NE OLACAK SAMSUNSPOR’UN BU HALİ?

Tüm şehir bunu düşünüyor. Hatta Samsun’dan uzak olan Samsunpor taraftarı da bunu düşünüyor. Sosyal medyada üzüntülerini, kulübün geleceğini, korkularını ve bu kaosun nasıl atlatılacağı ile ilgili görüşlerini dile getiriyor büyük SAMSUNSPOR taraftarı. Ne olacak Samsunspor’un bu hali?

Şunu belirtmek gerekiyor ki yönetimi eleştirenlerin de, destekleyenlerin de ortak derdi Samsunspor! Bunda kimsenin kuşkusu yok. Herkesin mutlaka üslubunca söyleyecekleri vardır.

Sıkıntılı ve bir o kadar da krize yol açan bir kongre yaşadık. Eleştirinin dozunun arttığını söylemek gerekiyor. Yönetimin en büyük hatası yabancı transferler ki bunu zaten kendileri de ifade ediyor. Efsane Başkan sloganlarıyla 3 yıl önce geldiler.

Hatırlatmakta fayda var;

2014-2015 sezonunda 3 puan silinmesine rağmen ki kritik Osmanlıspor maçı öncesi gelmişti bu ceza ama buna rağmen ilk altıya girmiştik. Eğer takım Antalyaspor ile oynanan play-off finalinde çıkmış olsaydı durum farklı olabilirdi. Ancak talihsizlikler ve sıkıntılar bu yönetimi hiç bırakmadı. Hatırlayınız Emin Kar bırakıp sonra yönetime devam edecek olanların yol açtığı bir Umar vakası vardı.

2015-2016 sezonuna damga vurdu bu ceza. Takım yine en azından play-off lara oynayacakken 3 puan silinmesiyle birlikte birde Fifa’dan geleceği çok öncelerinden belli olan Umar kaynaklı transfer yasağı ile çok rahat play-off oynayacakken herkesinde bildiği gibi takım adeta stop yaptı.

2016-2017 de gelen transfer yasağı yaşadık. Kabus dolu bir sezonun ardından güç bela ligde kalmayı başardı kulüp. Elbette sezon başlamadan yapılan mevcut futbolcuların elde tutulmasında yapılan yanlışlıklar oldu bunu Başkan da ifade etti. Ama sonuçta bu takım ligde kalması gerekiyordu ve kaldı.

Gelelim bu sezona! 2017-2018 sezonuna “O sene bu sene!” Sloganıyla başladık. Yapılan yabancı transferlerinin hayal kırıklığına teknik direktör yanlışları da eklendi. Elbette yönetimin transfer hatalarıda göze batmış oldu.

Yıllardır haklı olarak ızdırap yaşayan taraftarlarında bu hayal kırıklığı tezahüratlarına yansımış oldu. Bir türlü alınmayan galibiyetler. Yakalanamayan istikrarlı sonuçlarla birlikte hedeften uzaklaşılan bir Samsunspor olunca ‘Yönetim istifa!’ Seslerine daha fazla kayıtsız kalmayan yönetim olağanüstü kongre kararı aldı.

Türlü senaryolar yazıldı çizildi. Birçok isim anıldı. Kaos belki daha ucuz atlatılır en kötü yönetim hiç olmamasından daha iyi diye düşünürken, gerek yönetimin para konusunda aldığı sözlerin yerine gelmemesi gerekse kongrede ki dozu yüksek ve hakaretlere varan eleştiriler divan kurulunun 6 aylığına yönetime devam ettirme kararı da Başkan ve yönetiminde istifa etmeleriyle beklenmedik bir kaosun çıkmasına sebep oldu. Aslında herşeye rağmen devam etmeleri ve sezon sonuna takımın başında olmaları daha iyi olurdu kanaatindeyim.

Şu günlerde ara transferleri konuşacakken kulüp bir anda sahipsizlikle karşı karşıya kaldı. Sezgin Gümüş’ün çağrısı nasıl cevap bulacak göreceğiz. Bir de transfer alacaklarından dolayı şikayet eden futbolcuların acil ödemesi var. Serbest kalmamaları ve en azından bu yıl bir şekilde takımın ligde kalması için.

Gaziantepspor’un, kapanma duyurusu ile tüm spor kamuoyu şok olmuşken, benzer bir durumu yaşamamız için şehrin önde gelenlerinin her defasında dillendirdikleri “SAMSUNSPOR BU ŞEHRİN EN ÖNEMLİ MARKASIDIR!” Söyleminin karşılığının bulmasını diliyoruz ve bekliyoruz.

Sportif başarı ile yönetim doğru orantılı bakılıyor ülkemizde. Oysa Avrupa da dünyanın parasını yatırıpta bir türlü başarı yakalayamayan takımlar var. İlk aklıma İtalya dan Milan gibi bir zamanların efsanesi geliyor, yine İngtiltere den West Ham United gibi takımlar var. Yine Süper Ligde başta Antalyaspor geliyor. Liste daha da uzayabilir.

Taraftar elbette başarı isteyecek. Elbette takımın galibiyetini isteyecek. Eğer böyle olmazsa taraftar taraftar olmaz! Maça neden gelsin. Neden kulübün formalarını alıp giysin. Yöneticiler de başarı için talip olurlar. Daha doğru yönetim ve kulübü her yönüyle üste taşımak için geliyorlar.

Kimsenin beklemediği bir durumla karşı karşıyayız. Açıkçası bir yol bulacağını ümit ediyorum. Acil bir durum da başta divan kuruluna düşüyor. İstifa kabul edildi mi? Divan Kurulu mahkemeden Kayyum mu isteyecek? Şehrin önde gelenleri ne yapacak?

Eğer taraftar geçmişte yaptığı yürüyüşler gibi organizasyonlar yapmaz ise herkes uyur kimse sahip çıkmaz bu kulübe.

Şimdi transfer dönemi gelmişken, mevcut futbolcuların şikayeti varken soruyoruz Ne olacak Bu Samsunspor’un Hali?

Çözüm bu ortamda sunmak zorda olsa ilk önce yaza kadar mevcut yönetim istifalarının geri çekilmeye ikna edilmeli. Sezgin Gümüş’ün çağrısına kulak verilmeli ve kulübe acil kaynak sağlanmalı. Eğer yönetim geri dönmez ise yasal sıkıntı da yoksa Divan Kurulu yeni bir kongreye kadar devam etmeli ama mevcut futbolculara acil para ödemesi yapılmalı. Yine en azından alınabilecek futbolcular olursa onlarda alınmalı… demesi yazması ne kadar kolay. Allah herkese kolaylık versin…

Samsunspor için umarım acil bir kurtuluş reçetesi bulunur. Herkese mutlu yıllar…

DİRENEMEDİK!

Kongre öncesi son maçın sonucunu merakla bekledik. Geçen hafta sahamızda aldığımız galibiyetin bir anlam kazanması için bu maçın önemi büyüktü. Maç öncesi yaşanan parasal sıkıntılar ve futbolcuların protestoları elbette maça nasıl yansıyacağı doğrusu merak konusuydu.

