YENİLDİK!

Haftaya Manisaspor galibiyetinin moraliyle başlamıştık. Özellikle bu maçta yaşanan sıkıntılarımız ortadaydı. Bunlara acilen çözüm bulunması gerekliliği ne yazık ki Adanademirspor maçında da görüldü.

Cuma günü maç oynanmasına rağmen ilgi yinede azımsanmayacak düzeydeydi. Ayrıca TFF’nin bu maçı hafta sonu oynatması Kurban Bayramı nedeniyle tatil için şehre gelecek gurbetçiler açısından oldukça iyi olacaktı. Ama nerede onlarda böyle bir düşünce? Samsunspor menfaatine karar aldıklarını nedense görmemiz mümkün olmuyor.

Maça istekli ve arzulu başlayıp topu ileriye doğru oynayan ve ofansif bir takım hüviyetimiz vardı. Chibuike’nin enfes şutunu kaleci güçlükle kurtardı. Bu pozisyon, maçın en güzel hareketleriyle bezenmiş ve dar alanda kısa paslarla bulunan bir şut olmasıyla da bizleri heyecanlandırmıştı.

Pozisyonun akabinde Halil İbrahim’in ceza alanına girerken rakibin topu eliyle düzelttiği düşüncesiyle Hakem Çağatay Şahan önce penaltıyı gösterdi. Sonrasında yardımcı hakemlerin devreye girmesiyle kararını iptal etti. Bu değişiklik elbette oyuncularımızın ve taraftarlarımızın da dengesini bozdu. Özellikle oyuncularımız belli bir süre burada takılıp kaldı. Bu oyun anlayışımızıda olumsuz etkiledi.

Penaltı kararı nasıl yanlışsa karardan vazgeçmek bir o kadar yanlış oldu. Hakemlerin aleyhimize verdiği kararları ve lehimize vermedikleri kararları hatırlayınca yine bir maçta hakem faciası yaşamış olduk.

Sahada Kenan’ın, zeminden kaynaklanan ayak burkulması sonrası 10 kişi oynayıp girecek oyuncuyu da bir türlü içeri alamayınca rakibe karşı eksik oynamanın faturasını kalemizde gol görerek ödedik. Gol öncesi Lalawele’nin çalımlarını ve futbolcularımızı nasıl geçtiğini ve gol geliyorum demesine rağmen önlem alınmayınca boşta kalan Tambe topu ağlarımıza yollamakta zorlanmadı. Özelikle topu bu zaman diliminde bir şekilde oyun dışına yollayıp Ramazan’ın alınmasını sağlanması gerekiyordu. Bunu anlamanın faturası doğrusu ağır oldu.

Oyunda birçok pozisyon denememiz oldu. Daha çok ileriye baskı kurup neredeyse tek kale oynadık. Mücadele gücü yüksek bir maçtı. Rakip iyi bir defans kurgusu ile oynadı. İyi kapandı. Kalecileri günündeydi diyebiliriz. Ancak hani “Bu golde kaçar mı? Bu gol olaydı işler başka olurdu!” gibi anlatılacak pozisyonum yok gibiydi. Rakip zaten bir geldi pir geldi!

Belki Angan’ın, ikinci yarıda topu kontrol edip vursa gol olabilirdi diyebiliriz. İyi mücadele gol getirmedi ama biz bunun için neler yaptık veya yapamadık bunların değerlendirilmesi gerekiyor. Diğer taraftan kanatları neden daha iyi değerlendiremedik? Manisa maç yazımda da belirtmiştim bu maçta da maalesef bu sıkıntımız devam etti.

Ahmet Burak gibi bir futbolcumuz var ve bu tarz bindirmeleri çok rahat yapabilirken kenarda tutulmasına anlam veremedik. Ufuk’un ismini özellikle rakip alanda ataktayken, pozisyon üretirken duymak mümkün olmadı.

