TUTU’YU TEZ HARCADIK!

Samsunspor olarak zorlu bir virajdayız. Hayal ettiğimiz değilde hiçte düşünmediğimiz bir noktadayız.
Hem üst üste alınan kötü sonuçlar sonrası alınan kongre kararı hemde ligde ki sıralama açısından oldukça sıkıntılı bir süreçten geçiyoruz.

Önceki yazımda da belirttiğim gibi belki şehrin nabzını yoklamak için yönetim kongre kararı alabilir diye. Nitekim öyle oldu. Net bir başkan adayı yok henüz. Ancak Samsunspor kamuoyunun yakından tanıdığı simalar bir oluşum içindeler. Bunun nereye varacığı henüz belli değil. Nasıl bir projeleri var? Kim veya kimler bu oluşuma mali destek verecek? Mevcut takım üzerinde nasıl bir oynama yapacaklar? En önemlisi Başkan kim olacak? Tüm bu ve benzeri sorular cevap bekliyor.

Herşey bir yana bunun sahaya yansıması nasıl olacak diye bizlerde merakla maç saatini bekledik. Ben umuyordum ki bu maçı kazanalım yönetim meselesi nasıl olsa bir şekilde rayına girer. Ancak bunun için oyuncularımızın performansı ve sahada ki karakterleriydi önemli olan.

İlk dakika içinde rakip bir anda ceza alanı içine doğru yönelirken serbest atış kazanmasını bildi. Çok sükseli bir takım değil Denizli ama mücadelesi iyi ve topa sahip olan Anıl ve Kappel gibi etkili isimleri var. Zaten topu ileride de bu iki isim tuttu çoğunlukla.

10.dakikada da Kappel ile kale önünden mutlak gole yaklaştılar. Bu dakikalarda top daha çok rakipte kaldı. İşte bende bunu bir türlü çözemedim. Kağıt üstünde kime sorsanız Samsunspor daha iyi bir takım ama bunu topun arkasına geçerek bir türlü gösteremiyor.

Belki Engin Hoca, top rakipte olsun biz kaptığımız toplarla boşluklar bulup pozisyon buluruz derdindeydi. Ama bunun garantisi yok. Buna rağmen Ahmet Burak’ın kanattan hızlı geliştirdiği atakla gole yaklaştık. Ortasında önce Chibuike vurdu kaleci kurtardı, dönen topu da Ayite iyi değerlendiremedi ve top auta gitti.

Sifakis bu yarıda önemli kurtarışlar yaptı. Özellikle son dakikalara doğru Anıl’ın vuruşuna uzanışı gerçekten zor bir kurtarıştı. Yine ikinci yarıda da kalesinde güven verdi. Maçın geneline bakıldığında da kaleyi kolay vermeyecek gibi duruyor.

İkinci yarı daha hareketli ve orta alanların da rahat geçildiği bir maç oldu sahada. Özellikle rakip mutlak galibiyet için yüklendiği anlarda geride boşluklar bulduk. Ancak bunları iyi değerlediremedik. Samaras, iyi bir mücadele gösterdi. Zaman zaman defansada katkı yaptığını gördük. Uzaktan şık bir şutu vardı ama kaleci o bölgeyi iyi kapattı.

Önceki maçlarda ki çıkış yaparken kaptırdığımız toplar yine başımızı ağrıttı. Eğer rakibin etkili forveti olsa bu maçı berabere bitirmemiz mümkün olmazdı. İlk oyuncu değişikliğini Chibuike-Gökay ile yaptı Engin Hoca, bu değişiklikte Chibuike’nin oyunda kalması daha iyi olurdu kanımca.

Çünkü topu ayağında iyi tutan bir oyuncu ve bu maçta da performansı da yerindeydi. Diğer taraftan oyundayken yine gole yaklaştık. Önce Ayite şutu geldi ve kaleciden döndü, Chibuike tamamlamaya çalıştı ama bu seferde direk izin vermedi. Yine Ahmet Burak ile gole yaklaştık.

Maçın gerçekten temposu müthişti. Ama gol yollarında ki hastalığımız bu maçta da devam etti. Enes kurtarıcı olarak oyuna girdi. Tekniği mükemmel ve gelecek vadediyor. Ancak öyle bir pozisyon geldi ki bunu gol yapsaydı maça damga vuracaktı. Bomboş pozisyon da kaleciyi geçerken kendisini yerde buldu. Hakem burada uyanıklık yaptı ve Enes’in devam etme niyetini aleyhimizde kullandı. Eğer Enes, yerde kalsaydı ki kalkmamalıydı, işte o zaman kaleci net olarak kırmızı kartı görecekti. Acemi işi oldu Enes, bu iş birazda oyun bilgisi gerektiriyor gördüğün gibi.

Samsunspor, son haftalarda en fazla pozisyona girdiği maç oldu. Belki pozisyon da verdik ama bu maçı alabilecek, koparabilecek pozisyonları da bulduk. Ancak son vuruşlar kaleciyle, defansa takıldı. Artık bir şekilde kalan maçlara bakacağız ve bu iki zorlu maçtan puan ve puanlar alınmasını diliyeceğiz. Önce Giresunspor sonra da Ümraniyespor maçları var. Zorlu bu iki maçta bahtımıza ne düşecek göreceğiz.

Tutu’yu Tez Harcadık!

Başkan Erkurt Tutu, kulübün inanılmaz ve içinden çıkılmaz hale gelmemesi adına ekonomik transferler bu kez başını ağrıttı. Geçmişte yaptığı bu tür hamleler her ne kadar eleştirilsede zamanla onun haklı oluğunu göstermişti.

Aslında bu şehir çok kez hep şunu duymuştur “Çok çabuk adam harcıyoruz!” Bu sözleri yazarından, siyasetçisine, bürokratına ve işadamlarına kadar hep konuşmuş yazılmıştır. Taraftar aslında hep vefalı çıkmıştır. Çalışan ve üretenlerin yanında oluşmuştur hep. Sanırım, Tutu’nun Samsunspor sevgisi ve ona karşı tutkunusunu kimse tartışamaz.

Şunu da hatırlatmakta fayda var. Yıllardır yazıyorum. Yıllardır Samsunspor hep bir tarafımda, hep gündemimde. Kimi zaman sevindik kimi zaman üzüldük. Elbette bu bir sportif olay ve bunun için de mücadele ediliyor. Daha iyisi olsun diye tüm bu çalışmalar. Bazen istediğiniz gibi olmaz işler.

Herkesin de kendi hayatında da böylesi inişli çıkışlar olmuştur. Bu yaşamın doğasındandır. Transferlerle ilgili ve oyun yönüylede sürekli buradan yazmaya çalıştım. Elbette sesimizi istediğimiz gibi duyuramıyoruz. Bu gayet doğal. Şuan kişisel sitemde yazıyorum. Geçmişte kamuoyunda ses getiren başka bir sitedeydim. İlerleyen zamanlarda ne olur bunu bende bilemem.

Samsunspor, sürekli birilerinin elinde oyuncak olmaktan ne zaman çıkacak bunu merak ediyorum. Hep birilerinin başkaları üzerinde baskı aracı oluyor. Bir iki maçta başarısızlık hadi sen bırak biz gelelim. Tamam da bunun için gerekli alt yapın var mı yok mu hele bunu bilelim. Her neyse yine olan Samsunspor markasına oluyor yine taraftara oluyor.