Maça dengeli başladık ve Muhammet Beşir ile de öne geçmeyi başardık. Ümraniye oyun anlamında ve oyuncu anlamında bugünlere boş yere gelmediğini de sahada göstermiş oldu. Yenik olmalarına rağmen sahada üstünlüklerini hissettirdiler.

Üst üste kalemizde gördüğümüz gol ile yenik duruma düştük. Gollerde Ömer’in penaltı da büyük hatası olduğu gibi Sifakis’in de 2.golde kalitesine yakışmayan hatası maça damga vurdu. Bu bireysel hatalar böylesi maçlarda olunca haliyle skor üstünlüğünü de koruyamamıyorsunuz.

Rakip 3’lü defans oynamasına rağmen bunu iyi değerlendirdiğimiz söylenemez. Buna rağmen orta alanda Halil’in baskısı sonrası gelişen atakta Göksu’nun, Samaras’ı iyi görüp pasından sonra klas vuruşla devreyi berabere bitiren golü de bulduk.

İkinciye yarıya çok hızlı başlayan rakip yine üst üste bulduğu goller sonrası farkı artırdı. Yapılan değişikler de fayda sağlamayınca ve sönük oyunla rakibe boyun eğdik.

Bu kadar forvet ile sahada olup da ciddi bir pozisyon bulamamız da ayrıca incelenmesi ve irdelenmesi gereken husustur. Göksu, Muhammet, Ayite derken Angan gibi hücum var birde Chibuike eklende ama net bir gol pozisyonumuz dahi yoktu. Hani rakibi ezdik, bunalttık, kaleci o şutu nasıl çıkardı denilenecek bir görüntü olmadı.

Kaptan Ahmet Burak, yaşanılan herşeye rağmen son dakikaya kadar sahada en çok çaba gösteren isimdi. Muhammet Beşir, iki haftadır attığı gol ile ikinci yarıda 11’de olma sinyali verdi. Yalnız ikili mücadelelerde daha çok fiziğini kullanması gerekiyor. Ayakta kalmalı ve topu rakipten koparıp şut atma becerisini de mutlaka kazanmalı. Yoksa sırf pozisyon alıp gol atması tek başına yetmez ilerisi için.

Belki berabere bitirebileceğimiz maçı bireysel hataların etkisiyle yenik bitirdik ve böylelikle devreyi de 19 puanla kapattık. Bu ne anlam ifade eder artık bunu ikinci yarıda oynanacak ilk hafta maçları belirleyecek. Benim ilerisi için öngörüm bu takım anlamında sadece ligde kalırız olur. Bunun dışında yapılacak transferler etkili olursa onu da ilerleyen haftalara bırakalım.

Kongre öncesi Tutu’nun devam etmeyeceğini açıklaması, henüz ciddi bir adayın olmaması ve bazı basın organlarında yer alan isimlerinde olayı doğrulamaması, taraftarları da endişelendirdi. Elbette liglerin köklü ve camiası büyük bir kulübün sahipsiz kalması düşünülemez. Bunun için mutlaka bir formül bulunacaktır.

Şuan ki puan tablosu ve eldeki futbolculara bakarak kimse bu yıl için öyle hevesli bir girişim yapmayacaktır. Ya Tutu mecburen devam edecektir yada ortak aklın ve hatırlı kişilerin ısrarını kıramayan bir isim son anda da olsa Başkan olacaktır.

Bunların hepsi çok değil birkaç güne netleşecektir. Umut ediyorum ki tüm bu gelişmeler Samsunspor için hayırlı bir netice ile sonuçlansın.

FİNAL HAVASINDA MAÇ!

Giresunspor, hafta içinde Süper Lig ekiplerinden Alanyaspor’u elemenin havasıyla geldi Samsun’a. Ligde iddalı takımlardan. Güçlü bir kadrosu var. Bunun içinde otoriteler rakip takımı daha avantajlı görüyorlardı. Kaldı ki deplasmanda mağlubiyeti de bulunmuyordu. Ta ki Samsun’a gelinceye kadar.

Samsunspor da yönetim, kongre ile meşgul iken diğer taraftan da takımın havasını iyi tutmanın uğraşında. Bu bakımdan bir grup taraftarın futbolculara moral vermek için tesislere gitmeleri de olumlu bir adımdı. Rakip taraftarın kendilerine ayrılan yeri doldurmuş olmaları da sürpriz değildi.

Maça Giresunspor daha önde basarak başladı. Engin Hoca, gol yemeden gol atmanın peşindeydi. Rakipten kazanılacak toplarla pozisyon üretmeyi amaçalamıştı. İlk defa Muhammet Beşir 11’de başladı. Yine Göksu ve Samaras ile hücum hattını güçlü tutup galibiyet amaçlamıştı.

İlk tehlikeyi rakip takım buldu. Daha ilk dakikalarda penaltı noktasında rakip futbolcu topu havaya dikince rakip takım mutlak bir golden oldu. Yine çaprazdan bir şutu Sifakis güçlükle kornere çeldi. Giresunspor oyunun tam hakimiydi.

Kullanılan serbest atış sonrasında Aykut ile golü bulan taraf Giresunspor oldu. Ölü toptan kalemizde golü görmüş olduk. Bu pozisyonda Aykut’un boşta kalmaması ve onun engellenmesi gerekliydi.

Bizim takım şimdiye kadar oynadığı maçlarda geriden gelip maçı döndürememişti. Bir anlamda böyle durumlarda oyundan kopuyordu. Mantalite anlamında da bir türlü kendisini toparlayamıyordu. Bunun için çok geçmeden golü bulmamız önemliydi.

Göksu ile başlayan atakta Halil İbrahim, ceza alanında rakip defansı geçip ortasında Muhammet Beşir’in vuruşuyla golü bulup skoru eşitledik. Beraberliği sağlayınca en azından oyunuda dengelemiş olduk. Samaras son dakikalarda çaprazdan sert vuruşu da kalecide kaldı.

Samaras’a ayrı bir sayfa açmak gerekiyor. Gerçekten çok önemli bir maç çıkardı. Önemli katkıları oldu. Top kazanmada, topu ileri taşımada ve takım arkadaşlarıyla da uyum açısından da farklı bir maçı geride bırakmış oldu. Ayrıca Engin Hoca, ona verdiği görevle oyunu kurma anlamında da takımı yönlendirdi.

İkinci yarıya müthiş bir başlangıç yaptık. Adeta gol ile başlamış olduk. Ömer Kandemir maç boyunca çok çalıştı çok uğraştı ve önemli bir asiste de imza attı. Yaptığı orta ile Göksu’nun, Aykut’un yanında topa kafa vuruşunda golü bulduk.

Bu gol ile öne geçip skoru korumak adına müthiş bir mücadele verdik. Adeta yarı sahamıza hapis olduk. Bunun bizim adımıza çok önemli bir maç olunca maçta final havasında geçti.

