LİDERDEN FARKLI TARİFE!

Şehit haberleriyle hüzünlendik, morallerimiz bozuldu. Bu hüzünle bırakın düşünmeyi oynamak dahi zordur. Sevinemiyorsunuz dahi. Nasıl sevineceksiniz ki kendi ilimiz başta olmak üzere ülkenin geneline yansıyan hüzünler varken.

Tüm şehitlerimize Allah’tan rahmet, kederli ailelerine de sabırlar dilerim.

Tüm bu duygularla taraftarlarımız da bayraklarıyla geldiler, hazırlık yaptılar ve açtıkları pankartla da şehitlerimizi unutmadılar. 20 bini aşan bir taraftar kitlesi vardı. Yine tezahüratlarıyla takımlarını desteklediler.

İnegölspor, transfer yasağına rağmen alt yapıdan takviyelerle ligde önemli sonuçlar aldı. Play-off potasında olan İnegölspor, üst üste aldığı galibiyetlerle geldi şehrimize.

Maça hızlı başlayan ve pozisyon arayan taraf olduk. Kubilay sahadaydı ve iyi de başladı maça. Yaptığı ortayı iyi takip eden Guido öne geçiren golümüzü attı.

Maçın temposunu düşürdüğümüz zamanlarda rakip daha etkili oldu. Buna rağmen Caner’in çizgiye inip yaptığı şutu direkten döndü. Rakibe topu verdiğimizde kalemizde etkili oldular. İşte o anlardan birinde Veli iki kez uzaklaştırmasına rağmen top rakip oyuncuda kalınca eşitlik golünü buldular.

İşin şakaya gelir tarafı olmadığını ve rakibi hafife almamanın gereğini anlayan futbolcularımız vitesi artırınca gollerde beraberinde geldi. Oğuz zaman zaman aksamış olsa da, maçın genelinde etkili oldu. Yaptığı asistlerin ilkinde Guido’yu topla buluşturdu ve onun vuruşuyla da top ağlara gitti.

Yalçın’ın bu takım için ne denli olduğunu bu maçta da gördük. Hem defansta yaptığı hem de hücumda yaptığı etki gerçekten önemliydi. Onun yaptığı asistle topla buluşan Burak farkı ikiye çıkaran golü de atmış oldu.

İnegölspor, hem oyun oynamayı düşünen hem de oyunu çirkinleştirmeyen görüntüsüyle de taktiri hak ediyor. 3-1 olan skora rağmen oyun disiplinlerinden taviz vermediler. Yine gol aramaya ve kalemize yakın olmaya çalıştılar.

İkinci yarıya daha rolanti devam etti. Ertuğrul Hoca, Bahattin ile başlamamıştı. Kubilay’ın yerine onu oyuna aldı. Böylelikle sahada bir anda üç etkili hücum gücü oluştu. Kaçan pozisyonlarımız vardı. Rakibin de Nurullah da eriyen şutları.

Perdeyi kapatan golümüz Bahattin’den geldi. Oğuz’un enfes aşırtma pasıyla topla buluşan Bahattin, farkı 3’e çıkaran topu filelere göndermeyi başardı.

Oyun anlamında da göz doldurucuydu. Takımımız hem en yaptığını bilen, ne şekilde ataklar yapacağını biliyordu. Rahattı sahada. Kubilay’da etkiliydi oyunda kaldığı sürede. Yine Yalçın gibi Veli de parıldadı. Her ne kadar yenilen golde top uzaklaşmamış olsa da artık takıma ve oyuna alıştığını gösterdi.

Ercan, sanırım hücum yönünü biraz daha geliştirmiş olsa tam çift yönlü bir hamle oyuncusu olacak gibi duruyor. Bulunduğu mevki de daha çok defansif gibi duruyor. Ofansif yönünü geliştirirse ilerisi için çok daha oyununa kalite koyabilecek. Tabi hocası ondan ne beklediği de ayrı bir konu.

Sahaya çıkmadan, maç oynanılmadan kazanılmaz duygusuyla çıktığımız maçı farklı kazanmayı başardık. Geçen haftaki yazımın sonunda belirttiğim, puan farkını artırırız öngörüm de gerçekleşince haftayı bir hayli kazançlı tamamlamış olduk. Puan farkı 10 oldu!

Dile kolay nereden nereye diyor insan. İlk yarının sonlarına doğru hiçte hesapta olmayan bir puan farkı. Elbette biz yine matematiksel olarak tamamlanmamış olan bir başarı daima eksik olur diyoruz.

Sancaktepe maçı geldi çattı. Firesiz galibiyet serimiz 10’a çıktı. Bu tarihimizde 35 yıl sonra olmuş olan bir serinin de egalesi. Rekor dan ziyade bu performansın devamı için sahaya çıkacağız. Sancaktepe yine formda bir ekip. Belki de bu gruptan çıkabilecek güçte olan kim olur bizden başka diye sorsalar Sancaktepe ilklerden olurdu.

Bu maçın ciddiyeti de ayrı bir durum. İki yıldır bırakın puan almayı gol dahi atamamışız. Bu bile apayrı bir motivasyon aracıdır. Futbolcularımız da bu bilinçle çıkacaklardır ve seriye devam edeceklerdir diye düşünüyorum. Tabi futbolcularımız da bunu bizden daha çok istemeleri gerekiyor. İşte o istek ve oyun disiplini bizlere bu güveni veriyor.


LİDER KAZANMASINI BİLDİ!

Kırklarelispor özellikle Türkiye Kupasında yaptığı sükse ile adından sıkça bahsettirdi ve haklı olarak övgüler aldı. Buna karşılık ligde son haftalarda aldığı sonuçların etkisiyle de play-off da olan iddiasını yitirdi ve kendisini düşme hattının bir tık üstünde buldu.

Şahsen düşme korkusu yaşayacağını düşünmüyorum. Oynadığı futbol son bir kaç haftadır 3 güne bir maç yapmasının etkisiyle düşüşte olduğu aşikar. Sarıyer’den yedikleri fark da buydu.

Maçın başlarında kontrollü oyun gösterdi kendisini. Hakimiyeti iki takım da kuramadı. Biraz tempomuz düşüktü. Guido gününde olmayanların başında geliyordu. Ercan’ı, Hocamız yine orta alanda görev vererek Amed maçının ödülünü vermiş oldu.

Bahattin ile üst üste yakaladığımız pozisyonu gole çevirmiş olsaydık golü daha erken bulmamız içten bile değildi. Bura da hakeza son iki maçın performans olarak gerisindeydi bu maçta.

