dakikalardan itibaren oyunu rakip alana yığan takımımız sonuca erken gitmek amacındaydı. Bunu da Bahattin ile yakalamasını bildik.

Rakip oyunu kirletmeyen, centilmenlikle hareket etti. Tamamen topa konsantre olmasıyla da ayrıca dikkatleri üzerine çeken genç ekip zaman zamanda topa hakim olan taraftı.

Oyunu rahat götüren oyuncularımız, rakibin üzerine gittiklerinde ve tempoyu artırdığında pozisyonları da üreten taraftı. Ramazan Çevik ile yakaladığımız pozisyonlar vardı.

İçeri yapılan ortaya ayağını uzatan Ramazan topa dokundu ancak kaleciye çarpan top kornere çıktı. Ancak hakem topu rakibe verdi. Diğeri de çok iyi bir organize atağımız vardı. Oğuz ile başlayan atakta, Okan çok güzel bıraktı Ramazan’a ama onun dokunuşunda top auta gitti.

Maçın en önemli isimlerinden biri kuşkusuz Abdülkadir oldu. Hem takımı atağa kaldırmada hem de yaptığı asistle her ne kadar gol atamamış olsada takım için çok önemli bir isim olduğunu bu maçtada gösterdi.

Taraftarın muhteşem desteğinin yanında devre arasında Müslüm Gürses’in “Unutamadım!” şarkısına eşlikte yine görülmeye değerdi. Bizim taraftar bu işi biliyor arkadaş!

İkinci yarının hemen başında Abdülkadir’in asistiyle topla buluşan Kubilay topu ağlara gönderdi ve farkı ikiye çıkarttık.

Bu yarıda kendi hatamızdan bir pozisyon verdik. Bura da şunu belirtmek gerekir fark ikiye çıktığında bizim için oyun daha rahat hale geldi. Ancak bura da iştahlı olmak gerekiyor. Çünkü özellikle gelecek maçta oynayacağımız Keçiörengücü maçı bu kadar rahat geçmeyecek.

Elbette her maçın hikayesi farklı. Bu maçın hikayesi de öyle oldu. Genel anlamda rahat götürdüğümüz ve birçok pozisyonu da kaçırdığımız maçtı. Bayrampaşa maçı gibi gergin geçmedi. Bunda hem rakip oyuncuların tutumu hem de golü erken bulmamızın etkisi vardı.

Bir kez daha gördük ki biraz daha çıkışlara dikkat etmemiz gerekiyor. Diğer taraftan da final pasları ve ceza alanında ki yakaladığımız pozisyonları kaleye şuta çevirmek için hızlı hareket etmeliyiz.

Yine hakeme değinmeden geçemeyeceğiz. Bu maçta her ne kadar ona çok iş düşmese ve iki tarafında iyi niyetine rağmen ikili mücadelelerde aleyhimize çok rahat düdük çaldı. Bir de ikinci yarıda beklediğimiz bir penaltı vardı.

Artık gözlerimiz Ankara’da oynanacak olan Keçiörengücü maçında. İsmet Hoca’nın da belirttiği gibi yarı final maçı özelliğinde olan bu maçta beklentimiz elbette galibiyet. Sarıyer’in de mağlup olmasıyla birlikte yerleştiğimiz 2.lik için bu maç liderlik maçı olacak.

Sadece bu maçı kazanmamız yetmiyor elbette. Akabinde oynayacağımız Sarıyer maçı da bizim bu sezon ki en kritik maçından diğeri olacak. Hülasa üç gün arayla kritik iki maç bizim ligde ki yerimizi belirleyecek.

Takımıza inanıyoruz bu iki maçı da lehimize çevirmeyi başaracaktır.

GOL SEVİNCİ GÖRÜLMEYE DEĞERDİ!

Bazen başlık bulmakta zorlanır insan. Bu maçta onlardan biriydi. Maçın içinde bir çok şeyler yaşandı. Her şeye değmesi maçın galip bitirilmesiyle anlam kazandı.

Kağıt üzerinde favori olmak önemli ama sahada kazanılması gerekiyor. Maçı izlemeyen maçın skoruna göre herhalde çok rahat kazandığımızı düşünebilir.

Geçen hafta Kastamonuspor maçı sonucuna hepimiz üzüldük. Sadece futbolcular değil, teknik heyet ve yöneticilerde dahil tüm taraftar. Bunu en iyi başkan biliyor! Sahada ki mücadeleyi de yazıyoruz, durağan futbolu da.

Futbolcularımıza düşen cevap hakkı sahada olmalıdır. Kimse niyet okumuyor zaten. Herkes üzerine düşeni yapmalı diyoruz. Önce futbolcular buna katkı sağlamalıdır.

Bayrampaşa en az bir puan için çıktı sahaya. Bunu ilk dakikadan itibaren belli etti. Orta alanda yaptığı baskıyla takımımızı durdurmaya çalıştı. Bundan bir nebze de başarılı oldular.

Özellikle yarı alanda çıkışlarımız istenilen ölçüde olmayınca her ne kadar atak görünmüş olsakta pozisyona dönmesi istenilen ölçüde değildi.