Düşünün maç kazanılsa belki bundan sonraki gidişata göre belkide çok farklı bir havası olacak takımın. Kaybedilse sezon bütünüyle ızdırap olmaya devam edecek. Öyle ki dakikalar ilerlemedi bir türlü. Atakların biri diğerini getirdi rakibin. Orta alanda ayağında top tutup rakip alana taşıyamamanın sıkıntısını bütünüyle yaşadık. Mehmet Akyüz’ün kale dibinden şutunu gol olur diye gözlerimizi kapattık. Direkten auta çıkınca kim sevinmedi ki? Bunun için bu maç çok farklı bir anlamı vardı ve final gibi bir maçı geride bıraktık.

Elbette bu galibiyet tek başına yetmiyor ama çok önemli bir 3 puan olarak hanemize yazdırmayı başardık. Bunun anlamını kazandırmak yine futbolcularımızın çabası ve ortaya koyacakları mücadeleye bağlı. Haftaya Ümraniye ile bir başka çok değerli bir maça çıkacağız. Oradan alıncak puana da göre girilecek arada belli takviyeler gerekiyor.

Başkan ve yönetimin vereceği karara göre de takımda dengeler değişecektir. Bu galibiyet bence Başkan’a, duydukları güveninde göstergesiydi. Biraz da bu açıdan değerlendirmek gerekli diye düşünüyorum. Artık kendi kararları ne olacak zamanla göreceğiz. Benim fikrimde değişen yok. Yani devam edecelerdir.

Samsunspor etrafında herkesin birleşmesi gerekiyor ve son günlerde ki eleştirilerin de çokta alt yapısının olmadığı görüşündeyim. Ama herkese saygım var. Çünkü Samsunspor, herkes için çokça kıymetlidir.

aydindogdu@hotmail.com

TUTU’YU TEZ HARCADIK!

Samsunspor olarak zorlu bir virajdayız. Hayal ettiğimiz değilde hiçte düşünmediğimiz bir noktadayız.
Hem üst üste alınan kötü sonuçlar sonrası alınan kongre kararı hemde ligde ki sıralama açısından oldukça sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz.

Önceki yazımda da belirttiğim gibi belki şehrin nabzını yoklamak için yönetim kongre kararı alabilir diye. Nitekim öyle oldu. Net bir başkan adayı yok henüz. Ancak Samsunspor kamuoyunun yakından tanıdığı simalar bir oluşum içindeler. Bunun nereye varacığı henüz belli değil. Nasıl bir projeleri var? Kim veya kimler bu oluşuma mali destek verecek? Mevcut takım üzerinde nasıl bir oynama yapacaklar? En önemlisi Başkan kim olacak? Tüm bu ve benzeri sorular cevap bekliyor.

Herşey bir yana bunun sahaya yansıması nasıl olacak diye bizlerde merakla maç saatini bekledik. Ben umuyordum ki bu maçı kazanalım yönetim meselesi nasıl olsa bir şekilde rayına girer. Ancak bunun için oyuncularımızın performansı ve sahada ki karakterleriydi önemli olan.

İlk dakika içinde rakip bir anda ceza alanı içine doğru yönelirken serbest atış kazanmasını bildi. Çok sükseli bir takım değil Denizli ama mücadelesi iyi ve topa sahip olan Anıl ve Kappel gibi etkili isimleri var. Zaten topu ileride de bu iki isim tuttu çoğunlukla.

10.dakikada da Kappel ile kale önünden mutlak gole yaklaştılar. Bu dakikalarda top daha çok rakipte kaldı. İşte bende bunu bir türlü çözemedim. Kağıt üstünde kime sorsanız Samsunspor daha iyi bir takım ama bunu topun arkasına geçerek bir türlü gösteremiyor.

Belki Engin Hoca, top rakipte olsun biz kaptığımız toplarla boşluklar bulup pozisyon buluruz derdindeydi. Ama bunun garantisi yok. Buna rağmen Ahmet Burak’ın kanattan hızlı geliştirdiği atakla gole yaklaştık. Ortasında önce Chibuike vurdu kaleci kurtardı, dönen topu da Ayite iyi değerlendiremedi ve top auta gitti.

Sifakis bu yarıda önemli kurtarışlar yaptı. Özellikle son dakikalara doğru Anıl’ın vuruşuna uzanışı gerçekten zor bir kurtarıştı. Yine ikinci yarıda da kalesinde güven verdi. Maçın geneline bakıldığında da kaleyi kolay vermeyecek gibi duruyor.

İkinci yarı daha hareketli ve orta alanların da rahat geçildiği bir maç oldu sahada. Özellikle rakip mutlak galibiyet için yüklendiği anlarda geride boşluklar bulduk. Ancak bunları iyi değerlediremedik. Samaras, iyi bir mücadele gösterdi. Zaman zaman defansada katkı yaptığını gördük. Uzaktan şık bir şutu vardı ama kaleci o bölgeyi iyi kapattı.

Önceki maçlarda ki çıkış yaparken kaptırdığımız toplar yine başımızı ağrıttı. Eğer rakibin etkili forveti olsa bu maçı berabere bitirmemiz mümkün olmazdı. İlk oyuncu değişikliğini Chibuike-Gökay ile yaptı Engin Hoca, bu değişiklikte Chibuike’nin oyunda kalması daha iyi olurdu kanımca.

Çünkü topu ayağında iyi tutan bir oyuncu ve bu maçta da performansı da yerindeydi. Diğer taraftan oyundayken yine gole yaklaştık. Önce Ayite şutu geldi ve kaleciden döndü, Chibuike tamamlamaya çalıştı ama bu seferde direk izin vermedi. Yine Ahmet Burak ile gole yaklaştık.

Maçın gerçekten temposu müthişti. Ama gol yollarında ki hastalığımız bu maçta da devam etti. Enes kurtarıcı olarak oyuna girdi. Tekniği mükemmel ve gelecek vadediyor. Ancak öyle bir pozisyon geldi ki bunu gol yapsaydı maça damga vuracaktı. Bomboş pozisyon da kaleciyi geçerken kendisini yerde buldu. Hakem burada uyanıklık yaptı ve Enes’in devam etme niyetini aleyhimizde kullandı. Eğer Enes, yerde kalsaydı ki kalkmamalıydı, işte o zaman kaleci net olarak kırmızı kartı görecekti. Acemi işi oldu Enes, bu iş birazda oyun bilgisi gerektiriyor gördüğün gibi.

Samsunspor, son haftalarda en fazla pozisyona girdiği maç oldu. Belki pozisyon da verdik ama bu maçı alabilecek, koparabilecek pozisyonları da bulduk. Ancak son vuruşlar kaleciyle, defansa takıldı. Artık bir şekilde kalan maçlara bakacağız ve bu iki zorlu maçtan puan ve puanlar alınmasını diliyeceğiz. Önce Giresunspor sonra da Ümraniyespor maçları var. Zorlu bu iki maçta bahtımıza ne düşecek göreceğiz.

Tutu’yu Tez Harcadık!

Başkan Erkurt Tutu, kulübün inanılmaz ve içinden çıkılmaz hale gelmemesi adına ekonomik transferler bu kez başını ağrıttı. Geçmişte yaptığı bu tür hamleler her ne kadar eleştirilsede zamanla onun haklı oluğunu göstermişti.