Zaman zaman orta alan mücadelesi olarak geçen maçın skorunu da orta alan ismi olan Gökhan Alsan belirledi. Caner’in çizgiden yaptığı ortaya çok iyi takip ederek yaptığı kafa vuruşuyla öne geçtik.

İkinci yarı da oyunun fauller sakatlıklar durmasıyla zaten düşük seyreden oyun temposunu da iyice sekteye uğrattı. Rakip yüklendiğinde bulduğumuz pozisyonları da gole çevirmeyi başaramadık.

Bahattin’in pozisyon girişimleri de sonuçsuz kaldı. İbrahim Halil’in şutu bu yarıda kayıtlarımıza düşen nadir etkili şuttu. Hani daha etkili diyebileceğimiz Kubilay’ın oyuna alınması orta alanda top tutmaması da mümkün kılabilirdi.

Yalçın’ın oyunda olması ve o bölgede oldukça etken bir durum dikkatlerimizi çekti. Rakibin ataklarının bir çoğunun defans bloğumuzda kalmış olması, Nurullah’ın başarılı kurtarışlarıyla birlikte tek farlı da olsa maçı kazanmasını bilen oyun disiplini yüksek bir maçı geride bırakmış olduk.

Belki beklenen oyunun gerisinde olmamız hayal kırıklığı yaşatmış olabilir ancak artık son haftalara girilen şu ortamda elbette maç trafiğinin de etkisiyle birlikte skorun öne çıktığı bir maç bizleri de memnun etmeli. Nihayetinde kazanmak ve böylesi önemli bir deplasmandan kayıpsız dönmekte önemli.

Nihayetinde kalan 9 haftaya 7 puan gibi önemli bir avantajla giriyoruz. Artık sahamızda oynayacağımız İnegölspor maçıyla tribünleri de doldurup yavaş yavaş şampiyonluğun hazırlıkları başlar.

İnegölspor da formda bir ekip ve play-off’u ciddi ciddi hedefliyor. Kayda değer bir takım ve asla hafife alınmamalı. O maçı da kayıpsız geçerek son haftalara kalmadan bu ligden kurtulmuş oluruz düşüncesindeyim.

Artık haftaya pazar günü herkesin lideri layıkıyla karşılaması ve tribünleri doldurma vakti geldi. Bakarsınız puan farkı kazanmamız durumda daha da açılır. Neden olmasın?

FARKLI TARİFE!

Ligde tek gol atamadığımız takımdı Amedspor. Bunun yanı sıra deplasmanda ki ilk maçımızda da puan kaybetmiştik. Onların biraz daha rahat çıktığı bir maçtı oysa bizim için kayıpsız geçmek daha önemliydi.

Taraftarın hafta içi ve öğlen saatine rağmen ilgisi çok iyi sayılır. Düşünün ki bu kadar bir topluluğa dahi kaç tane takım hasret. Daha pazar günü oynadığımız maçta dahi 3 binin üzerinde gelen kitle için tribünler doldu deniyor. Maça gelenlere sağlanan kolaylık için tüm herkese teşekkürler.

Kadroda cezalılar nedeniyle farklı bir 11’de çıktık. Bahattin’i yanında tuttu Ertuğrul Hoca. Kubilay bir kaç hafta sonra ilk 11 de başladı. Oldukça da iyi bir maç çıkarttı. Yine Ahmethan da bu maçta sahada yerini alanlar arasındaydı.

Erkam sakatlıktan döndüğünü gösterdi, Yalçın da yedekten başladığı maça sonradan oyuna girerek ben hazırım görüntüsünü vermiş oldu.

Maça iki takımda rahat başladı. İlk önemli atak ve maçlarında ki en önemli pozisyondu rakibin. Burak’ın geldiği günden bu yana en büyük hatasıydı denilebilir. Ayağına gelen fırsatı rakip futbolcu dışarı atarak bize rahat nefes aldırdı.

Bu uyarıdan sonra biraz olsun toparlanan takımımız, rakip alanda daha fazla göründü ve oyununu da rakibe kabul ettirdi. Ayağa paslarla sürekli pozisyon arayan taraf bizdik.

Bunun meyvelerini çok geçmeden gördük ve Manisa maçının kahramanı Burak bu maçta da gol atarak takımımız öne geçirmiş oldu. Rakibin bir anlamda da “gol yemem belki!” beklentisini de çok geciktirmeden bitirmiş oldu.

Oyunun temposu anlamında oldukça düşük bir döneme girdik bu dakikadan itibaren. Rakibin öyle basacak, koşacak mecali yok gibiydi. Beklentimizin çok gerisindeydiler. Bu durumda futbolcularımız bir bakıma işlerine geldi. Çünkü çok fazla efor sarf etmeden ayağa paslarla pozisyon aramaya yöneltti.

İlk yarı bitmen Kubilay’ın enfes ortasına Gökhan Alsan’ın mükemmel kontrolü ve vuruşuyla gelen gol ile bizlerde olası bir kaza golünün önüne de geçmiş oldu.

İkinci yarı da aynı temposuzluk devam etti. Oyuna giren Bahattin ile biraz olsun alevlenen ataklarımız oldu. Bahattin’e atılan defans arkasına topta kaleci erken çıktı devamında ki şutumuzu rakip defans çizgiden kornere çıkarttı.

Kubilay’ın akıllı pasıyla, içeriye Gökhan Alsan tarafından yapılan ortaya Ahmethan’ın takibiyle gelen golle de farklı bir tarifeye ulaşmış olduk. Hakem’e değinecek olursak, bu kadar rahat maçı bile kendine iş çıkarırcasına yönetti diyebiliriz. Bir penaltımızı es geçti, ikili mücadelelerde bize yapılan faulleri adeta görmedi. Teknik heyetin de sık sık itirazlarını da görmüş olduk. Şükür ki kazasız geçtik bu maçı.

Bu maçı da kazasız geçtikten sonra gelen 1922 Konyaspor-Manisa Fk maçının 3-3 berabere bitmesiyle puan farkını da 7’ye çıkartmış olduk. Artık iyice açılan bu puan farkının daha da artması muhtemel. Yeter ki pazar günü oynayacağımız Kırklarelispor maçını da kazasız bir şekilde geçelim.

Kırklarelispor ilginç bir takım. Ligde de artık hedefleri kalmadı. Özellikle kupa maçları onları bir hayli yormuşa benziyor. Düşünün Sarıyer’den fark yediler. Tabi bu bizi aldatmamalı. Çünkü iyi bir Kırklarelspor bizi bir hayli zorlar.