Şunun gayet iyi biliyorum, Tutu’yu isteyenler istemeyenlerden daha fazladır ama bunu dillendirmek için gerekli olan sportif başarı olmayınca onlarında sesi çıkmıyor. Ah be Başkan! Borçlandıraydın kulübü, alaydın şöyle 2-3 milyonluk oyuncu. Bak o zaman ne iyi olurdu takım!

Kağıt üstün kim bu alınan oyuncuları eleştirebilir. Kim bunu almasaydık diyebilir? Bu ekonomik yöntemlerle kimse diyemez. Ama var bir sıkıntı demek. Engin Hoca da belli ki çaresiz kalıyor. Müdahaleyi belli noktalarda yanlış yapıyor. Küstürdüğü oyuncular oluşmaya başladı. Tüm bunları da Başkan ve yönetim çözecek.

Sonuç olarak biraz erken diyeceksiniz ama Tutu yine devam edecek, bu takım belki bu yıl Süper Lige çıkamayacak ama asla küme de düşmeyecek. Kimse bu takım küme düşer diye beklemesin, kimseyi de korkutmasın. Samsunspor kimsenin tekelinde değildir. Ez cümle bu şehrin en önemli markası kuşkusuz SAMSUNSPOR’dur. Herkesin birlik ve beraberlikle bu zorlu süreci atlatması en büyük temennimdir.

Benim menfaatim mi “Bir bardak çay eşliğinde Samsunspor’u etrafımdakilerle şöyle bacak bacak üstüne atarak keyifle başarılarını konuşmak!” Hepsi bu. Yıllardır inandığım gibi ve öngörülerimle yazıyorum. Kimsenin isteği ve talebiyle değil….

 

 

 

 

NE UMDUK NE BULDUK!

Eskişehirspor’un durumu malum. Ekonomik kriz, puan silme ve futbolcuların devre arasında çözüm bulunmaması durumunda takımdan ayrılacak söylemleri. Bunları geçmişte yaşamış bir kulübüz. Onları en iyi bizler anlarız.

Tüm bunlara eyvallah! Ancak sahada mücadele ediyorlar. Takımları adına puan kazanmak için ter döküyorlar. İlk dakikalarda biraz olsun rakip alanda gol aradık. Ayite’nin ara pasını Gökay değerlendirse ne olurdu bilinmez ama o pozisyonun dışında da maç bitiminde aklımızda kalanda yok açıkçası.

Hücum yönümüz etkili değil diyoruz. İşte rakip takım örneği. Onlarda çok gol yiyor ama aynı zamanda atıyorlarda. Bizim iki katımız gol attıklarından belli değil mi?

Bruno-Erkan-Ofeodu üçlüsü takımlarını sırtlıyorlar. Aldıkları galibiyetle bize yaklaştılar. Zaten maç kazanamayan görüntümüzle yukarıları hedeflerken alt sıralardan kurtulmaya uğraşacağız bu gidişle.

Yenilen goller evlere şenlik! Maalesef onlar bizi iyi çözmüş. Maçtan maça değişen defans özelliğimiz bizleri zor durumda bırakmaya başladı. Hele de kalecinin degajı sonrası Bruno’nun uğraşı ve sonrasında attığı gol. Kime kızalım? Furkan’a mı yoksa defansa mı?

Sezonun ilk maçlarından itibaren yazıyorum. Hatta ilk izlediğim Ankaragücü ile oynanan hazırlık maçında dahi yazmıştım “Biz bu takımla rahat maç kazanamayız!” Özeti bu aslında. Bu takım kurgusunda, elbette yönetimin Alpay’a verdiği iplerin acısını çekiyoruz.

Yönetimin bu konuda hatalı olduğunu da geçmiş yazılarımda yazdım. Arşivlerden bakılabilir. Lakin durum şuan bunu tartışma meselesi değil. Bu futbolcularla yola devam edilecekse. Bunun için gerekli tedbirler biran evvel alınmalı. İşin garip tarafı geçmişte bunun yarısı olan özellikte takımla bu ligi sırtlamıştık. Ancak oyuncu seçeneklerinde ki özellikle yabancılardan gerekli verimi alamadığımız ortada.

Başkan ve yönetime ‘istifa’ sesleri yükseliyor. İyi de bu durumda aday var mı aday? Sorusu geliyor akla. Bence bu şartlarda öyle futbolu bilecek, yönetim tecrübesi olacak birinin aday olması ki birazda parası olacak bu mümkün gözükmüyor. Yine de belli olmaz! Öyle ya burası Samsun! Çıkar biri diyenleri duyuyorum. Öyle ya son 14 yılda ne başkanlar gördük. Ne kongreler yaşadık. Bir ikisini çıkarın salonlar boştu beyler!

Yönetim belki hem güven tazelemek hemde şehrin nabzını yoklamak için kongre kararı alır mı onu da bilemeyiz. Ama acilen çözülecek konu bu takımın adam gibi futbol oynaması gerekliliğidir. Engin Hoca, pozitif açıklamalar yapıyor. Üst üste galibiyetler alırsak play-off potasına gireriz diyor. İyide bizde onu bekliyoruz ama bu takımda o ışık var mı önce bunu bir kere çözmemiz gerekir.

On dört maçta sadece 3 galibiyet ile bu iş olmaz ve yürümez. Takımda öncelikle mücadele gücü olacak. Adam eksilten rakibini ekarte edip boş alan oluşturacak. Daha forvetine pozisyon hazırlayamayan bir takımız. Rakip kalede baskı kuramıyoruz. Ortalara bakın hangisi işe yarar. Derinleme pas o kadar az ki istatistik yapılsa birçok takımın gerisindeyizdir. Kibar futbol ve yürüyen futbol ile galip gelinmiyor Engin Hoca.

İstabulspor maçını yazmadım. On kişilik takımı yenemedik, öndeyken maçı zar zor berabere bitirdik. Hakemin uydurma penaltısı sonrası birde vermediği penaltımız vardı. İyide bu maça, binbir umutla çıktık sahaya “Ne umduk ne bulduk!”

Burada en haklı olan taraftardır. Takımlarını yalnız bırakmamak adına gelmişler stata. Ne yapsınlar. Böyle bir rezilliğe şahit olmak durumunda kaldılar. Yazık olan anlara ve umutlarına oluyor. Haliyle birçoğu stadı erken terk etti. HAKLILAR!

Her maç bir umuttur! Ancak bunu bizlere inandıracak futbolculardır. Onların sahadaki performanslarıdır. Maalesef takımda onlara büyüklük yapacak bir futbolcu eksikliğide var. Bunun önemini gün geçtikçe daha çok hissediyoruz.

 

SAMARAS AYAĞINA GELEN FIRSATI TEPTİ!

Samsunspor için kazanılması gereken önemli bir maçtı. Adanaspor, hafife alınmayacak ve maçı her yönüyle oynayabilen etkili bir takım. Onlarda kazanmak için geldikleri ilk dakikalardan itibaren kendisini gösterdi.

Taraftarın ilgisi fazla olmasa da maça gelenlerde yeterince takımlarına destek verdiler.

İlk dakikalardan itibaren rakip Adanaspor, daha etkili oldu. Hem hücum yönüyle hemde organize atak yönüyle maça damga vurmaya başladı. Eğer Furkan, iki pozisyonda başarılı olmamış olsaydı ilk 15 dakika da 2-0 yenik duruma düşebilirdik.