Aslında bu şehir çok kez hep şunu duymuştur “Çok çabuk adam harcıyoruz!” Bu sözleri yazarından, siyasetçisine, bürokratına ve işadamlarına kadar hep konuşmuş yazılmıştır. Taraftar aslında hep vefalı çıkmıştır. Çalışan ve üretenlerin yanında oluşmuştur hep. Sanırım, Tutu’nun Samsunspor sevgisi ve ona karşı tutkunusunu kimse tartışamaz.

Şunu da hatırlatmakta fayda var. Yıllardır yazıyorum. Yıllardır Samsunspor hep bir tarafımda, hep gündemimde. Kimi zaman sevindik kimi zaman üzüldük. Elbette bu bir sportif olay ve bunun için de mücadele ediliyor. Daha iyisi olsun diye tüm bu çalışmalar. Bazen istediğiniz gibi olmaz işler.

Herkesin de kendi hayatında da böylesi inişli çıkışlar olmuştur. Bu yaşamın doğasındandır. Transferlerle ilgili ve oyun yönüylede sürekli buradan yazmaya çalıştım. Elbette sesimizi istediğimiz gibi duyuramıyoruz. Bu gayet doğal. Şuan kişisel sitemde yazıyorum. Geçmişte kamuoyunda ses getiren başka bir sitedeydim. İlerleyen zamanlarda ne olur bunu bende bilemem.

Samsunspor, sürekli birilerinin elinde oyuncak olmaktan ne zaman çıkacak bunu merak ediyorum. Hep birilerinin başkaları üzerinde baskı aracı oluyor. Bir iki maçta başarısızlık hadi sen bırak biz gelelim. Tamam da bunun için gerekli alt yapın var mı yok mu hele bunu bilelim. Her neyse yine olan Samsunspor markasına oluyor yine taraftara oluyor.

Şunun gayet iyi biliyorum, Tutu’yu isteyenler istemeyenlerden daha fazladır ama bunu dillendirmek için gerekli olan sportif başarı olmayınca onlarında sesi çıkmıyor. Ah be Başkan! Borçlandıraydın kulübü, alaydın şöyle 2-3 milyonluk oyuncu. Bak o zaman ne iyi olurdu takım!

Kağıt üstün kim bu alınan oyuncuları eleştirebilir. Kim bunu almasaydık diyebilir? Bu ekonomik yöntemlerle kimse diyemez. Ama var bir sıkıntı demek. Engin Hoca da belli ki çaresiz kalıyor. Müdahaleyi belli noktalarda yanlış yapıyor. Küstürdüğü oyuncular oluşmaya başladı. Tüm bunları da Başkan ve yönetim çözecek.

Sonuç olarak biraz erken diyeceksiniz ama Tutu yine devam edecek, bu takım belki bu yıl Süper Lige çıkamayacak ama asla küme de düşmeyecek. Kimse bu takım küme düşer diye beklemesin, kimseyi de korkutmasın. Samsunspor kimsenin tekelinde değildir. Ez cümle bu şehrin en önemli markası kuşkusuz SAMSUNSPOR’dur. Herkesin birlik ve beraberlikle bu zorlu süreci atlatması en büyük temennimdir.

Benim menfaatim mi “Bir bardak çay eşliğinde Samsunspor’u etrafımdakilerle şöyle bacak bacak üstüne atarak keyifle başarılarını konuşmak!” Hepsi bu. Yıllardır inandığım gibi ve öngörülerimle yazıyorum. Kimsenin isteği ve talebiyle değil….

 

 

 

 

NE UMDUK NE BULDUK!

Eskişehirspor’un durumu malum. Ekonomik kriz, puan silme ve futbolcuların devre arasında çözüm bulunmaması durumunda takımdan ayrılacak söylemleri. Bunları geçmişte yaşamış bir kulübüz. Onları en iyi bizler anlarız.

Tüm bunlara eyvallah! Ancak sahada mücadele ediyorlar. Takımları adına puan kazanmak için ter döküyorlar. İlk dakikalarda biraz olsun rakip alanda gol aradık. Ayite’nin ara pasını Gökay değerlendirse ne olurdu bilinmez ama o pozisyonun dışında da maç bitiminde aklımızda kalanda yok açıkçası.

Hücum yönümüz etkili değil diyoruz. İşte rakip takım örneği. Onlarda çok gol yiyor ama aynı zamanda atıyorlarda. Bizim iki katımız gol attıklarından belli değil mi?

Bruno-Erkan-Ofeodu üçlüsü takımlarını sırtlıyorlar. Aldıkları galibiyetle bize yaklaştılar. Zaten maç kazanamayan görüntümüzle yukarıları hedeflerken alt sıralardan kurtulmaya uğraşacağız bu gidişle.

Yenilen goller evlere şenlik! Maalesef onlar bizi iyi çözmüş. Maçtan maça değişen defans özelliğimiz bizleri zor durumda bırakmaya başladı. Hele de kalecinin degajı sonrası Bruno’nun uğraşı ve sonrasında attığı gol. Kime kızalım? Furkan’a mı yoksa defansa mı?

Sezonun ilk maçlarından itibaren yazıyorum. Hatta ilk izlediğim Ankaragücü ile oynanan hazırlık maçında dahi yazmıştım “Biz bu takımla rahat maç kazanamayız!” Özeti bu aslında. Bu takım kurgusunda, elbette yönetimin Alpay’a verdiği iplerin acısını çekiyoruz.

Yönetimin bu konuda hatalı olduğunu da geçmiş yazılarımda yazdım. Arşivlerden bakılabilir. Lakin durum şuan bunu tartışma meselesi değil. Bu futbolcularla yola devam edilecekse. Bunun için gerekli tedbirler biran evvel alınmalı. İşin garip tarafı geçmişte bunun yarısı olan özellikte takımla bu ligi sırtlamıştık. Ancak oyuncu seçeneklerinde ki özellikle yabancılardan gerekli verimi alamadığımız ortada.

Başkan ve yönetime ‘istifa’ sesleri yükseliyor. İyi de bu durumda aday var mı aday? Sorusu geliyor akla. Bence bu şartlarda öyle futbolu bilecek, yönetim tecrübesi olacak birinin aday olması ki birazda parası olacak bu mümkün gözükmüyor. Yine de belli olmaz! Öyle ya burası Samsun! Çıkar biri diyenleri duyuyorum. Öyle ya son 14 yılda ne başkanlar gördük. Ne kongreler yaşadık. Bir ikisini çıkarın salonlar boştu beyler!

Yönetim belki hem güven tazelemek hemde şehrin nabzını yoklamak için kongre kararı alır mı onu da bilemeyiz. Ama acilen çözülecek konu bu takımın adam gibi futbol oynaması gerekliliğidir. Engin Hoca, pozitif açıklamalar yapıyor. Üst üste galibiyetler alırsak play-off potasına gireriz diyor. İyide bizde onu bekliyoruz ama bu takımda o ışık var mı önce bunu bir kere çözmemiz gerekir.

On dört maçta sadece 3 galibiyet ile bu iş olmaz ve yürümez. Takımda öncelikle mücadele gücü olacak. Adam eksilten rakibini ekarte edip boş alan oluşturacak. Daha forvetine pozisyon hazırlayamayan bir takımız. Rakip kalede baskı kuramıyoruz. Ortalara bakın hangisi işe yarar. Derinleme pas o kadar az ki istatistik yapılsa birçok takımın gerisindeyizdir. Kibar futbol ve yürüyen futbol ile galip gelinmiyor Engin Hoca.

