SAMSUNSPOR’A HAKEM ENGELİ!

Samsunspor kurduğu yeni kadro ile lisansları yetişmeyen oyuncularına rağmen saha avantajıyla 3 puan için çıktığı ligin ilk maçında golsüz maçın sonucunda 1 puana razı olmak zorunda kaldı.

Taraftarın daha fazla ilgi göstermesini bekliyordum. Ancak maalesef yeni sezona daha ısınamamış taraftarlarımız. Daha doğrusu ilerleyen haftalarda alacağı sonuçları bekliyor ve erkenden hayal kurmak istemiyor demek ki! Ülkede ki futbol anlayışı bu işte. Yani önce başarı sonra tribün desteği. Maçı yerinde izleyenlerin de yüre İLK GALİBİYET DEPLASMANDAN!

Mutlak galibiyet olarak Manisa’ya gidilmişti. Geçen haftanın sansasyonel lisans problemleri halledilmeside önemli bir gelişmeydi. Kuşkusuz ilk haftalar zor oluyor. Motivasyon anlamında da oyun anlamında da takımlar tam oturmuş olmuyor.

Bunun zorluklarını sadece biz değil diğer takımlarda hissediyor. Ancak ilk haftalarda biraz olsun ipi göğüsleyen takımlar ilerisi için daha avantajlı oluyorlar. Geçen hafta sahamızda ki beraberlik bu anlamda üzmüştü bizleri. Kaldı ki eksik oyuncuların oluşu da ve lisanslarının yetişmemesi de sinirlerin gerilmesine sebep olmuştu.

Bu hafta girilirken galibiyet beklenmesi de doğaldı. Ancak yine de rakip takımdan geçen sezonun son maçlarında sahamızda kayıbın rövanşını da yeni takımla almanın yollarını bulmakta öyle kolay olmayacaktı.

İlk yarıda galibiyeti bırakın biz bu maçı berabere bitirsek diye düşünmeye başladık. Angan ve Chibuike maça 11’de başladı. Samaras ve Larbi kenardaydı. Defansa bir hayli yük bindi bu yarıda. Daha çok rakip takımın ataklarını izledik. Ofansif anlamda son dakikalar haricinde çok organize olamadık. Kenarlara inmiş olsakta topu çok fazla kale önüne getiremedik.

Oyunu çok fazla yarı sahamızda kabul ettik. Kontra ataklarımız ise rakip defans ve orta alanda eridi. Elbette bunun en büyük nedeni futbolcuların birlikte oynamamış olmasıydı. Dağınık bir görüntümüz vardı sahada.

İlk yarıda rakibin en önemli pozisyonunu da kendi hatamızla geldi. Abdülkadir 39.dakida öyle hata yaptı ki golü kalemizde görebilirdik. Geri pası kısa düşünce Atiemwen topla buluştu. Onun vuruşunu yine Abdülkadir engelleyerek topun kornere gitmesini sağldı ve hatasını telafi etmiş oldu.

Buna rağmen ellerinden geleni sahada göstermeye çalıştı futbolcularımız. Angan orta alanda yere düşürülmesi biraz olsun ışık yaktı bize. Yine Angan’ın kaleciyi geçip vuruşunu defans çizgi önünden uzaklaştırdı. İlk yarı golsüz bitecek derken Chibuike’nin ortasında topla buluşan Halil İbrahim topu kontrol edip vuruşunda golü bulduk. Halil İbrahim, tıpkı geçen yıl olduğu gibi bu yılda Samsunspor’un ilk golünü atmış oldu.

İkinci yarı heyecan dolu, mücadele dolu ve aksiyon dolu geçti. Manisaspor daha çok risk aldıkça boşluklar bulup gol pozisyonları da yakaladık. Önce Axel Meye’nin şutu geldi. Furkan köşeden topu kornere çeldi. Angan ile gole yaklaşmış olsakta, son dakikalarda Ufuk’un birbirinden güzel hareketlerle çizgiye girip vuruşunun direkten dönmesiydi.

Furkan’ın geceye damga vurduğunu belirtmem gerekir. Aldığı pozisyonlarla birlikte kurtardığı penaltı ile maça damga vurmuş oldu. Çağrı’nın müdahelesi ile rakip oyuncu yerde kalınca Bitigen penaltı düdüğünü hiç düşünmeden çaldı. Topun başında eski oyuncumuz Mustafa Sevgi vardı. Ancak Furkan topun gidişini iyi takip edince köşeden topu kornere çelip penaltıyı kurtararak galibiyetin gelmesinde önemli bir işe imza attı.

Geçen hafta penaltımızı çalamayan Özgüç Türkalp’i hatırladık haliyle. Penaltıya itirazımız yok ama hakkımızında yenmesini istemiyoruz.

Ramazan Övüç yine maça damgasını vuran isimlerdendi. Hasan ise sakatlanıp oyundan çıkana kadar gerçekten büyük bir özveriyle oynadı. Zaman zaman ileri çıkıp takımın ataklarına destek verdi. Çağrı istekli ve oyuna katkı yapıyor. Lakin daha fazla ofansif anlamda paslar vermeli ve oyunun yönünü daha iyi belirlemeli.

Samaras’ın oyuna son dakikalarda girmiş olmasıyla kısacık sürede değerlendirmek oldukça zor. Ancak iyi ve tecrübeli bir oyuncunun olumlu etkilerini ilerleyen haftalarda izleyeceğiz diye düşünüyorum. Yani bu transferin eğer bir aksilik olmasa meyvelerini fazlasıyla tatacak bu takım ve taraftarlarımız.

Oyuncu değişikliklerinde en çok dikkat çeken isimde, Enes İslam’dı. Bu kadar genç oyuncuyu kazanmak istiyorsak daha garanti görülen skorları takip etmek gerekir. Alpay Hoca’nın, tecrübesizliğinin kurbanı olabilirdik. Oyuncu kazanmaya evet ama hedefe gidilen ortamda böylesi gençleri kazanırken skoru tutmanın ve üretmenin önemli olduğu anlarda sadece sıkıntıya düşürürsünüz. Hem takımı hemde genç oyuncuları.

Mücadele anlamında özellikle ikinci yarıda daha kontrollü daha bilinçli oynadık. Lakin yukarı da belirttiğim gibi ilk yarının büyük bölümünde nasıl oynadığımız belli değildi. Hazırlık paslarımız dahi sıkıntılıydı. Özellikle orta alandan çıkışlarımız beklendiği gibi değildi. Chibuike’nin gol pasını saymazsak sahada etkisini çok fazla göremedik. Ama tecrübesini de bu pozisyonda konuşturmuş oldu.

“Kazanan takım haklıdır!” derseniz lafım yok. Şükür ki 3 puanla dönmesini bildik. Bu takımın oturması ve daha çok pozisyon üretmesi için birkaç haftaya ihtiyaç olduğu kesin. Dilerim ki sahamızda Adanademirspor’u da yenip milli maç arasına rahat girip iyi bir hazırlık maçıyla eksiklerimizi gidermiş oluruz.
klerine sağlık diyorum.