Rakip attığı uzun toplarla pozisyon üretmeye çalıştı. Bazen de orta alanda yaptığı baskıyla kaptıkları toplarla. Buna hem Cenk’in cezası nedeniyle oynayan Aytaç ki bence iyi bir maç çıkarttı hem de Nuri’nin müdaheleleri vardı.

Hani final toplarını iyi değerlendirme diyoruz. Futbolcu elbette şutunu çekecek, vuracak ama daha garantisi varsa öncelikle onu düşünecek. Nuri o şutu çekeceğine, Kubilay’a pas verecek bu bir refleks olacak.

İleride ilk yarıda Abdülkadir’in biri ıskaladığı diğeri de müthiş şutunu kaleci önledi. Bir de direkte patlayan Kubilay’ın topu vardı.

İkinci yarıya rakip hızlı başladı ve ilk saniyelerde kalemizde etkili şutlarını Ahmet kornere çevirerek önledi.

Oyun hakimiyetini kurduktan sonra rakip alanda pozisyonlarımız gelmeye başladı. Dakikalar ilerledikçe bir türlü istenilen, beklenilen ve aranan gol gelmedi.

Bu durum haliye futbolcularımız üzerinde stres oluşturdu. Bunun neticesinde Erhan Şentürk önce rakip futbolcuyla girdiği dalaşmadan ilk sarıyı gördü daha sonra da ikinci sarıdan kırmızıyla on kişi kaldık.

Herşey aleyhimizeydi. Hakemin vermediği penaltıya bir de on kişi kalmamız eklenmişti. Gözler sahadaki oyuncularımızın ne yapacağına çevrilmişti.

Taraftar bu şoku atlatınca müthiş bir destek verdi. İşte taraftar böyle olur diye haykırıyordu. Sahada da kıyasıya mücadele vardı.

On kişi kalan biz değil rakipti sanki. Yere yatanın kalkmadığı, hiçbir şey yokken kendisini yere bırakmalar, vakit çalmak adına akla gelmedik işler anlayacağınız.

Tüm bunlara rağmen, sağlı sollu rakip alana oyunu yığdık. Buna rağmen Abdülkadir’in kafa topunun kaleciye gitmesi, topların defanstan dönmesi derken vakitte iyice daralmış ve uzatmalar oynandığı anlarda…

İşte o anlar artık tüm her şeyiyle ortaya çıkacağı anlar oluyor. Kubilay’ın içeri dalışı şutunu atışı yine kaleciden dönmesi ve dönen topa Okan’ın kafası…

Beklenen gol gelmişti. Ya o sevinç hem golü atan Okan’ın hem yedek kulübesiyle sahada ki oyuncularıyla o sarmaş yumağı denilen sevinç doğrusu tekrar tekrar izledim doyamadım…

Sezon başından beri bunu bekliyorduk. Bunu yazıyorduk bunu istiyorduk. Okan Dernek haftalardır artırdığı performansını kritik belki de şampiyonluğun yolunu açan golü atarak almıştı ödülünü.

Bu golle tribünler coştu, televizyondan izleyenler coştu! Sosyal medyadan gözyaşlarıyla izledik diyenler oldu. Neler oldu neler? Sadece gol olmadı adeta bir şehir ayağa kalktı…

Oyuna sonradan giren Bahattin’in attığı gol ile de güne kapanışı vermiş oldu. Onu da tebrik ediyoruz. İstiyoruz ki hep atsın hep sevinsin hep sevindirsin. Çünkü her futbolcumuzun performansının iyi olmasını isteriz.

Keçiören’in puan kaybettiği haftada kazanmak son derece önemliydi. Haftaya Bayrampaşa dileriz ki Keçiören karşısında da aynı direnci göstersin.

Hakem A klasmanmış. İyi güzel de hep mi aynı mantık var sizde “Aman Samsunspor için düdük çalmayayım!” Zaten bunu beklemiyoruz. Adil olun istiyoruz.

Nuri’nin pozisyonu tartışmalı olabilir ama Enes’in düşürülmesi hangi maç olursa olsun penaltı çalınırdı. Bunu da es geçtin. Rakibin gereksiz vakit çalmasına, ikili mücadelelerde verdiği kararlar ile beklenenin altında maç yönetmiştir.

Kalan her maç final! Hepsine talibiz. Bir bir geçeceğiz ve sezon sonunda hak ettiğimiz yerde yani liderlikle bitireceğiz.

ÜÇ GÜNDE NE DEĞİŞTİ?

Rakip takımı hiç yazmak istemiyorum. Çünkü biletten maç öncesine sonrasına hatta maç içinde yaptıklarıyla Başkanlarının sosyal medyadan “vizyon” kelimesine hiçte uymayan görüntüler ve olaylar vardı. Kelimeden öte geçmeyen uygulamalarla kulübün vizyonu olmuyor.

Maçta içeri giremeyeceğini bile bile kilometrelerce ötedelerden gelip orada beklemek. Her kulübe nasip olmaz böyle taraftar.

Maçın hemen başında rakibin şutları vardı kalemizde. İki takımda orta alanda kıyasıya mücadele etti.