İstabulspor maçını yazmadım. On kişilik takımı yenemedik, öndeyken maçı zar zor berabere bitirdik. Hakemin uydurma penaltısı sonrası birde vermediği penaltımız vardı. İyide bu maça, binbir umutla çıktık sahaya “Ne umduk ne bulduk!”

Burada en haklı olan taraftardır. Takımlarını yalnız bırakmamak adına gelmişler stata. Ne yapsınlar. Böyle bir rezilliğe şahit olmak durumunda kaldılar. Yazık olan anlara ve umutlarına oluyor. Haliyle birçoğu stadı erken terk etti. HAKLILAR!

Her maç bir umuttur! Ancak bunu bizlere inandıracak futbolculardır. Onların sahadaki performanslarıdır. Maalesef takımda onlara büyüklük yapacak bir futbolcu eksikliğide var. Bunun önemini gün geçtikçe daha çok hissediyoruz.

 

SAMARAS AYAĞINA GELEN FIRSATI TEPTİ!

Samsunspor için kazanılması gereken önemli bir maçtı. Adanaspor, hafife alınmayacak ve maçı her yönüyle oynayabilen etkili bir takım. Onlarda kazanmak için geldikleri ilk dakikalardan itibaren kendisini gösterdi.

Taraftarın ilgisi fazla olmasa da maça gelenlerde yeterince takımlarına destek verdiler.

İlk dakikalardan itibaren rakip Adanaspor, daha etkili oldu. Hem hücum yönüyle hemde organize atak yönüyle maça damga vurmaya başladı. Eğer Furkan, iki pozisyonda başarılı olmamış olsaydı ilk 15 dakika da 2-0 yenik duruma düşebilirdik.

Samsunspor ise rakip takımı durdurup deplasman takımı gibi kontra ataklar yapmaya çalıştı. Üzerimizde ki ölü toprağını atamadık epey bir süre. İlk şutumuzu Chibuike ile yaptık. Uzaktan şutumuz auta gitti.

Takım olarak topa çok sahip olamadık. Ayağımızda ki topları erken kaybettik. Bu anlarda rakip topları daha etkili kullandı. Uzun süre topu kazanmakta zorlandık. Buna rağmen Ayite ile çok önemli bir pozisyonu değerlendiremedik. Yine akabinde Chibuike’nin cepheden vuruşunu da kaleci topu güçlükle kornere çeldi.

Oyunu dengelememize rağmen orta alandan ve kenarlardan yeterince takım olarak organize olamadık. Angan’ın sakatlığı nüksetince yerini Samaras’a bıraktı. Aslında Göksu’yu bekliyorduk bu değişiklikte. Yine de Samaras elinden geleni yaptı.

İkinci yarıda da oyun daha çok orta alan mücadelesi ve karışlıklı yoklamalarla geçti. İki takımında defansı ellerinden geleni yaptı. Hücum yönüyle çok fazla etkili olamasakta maçın son dakikaları nefes kesti.

Bu dakikaya kadar mücadele anlamında iki takımda ortaya güçlerini koymaya çalıştı. Oldukça efor sarfetti. Belki aman aman pozisyon yoktu son dakika anına kadar ama özellikle de kalecilerin ve defansların günüydü.

Oyunu iki yönüyle oynamakta zorlanıyoruz. Bunu ilk maçtan itibaren beri yazıyoruz. Ya defansif kalıp rakibi engellemeye çalışıyoruz. Yada hücum da çok fazla çoğalıp yeterince rakip takımı bunaltıp hataya zorlayamıyoruz.

Mesela genç kaleciyi çok fazla yoramadık. Hakeza rakip defansı da yoramadık. Oyuncu profilimiz de buna uygun olmadığını gösteriyor. Ekstra hareketler yapmasını beklediğimiz Chibuike, Angan, Ayite ve Gökay gibi oyuncularda çok fazla destek veremiyorlar takıma.

Zaten bu tür maçlarda kaliteli oyuncu dediklerimiz farkı gösterir. Maalesef bunu da göremedik. Gelelim maçın son anlarına.

Artık yüklenip bir son dakika golü olur mu dediğimiz anlarda Samaras, tam da istediği ve bugüne kadar beklediği bir pozisyonu yakaladı. Öyle ki Samaras bu golü yapmış olsaydı, belki de bundan sonra ki maçlarda daha başka bir Samaras izleyebilirdik. Ama o topu altı pas içinde kalenin hemen önünde boş kale yerine auta göndermeyi başardı. Böylelikle muhtemel bir galibiyet de elimizden uçup gitti.

Bundan sonra ki maçlarda ne olur nasıl olur bilemeyiz, ama aldığımız sonuçlarla maalesef ilk iki zaten uçup gittiği gibi ilk altı da gidiyor. Düşünün ki hedefe oynayan bir takı iki maçtır gol atamıyor. Bunun sorunu sadece hücum oyuncularında değil. Onlara topu taşıyacak olan orta ve kenar oyunlardır.

Tüm bunların elbette oturulup yönetim, teknik heyet ve futbolcular arasında uzun uzun değerlendirilmesi gerekiyor. Muhtemelende bunu yapıyorlardır. Ama haftalar ilerledikçe seri galibiyet yerine yerinde sayan bir takım görüntümüz bizleri derinden üzen ve düşündüren bir durum.

Bundan sonra da zorlu maçlar var. Bu maçlarda sahanızda alacağınız galibiyetler belirleyicidir. Elbette ‘kazanamıyorsan kaybetmeyeceksin!’ ama bunu lütfen sahamızda oynağımız maçlarda değilde deplasmanlarda oynadığımız maçlarda yapalım.

KORKAK OYNADIK ve KAYBETTİK!

Boluspor 4 maçtır kaybediyordu. Biz ise dört maçtır kaybetmeyen bir takım olarak sahaya çıktık. Yeni teknik adamları Sait Karafırtınalar ile sahasında kazanmak için çıktı sahaya Boluspor.

Samsunspor taraftarıyla varlığını sürdüren bir takım ve yine deplasmanda yalnız değildi.

Oyuna ilk dakikadan itibaren Boluspor hakimdi. Atakları her ne kadar çok tehlikeli değilse de kalemizde etkili oldukları anlar oldu.

Oyuna biraz olsun ilk yarının ortalarında hakim olmaya başladık. Üst üste Halil İbrahim ile gole yaklaştık. İlkinde defans sonrasında ise kaleciye takıldık.

Angan öyle bir pozisyon buldu ki bunu gol atsak başka şeyle konuşup yazabilirdik. Ancak o da günün başarılı ismi ve galibiyette baş mimar olan Gökhan’a takıldı.

Oyunun tümüyle hakimi ev sahibi Boluspor oldu. Biz ise kontra oyun anlaşıyla sahada oynamaya çalıştık. Korkak ve ürkek bir futbol anlayışı bir yere kadar tutuyor. Bakın temkinli oynamak değildi sahada ki görüntümüz. Düpedüz kaybetmekten korktuk! İkinci yarı da pozisyon dahi üretemedik.