Samsunspor ise rakip takımı durdurup deplasman takımı gibi kontra ataklar yapmaya çalıştı. Üzerimizde ki ölü toprağını atamadık epey bir süre. İlk şutumuzu Chibuike ile yaptık. Uzaktan şutumuz auta gitti.

Takım olarak topa çok sahip olamadık. Ayağımızda ki topları erken kaybettik. Bu anlarda rakip topları daha etkili kullandı. Uzun süre topu kazanmakta zorlandık. Buna rağmen Ayite ile çok önemli bir pozisyonu değerlendiremedik. Yine akabinde Chibuike’nin cepheden vuruşunu da kaleci topu güçlükle kornere çeldi.

Oyunu dengelememize rağmen orta alandan ve kenarlardan yeterince takım olarak organize olamadık. Angan’ın sakatlığı nüksetince yerini Samaras’a bıraktı. Aslında Göksu’yu bekliyorduk bu değişiklikte. Yine de Samaras elinden geleni yaptı.

İkinci yarıda da oyun daha çok orta alan mücadelesi ve karışlıklı yoklamalarla geçti. İki takımında defansı ellerinden geleni yaptı. Hücum yönüyle çok fazla etkili olamasakta maçın son dakikaları nefes kesti.

Bu dakikaya kadar mücadele anlamında iki takımda ortaya güçlerini koymaya çalıştı. Oldukça efor sarfetti. Belki aman aman pozisyon yoktu son dakika anına kadar ama özellikle de kalecilerin ve defansların günüydü.

Oyunu iki yönüyle oynamakta zorlanıyoruz. Bunu ilk maçtan itibaren beri yazıyoruz. Ya defansif kalıp rakibi engellemeye çalışıyoruz. Yada hücum da çok fazla çoğalıp yeterince rakip takımı bunaltıp hataya zorlayamıyoruz.

Mesela genç kaleciyi çok fazla yoramadık. Hakeza rakip defansı da yoramadık. Oyuncu profilimiz de buna uygun olmadığını gösteriyor. Ekstra hareketler yapmasını beklediğimiz Chibuike, Angan, Ayite ve Gökay gibi oyuncularda çok fazla destek veremiyorlar takıma.

Zaten bu tür maçlarda kaliteli oyuncu dediklerimiz farkı gösterir. Maalesef bunu da göremedik. Gelelim maçın son anlarına.

Artık yüklenip bir son dakika golü olur mu dediğimiz anlarda Samaras, tam da istediği ve bugüne kadar beklediği bir pozisyonu yakaladı. Öyle ki Samaras bu golü yapmış olsaydı, belki de bundan sonra ki maçlarda daha başka bir Samaras izleyebilirdik. Ama o topu altı pas içinde kalenin hemen önünde boş kale yerine auta göndermeyi başardı. Böylelikle muhtemel bir galibiyet de elimizden uçup gitti.

Bundan sonra ki maçlarda ne olur nasıl olur bilemeyiz, ama aldığımız sonuçlarla maalesef ilk iki zaten uçup gittiği gibi ilk altı da gidiyor. Düşünün ki hedefe oynayan bir takı iki maçtır gol atamıyor. Bunun sorunu sadece hücum oyuncularında değil. Onlara topu taşıyacak olan orta ve kenar oyunlardır.

Tüm bunların elbette oturulup yönetim, teknik heyet ve futbolcular arasında uzun uzun değerlendirilmesi gerekiyor. Muhtemelende bunu yapıyorlardır. Ama haftalar ilerledikçe seri galibiyet yerine yerinde sayan bir takım görüntümüz bizleri derinden üzen ve düşündüren bir durum.

Bundan sonra da zorlu maçlar var. Bu maçlarda sahanızda alacağınız galibiyetler belirleyicidir. Elbette ‘kazanamıyorsan kaybetmeyeceksin!’ ama bunu lütfen sahamızda oynağımız maçlarda değilde deplasmanlarda oynadığımız maçlarda yapalım.

KORKAK OYNADIK ve KAYBETTİK!

Boluspor 4 maçtır kaybediyordu. Biz ise dört maçtır kaybetmeyen bir takım olarak sahaya çıktık. Yeni teknik adamları Sait Karafırtınalar ile sahasında kazanmak için çıktı sahaya Boluspor.

Samsunspor taraftarıyla varlığını sürdüren bir takım ve yine deplasmanda yalnız değildi.

Oyuna ilk dakikadan itibaren Boluspor hakimdi. Atakları her ne kadar çok tehlikeli değilse de kalemizde etkili oldukları anlar oldu.

Oyuna biraz olsun ilk yarının ortalarında hakim olmaya başladık. Üst üste Halil İbrahim ile gole yaklaştık. İlkinde defans sonrasında ise kaleciye takıldık.

Angan öyle bir pozisyon buldu ki bunu gol atsak başka şeyle konuşup yazabilirdik. Ancak o da günün başarılı ismi ve galibiyette baş mimar olan Gökhan’a takıldı.

Oyunun tümüyle hakimi ev sahibi Boluspor oldu. Biz ise kontra oyun anlaşıyla sahada oynamaya çalıştık. Korkak ve ürkek bir futbol anlayışı bir yere kadar tutuyor. Bakın temkinli oynamak değildi sahada ki görüntümüz. Düpedüz kaybetmekten korktuk! İkinci yarı da pozisyon dahi üretemedik.

Oyuncu değişiklikleri de yerinde olsada maalesef sonuç vermedi. Rakip alan gitmekte zorlanan ve kale önüne inemeyen bir Samsunspor vardı. İstatistiklerde rakip lehineydi. Öyle ki maçı korner atışı yapamadan bitirdik. Ceza alanına girmekte ve üçüncü bölgede topu tutmakta zorlandığımız o bölgede faul alamayışımızdan dahi anlaşılır.

Son dakikaları daha kontrollü geçirelim bari bir puanda iyidir diye düşünürken, kornerden gelişen atakta arkada Guido’yu unutunca kalemizde golü gördük ve sahadan mağlup ayrıldık.

Geçen haftanın ölçü olmayacağını bizler söyledik ve yazdık ama futbolcular maalesef karşılarında ki rakibi de öyle görmüş olacaktı ki çok rahattılar. İşte o rahatlık bize mağlubiyeti hazırladı.

Defansımız gerçekten gerekeni yaptı. Belki son dakika golde hatalı olsalarda gerek Hasan gerekse Abdülkadir’e çok iş düştü. Adeta pestilleri çıktı maç boyunca. Bu kada fazla iş düşürmemeleri gerekiyordu arkadaşlarının.

Oyunu tek yönlü oynamak fikri kimindi bilmiyorum ama Engin Hoca, bu anlayışıyla Boluspor’un işini kolaylaştırmış oldu. Özellikle ikinci yarıda maçı kazanmak adına sahada dahi yoktu takım. Daha ne yazılır bilmiyorum ama orta alanda çıkışlar, yan toplar…topu ayakta tutup doğru paslar vs. Yoktu bunlar. Olmayınca da golü bulamıyorsunuz ve poziyon üretemiyorsunuz.

İlk yarıda biraz olsun derinleme pasları ve yan topları gördük. Bunun neticesinde gole yaklaştığımız da oldu ama ikinci yarı sahada böyle bir durum dahi yoktu. Boluspor çok istedi çok koştu iyi mücadele etti ve istediğini son dakikada olsa almasını bildi.