Ertuğrul Hoca’nın yaptığı konuşmalarda rehavet uyarısının devam edeceğini düşünüyorum. Çünkü puan farkları şu durumda psikolojik anlamda önemli ama futbol ihmale gelmez. Bunun için matematiksel anlamda garantilenmeyen hiçbir başarı bizi kesmemeli.

Hep derler ya bu lig farklıdır, hocada bu ligi bilmelidir. Öteden beri de ben hep futbolun gerçeklerini yansıttıktan sonra ligin çok önemi olmaz. Yani ligi tanımak veya tanımamak değil futbolun gerçeklerini, doğrularını yapmaktır önemli olan savını yazdım. Ancak İrfan Hoca, biraz bu düşüncemi akamete uğratmıştı. Ertuğrul Hoca, sağolsun bu savımın haklılığını göstermiş oldu.

Kazanarak devam etme alışkanlığı önemli ve bunun da gelecek haftalara yansıması dileğiyle. Artık bu saatten sonra dönüşü olmayan bir yoldayız. İnşallah bir kaç hafta da işi sıkı tuttuğumuzda bu iş erkenden bitecektir.

LİDERLİK TAÇLANDI!

Manisa FK, ile oynanacak maç sezonun maçı olarak bakılan bir maçtı. Cihat Hoca’nın ilk iç saha maçıydı. Onların bir anlamda olmazsa olmaz maçlarından biriydi. Çünkü psikolojik üstünlüğü de yeni hocalarıyla ele geçirmek istiyorlardı.

Yağan yağmura rağmen tribünler doldu. Az sayıda ayrılan taraftarımıza ayrılan yer zaten dolmaması imkansız olurdu. Trt’nin maçı yayınlaması dahi yağmurlu havaya rağmen ilgiyi azaltmamıştı.

Yüksel Bey’in bu maçta mutlaka yerini alması gerektiğine dair düşüncemi belirtmiştim. Tüm imkanlarını zorlayarak maça yetişti. Son derece yerinde bir hamleydi. İnanın bunların önemi çok hele de bu tür kritik maçlarda.

Verdiği röportajda da hem prim olayına hem de maç öncesi bazı yerlerden yazdırıldığı belli olan kulüp üyeliğiyle ilgili haklı sitemini dile getirdi.

Saha zemini su birikintileriyle dolu olunca iki takımı da olumsuz etkiledi. Buna rağmen iyi bir mücadele olacağını daha ilk dakikalardan görmüş olduk.

Ertuğrul Hoca yine farklı bir 11 ile çıktı sahaya. Burak 11 de yerini alırken, İbrahim Halil’i kenarda tuttu. Sakat ve cezalılardan dolayı da Ercan sol bekte görev yaptı. İkinci yarıda görevini Erkam’a bıraktı.

Belki de maçın kırılma anı yaşandı 24. dakika içinde. Manisa’nın iki topu üst üste direkten döndü. Dönen topta ise gole yaklaşan taraf olduk. Bahattin’in ortasına Gökhan Alsan’ın kafası kalecinin kontrolünde kornere gitti.

Maçın tempo kazanamamasında elbette suyun büyük etkisi vardı. Çünkü gerçekten bizim ataklarımızda da suya takılmalar çok oldu. Bulduğum geniş alanlar da takılıp kaldık. Topu yerden oynamayı seven iki takımı da oldukça etkiledi.

Saha zemini böyle olunca duran topların ve uzaktan şutlarında önemi artıyor. Burada önemli olanı da en az hata yapanın önde olacağıydı. İki teknik kapasitesi yüksek takımın mücadelesinde ön plana çıkan da fiziki kabiliyeti oldu.

İkinci yarıya iki takımda yine istekli başladı. İlk tehlikeli ataklarda rakipten geldi. Oyunu rakip alana yığdığımız anlarda tehlike oluyorduk. Bunun içinde orta alanda çoğalıp topu rakip alana hızlı atmamız gerekiyordu. Serdar’ın şutunu Nurullah’ın uzanışı gerçekten görülmeye değerdi.

Burak tam olarak özelliğini göstermesini beklediğimiz maçlardan biriydi. Dakikalar daha 55’den yeni çıkarken gelen gol ile büyük bir avantaj sağladık. Burak’ın gelen ortaya şık vuruşu direkten dönse de rakip defanstan top ağlarla buluştu.

Oyunu artık domine eden taraf bizdik. Tam istediğimiz gibi rakip alanda boşluklar bulmaya başladık. Burak işte tam da bu dediğimiz şekilde ilk golünü atarak farkı ikiye çıkarttık.

Rakibin oyuna tutunma çabaları ve psikolojik olarak da geriye düşünce bu sefer Bahattin ile 3. golü bulduk ve rakibe şahı çekip mat yapmış olduk.

Sonrasında gelen golleri de onlar için sadece beyhude bir uğraş olacaktı.

Maçın içinde özellikle ayakta kalanın üstün olacağı bir durum vardı. Çünkü üçüncü rakip olan su birikintileri buna en büyük etkendi. Özellikle futbolcularımızın mücadele gücü ve istekleri oldukça memnuniyet vericiydi.

Yine defans bloğumuzun yerinde hamleleri vardı. Bu maçta yine Gökhan Alsan’ın çabası da önemliydi. Guido’nun ilk golde ki ortası, ikinci ve üçüncü gollerde atağı başlatması ile maça damga vuran isim oldu. Hatalar olsa da birinin hatasını diğeri telafi etti.

Hakem Zorbay Küçük’ün atanmasının nimetlerini gördük. Çünkü özellikle bir kaç pozisyonda hemen elini kaldıran rakip oyunculara hiç taviz vermedi. Bana göre tek eleştirilecek kararı ilk dakikalarda Guido’ya gösterdiği sarı karttı. Bunun dışında gayet güzel bir maçı yönetti. Kendisini tebrik ediyorum.

Maç maç gidiyoruz. Kazanmış olsak da daha hiç bir şey bitmeyecek demiştim önceki yazımda. Yine aynı yerdeyim. Çünkü daha önemli 11 maçımız var. Rakiplerin bize karşı ne derece oynadıkları ve bilendikleri ortada. Bunun için aynı ciddiyetle devam etmeliyiz.

Elbette çok önemli bir avantaj sağlamış olduk. Öyle böyle değil yani. Zaten Ertuğrul Hoca bu uyarıyı da basın toplantısında sıcağı sıcağına dile getirdi. Haklı olarak. Rehavete giremeyiz.

Çarşamba günü Amed ve sonrasında da Kırklarelispor maçıyla bu galibiyetleri taçlandırmalıyız.