Oyuncu değişiklikleri de yerinde olsada maalesef sonuç vermedi. Rakip alan gitmekte zorlanan ve kale önüne inemeyen bir Samsunspor vardı. İstatistiklerde rakip lehineydi. Öyle ki maçı korner atışı yapamadan bitirdik. Ceza alanına girmekte ve üçüncü bölgede topu tutmakta zorlandığımız o bölgede faul alamayışımızdan dahi anlaşılır.

Son dakikaları daha kontrollü geçirelim bari bir puanda iyidir diye düşünürken, kornerden gelişen atakta arkada Guido’yu unutunca kalemizde golü gördük ve sahadan mağlup ayrıldık.

Geçen haftanın ölçü olmayacağını bizler söyledik ve yazdık ama futbolcular maalesef karşılarında ki rakibi de öyle görmüş olacaktı ki çok rahattılar. İşte o rahatlık bize mağlubiyeti hazırladı.

Defansımız gerçekten gerekeni yaptı. Belki son dakika golde hatalı olsalarda gerek Hasan gerekse Abdülkadir’e çok iş düştü. Adeta pestilleri çıktı maç boyunca. Bu kada fazla iş düşürmemeleri gerekiyordu arkadaşlarının.

Oyunu tek yönlü oynamak fikri kimindi bilmiyorum ama Engin Hoca, bu anlayışıyla Boluspor’un işini kolaylaştırmış oldu. Özellikle ikinci yarıda maçı kazanmak adına sahada dahi yoktu takım. Daha ne yazılır bilmiyorum ama orta alanda çıkışlar, yan toplar…topu ayakta tutup doğru paslar vs. Yoktu bunlar. Olmayınca da golü bulamıyorsunuz ve poziyon üretemiyorsunuz.

İlk yarıda biraz olsun derinleme pasları ve yan topları gördük. Bunun neticesinde gole yaklaştığımız da oldu ama ikinci yarı sahada böyle bir durum dahi yoktu. Boluspor çok istedi çok koştu iyi mücadele etti ve istediğini son dakikada olsa almasını bildi.

Hedefe oynayan bir takım görüntüsünden uzaktık sahada. Yine de beraberlik en azından iyi olacaktı ama onu da elimizden kaçırdık. Sıçrama maçıydı ama olmadı. Dilerim önümüzdeki maçlarda telafisini yaparız.

aydindogdu@hotmail.com

SAMSUNSPOR RAHAT KAZANDI!

Gaziantepspor, durumu bizim geçen yılki durumun aynısı. Üstüne üstelik birde silenen 3 puanı var. Gidişat belli. Mersin İY ve Oduspor’un akibeti olacak besbelli. Eğer birileri ciddi kaynak oluşturmazsa ki buda çok mümkün değil gibi.

İnsan üzülüyor bir yerde. Yıllardır Süper Lig de oyna, ilinin takımı dahi olamayacaksın. Gerçekten üzücü ve bir o kadarda garip geldi bana. Aynı ligde oynadıkları diğer takıma sahip çıkacaklarına Gaziantepspor’u ayakta tutmuş olsalardı diyesi geliyor insanın. Ama doğruya bize ne? Hayır!

Bize ne diyemeyiz. Neden mi? Çünkü eğer bu şehir Samsunspor’u sahiplenmemiş olsaydı, itici bir güç olarak taraftar takıma sahip çıkıp kamuoyu oluşturmamış olsaydı, en önemlisi medya sürekli bu tür tepkileri haber yapmasaydı, bugün yerimiz kimse kusura bakmasın 1. Lig dahi değildi. Eğer ligde varolmanın temel ekonomik sebepleri yerine getirmezseniz ne mazinizin nede başarılarınızın önemi oluyor.

Maça ilgi beklenenden az olduğu muhakkak. Ama TFF’nin maç saatlerini helede hafta içinde oynatacaksa daha çok dikkat etmesi gerekiyor. Samsunspor gibi önemli bir şehir takımlarının maç saatlerine daha fazla özenmelidir. Tabi taraftarların tribüne gelmesini arzu ediyorlarsa. Mesailerin bitiş saatine maç koymak akla ziyan bir iştir.

Gaziantepspor, iki futbolcunun dışında gençlerden kurulu bir takım. Tecrübesiz ve isteklerini sahaya yansıtıyorlar. Ciddiye alınması gerekliliğini geçen hafta Rize karşısında ortaya koydukları dirençle gösterdiler.

Samsunspor da, yine Engin Hoca’nın da doğru tespitleri doğrultusunda rakibini hiçte küçümsemedi. Oyuna kontrollü başladı. Rakibinin üzerine dakikalar ilerledikçe gitmeyi yeğledi. On birde oyuna başlayan Gökay’ın, serbest atışında ki ortasında son haftaların formsuz ismi Chibuike kafasıyla perde açılmış oldu.

Maçta öne geçmişken gereksiz sertlikler gördük sahada. Erken sarı kartlar yaşadık. Bunlardan Hasan, gördüğü sarı kartın akabinde yine ikinci sarı karttan kırmızı kart görecek diye yüreğimiz ağzımıza geldi. Daha dikkatli olabilirdi futbolcularımız. Hakem atsa kim ne diyecekti?

Erken gelen bu gol rakibinde direncinin düşmesine sebep oldu. Zaten gol yollarında sıkıntısı olan bir takım karşısında öne geçmek, maçı da kolay hale getireceği muhakkaktı. Sonrasında Ahmet Cebe mutlak golü kaçırıp topu kaleciye nişanlasa da Chibuike oluşan karambolde topu ağlara göndermekte zorlanmadı ve fark ilk yarı bittiğinde 2’ye çıkmış oldu.

İkinci yarıda ilk yarıda olduğu tam hakimiyet bizdeydi. Oyunu her yönüyle kontrol edip yine rakibinde çok üzerine gitmeden araya toplar deneyerek sonuca gitmeye çalıştık. Skorun da etkisiyle bir nevi antrenman maçına döndü. Sık sık taktik çalışmalar izledik.

Göksu’nun kişisel becerisiyle kazanılan penaltıyı Gökay, gole çevirerek farkı 3’e çıkardı. Oyuna sonradan giren Angan, ben hazırım görüntüsü verirken Samaras bu maçta süre alamadı. Rakibin kalemize çok gelemediği maçta Furkan yine müthiş kurtarışlara imza attı. Öyle ki uzaktan çekilen şutu zorlukla çeldi, başka bir futbolcunun şutunu kurtardı, top yine döndü bu sefer de bir başka rakip futbolcunun şutunu başarıyla kurtararak yine geceye damga vuran bir kurtarışa imza atmış oldu.

Samsunspor bu galibiyetle kendi statında ki ilk maçını kazanmış oldu. 10 hafta geride bıraktığımızda halen beklenen yerde değiliz. Dileriz ki bu galibiyet başlangıç olsun. Elbette kimse şunu düşünmediği gibi bizlerde düşünmüyoruz yani “Rahat maç yok!”