Hedefe oynayan bir takım görüntüsünden uzaktık sahada. Yine de beraberlik en azından iyi olacaktı ama onu da elimizden kaçırdık. Sıçrama maçıydı ama olmadı. Dilerim önümüzdeki maçlarda telafisini yaparız.

aydindogdu@hotmail.com

SAMSUNSPOR RAHAT KAZANDI!

Gaziantepspor, durumu bizim geçen yılki durumun aynısı. Üstüne üstelik birde silenen 3 puanı var. Gidişat belli. Mersin İY ve Oduspor’un akibeti olacak besbelli. Eğer birileri ciddi kaynak oluşturmazsa ki buda çok mümkün değil gibi.

İnsan üzülüyor bir yerde. Yıllardır Süper Lig de oyna, ilinin takımı dahi olamayacaksın. Gerçekten üzücü ve bir o kadarda garip geldi bana. Aynı ligde oynadıkları diğer takıma sahip çıkacaklarına Gaziantepspor’u ayakta tutmuş olsalardı diyesi geliyor insanın. Ama doğruya bize ne? Hayır!

Bize ne diyemeyiz. Neden mi? Çünkü eğer bu şehir Samsunspor’u sahiplenmemiş olsaydı, itici bir güç olarak taraftar takıma sahip çıkıp kamuoyu oluşturmamış olsaydı, en önemlisi medya sürekli bu tür tepkileri haber yapmasaydı, bugün yerimiz kimse kusura bakmasın 1. Lig dahi değildi. Eğer ligde varolmanın temel ekonomik sebepleri yerine getirmezseniz ne mazinizin nede başarılarınızın önemi oluyor.

Maça ilgi beklenenden az olduğu muhakkak. Ama TFF’nin maç saatlerini helede hafta içinde oynatacaksa daha çok dikkat etmesi gerekiyor. Samsunspor gibi önemli bir şehir takımlarının maç saatlerine daha fazla özenmelidir. Tabi taraftarların tribüne gelmesini arzu ediyorlarsa. Mesailerin bitiş saatine maç koymak akla ziyan bir iştir.

Gaziantepspor, iki futbolcunun dışında gençlerden kurulu bir takım. Tecrübesiz ve isteklerini sahaya yansıtıyorlar. Ciddiye alınması gerekliliğini geçen hafta Rize karşısında ortaya koydukları dirençle gösterdiler.

Samsunspor da, yine Engin Hoca’nın da doğru tespitleri doğrultusunda rakibini hiçte küçümsemedi. Oyuna kontrollü başladı. Rakibinin üzerine dakikalar ilerledikçe gitmeyi yeğledi. On birde oyuna başlayan Gökay’ın, serbest atışında ki ortasında son haftaların formsuz ismi Chibuike kafasıyla perde açılmış oldu.

Maçta öne geçmişken gereksiz sertlikler gördük sahada. Erken sarı kartlar yaşadık. Bunlardan Hasan, gördüğü sarı kartın akabinde yine ikinci sarı karttan kırmızı kart görecek diye yüreğimiz ağzımıza geldi. Daha dikkatli olabilirdi futbolcularımız. Hakem atsa kim ne diyecekti?

Erken gelen bu gol rakibinde direncinin düşmesine sebep oldu. Zaten gol yollarında sıkıntısı olan bir takım karşısında öne geçmek, maçı da kolay hale getireceği muhakkaktı. Sonrasında Ahmet Cebe mutlak golü kaçırıp topu kaleciye nişanlasa da Chibuike oluşan karambolde topu ağlara göndermekte zorlanmadı ve fark ilk yarı bittiğinde 2’ye çıkmış oldu.

İkinci yarıda ilk yarıda olduğu tam hakimiyet bizdeydi. Oyunu her yönüyle kontrol edip yine rakibinde çok üzerine gitmeden araya toplar deneyerek sonuca gitmeye çalıştık. Skorun da etkisiyle bir nevi antrenman maçına döndü. Sık sık taktik çalışmalar izledik.

Göksu’nun kişisel becerisiyle kazanılan penaltıyı Gökay, gole çevirerek farkı 3’e çıkardı. Oyuna sonradan giren Angan, ben hazırım görüntüsü verirken Samaras bu maçta süre alamadı. Rakibin kalemize çok gelemediği maçta Furkan yine müthiş kurtarışlara imza attı. Öyle ki uzaktan çekilen şutu zorlukla çeldi, başka bir futbolcunun şutunu kurtardı, top yine döndü bu sefer de bir başka rakip futbolcunun şutunu başarıyla kurtararak yine geceye damga vuran bir kurtarışa imza atmış oldu.

Samsunspor bu galibiyetle kendi statında ki ilk maçını kazanmış oldu. 10 hafta geride bıraktığımızda halen beklenen yerde değiliz. Dileriz ki bu galibiyet başlangıç olsun. Elbette kimse şunu düşünmediği gibi bizlerde düşünmüyoruz yani “Rahat maç yok!”

Bundan sonra böyle rahat maçlar oynamayacağımız gibi böylesi rahat maçta kazanmamız mümkün değil. Bunun için daha evvelden yazdığımız duran topların önemini bu maçta da gördük. Uzaktan şutları daha çok artırmamız gerekiyor. Daha fazla topa sahip olmamız gerekiyor. Yan topları Angan’ın dönüşüyle birlikte daha fazla denememiz gerekiyor.

Ne olursa olsun bu maçı kazasız geçmesi gereken bir maç olarak görüyorduk. Şükür ki öyle oldu. Saha zemini bariz şekilde düzelmiş görülüyor. Belli yerlerde yine sıkınlar olsada önce ki maçlara göre daha iyi bir zemin vardı. Dileriz daha mükemmel bir zemine kavuşuruz.

aydindogdu@hotmail.com

SKORA GÖRE OYNADIK!

Rakip Elazığspor iyi ve güçlü bir kadrosu var. Üst sıraları hedefleyen ve ofansif yönü de güçlü bir takım. Bunun semeresini de üst sıralarda olarak zaten alıyorlar. Geçen hafta deplasmanda son dakika yedikleri gol ile mağlup olmalarının telafisi için çıktılar sahaya.

Engin Hoca, rakibi iyi etüt ettiklerini, güçlü ve zayıf yanlarını iyi çalıştıklarını söylemişti. Önemli olan ise bizim rakip karşısında ne yapacağımızdı. Aslında taraftarlar bizlere kızıyor skora göre yazıyorsunuz diye. Oysa bu maçta da bariz gördük ki bizlerden ziyade futbolcuların performansı bunu belirliyor. Genel anlamda rakip karşısında skora göre oynadık diyebiliriz.

Galip gelebilirdik mi? Evet. Bunu yapmak içinde daha cesaretli olmamız gerekiyordu. İşte bunu geriye düştüğümüz anlarda yaptık. Yediğimiz gole kadar sahada silik bir oyun anlayışımız vardı. Rakibin üzerine dahi gidemeyen bir takım görüntüsündeydik.

Geçen hafta ki Samsunspor’dan esinti yoktu. Chibuike sahada geziyordu. Kenan’ın aklı Karışık oyunu vardı. Kısacacı bir Halil’in çabası vardı. Yediğimiz gollere bakarsak bireysel hatalardan yediğimiz gollerdi. Oysa attığımız goller bir pozisyon ve rakibin etkisinden ziyade futbolcularımızın becerisiyle atılmış gollerdi.