Elbette Kenan’ın, sakatlanması oyun planını bozdu. Ancak sahanızda oynuyor ve seyirci avantajını da arkanıza almışsanız bunun üstesinden gelmeniz gerekiyor. Merakla beklediğimiz Labri, bu maçta bekleneni veremedi. Samaras daha fizik olarak hazır değil. Muhammet Beşir ilk maçıydı ve ikinci yarının başında kurtarıcı olarak oyuna girince o da gereğini veremedi.

Rakibin dengesini bozacak, onları hataya zorlayacak pozisyonlar üretemedik. Özellikle kapalı defansı açacak ve onları sıkıntıya düşürecek bir oyun anlayışını sahada göremedik. Birçok atağımız defansta ve kalecide eriyip gitti. Özellikle ikinci yarıda ceza alanına dahi giremedik. Topu rakip defansın arkasına geçiremeyince kaleciyle karşı karşıya kalacağımız bir pozisyonumuz da olmadı.

Chibuike den daha çok insiyatif almasını bekledik. Angan’ın son vuruşlarının daha etkili olmasını gözledik! Topu ceza alanına indiremiyorsanız uzaktan şutlar imdada yetişir ama onları da göremedik.

Elbette bunlar için daha zaman var! İşte bu zaman denilen mefhum aleyhinize işlemeye başladı mı işte o zaman ne yapacağız. Hedefe oynuyoruz ama sahamızda iki maçta gol yok! Gol yenilebilir ama bunun telafisi için gol atmak gerekiyor. 3 maçta 1 gol üreten takım nasıl hedefe oynayacak? Allah’tan defansımız iyi diyorduk. Onlarda yenilen golde kademe hatası yaptı ve bizleri şaşırttılar.

Sezer’in ikinci yarının son çeyreğinde oyuncumuza yaptığı faulün karşılığı sarı karttı. Nihayetinde Sezer’in ikinci sarı kart ve kırmızı kart ile oyundan atılması gerekiyordu. Maalesef Çağatay Şahan bu cesareti gösteremedi.

Gelelim zemine! En iyi zemin diye aylar öncesinden büyük bir beklentiyle ve heyecanla maçları bekledik. Ama iki maçta sıkıntılar yaşamaya başladık. Nihayetinde de korktuğumuz başımıza geldi ve Kenan’ın sakatlanmasına sebep oldu. Sonrasında da eksik kalarak gol yedik.

Zemin, milli maç arasında umarız düzelmiş halde hazır hale gelir. Böylesi güzel ve alımlı bir stata “saha patates tarlasına döndü!” denilmesi gerçekten üzücü. Erzurum deplasmanı sonrasında artık bu taraftar sahasında kazanan ve coşan bir takım arzuluyor. Kısacası, mazeret değil galibiyet bekliyor.

 

İLK GALİBİYET DEPLASMANDAN!

Mutlak galibiyet olarak Manisa’ya gidilmişti. Geçen haftanın sansasyonel lisans problemleri halledilmeside önemli bir gelişmeydi. Kuşkusuz ilk haftalar zor oluyor. Motivasyon anlamında da oyun anlamında da takımlar tam oturmuş olmuyor.

Bunun zorluklarını sadece biz değil diğer takımlarda hissediyor. Ancak ilk haftalarda biraz olsun ipi göğüsleyen takımlar ilerisi için daha avantajlı oluyorlar. Geçen hafta sahamızda ki beraberlik bu anlamda üzmüştü bizleri. Kaldı ki eksik oyuncuların oluşu da ve lisanslarının yetişmemesi de sinirlerin gerilmesine sebep olmuştu.

Bu hafta girilirken galibiyet beklenmesi de doğaldı. Ancak yine de rakip takımdan geçen sezonun son maçlarında sahamızda kayıbın rövanşını da yeni takımla almanın yollarını bulmakta öyle kolay olmayacaktı.

İlk yarıda galibiyeti bırakın biz bu maçı berabere bitirsek diye düşünmeye başladık. Angan ve Chibuike maça 11’de başladı. Samaras ve Larbi kenardaydı. Defansa bir hayli yük bindi bu yarıda. Daha çok rakip takımın ataklarını izledik. Ofansif anlamda son dakikalar haricinde çok organize olamadık. Kenarlara inmiş olsakta topu çok fazla kale önüne getiremedik.