Burada üstünlüğü belirleyecek unsurlar topu daha iyi kullanmak veya duran toplar olacağı görüntüsü vardı.

Son maçlarımızın aksine daha durağan ve kontrollü başladık oyuna. Hani rakibe ileride basan, onları hataya zorlayan görüntümüz yoktu.

Bodrumspor maçı sonrası İsmet Hoca’nın, “panik oynuyoruz!” dediği buysa bence tam tersine daha etkili ve rakibi bunaltan bir durumdu. Elbette pas hataları ve final toplarında sıkıntımız oluyordu. Buna çözüm istiyorduk. Yani daha az hataya inmeliydik.

Maçın genelinde Kubilay’ın durduğunda takımın atak yapmakta zorlandığını daha iyi hissettik. Rakibin orta alanı kalabalık yapıp, kendi yara alanında defansı çakmasıyla pozisyon üretmekte zorlandık.

İlk yarıda Abdülkadir’in serbest atışını kaleci yine aynı güzellikle kornere çeldi. Bunun dışında çokta pozisyon yoktu. İki takımda birbirine üstünlük kuramamıştı.

Tam da ilk yarı golsüz bitecek derken bir anda üst üste gelişen atak sonrası kalemizde golü gördük. Elbette faulü yazacağız!

İkinci yarıya daha süratlı daha iştahlı ve rakibini bunaltan bir Samsunspor görürüz düşüncemiz vardı. Ama bu düşüncede kaldı. Rakibin tam manasıyla kendi yarı alanında kalıp kontra atak oyun tercihi pozisyon üretmemizde sıkıntı yaşattı.

Buna rağmen Abdülkadir ile gole yaklaştık. Yine sahada çokta varlığını göremediğimiz Bahattin’in uzaktan zayıf şutunu. Bahattin hep istekli yazmıştım diğer maçlarda sonradan oyuna girişinde. 11’de başladığı bu maçta patlama bekledim ama boşa düştük ne yazık ki.

Tempoyu artıramadığınız, rakibi bunaltmadığınız zaman sonucu da değiştiremezsiniz. Tabi ilk yarıda rakip defansın ters vuruşunda gole yaklaştığımız durumlar hariç. Böyle de olsa rakip alanda daha fazla olmalısınız. Derinlemesine topları daha fazla denemeniz gerekiyor.

Rakip defansın arkasına sarkmadığınız zaman karambol toplarına kalıyoruz bu şekilde yakaladığımız pozisyonlar rakip defansta eridi.

İsmet Hoca, son maçlarda yaptığı değişikliklerle maça damgasını vuruyordu. Ancak bu maçta yaptığı değişiklikler ve hatta maça başlama kadrosu da yine eleştirilecektir. Çünkü defansta deneyimsiz bir Enes yerine ters ayakta olsa İshak’ı tercih etmek mümkündü.

Orta alana cezalı Okan yerine Savaş doğru hamleydi. Ama inanın Okan’ı gözlerim aramadı desem yalan olur. Çünkü rakibe basan ve top için savaşan bir adam Okan. Savaş daha teknik daha ofansif ama bunu göremedik.

Fark oluşturacak oyuncularımız etkisiz olunca son maçlarda ki gol atma alışkanlığımızda devam etmedi.

Gelelim Hakem Ferhan efendiye! Bu hakem iki maçımızı yönetti. İkisinde de bariz hatalar yaptı. Birinde mağlup olduk diğerinde ucuz kurtulduk ki galip geldik. Maç öncesi ismi açıklanınca herkes eyvah dedi.

Maalesef yine sonuca etki eden kararlar verdi. Önce Ahmet’e yapılan faulü görmezden geldi ve sonrasında kalemizde golü gördük. Yine ikinci yarı Onur’un ceza alanında çekilip indirilmesini görmezden gelip penaltıyı çalmadı.

Korner beklediğimiz pozisyonda aut verdi. Top toplayıcı çocukla oynayıp rakip gibi dakikalardan çalıp oyunu soğuttu. Oğuz itiraz etti de hızlandırdı kararını. Yine İsmet Hoca’nın itirazında oyunu durdu. 4. Hakemin yanına kadar gelip bilgi alarak vakit geçirdi!

Anlamak zor tabi. Kötü oyuna birde hakemin aleyhimize kararları eklenince sahadan ağır bir yara alarak çıktık. Kazandığımız maçlarda ki hakem hatalarını da yazdım. Ne yazık ki korktuğumuz başımıza geldi.

Tabi ister istemez “Atanan hakemlerin futbolcular üzerinde etkisi oluyor mu?” sorusu geliyor aklımıza. Pekala mümkün!

Üç gün içinde oynadığımız iki maç arasında ki oyun ve mücadele farkını inanın izahta zorlanıyoruz. Bizler sahada gördüğümüzü yazmaya çalıyoruz. Kim istemez ki galibiyet. Ama futbolcularımız durumun vehametini artık görmeliler diyoruz da vakit yok süre bitmek üzere! Tren kaçtıktan sonra telafisi zor oluyor!