Duran topları ne kadar kötü kullandıysak, bir o kadar da rakip kullandığı çoğu topta kalemizde etkili olmayı başardı. Yenilen iki golde bunun esintileriydi. İlk golde kornerden kullanılan topu uzaklaştıramadık, önce Hasan vurdu kısa düştü bu sefer Kenan adeta rakibe asist yaptı. Yine yediğimiz ikinci golde kenardan yapılan ortada çok çabalayan ve pozitif oynayan Ahmet Cebe topu uzaklaştıramadı ve top kısa düşüp birde havalanınca ters vole vuruşuda Alparslan da ikinci golünü bulmuş oldu.

Gördüğünüz gibi yediğimiz gollerde rakibe ısmarladığımız pozisyonlar gibi oldu. İlk yarı tam yenik kapacakken ilk golü Ayite’nin enfes pasını asiste çeviren Halil İbrahim, ikinci golde de Ufuk’un akıl dolu pasını gole çevirmeyi başardı.

İkinci yarı oldukça mücadele gücü yüksek ve zaman zaman da tempolu bir maç oldu. Furkan ilk yarıda olduğu gibi ikinci yarıda da cepheden gelen şutları başarıyla karşıladı. Bu devrede sakatlıklar bir hayli fazlaydı.

Ayite sakatlanıp ikinci yarı yerine Göksu’yu bıraktı. Yine hafif sakatlanan Halil İbrahim yerini Samaras’a bıraktı. Haliyle oyuna da bu değişiklikler etki etti. Ofansif anlamda daha etkili ve daha fazla pozisyonlar üretmemiz gerekiyor.

Engin Hoca özellikle takıma duran top ve yan topların kullanılması hususunda çalışma yaptırması gerekiyor. Birde derinleme pas atma özelliğimiz neredeyse yok. Oysa ileri çıkışlarda süratli oyuncularla bunu yapabiliriz. Mesela Ayite’ye hiçbir top atılmıyor bu şekilde. Bunun da mutlaka çalışması yapılıyordur diye düşünüyorum. Ama biz bunu göremiyoruz bu takımda. Daha çok doğaçlama oynuyoruz.

Hakem maçı ortada yönetti diyebiliriz. Kadir Sağlam ismi bizleri tedirgin etti. Ama ikili mücadelelerde oldukça yerinde kararlar verdi. Belki de maçın sonlarına doğru Ufuk’a çok rahat faul ve ikinci sarıdan kırmızı kart gösterse kimse bir şey diyemezdi.

Alınan bu beraberlik rakibin daha fazla uzaklaşmaması anlamında ve deplasmanda olması nedeniyle de önemlidir. Ancak tüm bunların yanında rakibin daha çok oyununu bozan, topa daha fazla sahip olan ve daha çok koşan bir takım istiyoruz.

Haftaya Gaziantep maçıyla birlikte artık galibiyetler seriside bekliyoruz. Bunu yapmak için artık çok fazla mazeret duymaktan ziyade sonuca yansımasını bekliyoruz. Dileriz ve umarız ki böyle bir takım olsun Samsunspor. Son iki maçta da bunu gördük. Lakin daha cesaretli ve defansta da daha dikkatli olmamız da şart.

aydindogdu@hotmail.com

101 DAKİKALIK MAÇ 1-1 BİTTİ!

Her yönüyle ilginç bir maç hikayesiydi. İki yeni Teknik Direktörün ilk maçıydı. İki takımında kazanmaya ihtiyacı vardı. Rize ilk maçlara göre son haftalarada sıkıntılı günler yaşadı ve Hikmet Karaman’ın yerine İbrahim Üzülmez takımın başına getirildi.

Taraftarımız her zaman ki gibi yerini aldı ve kendisine ayrılan yerini doldurdu. Bu taraftar bu takımı ayakta tutuyor kuşkusuz. Bunun için neler yazılsa azdır. Ancak Rizespor taraftarları hiçte iyi bir sınav vermediler. “Samsunspor kümeye!” tezahüratlarını kendilerin iade ediyoruz. Doğrusu süreli “Karadeniz takımları dayanışma içinde olmalı!” yaklaşımlarına da kendileri gölge düşürmüş oldu. Anlayanlar anlamıştır sanırım.

İlk yarıda başlı başına çok farklı ve çok hikayesi olan bir oyun vardı sahada. Tempolu ve mücadelesi yüksek bir ilk yarıydı. Olayları ve pozisyonları ile birlikte hakemin de oyunun içinde olduğu bir ilk yarıydı.

Oyuna hızlı başlayan ev sahibi takımdı. Ancak çok kısa sürede oyunu dengeleyip rakip alanda oynayan bir Samsunspor vardı sahada. Bunun ilk meyvesini de onuncu dakika içinde önce Ahmet Cebe ile kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda kaleci topu kornere çeldi, sonra kornerden gelen topu dışarıdan Çağrı’nın vuruşunda yine kaleci güçlükle kornere çeldi.

Oyunu maalesef iki yönlü oynayamıyoruz. Zaten en büyük sıkıntımız bu. Öncelikle kanatları çok fazla kullanamadık. Belki tempo yüksek, mücadelemiz yine yüksekti ama topu kanatlara indirip daha fazla atak geliştirmeyi bir türlü yapamıyoruz.

Nitekim rakip golü de böyle buldu. Köşe direğinden iki oyuncumuz birden oyundan düştü, pozisyonun takip eden bek oyuncuları Orhan Ovacıklı da, topu ağlarımıza göndermekte zorlanmadı. Oyuncularımızın bu tuzağa düşmemeleri gerekirdi.

Golü kalemizde görmemize rağmen oyunun içinde olmayı ve rakip kaleye gitmeyi başardık. Çok geçmeden de penaltıyı kazandık. Bu pozisyon başlı başına bir hikaye çıkardı. Penaltıyı topun dışında olan pozisyona çaldı hakem. Kaleci Gökhan, topu alırken sert düştü ve ciddi bir sakatlık geçirdi. Oyun 5 dakika kadar durdu. Hatta kulüp doktorumuz da yine kaleciye müdahale için hiç tereddüt etmeden yardıma koştu.

Ayite penaltıyı çok lakayt kullanınca kaleci yine köşeden topu çelmeyi başardı. Elbette Kenan’ın daha evvel kullandığı penaltı geliyor aklımıza. Takımın penaltıcısıysa öncelikle onun kullanması gerekmez miydi? Yoksa forvet bencilliği miydi Ayite’nin yaptığı?

Gökhan daha fazla oyuna devam edemedi ve yerini yedek kaleci Cihan’a bıraktı. Kendisine geçmiş olsun diyorum. İnşallah ciddi bir sakatlığı yoktur. Her kim olursa olsun bir futbolcunun sakatlanması her zaman üzücüdür.

Oyun bir o kalede bir bu kalede geçti. Kornerden gelen topa Ufuk çizgiden müdahale ederek mutlak golü engelledi. Yine Göksu ortalarda yokken topu ıskalayarak mutlak golü değerlendiremedi. Pozisyonu bol, mücadelesi bol bir ilk yarıyı 1-0 geride kapattık. Belkide 3-1 önde bile kapatabilirdik.