Tüm oyuncularımıza gösterdikleri bu üstün mücadeleden ötürü teşekkür bir borç bilirim.

TUTKU KAR DİNLEMEDİ!

Akşam saatlerinde başlayan kar yağışına ve yolların olumsuz hale gelmesine rağmen yine de maça hatırı sayılır bir ilgi vardı. Günlerdir süren koreografi hazırlığı tüm endişelere rağmen yapıldı. Emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler. 

Tabi sahayı bu maça hazırlayan görevlileri de unutmamak gerekiyor. Çünkü hummalı bir çalışmayla zemini pırıl pırıl hale getirdiler. Elbette Yüksel Bey’in çabasıyla yapılan hibrit çimin yapılmasının önemini bu maçta daha net görmüş olduk. Öyle ki zemin de kalkan hiçbir yer yoktu. 

Dün rakibimiz Manisa Fk’nın geriden gelip son dakika golüyle sahadan galibiyetle ayrılmasının bu maça etkisi de önemliydi. O maçta türlü tartışmalar oldu. Bazı ihlallerin olduğu gerçeği var ama biz önce kendi işimize bakacağız. 

Afyon da ikinci yarıya önemli takviyelerle başlamış ve aldığı üst üste galibiyetlerle play-off da iddiasını sürdürmüştü. Sarıyer’e sahasında mağlup olduktan sonra bizim maçta onlar için daha da önemli hale geldi. 

Geçen hafta Tarsus hatta Pendik ve sonrasında Afyon maçlarında da gördük ki onların bu iddialarının bir başka boyutu da olası bir playoff eşleşmelerinde neler yapabileceklerini görmek istemeleri. Ben bir bakıma işe artık böyle de bakıyorum. Çünkü playoff birçok kez sürprizlere açıktır. Bunun için bizim işi sıkı tutup şampiyon olarak çıkmalıyız. 

Ertuğrul Hoca, yine geçen haftaya benzer bir kadroyla çıktı. Gökhan Meral yerine Ramazan Çevik başladı. İkinci yarı da ki sakatlığıyla da yine yer değiştirdiler. 

Hoca hafta içinde benim de dikkat çektiğim zemin meselesine değindi. Bir tek ben yazınca acaba yanlış mı gördüm demiştim. Bizim gibi ayağa top yapan takımlar için zeminin iyi olması gerekiyor. 

Oyuna iki takım da istekli başladı. Afyon da öyle geride kabul edeyim anlayışı yoktu. İlk önemli pozisyonu da rakip buldu. Bizde rakip alanda kaptığımız toplarla pozisyon arıyorduk. 

Caner’in yaptığı ortaya defans-kaleci anlaşmazlığıyla araya giren Gökhan Alsan’ın topa kafayla müdahelesine Atabey’in boş kaleye dokunması kalmıştı. Böylesi önemli ve dirençli bir rakibe karşı erken gol atmak önemliydi. 

Oyunun temposunu düşürdük golden sonra. İlk yarda topun kontrolü de rakipte kaldı. Bizden daha çok topu istediklerini gösterdiler. Bizde acaba rakibi yarı alanımızda yakalayıp kontra bulur muyuz düşüncesindeydik. 

Beraber oynama alışkanlığının önemini daha net gördük maçta zaman zaman. Çünkü araya atılan toplara yapılan koşular ve final paslarında doğruyu yapma becerisi önemliydi. 

Burak Çalık’ın driplinglerini bekledik. Muhsin’in ona top atmasını. İbrahim Halil’den de maestro olmasını. Top çalıp kritik paslarla rakibin adeta belini kırmasını ama olmadı. Yer yer gösterir gibi oldularsa da gününde bir Afyon vardı. İyi direnç gösterdiler. Pozisyon da ürettiler ama son vuruşlarında iyi ki bir o kadar becerikli değillerdi. 

İkinci yarıda Ramazan sakatlanarak yerini Gökhan Meral’e verdi ve o dakikada da sarı kart gördü. Birkaç dakika sonra da kademe hatası yaptı ve rakip oyuncu kale dibinden topu auta atmayı başardı. Ancak hakkını vermek gerekirse ilerleyen dakikalarda bir iki yerinde hamle yaptı. 

Burak’a çok iş düştü bugün. Maç boyunca bir çok topa müdahale etti. Hocaları bilerek mi yaptı bilemem ama iyi bir Burak Yılmaz izledik. 

Burak Çalık’ın yerine giren Bahattin ile rakip alanda daha fazla görünmeye başladık. Biraz daha pozisyona girmeye başladık. Bulduk da ama gününde bir defans ve kaleciyi geçemedik. 

Yine oyuna giren Guido’nun verdiği son dakika pasında Bahattin kaleciyle karşı karşıya kaldı ve fişi de çekmiş oldu. Muhsin’in artistik pasını da es geçmeyelim nihayetinde atağı başlatan isim oydu.

Artık tüm konsantrasyonumuzla haftaya Manisa ile oynayacağımız maçtayız. Üç ihtimalli bir maç. Elbette rakibin daha çok isteyeceği gibi duran bir maç. Son haftalarda ki yaptığımız hataları yapmamamız gereken bir maç. Belki de Ertuğrul Hoca’yı bu düşündürüyordur.

12 maçta 11 yaparak gidiyoruz. 55 puandayız! Bizim için anlamlı ama bu puanda kalmaya niyetimiz yok tabi ki! İkinci yarıya da 5 de 5 yaparak firesiz orada olacağız. Belki son haftalarda ki oyun anlamında mutlu olamasak da skoru almayı ve oyun disiplinimizle ayakta kalmayı başaran bir takımız. En büyük artımız mücadelemizi artırdık. Bunun dışında son vuruşlarda ki formda isimlerimiz var. 

Yine rakip Manisa’da gol ayakları güçlü olan bir takım. Artık erken final gibi gözükse de bu maçla hiçbir şey bitmiş olmayacak. Kazanmış olsakta böyle! Çünkü bizim de rakibimizin de çok kritik maçları olacak. 

Burada ki enerjimiz bize sahamızda hafta içi oynayacağımız ve akabinde deplasmana gideceğimiz maçlar için dahi önemli bir etken olacak. 

Burada şunu belirtmem gerekiyor ki Yüksel Başkan mutlaka ama mutlaka Manisa da oynanan maçta yerini almalı. Niye mi? Bu tür maçlar sahiplenme gerektirir. Belki kendi de bunu düşünüyordur ama yine de yazma ihtiyacı hissetim. Çok fazla polemiğe girmeden bunun böyle olması gerekliliğini söylüyorum sadece.