Bundan sonra böyle rahat maçlar oynamayacağımız gibi böylesi rahat maçta kazanmamız mümkün değil. Bunun için daha evvelden yazdığımız duran topların önemini bu maçta da gördük. Uzaktan şutları daha çok artırmamız gerekiyor. Daha fazla topa sahip olmamız gerekiyor. Yan topları Angan’ın dönüşüyle birlikte daha fazla denememiz gerekiyor.

Ne olursa olsun bu maçı kazasız geçmesi gereken bir maç olarak görüyorduk. Şükür ki öyle oldu. Saha zemini bariz şekilde düzelmiş görülüyor. Belli yerlerde yine sıkınlar olsada önce ki maçlara göre daha iyi bir zemin vardı. Dileriz daha mükemmel bir zemine kavuşuruz.

aydindogdu@hotmail.com

SKORA GÖRE OYNADIK!

Rakip Elazığspor iyi ve güçlü bir kadrosu var. Üst sıraları hedefleyen ve ofansif yönü de güçlü bir takım. Bunun semeresini de üst sıralarda olarak zaten alıyorlar. Geçen hafta deplasmanda son dakika yedikleri gol ile mağlup olmalarının telafisi için çıktılar sahaya.

Engin Hoca, rakibi iyi etüt ettiklerini, güçlü ve zayıf yanlarını iyi çalıştıklarını söylemişti. Önemli olan ise bizim rakip karşısında ne yapacağımızdı. Aslında taraftarlar bizlere kızıyor skora göre yazıyorsunuz diye. Oysa bu maçta da bariz gördük ki bizlerden ziyade futbolcuların performansı bunu belirliyor. Genel anlamda rakip karşısında skora göre oynadık diyebiliriz.

Galip gelebilirdik mi? Evet. Bunu yapmak içinde daha cesaretli olmamız gerekiyordu. İşte bunu geriye düştüğümüz anlarda yaptık. Yediğimiz gole kadar sahada silik bir oyun anlayışımız vardı. Rakibin üzerine dahi gidemeyen bir takım görüntüsündeydik.

Geçen hafta ki Samsunspor’dan esinti yoktu. Chibuike sahada geziyordu. Kenan’ın aklı Karışık oyunu vardı. Kısacacı bir Halil’in çabası vardı. Yediğimiz gollere bakarsak bireysel hatalardan yediğimiz gollerdi. Oysa attığımız goller bir pozisyon ve rakibin etkisinden ziyade futbolcularımızın becerisiyle atılmış gollerdi.

Duran topları ne kadar kötü kullandıysak, bir o kadar da rakip kullandığı çoğu topta kalemizde etkili olmayı başardı. Yenilen iki golde bunun esintileriydi. İlk golde kornerden kullanılan topu uzaklaştıramadık, önce Hasan vurdu kısa düştü bu sefer Kenan adeta rakibe asist yaptı. Yine yediğimiz ikinci golde kenardan yapılan ortada çok çabalayan ve pozitif oynayan Ahmet Cebe topu uzaklaştıramadı ve top kısa düşüp birde havalanınca ters vole vuruşuda Alparslan da ikinci golünü bulmuş oldu.

Gördüğünüz gibi yediğimiz gollerde rakibe ısmarladığımız pozisyonlar gibi oldu. İlk yarı tam yenik kapacakken ilk golü Ayite’nin enfes pasını asiste çeviren Halil İbrahim, ikinci golde de Ufuk’un akıl dolu pasını gole çevirmeyi başardı.

İkinci yarı oldukça mücadele gücü yüksek ve zaman zaman da tempolu bir maç oldu. Furkan ilk yarıda olduğu gibi ikinci yarıda da cepheden gelen şutları başarıyla karşıladı. Bu devrede sakatlıklar bir hayli fazlaydı.

Ayite sakatlanıp ikinci yarı yerine Göksu’yu bıraktı. Yine hafif sakatlanan Halil İbrahim yerini Samaras’a bıraktı. Haliyle oyuna da bu değişiklikler etki etti. Ofansif anlamda daha etkili ve daha fazla pozisyonlar üretmemiz gerekiyor.

Engin Hoca özellikle takıma duran top ve yan topların kullanılması hususunda çalışma yaptırması gerekiyor. Birde derinleme pas atma özelliğimiz neredeyse yok. Oysa ileri çıkışlarda süratli oyuncularla bunu yapabiliriz. Mesela Ayite’ye hiçbir top atılmıyor bu şekilde. Bunun da mutlaka çalışması yapılıyordur diye düşünüyorum. Ama biz bunu göremiyoruz bu takımda. Daha çok doğaçlama oynuyoruz.

Hakem maçı ortada yönetti diyebiliriz. Kadir Sağlam ismi bizleri tedirgin etti. Ama ikili mücadelelerde oldukça yerinde kararlar verdi. Belki de maçın sonlarına doğru Ufuk’a çok rahat faul ve ikinci sarıdan kırmızı kart gösterse kimse bir şey diyemezdi.

Alınan bu beraberlik rakibin daha fazla uzaklaşmaması anlamında ve deplasmanda olması nedeniyle de önemlidir. Ancak tüm bunların yanında rakibin daha çok oyununu bozan, topa daha fazla sahip olan ve daha çok koşan bir takım istiyoruz.

Haftaya Gaziantep maçıyla birlikte artık galibiyetler seriside bekliyoruz. Bunu yapmak için artık çok fazla mazeret duymaktan ziyade sonuca yansımasını bekliyoruz. Dileriz ve umarız ki böyle bir takım olsun Samsunspor. Son iki maçta da bunu gördük. Lakin daha cesaretli ve defansta da daha dikkatli olmamız da şart.

aydindogdu@hotmail.com

101 DAKİKALIK MAÇ 1-1 BİTTİ!

Her yönüyle ilginç bir maç hikayesiydi. İki yeni Teknik Direktörün ilk maçıydı. İki takımında kazanmaya ihtiyacı vardı. Rize ilk maçlara göre son haftalarada sıkıntılı günler yaşadı ve Hikmet Karaman’ın yerine İbrahim Üzülmez takımın başına getirildi.

Taraftarımız her zaman ki gibi yerini aldı ve kendisine ayrılan yerini doldurdu. Bu taraftar bu takımı ayakta tutuyor kuşkusuz. Bunun için neler yazılsa azdır. Ancak Rizespor taraftarları hiçte iyi bir sınav vermediler. “Samsunspor kümeye!” tezahüratlarını kendilerin iade ediyoruz. Doğrusu süreli “Karadeniz takımları dayanışma içinde olmalı!” yaklaşımlarına da kendileri gölge düşürmüş oldu. Anlayanlar anlamıştır sanırım.

İlk yarıda başlı başına çok farklı ve çok hikayesi olan bir oyun vardı sahada. Tempolu ve mücadelesi yüksek bir ilk yarıydı. Olayları ve pozisyonları ile birlikte hakemin de oyunun içinde olduğu bir ilk yarıydı.