İkinci yarıya biraz daha kontrollü başladık. Oyunun başında rakip alanda gol kovalarken ve vuruşlar defanstan dönerken kaleci Cihan’ın topu çıkarırken top kısa düştü ve gelişine de Ahmet Cebe vurdu ve skoru 1-1’e getirdi.

Oyuna ikinci yarıda giren Samaras daha istekli ve oyuna daha çok katkı veren bir görüntüsü vardı. Yine Gökay’ı daha evvel alabilirdi Engin Hoca. Oyunu göbekten gittiğimiz anlarda biraz daha fazla top kaybı yaparak atak yedik. Üçüncü bölgede pozisyon ararken kaybedilen toplarımız bir hayli fazlaydı. Bu yarıda pozisyon kısırlığı yaşadı iki takımda. Ancak mücadele oldukça yüksekti.

Hakem, ilk yarıda ortada maç yönetirken ve futbolcularla daha çok iyi iletişim gösterirken ikinci yarıda ise takdir haklarını rakipten yana kullandı. İkinci yarı Kenan’ın düşürülmesi verdiği penaltıdan daha çok penaltıydı. Kenan, topa hamle yaparken rakip oyuncu ayağını uzatıyor ve onu yere düşürdü. Sarı kartlarda ise biraz fazla cömert davrandı. Özellikle topsuz alanlarda gösterdiği kartlarla oyuna damga vurdu. Sarı kartı olan Orhan Ovacıklı’yı, Ahmet Cebe’yi itmesini görmezden geldi. Bunlara rağmen özellikle Gökhan’a davranışı ise oldukça insancıl bir görüntüydü.

Futbolcularımızın iki maçtır ortaya koyduğu futbol ve mücadele bizleri mutlu ediyor. Taraftarlarımızında maç sonrası onları çağırıp alkışlaması da bunu gösteriyor. Buna rağmen hızla hedefe ulaşmak için mutlak seri galibiyetlere ihtiyacımızın olduğu da bir gerçek. Rakipten alınan bir puan kesinlikle küçümsenemez. Hemde deplasmanda ligin en iyi kadrosuna sahip bir takım Rize’den olmasıda başlı başına artıdır.

Engin Hoca, tecrübesiyle birlikte takıma hızlı adapte olduğu gözüküyor. Oyun anlayışını biraz daha sahaya yansıtırsa gelecek adına umutlu olabiliriz. Samaras, kesinlikle daha evvelde yazdığım gibi takıma kazandırılmalıdır. İyi bir Samaras takıma katkı vercektir. Arkadaşlarıyla uyumu ve onlara oyun hakkında bilgi vermeside takım için avantajdır.

Chibuike biraz kaçak oynuyor. Çok fazla risk almadı bu maçta. Ondan bizler oyuncu eksiltmesini, rakip alanda daha fazla efor sarfetmesini ve forveti kaleciyle karşı karşıya getirecek bir oyun anlayışı bekliyoruz. Oyunda bence çok fazla kalmış oldu. Taraftar Samaras’ı gönderin derken böyle giderse öncelikle Chibuike gidecek gibi gözüküyor. Kendisini düzeltmeyen, oyuna katkı vermeyen oyuncuya taraftar daha fazla tahammül etmez.

Rakip takımdan kazanılan puanı küçümseyemeyiz. Hakemin iki yarıda ki ek süreleri ile 101 dakikalık maç berabere bitti. Hani Rize şivesiyle “1 puan eyidür da!” diyebiliriz.

Geriye baktığımızda ne kadar çok vakit kaybedildiği anlaşılıyor. Başkan’ın hafta içi açıklamalarını hep beraber takip ettik. Elbette takım için çabalıyorlar. Hatasını da kabul ediyor. Özellikle teknik direktör seçiminin ne denli önemli olduğu ortada. Şu bir gerçek ki takım olarak ilk iki için kredimiz bir hayli azaldı. Yine play-off gözüküyor bizlere.

Başkan’ın, “Sırtımda taşırım!” cümlesi ise olayın ciddiyetini anlatan önemli bir çıkışıydı. Ekonomik anlamda oldukça sıkıntılı günlerin ardından en azından biraz daha fazla ayakta durabilen bir kulüp olma yolunda ciddi adımlar atıldığını da görmezden gelemeyiz.

Yine eski başkanlardan Kazım Yılmaz’ın açıklaması oldu. Ancak çok fazla polemiğe girmeden şunu belirtmek isterim, ne yaparsa yapsın Kazım Yılmaz, hiçbir açıklaması Samsunspor taraftarını memnun etmeyecektir. Çünkü o, yıllar evvel bu defteri çoktan kapatmış oldu.

 

 

SAMSUNSPOR ANKARA DA KAZANDI!

Alpay Özalan’ın istifasına giden uzun bir süreç yaşandı. Aslında bu kriz biraz da kendisini hissettire hissetire geldi. Yani kriz adeta ben geliyorum dedi. Önceki yazılarıma bakarsanız ne demek istediğim gayet açık.

Ankaragücü ile ilk hazırlık maçı sonrası “Çok rahat maç kazanacağımız söylenemez!” diye belirtmiştim. Oynan oyun gerçekten yoktu ve bu Ankaragücü ile oynadığımız ve son dakika golüyle yenildiğimiz geçen haftaki maçta da devam etti.

Öyle kötü ve isteksiz bir oyun vardı ki sahada Alpay buna bir türlü çözüm de bulamadı, etkili de olamadı. Yönetim, daha evvel vermesi gereken kararı gecikmeli verdi ve sonunda Alpay’ın istifasını kabul etti. Anlaşmanın içeriğine girmeden kararın Samsunspor için ne denli doğru olduğunu maçta da görmüş olduk.

Belki kendi 19 Mayıs Stadımız da oynamadık ama yine bir başka 19 Mayıs Stadı olan Ankara da oynadık maçı. Taraftarımız burada da takımını yalnız bırakmadı. Yönetim doğru bir hamle ile Besim Hoca ile çıktı maça. Takımı motive etmek adına tecrübeli bir Hoca nihayetinde.

İlk dakikalarda rakibin üstünülüğü bariz ortadaydı. Kendine güveni az bir görüntümüz vardı. Rakip alanda çoğalamayan ve ileriye dahi gol yeriz korkusuyla çıkamaz haldeydik. Bu biraz normal sayılabilir. Çünkü rakibin gol yollarında bize göre daha avantajlı ve skora yansıtma anlamında da bir adım öndeydi.

Angan zaten sakattı, birde Chibuike’nin sakatlığı eklendi. Bu ofansif anlamında biraz olsun sıkıntımız olduğunun işaretiydi. Geldiğinden beri bir türlü patlama yapamayan Göksu vardı sahada. Yine Ahmet Burak da 11 de başladı. Gökay’ı da bekledik 11 de ama onu yedek başlattı Besim Hoca.

Takımımız biraz olsun ilk yarının ortalarında dengeyi kurmaya ve rakip alanda gözükmeye başladı. Nihayetinde de Ayite’nin kafa vuruşuyla gole yaklaştık. Hemen arkasından da Ahmet Cebe yine gole yaklaşan isim oldu.

Ayite’yi güreşçi gibi yere indiren Nizamettin, ilk sarı kartını gördü. Bu pozisyon ile birlikte Samsunspor, daha çok ileride gözükmeye ve mücedele gücünü artırmaya başladı. Özellikle rakip alanda çoğalmaya çalıştık. Final pasları ve son vuruşlarda biraz daha etkili olsak inanın bu yarıda da golü bulabilirdik.