Oyunu çok fazla yarı sahamızda kabul ettik. Kontra ataklarımız ise rakip defans ve orta alanda eridi. Elbette bunun en büyük nedeni futbolcuların birlikte oynamamış olmasıydı. Dağınık bir görüntümüz vardı sahada.

İlk yarıda rakibin en önemli pozisyonunu da kendi hatamızla geldi. Abdülkadir 39.dakida öyle hata yaptı ki golü kalemizde görebilirdik. Geri pası kısa düşünce Atiemwen topla buluştu. Onun vuruşunu yine Abdülkadir engelleyerek topun kornere gitmesini sağldı ve hatasını telafi etmiş oldu.

Buna rağmen ellerinden geleni sahada göstermeye çalıştı futbolcularımız. Angan orta alanda yere düşürülmesi biraz olsun ışık yaktı bize. Yine Angan’ın kaleciyi geçip vuruşunu defans çizgi önünden uzaklaştırdı. İlk yarı golsüz bitecek derken Chibuike’nin ortasında topla buluşan Halil İbrahim topu kontrol edip vuruşunda golü bulduk. Halil İbrahim, tıpkı geçen yıl olduğu gibi bu yılda Samsunspor’un ilk golünü atmış oldu.

İkinci yarı heyecan dolu, mücadele dolu ve aksiyon dolu geçti. Manisaspor daha çok risk aldıkça boşluklar bulup gol pozisyonları da yakaladık. Önce Axel Meye’nin şutu geldi. Furkan köşeden topu kornere çeldi. Angan ile gole yaklaşmış olsakta, son dakikalarda Ufuk’un birbirinden güzel hareketlerle çizgiye girip vuruşunun direkten dönmesiydi.

Furkan’ın geceye damga vurduğunu belirtmem gerekir. Aldığı pozisyonlarla birlikte kurtardığı penaltı ile maça damga vurmuş oldu. Çağrı’nın müdahelesi ile rakip oyuncu yerde kalınca Bitigen penaltı düdüğünü hiç düşünmeden çaldı. Topun başında eski oyuncumuz Mustafa Sevgi vardı. Ancak Furkan topun gidişini iyi takip edince köşeden topu kornere çelip penaltıyı kurtararak galibiyetin gelmesinde önemli bir işe imza attı.

Geçen hafta penaltımızı çalamayan Özgüç Türkalp’i hatırladık haliyle. Penaltıya itirazımız yok ama hakkımızında yenmesini istemiyoruz.

Ramazan Övüç yine maça damgasını vuran isimlerdendi. Hasan ise sakatlanıp oyundan çıkana kadar gerçekten büyük bir özveriyle oynadı. Zaman zaman ileri çıkıp takımın ataklarına destek verdi. Çağrı istekli ve oyuna katkı yapıyor. Lakin daha fazla ofansif anlamda paslar vermeli ve oyunun yönünü daha iyi belirlemeli.

Samaras’ın oyuna son dakikalarda girmiş olmasıyla kısacık sürede değerlendirmek oldukça zor. Ancak iyi ve tecrübeli bir oyuncunun olumlu etkilerini ilerleyen haftalarda izleyeceğiz diye düşünüyorum. Yani bu transferin eğer bir aksilik olmasa meyvelerini fazlasıyla tatacak bu takım ve taraftarlarımız.

Oyuncu değişikliklerinde en çok dikkat çeken isimde, Enes İslam’dı. Bu kadar genç oyuncuyu kazanmak istiyorsak daha garanti görülen skorları takip etmek gerekir. Alpay Hoca’nın, tecrübesizliğinin kurbanı olabilirdik. Oyuncu kazanmaya evet ama hedefe gidilen ortamda böylesi gençleri kazanırken skoru tutmanın ve üretmenin önemli olduğu anlarda sadece sıkıntıya düşürürsünüz. Hem takımı hemde genç oyuncuları.