Yönetimin, Angan’ın sahada olmasını sağlamasına rağmen iki aydır takımla çalışan ve hazırlık maçlarında da oynamasına rağmen Chibuike’nin lisansını yetiştirememesi gerçekten anlaşılır gibi değil.

Tüm buna rağmen ortaya konan mücadeleci futbol gelecek adına ümit vermiş oldu. Düşünün ki bu takıma yenilerinin de adapte olduğunu işte o zaman bambaşka bir Samsunspor olacaktır. Özellikle rakip alanda daha etkili ve yırtıcı bir Samsunspor bizleri bekliyor diyebilirim.

Angan, hem güçlü fiziği hemde tekniği ile ilerisi için bizilere ümit verdi. Oyuna girdiği ikinci yarıda rakip alanda oldukça etkili oldu. Belki son vuruş yapacağı bir pozisyon bulamadı ama özellikle rakip defansı bir hayli zorladı.

Samsunspor’un en eksik olarak görünen kısmı kenarlardan yapılan ortaların kısır oluşuydu. Biraz daha bunu artırmak gerekiyor. Ahmet Burak bu ihtiyacın ilacı nevinde. Ancak o da kenardaydı.

Diğer taraftan orta alanda ise daha diri olmamız ve rakip defansın arkasına daha fazla top atabilmemiz gerekiyor. Forvetleri nerdeyse pozisyona sokamadık. Buna rağmen duran toplarla rakip alanda tehlikeli olduk.

Maçın ilk dakikalarında Halil İbrahimin’in bulduğu pozisyon gerçekten bizleri fazlasıyla heyecanlandırdı ama kaleci açıyı iyi kapatınca mutlak golü değerlendiremedik. Yine ilk yarının sonlarında Hasan’ın kornerden gelen topa kafa vuruşu az farkla auta gidişini izledik.

İkinci yarıya iki takımda etkili başladı. Tempo ve mücadele üst düzeydeydi. Golü aradık ama bulamadık. Hakem faktörü de devreye girince ilk maçı golsüz bitirmek durumunda kaldık.

Hakem Özgüç Türkalp’i yıllardır sahalarda görürüm. Ancak hakemliğini beğenmediğim ve bizim maçlara da verilmesini hiç hazmetmem. Anca TFF nedense ilk maçımıza uygun görmüş! Bizde haliyle sesimizi çıkartamadık.

Sarı kartları bize karşı o kadar rahat çıkarttı ki başka takımın maçında olsa sahaya seyirci atlardı! Şükür bizde bu tür olayla oldukça az yaşanıyor.

Yıllar önce Hakem Ergül Yücedağ vardı. Lehimize vermediği penaltılardan sonra aleyhimize penaltı verince ortalık karışmıştı. Kulakları çınlasın Ercan Kol, meşhur bir gazetecimizin fotoğraf makinesinden son anda kurtarmıştı. Şükür ki böyle bir olay bu maçta en azından yaşanmadı.

İlk maç diye sen bir takıma düşmanlık yapmaya geldin yoksa iyi bir maç yöneteyim de bundan sonra da maç alayım diye mi geldin bu şehre? Ayıp değil mi, yazık değil mi?

Hadi ilk iki penaltıyı çalmadın, iyi de 66. dakikada rakip oyuncunun bariz elinden kornere giden topu nasıl görmezsin? Sen uydun yardımcı hakeminde senden kalır yanın yok tabi o da atladı pozisyonu. En iyisi sen yine 4.hakemliğe devam et.

Birde son dakikalarda Gökay’ın serbest vuruşunda top iki direğin tam birleştiği nokta patlayınca olası 3 puan şansımızda kaybolmuş oldu.

Daha evvel ki yazlarımda da uyarmıştım. Geç olmadan takviyeler yapılsın ki; “Takım hazır değil, zamana ihtiyaç var!” tarzı sözleri duymayalım. Şimdi haliyle bunları veya benzerlerini duyacağız. Ancak şunu hatırlatmak gerekir ki, bir takım şampiyonluğu hedefliyorsa ilk 7 hafta çok kritiktir. Bu da böyle biline!

Kısacası takımın mücadelesi iyi ama rakip alanda baskı ve oluşturduğu pozisyon kısır! Yani gelenlerin takıma hazırlanması ise Teknik patron Alpay Hoca’nın elinde.

SAMSUNSPOR YENİ 19 MAYIS STADINI AÇTI!

Yeni 19 Mayıs Stadı, Ankaragü takımıyla oynanan hazırlık maçıyla açılmış oldu. İlk golü atan Jonh CHİBUİKE, attığı golle de tarihe geçmiş oldu.

Stat açılışında birçok sıkıntılarla gelinmişti. Açılış tarihi defaatle değişti, Süper Kupa’nın oynanmasına karar verilmesinden sonra haklı olarak taraftarların “İlk maçı Samsunspor oymalı!” tepkisi oldu. Nihayetinde Ankaragücü ile hazırlık maçıda olsa sahaya adımını basan takım ünvanını almış olduk. Bununla birlikte ilk golü kendi stadımızda atma şerefini de elde etmiş olduk.

Bunların istatistik ve bilgi anlamında aslında çokta öteye geçmeyen yönleri var. Ama nihayetinde tarihte yer aldığı için 50 yıl sonrada olsa kim oynamıştı bu statda ilk maçı diye sorduklarında “Tabi ki Samsunspor!” denilebilecek. Gerisi teferruat bundan sonrası için.

Açılış esnasında da yine ilginç olaylar yaşanmaya devam etti. İstiklal Marşı kargaşasının yaşanmasını anlamış değilim. Herhalde resmi müsabaka olmadığı için gibi anlamsız birşeyler duyacağız. Her neyse artık olan oldu. Organizasyonu yapanların bunu düşünmesi ve böylesi bir ayıba yol açmamaları gerekirdi.

Yine Başkan Erkurt Tutu’nun konuşmasında tartışmalı yöneticinin istifaya çağırılması adına yapılan protesto vardı. Bu konuda en azından taraftarlarımız daha sağduyulu olup başka bir platformda bunu yapabilirlerdi.

Yeni stadın açılışına ücretsiz olmasına rağmen ilgi %50 civarındaydı. Yinede azımsanmayacak bir sayıydı. Önümüzde ki hafta yapılacak olan Süper Kupa finali öncesi bence son derece önemli bir test maçıydı. Yetkililer hem trafiğin akışını hemde statın kullanımını oldukça yakından takip etme ve eksikleri görme fırsatı bulmuşlardır.

Gelelim Samsunspor’un durumuna! Nihayetinde bizi ilgilendiren en önemli konuda bu. Çünkü takım iyi olmazsa oynadığınız stat süper olsa ne yazar?

Öncelikle Alpay Özalan’ın futbolculuğundan kalma efendiliği ve dürüstlüğü bir yana bu takımı nasıl sırtlayacağını hep beraber göreceğiz.