Futbolun içinde sadece taktik yok. Ayakta kalmak ve mücadele etmekte var. Futbolcularımıza Allah kolaylık versin. Futbol şansının yanımızda olmaya devam etmesi dileğiyle hep beraber Manisa maçına hazırlanalım. 

İKİNCİ YARIDA Kİ HAMLELER!

Tarsus İ.Y play-off hedefleyen bir ekip. Başında Ergün Hoca var ve takımını da özellikle iç sahada daha iyi oynattığı açık. Kendi sahasında ki son dört maçını kazanmayı başarmış olması da bunu gösteriyor. 

Saha zemini için söylenecek bir şey yok. Gerçekten bakımsızlık her halinden belli oluyor. Yıllardır yazılıp çizilmesine rağmen TFF yetkilileri bu tür konulara bir çözüm bulamadı. Keşke standart bir uygulaması olsa artık bu saha zeminlerinin de!

Yüksel Bey’e bir kez daha teşekkür edelim. Zemine yaptırdığı hibrit uygulama ile ne denli hassasiyetle davranarak olması gerekeni göstermiş oldu. 

Taraftarımız kendisine ayrılan yeri doldurarak bu uzak deplasmanda takımını yalnız bırakmadı. Hepsine sonsuz teşekkürler. 

Ertuğrul Hoca, önemli bir risk alarak başladı maça. Kadroda ilk kez beraber oynayanların sayısı arttı. Hani hep denilir ya oturmuş kadro mantığımız vardı. Guido, Kubilay ve Atabey kulübede başladılar. Yerlerine de Muhsin, Burak Çalık ve İbrahim Halil ile başladı. 

Şöyle kağıt üzerine bakılınca çok fazla sırıtan bir takım yoktu. Kubilay’ın son haftalarda ki düşüşü anlaşılabilirdi. Guido belki böylesi maç için daha ofansif bir ağırlık katabilir görünüyordu. Ancak sonradan da oyuna girmeyince acaba sakatlığı mı var dedirtti. 

Maça iki takımda karşılıklı pozisyonlarla başladı. Tarsus istekli olduğunu gösterdi. İç saha avantajını kullanmak için her şeyi yaptılar. Kalemize yakın oynama istekleri onları pozisyon zenginliğine kavuşturdu. 

Alperen Pak’ın, Burak Çalık’a net faulünü göremeyen hakem maçı devam ettirdi ve o pozisyon sonrası da Yılmaz Can klas bir vuruşla takımına golü kazandırdı. 

Bu gol iştahıyla daha fazla oynamaya devam ettiler. Ancak bizim buna reaksiyon gösterme becerimiz beklentilerin çok altında kaldı. Uyumsuz görüntümüze Gökhan Meral’ın da gününde olmayışı eklenince beklentiden daha fazla rakibe pozisyon verdik. 

Bahattin’in ileri de yalnız kalışı ve topla fazla bulunamayışına ilk yarı da çözüm üretemedik. Burak Çalık, istekliydi belki ama hani organize atakların içinde bu maç için göremedik. Yine Muhsin den daha fazla ofansa katkı bekliyorduk. Bunu ikinci yarı zaman zaman gösterdi bize.

Bahattin’in son dakika topla buluşması ve sonrası bize

İkinci yarıya Gökhan Meral’in yerine Ramazan ile başladı Ertuğrul Hoca. Ramazan çıkışlarıyla birlikte en azından rakip alanda daha fazla olmayı başardık. Yapılan ortada topun rakip defansın eliyle kontrol etmesi sonrasında kazanılan penaltıyı gole çeviren Bahattin ile eşitliği sağladık. 

Golün moraliyle daha fazla pozisyon arama gayretlerimiz vardı. Rakip ise kaptığı toplarla kontra atak düşüncesindeydi. Orta alanda özellikle yaptıkları baskıyla da pozisyon üretmeyi başardılar. 

Burak Yılmaz maç boyunca kritik hamleler yaptı ki bunların en barizi de kendi kafasından seken topa yaptığı hamleydi. Gerçekten riskliydi belki ama enfes bir görüntü çıkarttı ortaya. 

Yine bizim canlı İbrahim Halil’e ihtiyacımız var. Rakibin baskısına o alanda daha çok cevap verip topu kazanmalıydı. İkili mücadelelerde ayakta kalırsa işte o zaman tamam diyeceğiz. Yoksa teknik olarak sıkıntısı yok zaten. 

Ertuğrul Hoca ikinci hamlesini Burak Çalık’ın yerine Ahmethan Köse’yi alarak yaptı. Bu hamle netice getirdi. Önce faulü aldırdı takıma. Sonrasında da Muhsin’in enfes ortasına iyi yükselip kafayla topu ağalara göndererek galibiyet golümüzü de atmış oldu. 

Bu golden sonra rakibin de cansız atakları vardı. Özellikle ilk yarıda gösterdikleri eforla bir hayli yoruldukları da gözlendi. Bu bizim işimizi biraz daha kolaylaştırmış oldu. 

Kubilay’ın da oyuna girmesiyle top hakimiyeti bize geçti. Son dakikaları kontrollü bir şekilde bitirerek çok önemli bir galibiyet aldık ve liderliğimizi puan farkıyla devam ettirdik. 

Hakem genç ve belli ki tecrübesi az. Bu maç ona bol geldi. Birçok pozisyonda aleyhimize düdük çalarak veya yediğimiz gol öncesinde olduğu gibi de faullerimizi de görmeyerek rakibin ekmeğine yağ sürdü. Hoş onlara da kartları baya cömert çıkarttı. Penaltıyı iyi ki gördü de erkenden golü bulduk. Yoksa maçın önüne geçen bir hakem bizi katletti yazacaktık. 

Yarış içinde olduğumuz Manisa Fk da, Şanlıurfaspor’a averaj için çıktığını gösterircesine 7 farklı kazandı ve böylelikle averaj olarak üstümüze geçti. Onların haftaya zorlu bir Sarıyer maçı var. Biz de Afyon ile oynadıktan sonra Manisa ile oynayıp, iki takımında dengesi açışısında çok önemli bir maçı oynayacağız. Bir nevi erken final. Kazananın avantaj sağlayacağı bir maç!

Ertuğrul Hoca hafta içinde basın toplantısında rehavet uyarısı yaparak işimizin kolay olmadığını ve kazanılmış herhangi bir şampiyonluğunda bulunmadığını söyledi. Gayet yerinde ve gerekli bir açıklamaydı. 