Mücadele anlamında özellikle ikinci yarıda daha kontrollü daha bilinçli oynadık. Lakin yukarı da belirttiğim gibi ilk yarının büyük bölümünde nasıl oynadığımız belli değildi. Hazırlık paslarımız dahi sıkıntılıydı. Özellikle orta alandan çıkışlarımız beklendiği gibi değildi. Chibuike’nin gol pasını saymazsak sahada etkisini çok fazla göremedik. Ama tecrübesini de bu pozisyonda konuşturmuş oldu.

“Kazanan takım haklıdır!” derseniz lafım yok. Şükür ki 3 puanla dönmesini bildik. Bu takımın oturması ve daha çok pozisyon üretmesi için birkaç haftaya ihtiyaç olduğu kesin. Dilerim ki sahamızda Adanademirspor’u da yenip milli maç arasına rahat girip iyi bir hazırlık maçıyla eksiklerimizi gidermiş oluruz.

SAMSUNSPOR’A HAKEM ENGELİ!

Samsunspor kurduğu yeni kadro ile lisansları yetişmeyen oyuncularına rağmen saha avantajıyla 3 puan için çıktığı ligin ilk maçında golsüz maçın sonucunda 1 puana razı olmak zorunda kaldı.

Taraftarın daha fazla ilgi göstermesini bekliyordum. Ancak maalesef yeni sezona daha ısınamamış taraftarlarımız. Daha doğrusu ilerleyen haftalarda alacağı sonuçları bekliyor ve erkenden hayal kurmak istemiyor demek ki! Ülkede ki futbol anlayışı bu işte. Yani önce başarı sonra tribün desteği. Maçı yerinde izleyenlerin de yüre İLK GALİBİYET DEPLASMANDAN!

Mutlak galibiyet olarak Manisa’ya gidilmişti. Geçen haftanın sansasyonel lisans problemleri halledilmeside önemli bir gelişmeydi. Kuşkusuz ilk haftalar zor oluyor. Motivasyon anlamında da oyun anlamında da takımlar tam oturmuş olmuyor.

Bunun zorluklarını sadece biz değil diğer takımlarda hissediyor. Ancak ilk haftalarda biraz olsun ipi göğüsleyen takımlar ilerisi için daha avantajlı oluyorlar. Geçen hafta sahamızda ki beraberlik bu anlamda üzmüştü bizleri. Kaldı ki eksik oyuncuların oluşu da ve lisanslarının yetişmemesi de sinirlerin gerilmesine sebep olmuştu.

Bu hafta girilirken galibiyet beklenmesi de doğaldı. Ancak yine de rakip takımdan geçen sezonun son maçlarında sahamızda kayıbın rövanşını da yeni takımla almanın yollarını bulmakta öyle kolay olmayacaktı.

İlk yarıda galibiyeti bırakın biz bu maçı berabere bitirsek diye düşünmeye başladık. Angan ve Chibuike maça 11’de başladı. Samaras ve Larbi kenardaydı. Defansa bir hayli yük bindi bu yarıda. Daha çok rakip takımın ataklarını izledik. Ofansif anlamda son dakikalar haricinde çok organize olamadık. Kenarlara inmiş olsakta topu çok fazla kale önüne getiremedik.

Oyunu çok fazla yarı sahamızda kabul ettik. Kontra ataklarımız ise rakip defans ve orta alanda eridi. Elbette bunun en büyük nedeni futbolcuların birlikte oynamamış olmasıydı. Dağınık bir görüntümüz vardı sahada.

İlk yarıda rakibin en önemli pozisyonunu da kendi hatamızla geldi. Abdülkadir 39.dakida öyle hata yaptı ki golü kalemizde görebilirdik. Geri pası kısa düşünce Atiemwen topla buluştu. Onun vuruşunu yine Abdülkadir engelleyerek topun kornere gitmesini sağldı ve hatasını telafi etmiş oldu.

Buna rağmen ellerinden geleni sahada göstermeye çalıştı futbolcularımız. Angan orta alanda yere düşürülmesi biraz olsun ışık yaktı bize. Yine Angan’ın kaleciyi geçip vuruşunu defans çizgi önünden uzaklaştırdı. İlk yarı golsüz bitecek derken Chibuike’nin ortasında topla buluşan Halil İbrahim topu kontrol edip vuruşunda golü bulduk. Halil İbrahim, tıpkı geçen yıl olduğu gibi bu yılda Samsunspor’un ilk golünü atmış oldu.