Başkan ve yönetim daha evvel ki tercihlerini son yıllarda biraz değiştirmişe benziyorlar. Uzun yıllardır yazılar yazıyorum, analizler yapıyorum. Başkan’ın tercihlerine şöyle bir göz gezdirdiğimde “tecrübeli hocalardan genç hocalara” yöneliş yaptığını görüyorum.

Alpay Özalan da bu Hocalar arasında en genç ve tecrübesiz olanı. Kuşkusuz böyle bir tercihi yaparken enine boyuna düşündüğünü tahmin edebiliyorum Başkan’ın. Takıma oynatmayı düşündüğü oyun sistemi hakkında bundan dolayı çokta bilgimizin olmaması doğaldır.

Geçen yıl çalıştırdığı, Eskişehirspor takımı zaten hazır bir takımdı. Bizim ise deyim yerindeyse baştan başa yenilenen ve değişen bir takım olacağız. Bunlar negatif olsada iyi bir teknik adam ile avantaja dönebilir. Tüm bunlar Alpay’ın elinde!

Nitekim hazırlık maçlarında skor olarak iyi sonuçlar alınıyor olması bir ışık olarak olumlu sinyaller veriyor takım. Ancak bunların yeterli olmayacağının herkes farkında. Ankaragücü maçıda bunlardan biriydi.
Hazırlık maçı olmasına rağmen, hem saha kenarının hemde saha içinin heyecanı ve hırsı beni biraz olsun umutlandırdı. Ancak hedefin Süper Lig olduğu bir ortamda ve koşullarda bu takımın ne kadar bizi üst sıralarda taşıyacağı açıkçası düşündürdü.

Hazır futbolcularımız var, bunların başında da Chibuike, Erkam, Abdülkadir ve Çağrı geliyor. Alperen ise çabalıyor ama yine forvet hattı için daha çok pozisyon almayı bilmeli artık. Onun için zaman oldukça daralmış durumda. Artık “Alperen golü atan isimdi!” diye yazmak istiyoruz.

Birçok oyuncunun değiştiği ortamda sistemden bahsetmek zor oluyor. Ancak topun daha ileriye oynanmaya çalışılması ve kanatların biraz olsun fazla kullanılmaya çalışılması olumlu olarak sahaya yansıdı. Bunan rağmen kale önüne rakipten daha az inmemiz iyice irdelenmeli. Mesala iki direkten dönen topu vardı Ankaragücü’nün. Ayrıca kale önüne daha rahat geldiler bize göre.

Karar verceğiniz ve denemeye aldığınız bir oyuncuyu son 7 dakikada oyuna almanın hiçbir anlamı yok. Biliyorsunuz Billy Michael diye bir oyuncu deneniyor. Geçen maçta da golü bulan oyuncu. Herkes merak ediyor nasıl oynuyor diye. Ama Alpay Hoca, onu son dakikalarda oyuna alıyor. Anlaşılır gibi değil.

Gol yemeden maçı bitirmiş olmamız bizim adımıza şans görülebilir ama bu futbolda hiçte doğru bir tercih değildir. Geciken forvet transferinin ilerleyen haftalarda umarım başımıza iş açmaz. Nitekim şunun şurasında iki hafta kaldı sezonun başlamasına. Bugün transfer edilmiş olsa 3 hazırlık maçı yapabilecek.

Kaleci transferi söylentileri de bitmek bilmiyor. Birçok isim geçti ve geçmeye de devam ediyor. Ancak bu takımın kaleciden önce acilen forvete ihtiyacı var. Elbette futbolda ki deyim “atanla tutanın iyi olacak!” sözüne katılıyorum. İşte bunun için diyorum ki öncelik kaleciniz iyi ise o halde liglerin başlamasına yakın zamanda golcünüz daha acil olanıdır.

Kısacası bu takım ligde birkaç takviyeden sonra ligde birşeyler yapar ama “Ligin tozunu atar!” diyebilmemiz çok zor. Bizleri öyle arkaya yaslanıp rahat maçlarda beklemiyor.

Başkan ve yönetimin çabasını anlıyorum ve takdir ediyorum. Elbette kolay değil transfer yapmak ama hedef Süper Lig ise maalesef mazeretinizde olmaz. Umarım ilk maçlarda alacağımız skorlar bizleri mutlu eder ve istenilen sonuçlarıda alabiliriz.

 

SAMSUNSPOR SÜPER LİGE KİLİTLENMELİ!

 

Samsunspor bu şehrin en önemli markası diyoruz lakin bunun için gerekli koşulları sağlamak için ne yapıyoruz? Bir forma kampanyasına dahi istenilen ve beklenilen desteği sağlamakta zorlanıyoruz. Hayır hayır zorlanmaktan ziyade bir türlü gerekeni yapmıyoruz.
155 bin hedefin 20 bin oluyorsa bunu düşünmek gerekir. Taraftarlarımız son haftalarda devreye girmemiş olsaydı bugün başka şeylerde yazıyor olabilirdik. Şükür ki zaten baştan beri hedefimiz ligde kalmak olduğu için sonucu güçbela da olsa yerine getirmiş olduk.
Yönetim tartışılıyor olması da ayrıca düşündürücü ve bir o kadarda enterasan geliyor bana. Bazı şeyleri ya tam muhakeme etmeden ve belli bir hissiyatla yazıyor, çiziyor ve konuşuyoruz yada belli birileri istediği için oluyor tüm bunlar.
Yönetimin başa geldiği dönemleri çok çabuk unuttuk. Başkan Erkurt Tutu’nun yeniden görevi alması için oluşturulan kamuoyunu daha dün gibi hatırlarım. Geldikten sonra üst üste puan silme cezaları, Umar’ın kaçması sonrasında FİFA transfer yasağı ve bununla birlikte ekonomik sıkıntılarla boğuşmasıdır.
Elbette hataları vardır yönetimin. Teknik Direktör tercihleri, sezon başında bazı futbolcuların ikna edilmeksizin gönderilmesi ve devre arası yapılan transfer hataları. Ancak bu takımın ligde tutunmuş olmasında yönetimin ve başkanın başarısı sayılmaz mı? Pekala sayılır.
Sapla samanı karıştırmadan olaylara bakmayı yeğlerim. Samsunspor ortak paydasında herkesin söyleyecekleri vardır muhakkak. Lakin niyeti olanların ve taliplilerin belli bir kamuoyu oluşturarak ve insanları yıpratarak değilde projelerini ve programlarını ortaya koyarak sahaya inmeleri en doğrusu olanıdır.
Seneye Samsunspor mutlaka ama mutlaka Süper Lige oynayacak bir teknik heyet ve kadro tercihi ile başlamalı. Aslında Özköylü ile bunun için anlaşılmıştı ve devre arası alınan oyuncularda bunun için transfer edilmişti. Hazır bir kadro ve teknik direktör ile başlamayı umut ediyorduk. Lakin erken havlu atılması neticesinde tekrardan başa dönülmüş olması benim adıma da hayal kırıklığıdır.
Son günlerde karşılıklı oluşan polemiğe girmek istemiyorum. Bunun için yorumda yapmak ve taraf olmakta istemiyorum. Çünkü kimseye yararı olmayacak şu aşamada ama Samsunspor ismi büyük yara alacaktır.
Başkan Erkurt Tutu’dan beklentimiz ise biran evvel geçen yıllarda yapılan hataları tekrarlamadan hem teknik heyeti hemde futbolcuları transfer etmesidir. Çünkü lig başladığında “Takım hazır değil. Zamana ihtiyacımız var!” gibi mazeretleri duymak istemiyoruz.
Olayın mali kısmını bizler çok bilemeyiz. Çünkü bu piyasa gerçekten ilginç ve bir o kadarda abartılı rakamların olduğu bir piyasa. Samsunspor ismine yakışan isimlerin gelmesi en büyük temennimizdir. Başkanın açıklamalarında ki iyimser cümlelere inanarak, genel kurulda da güven tazeleyerek biran evvel gerekeni yapmalıdır.
Tüm şehir artık Süper Lige kilitlenmeli, taraftar zaten buna fazlasıyla hazır. Düşünün şampiyonluğa oynamış gibi son maçlarına çıkan bir takım taraftarı yeni stat da yeni sezon da daha neler yapmaz. Bunun için şehrin söz sahipleri de gerekeni mutlaka yapacaklardır. Buna inanıyorum.
Diğer taraftan bir kulübün ne kadar önemli olduğu Gaziantep Ticaret Odası Başkanı’nın Beşiktaş maçı sonrası yaptığı açıklamayı hatırlamak isterim; “Beşiktaş taraftarlarının şehirde yaptığı iki günlük harcama toplamı 18 Milyon TL!” Bilmem anlatabildim mi?