İkinci yarının hemen başında Göksu, attığı şık vole golüyle takımımızı 1-0 öne geçirdi. Pozisyon bir gitti pir geldi. Önce kaçırdık, son vuruşu bir türlü yapamadık ama nihayetinde golü bulan taraf olduk. Peşinden yine Göksu farkı artıracak pozisyonu buldu ancak değerlendiremedi.

Duran topların ne denli önemli olduğunu bir kez daha gördük. Kornerden gelen ortada rakip futbolcuyu boşta bırakında o da topu ağlarla buluşturdu ve maç beraberliğe gelmiş oldu.

Nizamettin’in ikinci sarı karttan oyundan atılmasıyla galibiyet umutlarımız daha da artmış oldu. Bunun için rakip alanda daha fazla görünmemiz ve topu oraya taşımamız gerekiyordu. Ayite, kalitesine yakışır bir vuruşla ceza alanı dışından vuruşuyla kalecinin üzerinden topu ağlarla buluşturdu ve yeniden öne geçtik.

Bu maçta galibiyetle bitirmek gerçekten önemliydi. Rakibin on kişi kalmasıyla daha rahat oynadık. Futbolcularımız ilk defa bir maçta ikinci golü atmış oldu. Yine forvet hattı Ayite ve Göksu ile ilk gollerini attı. Bunun için galibiyetle bitirmeye yaklaşmışken farkı artırmak yerine biraz daha skoru koruma içgüdüsüyle hareket etti futbolcularımız.

Gökay’ın oyuna girmesiyle biraz olsun topa daha fazla sahip olmaya başladık. Ahmet Burak bu değişiklikten çok hoşnut olmadı. O da performansını artıracak ve bu takıma büyük katkılar verecektir.

Galibiyeti almak ve hanemize 3 puan yazdırmak çok önemliydi. Bunu zorda olsa yerine getirdi futbolcularımız. Özgüven açısından ve ilerleyen haftalara daha iyi bakmak içinde önemliydi. Elbette bu galibiyetin bir başlangıç olmasını diliyorum.

Gelelim Teknik Direktör konusuna. Bu mevzu da yönetimin ilk gittiği adres olan Erkan Sözeri den olumlu cevap alamadı. Başka alternatifler ile görüşmeler var deniyor. Bu sefer beklediğimiz başarıyı yakalatacak bir isimle anlaşılmasını diliyorum. Çünkü bu takımın hoca konusunda ne kadar seçici olduğunu Balıkesir maçında gösterdikleri performansta da görmüş olduk.

Milli maç arasından sonra Rize ve Elazığ deplasmanlarına gideceğiz. İki ciddi ekiple kora kor bir maç olacaktır. Rize bu haftada mağlup oldu ve bize karşı mutlak galibiyet parolasıyla çıkacaktır. Önemli olan bizim sahada nasıl mücadele edeceğimizdir.

Samaras, kesinlikle küstürülmeden takıma kazandırılmalıdır. Önemli bir oyuncu kuşkusuz. Yaşına laf edenler o yaştaki birçok futbolcunun neler yaptığınıda biliyordur. Ayrıca bu tarz oyuncaları golle buluşturacak bir oyun sistemiz yoktu sahada. Bana kalırsa yeni teknik direktör bunun üzerinde de durmalıdır. Çift santrafor ve iyi bir kanat oyuncularımızla bunu yapabilecek seviyeye taşınmalı takım.

Samsunspor özlediği galibiyeti buldu ve başta yönetim olmak üzere herkes rahat bir nefes aldı. Teşekkürler Besim Hoca ve elbette futbolcularımız.

aydindogdu@hotmail.com

 

 

FİYASKO!

Hafta içinde de sık sık Altınordu’nun gençleri konuşuldu. Yetenekli futbolcuları basında boy boy yer aldı. Başarılı olacakları vurgulandı. Hatta alt yapısı örnek alınması gerekliliği vurgulandı. Yöneticilerini ve teknik heyetlerini tebrik ediyorum.

Biz yılların kulubü ve büyük bir camia olduğumuzu iddia ediyoruz. Ancak alt yapıdan yeteri kadar oyuncu çıkarttığımız söylenemez. Altınordu’nun bu gençleri bizde olsa inanın bizler dahil taraftarlar da homurdanız, “Biz bu takımla mı başarı yakalayacağız?” söylemleri olurdu.

Maçın başında hızlı başlayıp görmeyi arzuladığımız görüntüler vardı. Araya toplar, kenar ortaları ve pozisyon üretme çabaları. Ama bunlar kısa sürdü. Altınordu oyunu dengeledi. Set oyununa geçtik. Rakibe topu vermeyi tercih ettik.

Dk.14 için şöyle bir not düşmüşüm “Top rakipte ve ileride basan yok!” Sonra ne oldu Mirkan, 17’de cezayı kesti. Alpay panikledi yanlış hamle yaptı ve Ahmet Cebe’yi oyundan erken aldı. Oyunu bizim istediğimiz gibi değil rakibin istediği gibi oynadık.

Devre biterken de ikinci golü gördük kalemizde. Oyun anlamında tam bir fiyasko vardı sahada. Yeni gol umudumuz Ayite de sahadaydı. Chibuike biraz olsun çabaladı. Ama yetersiz kaldı.

İkinci yarıya baskılı başladık. Rakip alanda oynadık. Hatta serbest atıştan topumuz direkten döndü. Ancak yediğimiz kontra ile adeta şoke olduk. Sonra 4.gol. Gol umudu Muhammet Beşir ilk golünü attı ama yetmedi haliyle.

Saha zemini kötü değil, berbattı ama kimse buna sığınamaz. Altınordu’nun gençleri de aynı zeminde oynadı ve 4 golü kalemize göndermeyi başardı.

Oyun anlamında sıkıntılarımız var. Yenilen 3. Golde pozisyon almada böyle bir kontra yemek gerçekten amatörce bile denmez. Körü körüne baskı, doldur boşaltlar bir yere kadar çaredir. Ancak panikleyerek oyuncu değiştirmek, futbolculara uyarı yaparken pozisyon almalarına yardımcı olmamak nedir? Biz rakibin gardını düşürecek hiçbir hamle yapmadık!

Bu taraftar büyük umutlar besleyip, haftalardır bekliyor. Hoş memnun olmayanlar daha fazla da olsa hele bekleyelim diyenler ağır basıyordu. Şimdi top yönetimde! Muhtemelen Alpay istifa verecektir. Henüz yazıyı yazarken bu konuda netlik yoktu.

Yönetim, bazı transferleri Alpay ile yaptığını söylemişti. Şimdi onlarda zor durumda. Ama benim her zaman güvendiğim Erkurt Başkan, gerçekten böylesi zor bir durumu umarım iyi yönetir. Futbol bilgisinin son derece iyi olduğunu düşündüğüm bir insan. Ancak birçok takım alıp başını giderken hem kendileri hemde taraftarlar acı çekmeye başladı. Erken kopuşun acıları da büyük olur.

Haftalardır oynan oyunu eleştiriyorum. Hani bir takımda her hafta üstüne koyar ama bu takımda bunu göremedik. Sağlı sollu ataklar olur, rakibi bunaltır hataya zorlarsınız. Kapanır uzaktan şutlar denersiniz. Hızlı ve adam eksilten oyuncularınızı devreye sokarsınız. Bu kadar mı uyumsuz olur bir takım kurgusu?