İkinci yarı heyecan dolu, mücadele dolu ve aksiyon dolu geçti. Manisaspor daha çok risk aldıkça boşluklar bulup gol pozisyonları da yakaladık. Önce Axel Meye’nin şutu geldi. Furkan köşeden topu kornere çeldi. Angan ile gole yaklaşmış olsakta, son dakikalarda Ufuk’un birbirinden güzel hareketlerle çizgiye girip vuruşunun direkten dönmesiydi.

Furkan’ın geceye damga vurduğunu belirtmem gerekir. Aldığı pozisyonlarla birlikte kurtardığı penaltı ile maça damga vurmuş oldu. Çağrı’nın müdahelesi ile rakip oyuncu yerde kalınca Bitigen penaltı düdüğünü hiç düşünmeden çaldı. Topun başında eski oyuncumuz Mustafa Sevgi vardı. Ancak Furkan topun gidişini iyi takip edince köşeden topu kornere çelip penaltıyı kurtararak galibiyetin gelmesinde önemli bir işe imza attı.

Geçen hafta penaltımızı çalamayan Özgüç Türkalp’i hatırladık haliyle. Penaltıya itirazımız yok ama hakkımızında yenmesini istemiyoruz.

Ramazan Övüç yine maça damgasını vuran isimlerdendi. Hasan ise sakatlanıp oyundan çıkana kadar gerçekten büyük bir özveriyle oynadı. Zaman zaman ileri çıkıp takımın ataklarına destek verdi. Çağrı istekli ve oyuna katkı yapıyor. Lakin daha fazla ofansif anlamda paslar vermeli ve oyunun yönünü daha iyi belirlemeli.

Samaras’ın oyuna son dakikalarda girmiş olmasıyla kısacık sürede değerlendirmek oldukça zor. Ancak iyi ve tecrübeli bir oyuncunun olumlu etkilerini ilerleyen haftalarda izleyeceğiz diye düşünüyorum. Yani bu transferin eğer bir aksilik olmasa meyvelerini fazlasıyla tatacak bu takım ve taraftarlarımız.

Oyuncu değişikliklerinde en çok dikkat çeken isimde, Enes İslam’dı. Bu kadar genç oyuncuyu kazanmak istiyorsak daha garanti görülen skorları takip etmek gerekir. Alpay Hoca’nın, tecrübesizliğinin kurbanı olabilirdik. Oyuncu kazanmaya evet ama hedefe gidilen ortamda böylesi gençleri kazanırken skoru tutmanın ve üretmenin önemli olduğu anlarda sadece sıkıntıya düşürürsünüz. Hem takımı hemde genç oyuncuları.

Mücadele anlamında özellikle ikinci yarıda daha kontrollü daha bilinçli oynadık. Lakin yukarı da belirttiğim gibi ilk yarının büyük bölümünde nasıl oynadığımız belli değildi. Hazırlık paslarımız dahi sıkıntılıydı. Özellikle orta alandan çıkışlarımız beklendiği gibi değildi. Chibuike’nin gol pasını saymazsak sahada etkisini çok fazla göremedik. Ama tecrübesini de bu pozisyonda konuşturmuş oldu.

“Kazanan takım haklıdır!” derseniz lafım yok. Şükür ki 3 puanla dönmesini bildik. Bu takımın oturması ve daha çok pozisyon üretmesi için birkaç haftaya ihtiyaç olduğu kesin. Dilerim ki sahamızda Adanademirspor’u da yenip milli maç arasına rahat girip iyi bir hazırlık maçıyla eksiklerimizi gidermiş oluruz.
klerine sağlık diyorum.

Yönetimin, Angan’ın sahada olmasını sağlamasına rağmen iki aydır takımla çalışan ve hazırlık maçlarında da oynamasına rağmen Chibuike’nin lisansını yetiştirememesi gerçekten anlaşılır gibi değil.