 

 

YAKTIN BİZİ ÖZKALFA!

Yaktın Bizi Özkalfa!

Samsunspor için tüm şehir birlik olmuş ve “Bu aşkın kahramanı sensin!” programı düzenlenmişti. Bu organizasyonun gala gecesinde 30 bin forma satıldığı duyuruldu. Şu anda 50 bini bulmuş durumda.

Emeği geçenlere yürekten teşekkür ederim. Böyle bir sahiplenmeyi uzun zamandır görmemiştim. Umarız futbolcularda gereğini yapar diye ümit ettik hep beraber. Nihayetinde onlarında bu geceden nasıl bir camiaya geldiklerini görmeleri açısından son derece önemlİ program geride kalmış oldu.

Maçın saatine aldırış etmeden taraftar yine kendi üzerine düşeni yaptı ve statta yerini aldı. Rakip Mersin İY’dan mutlak 3 puan bekliyorduk. Nihayetinde Sivasspor karşısında bu takım hak etmediği bir mağlubiyet almıştı.

İlk dakikadan itibaren rakip alana yığmayı başardık oyunu. Onlarda kontra ataklarla kalemizde etkili olacaklardı. Tempoyu artırmaya başlığımız dakikalarda bu kadarda olmaz cinsinden hatalar zinciri yaşadık.

Bir anda kaptırılan topla buluşan Güven, ceza alanına girmeye çalışırken N’diaye arkadan müdahale yaptı. Bunu Tolga Özkalfa hataları takip etti. Öncelikle ilk kararında faulü ceza alanı dışında verdi ancak kenardan gelen uyarı ile penaltı noktasını gösterdi. Penaltı kararı doğru değildi. Bana göre kırmızı kartta yine ağırdı. Çünkü Güven’e yakın bir futbolcumuz daha vardı ve rahatlıkla pozisyona engel olabilecek durumdaydı.

Hatalar zincirini bu sefer penaltıyı kurtaran Muyters’e destek olmayan oyuncularımız devam ettirdi. Sinan’ın vuruşunu çelen Muyters’in topunu tamamlayan rakip oyuncu takımını öne geçirdi. Oyuncularımız burada ağır kalmış ve uyumamış olsalardı topu uzaklaştırmalı mümkün olacaktı.

Kısa bir bocalamadan sonra rakip alana yine oyunu yığmayı başardı futbolcularımız. Ancak Mersin İY öyle bir etten duvar kurdu ki top defansın arkasına atmak hiçte o kadar kolay değildi. Skoru koruma ve maçı en azından böyle götürme istekleri her hallerinden belliydi.

Brands’ın yerine oyuna Ercan girmesi defans güvenliği anlamında yerinde karardı. Çünkü yenilebilecek ikinci gol tüm umutları iyiden iyiye bitirecekti. İşte tüm risklerle birlikte rakip alana oyunu yığmanın meyvesini de almış olduk.

Hasan’ın enfes derinlemesine pasını Kone iyi bir vuruşla gol yapınca beraberliğide sağlamış olduk. İlk yarının sonlarında gelen bu gol ikinci yarı içinde bizlere umut oldu.

İkinci yarının da hemen başlarında bulduğumuz üst üste pozisyonlar hepimize ah vah ettirdi. Yine ilerleyen dakikalarda rakip alanda daha fazla görünen bir Samsunspor vardı. 10 kişi oynayan bir takım görüntümüz yoktu sahada.

İkinci gole yaklaşılan birçok pozisyon oldu. Buna karşılık rakibe hiç pozisyon verilmemeside ayrıca dikkat çekicidir. Hakem Tolga Özkalfa, takımımıza rahatlıkla gösterdiği kartlarda rakibe ise müsemmalı davranmaya devam etti. Oyundan çıkan Sinan’a kenarda değilde oyunda göstermeliydi ikinci sarı kartı. Birde penaltımızı es geçti Özkalfa. Kone’nin düşürülmesini göremedi.

Oyun devam ederken, Sinan’ın tahrikleriyle sahaya giren taraftarlarımız oldu. Bunu kabul etmemiz mümkün değil. Bunu fırsat bilen Mersinli futbolcuların oyununa gelmedi Hakem. Onların sahayı terk edelim düşüncesi açıkça görülüyordu. Bedavadan 3 puana alışmışlar nede olsa. Nasıl unuturuz ki o play-off’u!

Taraftarlarımızın sahaya girmeleri ise gereksiz bir o kadarda canımızı yakacak cinstendi. Bu kadar bıçak sırtı bir yerden geçerken olabilecek cezaların 3-5 kişiden ötürü olması kesinlikle kabul edilebilir değil.

Kime ne yazılabilir ki, tüm futbolcularımız ellerinden geleni yaptı. Takımı mağlubiyetten kurtardı. Gol attı ama gollerde kaçırdı. Hani galibiyet içten bile değildi. Uzun süre eksik oynamak ve ayakta kalmak zordur. Bunu başardılar.

Durumumuz kritikliğini koruyor. Mutlak 3 puan beklediğimiz bir maçtan hakem hatasıyla beraberlikten ayrılmak durumdan kalıyoruz. Bundan dolayı kimi nasıl eleştireceğiz veya niye eleştirelim. Diğer açıdan 1 puanda aldık denilebilir. Ama durumumuzun kritikliği devam edince kayıp olan 2 puan diye bakıyorum bu maça. Artık haftaya oynanacak Boluspor maçını bekleyeceğiz!