Oyuna hızlı başlayan ev sahibi takımdı. Ancak çok kısa sürede oyunu dengeleyip rakip alanda oynayan bir Samsunspor vardı sahada. Bunun ilk meyvesini de onuncu dakika içinde önce Ahmet Cebe ile kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda kaleci topu kornere çeldi, sonra kornerden gelen topu dışarıdan Çağrı’nın vuruşunda yine kaleci güçlükle kornere çeldi.

Oyunu maalesef iki yönlü oynayamıyoruz. Zaten en büyük sıkıntımız bu. Öncelikle kanatları çok fazla kullanamadık. Belki tempo yüksek, mücadelemiz yine yüksekti ama topu kanatlara indirip daha fazla atak geliştirmeyi bir türlü yapamıyoruz.

Nitekim rakip golü de böyle buldu. Köşe direğinden iki oyuncumuz birden oyundan düştü, pozisyonun takip eden bek oyuncuları Orhan Ovacıklı da, topu ağlarımıza göndermekte zorlanmadı. Oyuncularımızın bu tuzağa düşmemeleri gerekirdi.

Golü kalemizde görmemize rağmen oyunun içinde olmayı ve rakip kaleye gitmeyi başardık. Çok geçmeden de penaltıyı kazandık. Bu pozisyon başlı başına bir hikaye çıkardı. Penaltıyı topun dışında olan pozisyona çaldı hakem. Kaleci Gökhan, topu alırken sert düştü ve ciddi bir sakatlık geçirdi. Oyun 5 dakika kadar durdu. Hatta kulüp doktorumuz da yine kaleciye müdahale için hiç tereddüt etmeden yardıma koştu.

Ayite penaltıyı çok lakayt kullanınca kaleci yine köşeden topu çelmeyi başardı. Elbette Kenan’ın daha evvel kullandığı penaltı geliyor aklımıza. Takımın penaltıcısıysa öncelikle onun kullanması gerekmez miydi? Yoksa forvet bencilliği miydi Ayite’nin yaptığı?

Gökhan daha fazla oyuna devam edemedi ve yerini yedek kaleci Cihan’a bıraktı. Kendisine geçmiş olsun diyorum. İnşallah ciddi bir sakatlığı yoktur. Her kim olursa olsun bir futbolcunun sakatlanması her zaman üzücüdür.

Oyun bir o kalede bir bu kalede geçti. Kornerden gelen topa Ufuk çizgiden müdahale ederek mutlak golü engelledi. Yine Göksu ortalarda yokken topu ıskalayarak mutlak golü değerlendiremedi. Pozisyonu bol, mücadelesi bol bir ilk yarıyı 1-0 geride kapattık. Belkide 3-1 önde bile kapatabilirdik.

İkinci yarıya biraz daha kontrollü başladık. Oyunun başında rakip alanda gol kovalarken ve vuruşlar defanstan dönerken kaleci Cihan’ın topu çıkarırken top kısa düştü ve gelişine de Ahmet Cebe vurdu ve skoru 1-1’e getirdi.

Oyuna ikinci yarıda giren Samaras daha istekli ve oyuna daha çok katkı veren bir görüntüsü vardı. Yine Gökay’ı daha evvel alabilirdi Engin Hoca. Oyunu göbekten gittiğimiz anlarda biraz daha fazla top kaybı yaparak atak yedik. Üçüncü bölgede pozisyon ararken kaybedilen toplarımız bir hayli fazlaydı. Bu yarıda pozisyon kısırlığı yaşadı iki takımda. Ancak mücadele oldukça yüksekti.

Hakem, ilk yarıda ortada maç yönetirken ve futbolcularla daha çok iyi iletişim gösterirken ikinci yarıda ise takdir haklarını rakipten yana kullandı. İkinci yarı Kenan’ın düşürülmesi verdiği penaltıdan daha çok penaltıydı. Kenan, topa hamle yaparken rakip oyuncu ayağını uzatıyor ve onu yere düşürdü. Sarı kartlarda ise biraz fazla cömert davrandı. Özellikle topsuz alanlarda gösterdiği kartlarla oyuna damga vurdu. Sarı kartı olan Orhan Ovacıklı’yı, Ahmet Cebe’yi itmesini görmezden geldi. Bunlara rağmen özellikle Gökhan’a davranışı ise oldukça insancıl bir görüntüydü.

Futbolcularımızın iki maçtır ortaya koyduğu futbol ve mücadele bizleri mutlu ediyor. Taraftarlarımızında maç sonrası onları çağırıp alkışlaması da bunu gösteriyor. Buna rağmen hızla hedefe ulaşmak için mutlak seri galibiyetlere ihtiyacımızın olduğu da bir gerçek. Rakipten alınan bir puan kesinlikle küçümsenemez. Hemde deplasmanda ligin en iyi kadrosuna sahip bir takım Rize’den olmasıda başlı başına artıdır.

Engin Hoca, tecrübesiyle birlikte takıma hızlı adapte olduğu gözüküyor. Oyun anlayışını biraz daha sahaya yansıtırsa gelecek adına umutlu olabiliriz. Samaras, kesinlikle daha evvelde yazdığım gibi takıma kazandırılmalıdır. İyi bir Samaras takıma katkı vercektir. Arkadaşlarıyla uyumu ve onlara oyun hakkında bilgi vermeside takım için avantajdır.

Chibuike biraz kaçak oynuyor. Çok fazla risk almadı bu maçta. Ondan bizler oyuncu eksiltmesini, rakip alanda daha fazla efor sarfetmesini ve forveti kaleciyle karşı karşıya getirecek bir oyun anlayışı bekliyoruz. Oyunda bence çok fazla kalmış oldu. Taraftar Samaras’ı gönderin derken böyle giderse öncelikle Chibuike gidecek gibi gözüküyor. Kendisini düzeltmeyen, oyuna katkı vermeyen oyuncuya taraftar daha fazla tahammül etmez.

Rakip takımdan kazanılan puanı küçümseyemeyiz. Hakemin iki yarıda ki ek süreleri ile 101 dakikalık maç berabere bitti. Hani Rize şivesiyle “1 puan eyidür da!” diyebiliriz.

Geriye baktığımızda ne kadar çok vakit kaybedildiği anlaşılıyor. Başkan’ın hafta içi açıklamalarını hep beraber takip ettik. Elbette takım için çabalıyorlar. Hatasını da kabul ediyor. Özellikle teknik direktör seçiminin ne denli önemli olduğu ortada. Şu bir gerçek ki takım olarak ilk iki için kredimiz bir hayli azaldı. Yine play-off gözüküyor bizlere.

Başkan’ın, “Sırtımda taşırım!” cümlesi ise olayın ciddiyetini anlatan önemli bir çıkışıydı. Ekonomik anlamda oldukça sıkıntılı günlerin ardından en azından biraz daha fazla ayakta durabilen bir kulüp olma yolunda ciddi adımlar atıldığını da görmezden gelemeyiz.

Yine eski başkanlardan Kazım Yılmaz’ın açıklaması oldu. Ancak çok fazla polemiğe girmeden şunu belirtmek isterim, ne yaparsa yapsın Kazım Yılmaz, hiçbir açıklaması Samsunspor taraftarını memnun etmeyecektir. Çünkü o, yıllar evvel bu defteri çoktan kapatmış oldu.