Elbette hepimiz kayıpsız geçelim istiyoruz her haftayı. Ancak TRTSPOR’un da maçları vermesiyle birlikte rakiplerin de bize karşı öteden beri daha dirençli oynamasıyla maçlarımız zor geçiyor. Bu gayet doğal. Ancak bizim buna karşı koyacak mücadele gücünü ve direncini de her hafta artırarak göstermemiz elzem. 

Haftalardır oyun anlamında değil de mücadele ederek maçları kazanmamız bu ligin doğasında var dedirtiyor bizlere. Top oynamaya çalıştıkça rakipler buna müsade etmeyecek şekilde temaslı oynuyorlar. Bu maçta da olduğu gibi öne geçtiklerinde de kalecileri daha devre bitmeden ayağına kramp giriyor! Düşünün artık gerisini. 

Neden biz öne geçtikten sonra yerde adamları olmadı, neden kalecilerine ilerleyen süreye rağmen ilk yarıda giren kramp tekrarlamadı? Çünkü böyle bir şeyi yok!

Sahamızda Afyon maçını kazanarak Manisa’ya gidip önemli bir galibiyetle de taçlandırmak en büyük dileğimiz. Bunu yapacak gücümüz var. 

LİDERLİK PERÇİNLENDİ!

Elazığ merkez üssü olan depremde yine bizleri üzen haberler geldi. Samsun dahil bir çok ilimiz de yaşadı depremi. Bu vesileyle hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılarımıza da acil şifalar dilerim. Dileriz bir daha böyle acılar yaşanmaz.

Yüksel Yıldırım da bu acıya kayıtsız kalmadı ve maçın gelirlerini bağışlayacağını açıklayarak örnek bir davranış sergilemiş oldu.

Ertuğrul Hoca da depreme vurgu yaparak değerlendirme yapmadı ve sadece futbolcularımızın da galibiyet primlerini bağışlayarak bu acıya ortak olacaklarını belirtti.

Daha fazla ilgi bekliyorduk kuşkusuz tribünlere. Yine 17 bin civarında bir seyirci kitlesi de küçümsenemez ama bu desteğin artık daha da artması gerekiyor. Belki oynanan futbola sığınanlar olacaktır onlara da el insaf diyorum artık. Çünkü kulübe kim sahip çıkacak söylemlerimiz vardı daha düne kadar. Sahip çıkanlara da desteğin artarak devam etmesi gerekiyor.

Sahamızda ki maçın mutlak favorisiydik. İlk dakika içinde de Bahattin’in şutunu gördük. Maça ağırlığımızı koyduğumuz ve o mücadeleyi gösterdiğimiz zamanlarda oldukça etkili oluyoruz.

Rakibinde mutlaka puana ihtiyacı var. Kötü gidişlerine son vermek niyetiyle geldiler ki Oktay Derelioğlu da bunu kovalamak için takımını iyi hazırlamıştı ve zaman zaman da etkili oldular maç içinde.

Serbest atıştan Gökhan Alsan ile öne geçtik. Bundan sonra daha rahat oynadık. Biraz kendimizi sıkmadık. Oyun üstünlüğü bizde görünmüş olsa da rakip bulduğu pozisyonlarla gol aradı.

Bahattin ile farkı artırabilecek pozisyonlar bulduk. Bunlardan çok çok net olanları vardı. Bir türlü son haftalarda ki o aradığı golü bulamadı. Ancak rakip alanda oldukça etkili olduğunu belirtmek gerekir.

Oyunu orta alanda ağırlığımızı koyacak olan Kubilay o beklenen performans artırımını göremedik. Bu maçta da basit topların dışında iş bitirici paslarını izleyemedik. Ondan daha fazlasını bekliyoruz ki bunu yapabilir.

Yine rakip oldukça çok rahat pozisyonlar buldu. Bazılarını Burak engelledi Veli engelledi ama orta alanımız rahat geçildi. Kalecimize bu maçta en az üç pozisyonda iş düştü. Bu pozisyonlar öyle geçiştirilen cinsten değildi. Düşünün bunlardan biri gol olsa daha fazla strese girebilirdik.

Rakip alanda etkiliydik elbette. Bunun erken gol bulmamızda kuşkusuz etkisi oldu. İkinci yarıda da sayısız goller kaçırdık. Atabey’in net pozisyonu direkten göndü. Akabinde onların da yine şutu direkten döndü.

Tempoyu düşürdüğümüz zamanlarda oldukça sıkıntı yaşıyoruz. Bu anlarda biraz mücadeleyi de artırmalıyız. Özellikle son bölümü çok iyi geçirmediğimizi söyleyebiliriz. Daha çok gol aramalıyız oysa.

Gökhan Alsan, ikinci golü elbette nefes aldırdı ama onun işaret ettiği gibi maç henüz bitmedi ki rakip de bunu bize gösterdi. Bunlara daha dikkat etmeliyiz.

Rakibimiz Manisa Fk, Trabzon Hekimoğlu deplasmanında berabere kalınca puan farkını da 2’ye çıkarmış olduk. Bu avantajı iyi değerlendirip gelecek haftalara taşımalıyız.

Sıkıntı şu biraz maçta farkı ve öne geçmeyi görünce konsantrasyonu da kaybediyoruz. Bunu daha fazla gol daha fazla mücadele ile taçlandırmayı da becermeliyiz.

Ertuğrul Hoca, buna dikkat çekiyor ama futbolcular bunu tam anlamıyor ya da kendilerini riske atmak istemiyorlar. Ancak bu rahatlık da bizleri düşündürüyor.

Elbette ki kalan maçlar için bu mücadeleyi daha artırmalıyız. Haftaya yine zorlu Tarsus maçımız var. Dileriz bunu da kayıpsız geçerek yolumuza devam ederiz.

Artık puan kayıplarının az olacağı ve kendi adımıza da bunun kredisinin olmadığı haftalardayız. Her rakibin bir iddiası var. Ertuğurul Hoca bunu hafta içinde gayet güzel bir şekilde izah etti. Bunun anlaşılabildiği ölçüde bizde hedefe rahat varacağız.

KIRAN KIRANA MAÇ!

20 Ocak 1989 Tarihi yıl dönümünü yaşadığımız şu günlerde yine hüzün kaplar bizleri. Hiç bir şey dolduramaz onların yerini. Sevilen dizi Seksenler unutmadı…onlara teşekkür ediyoruz. Yine futbolcularımız “Unutmadık, Unutmayacağız!” pankartıyla çıktılar sahaya. Anma programları da olacak o gün yine. Emeği geçen herkese teşekkürü bir borç biliriz bizlerde.