Osman Özköylü’ye verilen cezaya daha gelemedik. Gerçekten TFF’yi anlamakta güçlük çekiyoruz. Hakemi eleştirmenin karşılığı 3 maç ceza olur mu? El insaf! Ayıptır günahtır TFF.

Hesapta olmayan işlerden hesapta olmayan puan kayıpları yaşadık. Futbolda oluyor bunlar maalesef. Herşey istediğiniz gibi gitmiyor maçta. Ufak bir top kaybının dahi ne kadar önemsenmesi gerekliliğini gördük bu maçta. Takım olacak bu takım, hemde kayıpsız haftalar yaşayacak ama önemli olan tehlikeli sınırın üstüne çıkmamızdır. Haftalar daralmıyor eriyor artık!

BU TAKIM ASLA KÜME DÜŞMEYECEK!

aydindogdu@hotmail.com

UMUTLA BAK ÖNÜNE SAMSUNSPORUM!

Tüm şehirde Samsunspor coşkusu yaşanıyor. 14 Şubat da düzenlenecek 155 Bin Forma satış programı için tüm hazırlıklar devam ediyor. Taraftar takımı yalnız bırakmamak için soğuk hava demeden kilometrelerce yol gidiyor.

Tüm şehir erkanı Samsunspor için kenetlenmiş durumda. Samsunspor’a emek verenler ve gönül verenler uzun süreden sonra ilk defa kulüp için biraraya gelmiş durumda. Elbette bu coşkuyu alınan sonuçlarla da taçlandırmak gerekiyor.

Sıralamadaki yerimize bakınca gerçekten en ufak bir puan kaybına dahi tahammülümüzün olmadığı açık şekilde görülmektedir. İşte tüm bu duyguların ve yoğunluğun atmosferinde çıkıldı maça.

Sivasspor maçı bizim için olduğu kadar rakip içinde önemliydi. Üst sıralar için oynayan bir ekip. Takımın başında Sivasspor maçı ile küme düştüğümüz Mesut Bakkal bulunuyor. Yine bizim için önemli isim olan ve halen son maçta niçin oynatılmadığını anlamadığımız Gekas yer alıyor. İkinci yarı girdi oyuna. Aynı zamanda Hakan’da yine eski oyuncumuz.

Osman Hoca ise Sivasspor’un sezona başladığı isim. Tüm bu ayrıntılarla başladı soğuk ama güneşli bir havada maç. Maç ortada başladı. Ne biz sıralamaya göre ezik oynuyoruz nede Sivasspor üst sıralardaki takım gibi baskı kurabiliyor.

Maç ortada ve sıkı bir mücadele ile oynanıyor. İlk yarıda özellikle iki takımda rakip alanda çok fazla gözükmedi. Ama iki önemli pozisyon vardı. Önce Sivasspor yaklaşıyor gole, Erkam çizgi önünden kafa ile uzaklaştırıyor topu. Son dakikalarda ise Vedat gole yaklaşıyor ve vuruşunu kaleci çeliyor. Özellikle Burhan ve Ergin gibi iki hızlı adamla defans arkamıza sarkmaya çalıştılar. Buna izin vermedik ilk yarıda.

İkinci yarıya maça hızlı başlayan ev sahibi ilk dakikalarda Burhan’ın ortasında Ergin ile golü buluyor. Sonrasında yine baskıyı kuruyor kalemizde. Ancak kırıyoruz bu baskıyı. Toparlanan takım rakip alanda daha fazla oynamaya başlıyor. Önce Brands ceza alanında kaçırıyor golü. Kornere giden topun sonrasında N’diaye ile Sivas’ın plakası olan 58.dakikada golü buluyoruz ve skoru eşitliyoruz.

Sonrasına maç kıran kırana geçiyor. Tempo yükseliyor. Sakatlıklar üst üste geliyor bizde. Önce Furkan sonra Ahmet Burak ile zorunlu değişiklik yapıyoruz. Oyun dengede giderken kale önünde pozisyonlar üretmeye başlıyoruz.

Rakip defanstan İbrahim’in çizgi önünden ters vuruşu kornere gidiyor. Kale önüne yapılan serbest vuruşu kaleci elinden çıkarıyor topa hamle yapan Göksu’ya Ali Şaşal baya baya sarılıyor faul aleyhimize veriliyor.

Yine Ahmet Burak şık bir hareketle aldığı topla ceza alanına giriyor rakip defans oyuncu topa değil Ahmet Burak’ın ayağına vuruyor ama penaltı yerine aut işareti yapılıyor. Bunlar önemli ve dikkat çeken pozisyonlardı. Kim nasıl yorumlar bilemem ama net olarak verilmeyen penaltılardı.

Yine hakem sarı kartları bize karşı çok rahat kullanırken rakibe ağırdan aldı. Eğer böyle olmasaydı Emre’ye çok önceden sarı kart göstermesi gerekiyordu. Oluyor böyle hakem hataları maalesef diyemiyoruz! Olmamalı diyoruz.

Samsunspor takım olarak dişe diş mücadele etti. Ancak bazı oyuncularımız daha fazla insiyatif almalıydı. Brands bunlardan biriydi. Vedat çok hareketli ve top ayağına çok yakışıyor. Ancak bireysel değilde takım oyununa yönelik oynamalı. Göksu’dan yine daha fazla pozisyonun içinde olmasını bekliyoruz.

Yine kanatlardan gelen iki ortayla yenilen gollere dikkat etmemiz gerekiyor. Defansımızın arkasına atılan toplara dikkat çekmekte yarar var diyoruz. Kale önünde başarılıyız topu uzaklaştırmada ama yenilen iki kanat ortası sonrası goller düşündürdü bizleri.

Orta alandan çıkışlarımız ve hucumdayken kaptırılan topalar yine eleştirelecektir. Aynı zamanda kanatları çok fazla kullanamadık. Final pasları ve vuruşlarına daha dikkat etmek gerekiyor sanırım.

Kıran kırana geçen maç sonrası mağlup ayrılmak üzücüydü elbette. Tarifi olmaz böyle maçların. Binbir umutla giden taraftarlarımız en azından bir punla teselli olacaklardı ama o da olmadı maalesef.

Bu takım çok evvel olsaydı kesinlikle başka şekilde üzülüyor olacaktık. Ancak şimdi bunların düşünülmesi değil biran evvel alt sıralardan kurtulmanın derdindeyiz. Oyun ve skor üretme anlamında biraz daha zamana ihtiyaç olduğu söylemeleri bizim için artık geçerli değil. Çünkü sezonda geri sayımdayız. Zaman daralıyor!

Umarız ve dileriz ki ilerleyen haftalarda alacağımız seri galibiyetlerle bu kabustan kurtuluruz. Bunun için umut veren futbolumuz var sahada. Düşünün üst sıralara oynaya iki takımla oynuyorsunuz ve ilkini alıyorsunuz ikincisinde ise kolay lokma olmadığınızı gösteriyorsunuz.