Tüm buna rağmen ortaya konan mücadeleci futbol gelecek adına ümit vermiş oldu. Düşünün ki bu takıma yenilerinin de adapte olduğunu işte o zaman bambaşka bir Samsunspor olacaktır. Özellikle rakip alanda daha etkili ve yırtıcı bir Samsunspor bizleri bekliyor diyebilirim.

Angan, hem güçlü fiziği hemde tekniği ile ilerisi için bizilere ümit verdi. Oyuna girdiği ikinci yarıda rakip alanda oldukça etkili oldu. Belki son vuruş yapacağı bir pozisyon bulamadı ama özellikle rakip defansı bir hayli zorladı.

Samsunspor’un en eksik olarak görünen kısmı kenarlardan yapılan ortaların kısır oluşuydu. Biraz daha bunu artırmak gerekiyor. Ahmet Burak bu ihtiyacın ilacı nevinde. Ancak o da kenardaydı.

Diğer taraftan orta alanda ise daha diri olmamız ve rakip defansın arkasına daha fazla top atabilmemiz gerekiyor. Forvetleri nerdeyse pozisyona sokamadık. Buna rağmen duran toplarla rakip alanda tehlikeli olduk.

Maçın ilk dakikalarında Halil İbrahimin’in bulduğu pozisyon gerçekten bizleri fazlasıyla heyecanlandırdı ama kaleci açıyı iyi kapatınca mutlak golü değerlendiremedik. Yine ilk yarının sonlarında Hasan’ın kornerden gelen topa kafa vuruşu az farkla auta gidişini izledik.

İkinci yarıya iki takımda etkili başladı. Tempo ve mücadele üst düzeydeydi. Golü aradık ama bulamadık. Hakem faktörü de devreye girince ilk maçı golsüz bitirmek durumunda kaldık.

Hakem Özgüç Türkalp’i yıllardır sahalarda görürüm. Ancak hakemliğini beğenmediğim ve bizim maçlara da verilmesini hiç hazmetmem. Anca TFF nedense ilk maçımıza uygun görmüş! Bizde haliyle sesimizi çıkartamadık.

Sarı kartları bize karşı o kadar rahat çıkarttı ki başka takımın maçında olsa sahaya seyirci atlardı! Şükür bizde bu tür olayla oldukça az yaşanıyor.

Yıllar önce Hakem Ergül Yücedağ vardı. Lehimize vermediği penaltılardan sonra aleyhimize penaltı verince ortalık karışmıştı. Kulakları çınlasın Ercan Kol, meşhur bir gazetecimizin fotoğraf makinesinden son anda kurtarmıştı. Şükür ki böyle bir olay bu maçta en azından yaşanmadı.

İlk maç diye sen bir takıma düşmanlık yapmaya geldin yoksa iyi bir maç yöneteyim de bundan sonra da maç alayım diye mi geldin bu şehre? Ayıp değil mi, yazık değil mi?

Hadi ilk iki penaltıyı çalmadın, iyi de 66. dakikada rakip oyuncunun bariz elinden kornere giden topu nasıl görmezsin? Sen uydun yardımcı hakeminde senden kalır yanın yok tabi o da atladı pozisyonu. En iyisi sen yine 4.hakemliğe devam et.

Birde son dakikalarda Gökay’ın serbest vuruşunda top iki direğin tam birleştiği nokta patlayınca olası 3 puan şansımızda kaybolmuş oldu.

Daha evvel ki yazlarımda da uyarmıştım. Geç olmadan takviyeler yapılsın ki; “Takım hazır değil, zamana ihtiyaç var!” tarzı sözleri duymayalım. Şimdi haliyle bunları veya benzerlerini duyacağız. Ancak şunu hatırlatmak gerekir ki, bir takım şampiyonluğu hedefliyorsa ilk 7 hafta çok kritiktir. Bu da böyle biline!

Kısacası takımın mücadelesi iyi ama rakip alanda baskı ve oluşturduğu pozisyon kısır! Yani gelenlerin takıma hazırlanması ise Teknik patron Alpay Hoca’nın elinde.