Pendikspor iddiasını play-off için sürdüren bir ekip. Maçın zor geçeceğini bekliyorduk. Öyle de oldu. Hakem faktörünü doğrusu hesap etmemiştik. Buna ayrıca değineceğiz.

Maçın hemen başından itibaren rakip kolay lokma değilim düşüncesini bize göstermeye çalıştı. Oyunu yarı sahamıza yıkıp çıkmamızı ve oyun kurmamızı engelleyerek kaptığı toplarla gol bulma çabasındaydı.

Bu tür pozisyonları da maç içinde yakaladılar. İlk tehlikeli pozisyon rakipten geldi ve Ercan’a çarpan top kornere gitti. Ercan, maçın genelinde istekliydi ama vasatı aşamadı doğrusu. Bazı pozisyonlar da adamını kaçırdı. Kontra yediğimiz oldu.

Nurullah başarılı bir günü geride bıraktı. Oyunun sıkıştı ve kalemizde yakın olan durumlarda ustaca çıkarttı topları.

Orta alan mücadelesi ve pozisyon sıkıntısı yaşadığımız anlarda Bahattin’in çok iyi gördüğü Guido ile öne geçtik. Bu gol tam zamanında gelmiş oldu. Çünkü gerçekten hem oyun üstünlüğünü kuramadık hem de oyun çok sıkıştı. Geniş alanlar bulmakta zorlandık.

İkinci yarıya çok baskılı girdi rakip. Öyle ki rakip adeta karargah kurdu ilk dakikalarda kale önümüze yakın. Bu anlarda Caner dahi hata yaptı. Atabey kale önünden top çıkarttı. Nurullah bir o top bir bu topa uçtu.

Ertuğrul Hoca, zamanında değişikliklerle oyuna müdahale etmiş oldu. Özellikle Muhsin dirençli oyunuyla topu rakip alana taşıdık. Diğer taraftan İbrahim Halil ile de orta alanda kaptığı topla birlikte ikinci golümüzü bularak rahatlamış olduk.

Dişe diş mücadelenin ardından kazanılan üç puan oldukça önemliydi. Yeniler kenarda başladılar ve sonradan oyuna girdiler. Özellikle Muhsin’in ilerleyen haftalarda takıma daha çok katkı yapacağını düşünüyorum. İbrahim Halil için zaten maç eksiğinin dışında oldukça teknik bir oyuncu diye belirtmiştim. Attığı golle de forma mücadelesini sürdürecektir. Yine stoper Veli de takım için kritik transferlerden olduğunu göstermiş oldu.

Bu yıl hakem hatalarını çok hissetmedik. En azından öyle göz göre göre olmamıştı. Bu maçta ne yazık ki tekmelere maruz kalan futbolcularımız oldu. Sertlik düzeyi yüksek maçtı. Maalesef Erkam sakatlanarak oyundan çıktı. Dileriz ciddi bir sakatlığı yoktur. Kendisine geçmiş olsun diyoruz.

Nedendir bilemeyiz ama özellikle penaltı beklediğimiz oldu, hadi neyse dedik ama hem Bahattin’e hem de Muhsin’e yapılan sert müdahaleleri es geçti. Halbuki bunlar sarı kartlık hareketlerdi.

Rakibe bu kadar tolerans gösterirseniz onlarda alabildiğince sert oynar. Haftaya sahamızda Bak ile karşılaşacağız. Bu maçta kolay geçmeyecek elbette ama Pendik maçında ki mücadele gücümüzü gördükten sonra umutlarımız daha da arttı. Nedeni de geçmişte bu tür rakiplere karşı puan kayıplarını düşününce bu maçtaki 3 puanın kıymeti daha da anlaşılıyor. Çorum maçı kaybı da böylesi bir maç sonrasıydı.

Artık her maçın final olduğu haftalardan sonra gülen tarafın bizim olmaması içten bile değil. Yeter ki bu mücadeleyi ve isteği sahaya yansıtalım. Elbette oyun keyfi yoktu belki ama rakibinde ne denli ortaya mücadele koyduğunu hesaba katmak gerekiyor.

Kıran kırana geçen maçı kazanmanın mutluluğuyla haftayı geçireceğiz. Teknik heyet ve futbolcuların hepsine teşekkürler.

LİDER SAMSUNSPOR!

Yılport Samsunspor olarak hedeflerimiz büyük. Öncelikle bu ligden kurtulmak. Kurtulmak diyoruz zira buralar gözden ırak olduğu için oldukça da tartışmalı kararların da uygulandığı ve futbol oynamak değil oynatmamak üzerine kurulmuş lig sanki.

Oysa futbolcular kapasitelerini zorlamış olsa belki daha zevkli karşılaşmaların oynanması da ihtimal. Gümüşhane de zor günler geçiren ve belki bir puan alırım duygusuyla sahaya çıkan bir görüntüye sahipti. Fatih Akyel bu gerçeği bildiği için takımı gol yemesine rağmen yine de defansta tuttu takımını.

Oldukça hızlı başladık maça. Eğer Bahattin o golü yapmış olsaydı daha ilk saniyelerde golü bulmuş olacaktık. Rakip defans yerleşince yine kanatlara inmek ve oradan yapılan ortalarla gol aradık.

Buna rağmen rakibin gelişen ani atağından yaptığı uzaktan şutuna Nurullah enfes uzandı ve mutlak golü önledi.

Belki tempoyu daha artırabilmiş olsaydık golü daha erken bulabilirdik. Bahattin çok fazla topla buluşamadı. Gökhan Alsan ve Atabey ile gole yaklaştığımız anlar oldu ilk yarı ortalarında.

Gol gecikince taraftarlarda tempoya ayak uydurdu ve biraz suskun kaldı maçta. Taraftarın daha çok doldurmasını bekledik doğrusu stadı. Yine de yalnız bırakmadı takımını soğuk ve yağışlı havaya rağmen.

Sessizliği Caner’in adrese teslim ortasına iyi yükselen Atabey, yaptığı kafa vuruşuyla bozdu. Gol baskısını üzerinden atan takımımız daha rahat oyun ortaya koymaya başladı.

Yine Caner’in başlattığı atak sonrasında Ferhat’ın pasına düzgün bir vuruşla cevap veren Gökhan Alsan farkı ikiye çıkaran golü attı.

ikinci yarı daha rahat çıkan takımımız oyunu da rolanti de götürdü. Fazla bir efor sarfetmedi. Bunda rakibinde payı var kuşkusuz. Çünkü oyun rakip alanda geçti. Bu yarıda Bahattin bulduğu pozisyonlar oldu ancak bunları değerlendiremedi.