Mersin ve Boluspor maçlarını sahamızda oynayacağız. Yine bu maçlarda dişe diş geçecek ve skor üstünlüğü ile birlikte seri galibiyetlerinde başlangıcı olsun diyorum.

Bu takım asla küme düşmeyecek!

 

SAMSUNSPOR TARAFTARIYLA BAMBAŞKA!

Rakip Y.Malatyaspor ligin zirvesinde ve puan kaybı olmaksızın yoluna devam etmek için geldi Samsun’a. Samsunspor ise takımı yenilemiş olmasına rağmen geride kalan iki maçta henüz hazır görüntü vermemişti.

Her ne kadar iyi futbol oynasa da Adanademirspor maçında mağlup olunca tüm taraftarları ve camiayı üzmüştü. Yinede herkes ileriye umutla bakıyordu. Ama futbol bu ve şakası olmayan bir iş olunca haliyle stresli bir durum oluşuyor herkeste.

Hafta içinde taraftarlarımızın sosyal medyadaki çabasıyla Samsunspor’a destek çağrısı etkisini gösterdi ve azımsanmayacak taraftarıyla maça çıkıldı. Maçtan önce rakiplerin kazanması da bu maçın bizim adımıza bir şekilde varoluş maçına dönmesine neden oldu.

Önceki yazımın sonunda şöyle yazmıştım “Bu maçı alacağız başka yolu yok!” Aynen böyleydi. Durum haftalar daraldıkça aleyhimize işlediği için geride kalanı bir kenara bakıp önümüze umutla bakabilmek adına bu maçı kazanmaktan başka çaremiz yoktu.

İlk dakikalardan itibaren yine hep belirttiğim topa basan, maçı istediğini rakibine hissettiren ve bunu yaparkende skor üreten bir takım görüntüsünün emareleri vardı. Oyun uzun süre kilitlenir gibi oldu.

Eğer siz rakibinizin üzerine bir şekilde baskı kurup oyununuzu kabul ettirirseniz mutlaka hata yapacaktır. Futbolcularımız bu kritik durumun bilincinde çıktılar sahaya. İlk dakikalarda Vedat’ın ortasına Brands kafa vuruşunda top kalecide kaldı.

Oyunu forse etmeye çalışan ve rakip üzerinde baskı kurmaya çalışan bir Samsunspor vardı sahada. Kone günün bence en çok çaba gösteren futbolcuların başında geliyordu. İlk düşürelen oydu ama hakem penaltıyı es geçti.

Rakip alanda yine baskı kurup rakibinde oyununu bozmaya çalışan takımımız bunun ilk meyvesini Hasan’ın yerde kalmasıyla aldı. Penaltıyı Brands gole çevirince öne geçtik. Benim gibi herkesin merakı öne geçtikten sonra takımın tepkisi ve oyun anlaşıydı kuşkusuz.

Golden sonraki ilk dakikaları başarıl bir şekilde atlatınca, takımın üzerinde ki baskıda kalkmış oldu. İkinci yarıya daha rahat başladık. Oyunu daha fazla rakip alana yığmaya başladık. Rakipte risk alınca pozisyon sayımızda artmış oldu.

Önce Kone sonra Göksu ile pozisyonlar bulduk. Sonrasında yine Kone aldığı derinlemesine pasla ceza alanına girip yaptığı asistle Brands’ın golüyle fark ikiye çıkmış oldu. İkinci yarının hemen başında gelen bu golle takımımız da bizlerde rahatladık.

O özlediğimiz taraftar şovlarıda, futbolcularımıza moral katmış oldu.

Y.Malatyaspor üzerimize gelmeye çalışsada defansımız oldukça dikkatliydi. Özellikle Ahmet Burak yaptığı çıkışlarla hem ataklara ve hem de rakibin yaptığı ataklara müsade etmedi.

Oyun konsantrasyonu ve dakikalar ilerledikçe oyundan düşmeler yaşadık. Bunun neticesinde rakip Ahmet Aras ile net pozisyon buldu. Onun vuruşu az farkla auta çıkınca rahat nefes aldık. Aldıkları riskle biraz daha öne çıkınca farkı 3’e çıkarmak içten bile değildi. Ama Kone birkaç denemeden sonra bunu başardı ve maçın skorunu tayin eden golü atarak başarılı oyununu taçlandırmış oldu.

Bu galibiyet başlangıç olsun diyoruz. Çünkü daha yol almamız gereken epey mesafe var. Seri galibiyetler gerekiyor bu sıkıntılı durumdan kurtulmak için. Verilecek aradan sonra yine üst sıraların bir başka ekibi Sivasspor ile deplasmanda oynayacağız.

O maçta elbette kolay olmayacak. Onlarda Mersin İY.’na kaybettiler ve bunu telafi etmek için sahaya çıkacaklar. Eğer Sivasspor maçında da bu maçta olduğu gibi skor üretebilirsek kazanmamız için bir neden yok. Yeter ki takım ne yaptığını bilsin!

Osman Hoca, büyük bir sevinç yaşadı haklı olarak. Hak etti. Sabır etti çünkü. Kolay değil böyle bir kaosu yönetmek. Kaldı ki onun açısındanda bir maç kazanmakla iş bitmiyor. Yine maçta yerinde duramadı. Her anında sahada oynuyormuş gibiydi.

Yönetim açısından da önemli bir kazanımdı bu maç. Yapılan transferlerin tartışılmaya başlanabileceği bir eşiği geçmiş oldular. Başkan Erkurt Tutu’nun nasıl bir risk aldığını çoğumuz farkında değiliz ama gerçek bu. Maalesef bu galibiyet tek başına yetmiyor ama birçok anlamı da beraberinde taşıyor.

Kalan haftalara daha umutla bakmak ve ligde kalmak anlamında önemli bir takımdan önemli bir galibiyet alınmıştır. İnşallah devamı gelir ve artık geriye bakmamıza gerek kalmayan günleri yaşarız.

Bu takım taraftarıyla varoldu ve onunla ayakta kaldı! Bu taraftar daha büyük başarıları hak ediyor…

SON DAKİKA ŞOKU!

Adanademirspor maçında gol aradık, puan bekledik. Hafta içinde gelen beş oyuncuyla birlikte kadromuzu bir hayli güçlendirdik. Elbette bunu sahada görmek içinde sabırsızlandık.

Bizim için kapalı kutu oyuncularımız olduğu gibi rakip içinde öyleydi. Bundan dolayı temkinli başladılar maça. Ev sahibi gibi değilde deplasman takımı gibi oynadılar. Yedikleri golün altında ezilmek istemiyorlardı.

İlk yarı boyunca antrenman maçı hüviyetinde geçti. Daha çok iki takımda birbirini tartan ve açık arayan bir oyun anlayışındaydı. Temposu düşük ve pozisyonu olmayan bir yarı izliyorduk ki önce Pote’nin vurduğu kafa şutunu Furkan çıkardı, sonrada Murat ve Hasan ile mutlak golden yararlanamadık.