Rakibin son iki golünü es geçelim. Bu tür goller panikten ve rakibin üzerine yığılmadan yenir. Zeminden kaynaklanır yenir. Ama ilk iki golün nasıl yenildiğini ve bunu yerken, önceki haftalarda ki yediğimiz iki gole nasıl benzediğini ve rakibin bizi nasıl analiz ettiğini görmüş olursunuz.

Her yönüyle bu mağlubiyet hepimizi derinden üzdü. Futbolcularımız maalesef iyi sınav vermiyorlar bu forma için. Tek şahane taraftar! Ne yazık ki bu taraftarlar sahamızda üç maçtır boynu bükük ayrılıyorlar stattan.

aydindogdu@hotmail.com

BERABERLİĞE RAZI OLDUK!

Rakip Bşb.Erzurumspor başında Osman Özköylü bulunuyor. Geçen sezonu bizde tamamlamış, ancak karşılıklı anlaşarak yollar ayrılmıştı. Bu yıl çok iddialı değillerse de mücadeleci bir takım oluşturmuş Osman Hoca.

Taraftarımız maçın Rize de olmasıyla birlikte kendisine ayrılan yeri doldurup takımın dinamosu olmaya devam etmeye devam ediyor. Maç boyunca takımı destekleyerek statı inlettiler. Böyle taraftara galibiyet yakışırdı.

Transfer dönemi bitti ve son ana 3 futbolcu ile anlaştık. Ahmet Cebe ve Ayite bu isimlerden en takıma yakın olanlardı. Gurbetçi Samet Kılıç da takıma fayda sağlamasını umduğumuz isimlerden. Ancak hepimizin aklı kuşkusuz Alpay Özalan’ın “Yer yerinden oynayacak!” dediği futbolcuydu.

Maçın başından itibaren tempoyu yükselten ve sahamızda daha kalabalık olup pozisyon arayan takım rakip Bşb.Erzurumspor oldu. Bunun için mücadeleyi yükseltip rakip alanda etkili olmayaca çalışmış olsakta rakibin direncini kırmakta bir hayli zorlandık.

Rakibin direncini kıracak futbolcularımız biraz zorlandı. Özellikle Angan ve Chibuike bu isimlerin başında. Samaras henüz sahada yok. Varlığı yok gibiydi sahada. Bu tür oyunculara zaman vermemiz gerekiyor. Bu açıdan çabasını da görmezden gelemeyiz.

Furkan yine kritik kurtarışlar yaptı maç boyunca. Özellikle Gökhan ve Hamza’nın şutlarını çevirmesiyle maça damgasını vurmuş oldu. İlk yarının ortalarında ve sonunda gelen bu pozisyonları kurtararak takımı ayakta tutmayı başardı.

Takım oyunu ve pozisyon oluşturma anlamında sıkınlar yaşamaya devam etmemize karşın mücadelemiz yerindeydi. Yine kanatlara çok inemedik. Ahmet Cebe ve Chibuike işte bunun için ilaç nevinden. Ahmet Cebe bekleneni verememesini ilk maçına verelim. Alışınca daha verimli olacağına ve takıma katkı vereceğini düşünüyorum.

İkinci yarıda da rakip daha etkili başladı. Orta alanda ki direncimizi zorlamaya ve kalemizde etkili oldular. Geliştirdikleri organize atakta topu uzaklaştıramayınca yenik duruma düştük. Yapılan ortada, Ercan müdehale etti ancak top yükseldi. Buna karşılık Ufuk, topu ıskalayınca Gökhan, pozisyonu takip edip golü atmayı başardı.

Bu pozisyonda boşta kalan Gökhan ve onu takip etmeyen oyuncularımız biraz daha dikkatli olmanın gerekliliğini görmüştür. Golü kalemizde gördükten sonra biraz olsun rakip alanda olmaya ve pozisyon üretmeye başladık.

İstediğimiz baskıyı kurunca da rakip defansın hataları da beraberinde geldi. Başta anlatmak istediğim Chibuike faktörü vardı pozisyonlarda. Önce ikinci yarıda Samaras’ın yerine giren Halil İbrahim’e verdi pasını ama o topu auta attı. Sonradında da adeta penaltıyı yaptırdı Chibuike. Bunun karşılığında Kenan’ın şık penaltı vuruşuyla da beraberliği yakaladık.

Golden sonra da biraz olsun rakip alanda gözükmeye ve pozisyon üretmeye devam ettik. Angan müsait durumda dönüp vurduğu top az farkla auta çıktı. Maçın sonlarında da Halil İbrahim golü attı derken kaleciyi geçen topu defans uzaklaştırdı. Bu pozisyonda da Chibuike başroldeydi.

Maç, karşılıklı gollerle berabere bitti. Ancak oyun konusunda ve saha kurgusunda daha mesafe almamız gerekiyor. Alpay’ın oyuna müdehalesi ağır kalıyor. Futbolculara bir şey anlatmak değil sadece, aynı zamanda takımı sahada yönetmek ve onlara doğru zamanda seslenerek yönlendirmekte önemli. Futbolculuğunda bunu çok iyi biliyordur. Aynı zaman oyuncu değişiklikleri de yine eleştirilecek yönü. Şuan için sezon başı diyoruz ama bazı takımlar farkı açtı gidiyor. “Takım hazır değil” sözleri zaman kazanmaya matuftur. Bunun böyle olacağını daha evvelden bir hayli uyaranlar olmuştu. Kamplara futbolcuları daha erkenden yetiştirilmemesi üzerine yapılan eleştiriydi.

Bu takımın ‘şampiyon’ olarak direk çıkmasını istiyorsak, topa daha fazla sahip olmamız gerekiyor. Oyunu rakibin değil bizim yönlendirmemiz ve tempoyu ona göre ayarlamamız gerekiyor. Rakipten daha fazla koşmamız gerekiyor. Topun arkasında olup, doğru koşular ve ortalarla forvetleri topla buluşturmamız gerekiyor.

Samaras’ı eleştirmek kolay ancak onu topla ceza alanında buluşturduk mu? İşte bunun cevabını bulmamız ve çare üretilmesi gerekiyor. Daha evvelde yazdım Chibuike ve Angan tarzı oyuncular ekstralar yapmalı. İkinci yarı bunu Chibuike biraz olsun yapınca pozisyonlar gelmeye başladı. Diğer taraftan Kanatları tam olarak kullanmadığımız ve duran topları iyi değerlendiremediğimiz de ortada.

Tüm bunları şampiyon bir Samsunspor hayaliyle yazıyorum. Yok öyle bir idealimiz diyorsanız zaten bu takım her halükarda bu ligde kalır ve playy-off da oynar. Takımaların güç dengeleri Rize haricinde yakın. Bu yıl onları ayrı tutmamız gerekiyor. Göstergeler şimdilik öyle. Bundan dolayı topa daha çok sahip olan daha çok isteyen kazanmaya bir adım yakın olan.

Samsunspor, yapay mücadelen çok üretken mücadeleye geçtiği zaman kazanmaya da yakın ekip olacaktır. Bunun sinyalleri var ama daha fazla haftalar ilerlemeden gerçekleşmesidir isteğimiz.