Ferhat’ın içeriye ortasına güzel bir kafa vuruşuyla karşılayan Gökhan Alsan ikinci golünü atarak farkı da 3’e çıkarmayı başardı.

En azında bir gol içinde olsun biraz öne çıkan Gümüşhane bunlarda da başarısız oldu. Ancak iki önemli pozisyon bulduklarını da buraya ekleyelim.

Hazırlık maçlarında bizleri düşündüren Burak, bu maçta ayakta kalmayı başardı ve ilk maçında taraftarlarının önünde bizlere güven verdi. Gerçi gördüğü sarı kart ile Pendik maçında cezalı düşmüş oldu. Futbolun cilvesi işte.

Yine Halil İbrahim’in istekli oluşu da bizleri memnu etti. Kale önünde yakaladığı o pozisyonu gol yapmış olsaydı onun içinde bir hayli güzel bir başlangıç olacaktı.

Takım olarak istek ve arzunun oluşu memnuniyet vericiydi. Buna biraz daha tempo eklenmesi gerekiyor. Diğer taraftan özellikle bu tür maçları daha çok oynayacağımız için rakibi hataya zorlamamız bu tempodan geçiyor.

Gelen liderlikle artık büyük bir motivasyon yakalamış olduk. Öyle ki puan farkının 6 olduğu ve rakibin bir türlü kaybetmediği haftalarda oluşan stresli havayı düşünürsek bugün gelen liderlik averajla da olsa mutluluk verici. Artık tüm ipler bizim elimizde. Tıpkı Konya maçı sonrası yazımın başlığında da belirttiğim gibi artık Avantaj Bizde! Yeter ki elimize geçen bu fırsatı devam ettirelim.

Ertuğrul Hoca’nın basın toplantısında yapmış olduğu “25 Nisan Cumhuriyet Meydanını hayal ettim.” söylemi hepimiz için apayrı bir motivasyon oluşturdu.

Zaten kim istemez ki böyle bir hayali. Bunu çok iyi bilen Ertuğrul Hoca da benzer duyguları bizler gibi yaşıyor. Çünkü profesyonel olmasının dışında onda da bir Samsun ve Samsunspor olgusu var. Başka türlü bunu yaşayamaz ve anlatamaz. Olsaydı daha evvel başkalarından duyardık benzer sözleri.

Hep beraber daha coşkulu daha ayağı yere basan maçlarla bu işi başarmak için yakalanan fırsatı artık bırakmamak için elimizden geleni yapmalıyız. Hepinizi yürekten tebrik ediyorum. Ayağınıza yüreğinize sağlık. Bu coşku artarak devam etsin.

UMUT VEREN FUTBOL!

Sahaya galibiyet için çıkmış bir takım görüntümüz vardı. Seçilen kadro da hemen hemen buna uygundu. Eldeki mevcuda göre büyük oranda ideal kadro vardı sahada.

Ertuğrul Hoca, belli isimleri en azından bir kez daha görmek için bu fırsatı onlara verdi. Onur, Nuri ve Enes bunların başında olan isimlerdi.

Enes’in heyecanı azmiyle birlikte stresi vardı. Bu stres onda hatalarıda beraberinde getirdi. Aslında iyi başladı ve takip ettiği top direkte patlamamış olsaydı başka bir Enes’i konuşacaktık. Yalnız özellikle de ikinci sarı kartta ki yaptığı hamle büyük hataydı. Hem ölü alandaydı, hem de sarı kartının olduğunu düşünmeden yaptığı hamleydi.

Bir diğeri de Onur. Maç eksikliği her halinden belli olan bir Onur izledik. İstek ve mücadelesinden memnun olduk ama maç eksiği oyunun bazı bölümlerinde kendisini gösterdi. Bilhassa da ikili mücadelelerde.

Oyunu her iki yarıda da forse eden bir takım hüviyetindeydik. Rakip Ç.Rizespor, kupada kalmak için değil de yedekler için form tutma anlamında olsada olur olmasa da görüntüsündeydi.

On kişi kaldıktan hemen sonra yenilen gol oyunun hakkı değildi. Sahada ki mücadelenin hakkı bizim galibiyete yakın bir görüntümüz olduğuydu. Ancak hem direkte patlayan toplar hem de hakem Tokat’ın ben kolay penaltı çalmam diretmesi bu turu bizden aldı.

Özellikle son çeyrekte ki mücadele ve futbol anlamında bize hangi Samsunspor dedirtti. Öyle ya son iki maçta ki performanstan memnun değildik.

Bu maçta ise ne yaptığını bilen takım oyununu öne çıkaran bir görüntümüz vardı. Klasman farkının hissedilmediği bir maçı geride bıraktık. Ahmethan’ın golünün gelmesiyle tura bir adım daha yaklaştık ama kale önünden bir türlü topu ikinci kez içeriye gönderemedik.

Belki berabere bitirdik ama herkesin gözünün pasının silindiği ve geleceğe biraz daha umutla baktığımız bir maçı da geride bırakmış olduk.

Öyle ki Ertuğrul Hoca’nın basın toplantısında ki tavrı ve sözleri bunu yeterince anlatıyordu. “Galip sayılır bu yolda mağlup!” cümlesi de bunu özetliyordu.

Tüm bunlar bize umut verdi elbette. Ancak mesele, Sarıyer maçı sonrası gibi olmamasında. O maçta da oyunu ve mücadeleyi fazlasıyla övmüştük ama sonrasında oynanan iki maçta bizler için hayal kırıklığı oluşturmuştu.

Elbette televizyon yayının etkisi, armanın ağırlığıyla birlikte tura yakın bir skorla başlamamız bizim için ayrı bir motivasyondu. Rakip zaten rotasyonla çıktığından dolayı ortaya bizim lehimize bir durum oluşturmuştu.

Artık bu maç ve kupa mücadelesi geride kaldı. Yapılacak takviyelerle ikinci yarıya daha güçlü olarak sahaya çıkacak takımı şimdiden sabırsızlıkla bekler olduk.

Önceki yazımda belirttiğim gibi avantaj bizde! Yeter ki bu mücadeleyi gösterecek istikrarı yakalayalım. Bizlerde bir öyle bir böyle yazmak durumunda kalmayalım.

Bunu belirtmişken, önceki teknik adamlarla zıt yönde yazdığımız maçlar oluyordu. Biz hangi maçı izledik duygusuna kapılıyorduk. Oysa Ertuğrul Hoca görüyoruz ki dobra dobra neyse onu söylemekten çekinmiyor. Doğrusu da bu değil mi?