İkinci yarı biraz daha ofansif oynamaya başladık. Rakibin üzerine daha çok gitmeye ve pozisyon üretmeye başladık. Belli aralıklarla tempoyu yükseltmiş olsakta istediğimiz golü bulamadık.

Kone ve Göksu ile gole yaklaştık. Luma ile zorladık. Göksu’nun enfes volesi direği sıyırıp auta giderken, Kone’nin penaltı noktasından vuruşuna gol diye ayağa kalkerken top havalandı ve auta gitti.

Adanademirspor ileride tek forvet oynattı Pote’yi. Fiziğiyle defansımızı zaman zaman zorlasada istediği pozisyonu bulamadı son dakikaya kadar. Lakin uzatmalarda rakibin son atağında hatalı yer tutuş ve Pote’ye önlem alınmayışının cezasını ağır ödedik.

Hemde rakip son 15 dakikayı on kişi oynamasına rağmen mağlup olduk. Daha evvelde yazdım, öyle oyuncu topluluğu gelecek diye bir anda füze gibi havalanmak zordur diye. Elbette ışıltısı var, elbette umut var takımda. Ancak insan unsurunu unutmamak gerekir.

Osman Hoca, 2-3 hafta var derken bunu kastediyordu. Anca ben şunu beklerdim, rakip alanda daha çok koşalım, rakibi hafif ısırır gibi değilde biraz daha tempoyu yükselterek dengesini bozalım, kanatları daha çok kullanalım ve daha çok pozisyon üretelim.

Mesela Hasan’ı çıkarmanın doğru olmadığı kanaatindeyim. Diğer taraftan Brands henüz hazır değil. Lumu hareketli ama daha vakit var. Ancak oyuna girdiği ilk dakikalarda rakip kaleye girip attığı şut ile ileride neler yapabileceğini gösterdi.

Kısacası artık bu takım gol ve gollere kavuşmalı. Bu şoku biran evvel atlatmalı. Osman Özköylü takımı ateşlemeli. Takım daha çok rakibin üzerine gidebilecek bir hale gelmeli. Elbette, bunun için daha ilk defa oynamış takımdan ilk maçta beklemek hayalcilikti. Ama en azından yakaladığımız pozisyonu gol atmak gerekiyordu.

Bir nevi rakip ikinci yarıda bir geldi pir geldi ve son saniye golüyle temlik penaltısı gibi golü atıp haftalar sonra galip gelmesini bildi.

Haftaya Yeni Malatyaspor ile sahamızda oynayacağız. Bu bir varoluş maçı olacaktır. Bu bir şahlanış maçı olacaktır. Artık bunun zamanı geldi vede geçiyor. Geçen hafta yazdığım gibi geri sayım başladı. Telafiler azaldığı haftalardayız. Seri galibiyetler ancak bizi rahatlatacak ama önce gol atalım ve galip gelmeyi becerelim.

Uzun lafın kısası “Bu maçı alacağız başka yolu yok!”

2017 YILI SAMSUNSPOR’UN YILI OLSUN!

2017 Samsunspor’un Yılı Olsun!

Bilindiği gibi 2016 Samsunspor’umuz açısından oldukça sıkıntılı geçti. Önce şampiyonluktan olduk, şimdide kümede kalma derdine düştük. Kısacası bizler için tam bir hüsran yılı oldu.

2016’ya girerken Umar’ın şikayeti üzerine FİFA’nın iki dönem transfer yasağıyla tam anlamıyla şoke olduk. Çünkü ortada konuşulan para miktarı böylesi hayati bir cezayı gerektirmeyecek dereceydi. Zaten yıllanmış borçlar varken daha taze bir olaydan ceza ile yeni yıla başlamış olduk.

Tam anlamıyla kabus dolu günlerin de başlangıcı oldu!

İki transfer dönemi bizi ne derece zor duruma düşürdüğünü hep beraber gördük ve yaşadık. Emin Kar yönetiminin, (şahsını kastetmiyorum) beceriksiziliyle özetlenebilecek bir acemilikle geldik bu durumlara. Oysa verdiklerini iddia ettikleri p Samsunspor Taraftarıyla Bambaşka!

Rakip Y.Malatyaspor ligin zirvesinde ve puan kaybı olmaksızın yoluna devam etmek için geldi Samsun’a. Samsunspor ise takımı yenilemiş olmasına rağmen geride kalan iki maçta henüz hazır görüntü vermemişti.

Her ne kadar iyi futbol oynasa da Adanademirspor maçında mağlup olunca tüm taraftarları ve camiayı üzmüştü. Yinede herkes ileriye umutla bakıyordu. Ama futbol bu ve şakası olmayan bir iş olunca haliyle stresli bir durum oluşuyor herkeste.

Hafta içinde taraftarlarımızın sosyal medyadaki çabasıyla Samsunspor’a destek çağrısı etkisini gösterdi ve azımsanmayacak taraftarıyla maça çıkıldı. Maçtan önce rakiplerin kazanması da bu maçın bizim adımıza bir şekilde varoluş maçına dönmesine neden oldu.

Önceki yazımın sonunda şöyle yazmıştım “Bu maçı alacağız başka yolu yok!” Aynen böyleydi. Durum haftalar daraldıkça aleyhimize işlediği için geride kalanı bir kenara bakıp önümüze umutla bakabilmek adına bu maçı kazanmaktan başka çaremiz yoktu.

İlk dakikalardan itibaren yine hep belirttiğim topa basan, maçı istediğini rakibine hissettiren ve bunu yaparkende skor üreten bir takım görüntüsünün emareleri vardı. Oyun uzun süre kilitlenir gibi oldu.

Eğer siz rakibinizin üzerine bir şekilde baskı kurup oyununuzu kabul ettirirseniz mutlaka hata yapacaktır. Futbolcularımız bu kritik durumun bilincinde çıktılar sahaya. İlk dakikalarda Vedat’ın ortasına Brands kafa vuruşunda top kalecide kaldı.

Oyunu forse etmeye çalışan ve rakip üzerinde baskı kurmaya çalışan bir Samsunspor vardı sahada. Kone günün bence en çok çaba gösteren futbolcuların başında geliyordu. İlk düşürelen oydu ama hakem penaltıyı es geçti.

Rakip alanda yine baskı kurup rakibinde oyununu bozmaya çalışan takımımız bunun ilk meyvesini Hasan’ın yerde kalmasıyla aldı. Penaltıyı Brands gole çevirince öne geçtik. Benim gibi herkesin merakı öne geçtikten sonra takımın tepkisi ve oyun anlaşıydı kuşkusuz.

Golden sonraki ilk dakikaları başarıl bir şekilde atlatınca, takımın üzerinde ki baskıda kalkmış oldu. İkinci yarıya daha rahat başladık. Oyunu daha fazla rakip alana yığmaya başladık. Rakipte risk alınca pozisyon sayımızda artmış oldu.

Önce Kone sonra Göksu ile pozisyonlar bulduk. Sonrasında yine Kone aldığı derinlemesine pasla ceza alanına girip yaptığı asistle Brands’ın golüyle fark ikiye çıkmış oldu. İkinci yarının hemen başında gelen bu golle takımımız da bizlerde rahatladık.

O özlediğimiz taraftar şovlarıda, futbolcularımıza moral katmış oldu.

Y.Malatyaspor üzerimize gelmeye çalışsada defansımız oldukça dikkatliydi. Özellikle Ahmet Burak yaptığı çıkışlarla hem ataklara ve hem de rakibin yaptığı ataklara müsade etmedi.

Oyun konsantrasyonu ve dakikalar ilerledikçe oyundan düşmeler yaşadık. Bunun neticesinde rakip Ahmet Aras ile net pozisyon buldu. Onun vuruşu az farkla auta çıkınca rahat nefes aldık. Aldıkları riskle biraz daha öne çıkınca farkı 3’e çıkarmak içten bile değildi. Ama Kone birkaç denemeden sonra bunu başardı ve maçın skorunu tayin eden golü atarak başarılı oyununu taçlandırmış oldu.

Bu galibiyet başlangıç olsun diyoruz. Çünkü daha yol almamız gereken epey mesafe var. Seri galibiyetler gerekiyor bu sıkıntılı durumdan kurtulmak için. Verilecek aradan sonra yine üst sıraların bir başka ekibi Sivasspor ile deplasmanda oynayacağız.

O maçta elbette kolay olmayacak. Onlarda Mersin İY.’na kaybettiler ve bunu telafi etmek için sahaya çıkacaklar. Eğer Sivasspor maçında da bu maçta olduğu gibi skor üretebilirsek kazanmamız için bir neden yok. Yeter ki takım ne yaptığını bilsin!

Osman Hoca, büyük bir sevinç yaşadı haklı olarak. Hak etti. Sabır etti çünkü. Kolay değil böyle bir kaosu yönetmek. Kaldı ki onun açısındanda bir maç kazanmakla iş bitmiyor. Yine maçta yerinde duramadı. Her anında sahada oynuyormuş gibiydi.

Yönetim açısından da önemli bir kazanımdı bu maç. Yapılan transferlerin tartışılmaya başlanabileceği bir eşiği geçmiş oldular. Başkan Erkurt Tutu’nun nasıl bir risk aldığını çoğumuz farkında değiliz ama gerçek bu. Maalesef bu galibiyet tek başına yetmiyor ama birçok anlamı da beraberinde taşıyor.

Kalan haftalara daha umutla bakmak ve ligde kalmak anlamında önemli bir takımdan önemli bir galibiyet alınmıştır. İnşallah devamı gelir ve artık geriye bakmamıza gerek kalmayan günleri yaşarız.

Bu takım taraftarıyla varoldu ve onunla ayakta kaldı! Bu taraftar daha büyük başarıları hak ediyor…
aradan dolayı makbuz almış olasalardı bugün farklı şeyler konuşacak ve yazacaktık.

Transfer yasağına binaen yaşanan uzun haftalar gol problemide tuzu biberi oldu üst sıralardan gerilememizin. Bir türlü aşılamayan sorunlara yenileri eklendi. Ümit Özat’ın anlamsız tavırlarını yaşadık hep beraber.

Yerine gelen Engin Korukır da yine istenilen başarıyı yakalamayınca bir düşme potasında dolaştık ama hepimiz için lig öyle hale geldi ki biran evvel bitsede yeniden başlasak dedik. Lakin “Beterinde beteri varmış!” demeye başladık.

Önce Taha, sonra Ofoedu, derken Ekigho bir bir ayrıldı takımdan. Birde kaptan Musa Aydın’ın futbolu ‘mecburen’ bırakmasıyla takım iyice güç yitiridi. Elbette Engin Korukır’ın hatasıyla birlikte Yönetiminde hataları oldu. En azından gidenleri tutmasını bilmeliydiler. Nitekim Başkan Erkurt Tutu da bunu açık yüreklilikle ifade etti.

Sezona düşme korkusuyla başladık. Nitekim korktuğumuz başımıza da geldi ve ligin ilk yarısını altlarda kapattık. 2016’yı da böylelikle son sıralarda kapatmış olduk. Takıma sonradan gelen Osman Özköylü de yine bu çilenin bitmesini açıkça ifade ettiği çok oldu.

Artık tüm herkes, yönetimiyle, futbolcusuyla, teknik heyeti, taraftarı ve medyasıyla büyük bir camia olan Samsunspor’umuzun bu sıkıntılı dönemin biran evvel aşılmasını istiyor.

İyi ama bu öyle kolay olmayacak!

Yönetimin FİFA’nın yasağının bitmesinin ardından kapalı olan transfer tahtasının da açılması için uğraş verdiğini yakınen izliyoruz. Lakin burada da ciddi problemlerin olduğuda muhakkak. Çünkü tam transfer tahtasının açılacağı zamanda mevcut şikayetlere yenileride eklenmiş durumda. Bu durum yönetimin yükünü daha da artırıyor.

Yıllanmış borçlara yeni borçlar eklenmiş ve maddi anlamda aşılması zor bir durum var ortada. Birde yeni transferlerin oluşturacağı maddi yük! Görüyorum ki herkes hergün birini transfer ediyor. Herkeste bir telaş, bir heyecan, sosyal medya desen alem! Takım biranda ‘füze misali biranda uzaya çıksın’ misali olacak diye bekliyor, bekliyoruz.

Unutulmamalı ki insan faktörü var futbolda. Ne kadar kaliteli transfer yapılırsa yapılsın belli bir süre gerekecek. Futbolcu robot veya bilgisayar değil ki kurgulansın, programlansın ve sahaya sürülsün hemen başarı gelsin. Duygu var, beceri var ve o anda ki vuruş tekniği gibi birçok olasılıkla oynanıyor futbol.

Olası bir kaç olumsuz sonuç sadece futbolcuyu ve Osman Hoca’yı değil yönetimide sıkıntıya düşercektir. Tabi ki şu durumda kimse Süper Lig beklemiyor. Bu durumda en büyük avantajları olacaktır. Çünkü öncelik alt sıralardan kurtulmaktır. Eğer ilk beş haftada bunu başarmış olursa takım, daha bir güvenle oynamaya devam edecektir. Üzerlerindeki baskı da kalkmış olacaktır.

Gelenlerin mevcutlara göre bir nebze iyi olması farkındalık oluşturacaktır ama gelecek yılın planlanması da yapılıyorsa muhakkak ki -alınan sonuçlara göre- belli bir süreden sonra “Yetmez!” sözlerini daha şimdiden duyar gibiyim.

Ancak tüm bunları bir tarafa bırakıyor ve diyorum ki; Samsunspor öncelikle alt sıralardan hızla uzaklaşmalıdır. Sonra bu takıma ve hocaya destek verilmelidir. En önemlisi de sabır edilmeli. Umarız ki beklentimizin ötesinde bir takım buluruz sahada.

Tüm taraftarlarımızın ve Samsunspor yönetiminin, futbolcumuzun teknik heyetin 2017 yılının başarılarla dolu geçmesini temenni ederim.

aydindogdu@hotmail.com