SKORA GÖRE OYNADIK!

Rakip Elazığspor iyi ve güçlü bir kadrosu var. Üst sıraları hedefleyen ve ofansif yönü de güçlü bir takım. Bunun semeresini de üst sıralarda olarak zaten alıyorlar. Geçen hafta deplasmanda son dakika yedikleri gol ile mağlup olmalarının telafisi için çıktılar sahaya.

Engin Hoca, rakibi iyi etüt ettiklerini, güçlü ve zayıf yanlarını iyi çalıştıklarını söylemişti. Önemli olan ise bizim rakip karşısında ne yapacağımızdı. Aslında taraftarlar bizlere kızıyor skora göre yazıyorsunuz diye. Oysa bu maçta da bariz gördük ki bizlerden ziyade futbolcuların performansı bunu belirliyor. Genel anlamda rakip karşısında skora göre oynadık diyebiliriz.

Galip gelebilirdik mi? Evet. Bunu yapmak içinde daha cesaretli olmamız gerekiyordu. İşte bunu geriye düştüğümüz anlarda yaptık. Yediğimiz gole kadar sahada silik bir oyun anlayışımız vardı. Rakibin üzerine dahi gidemeyen bir takım görüntüsündeydik.

Geçen hafta ki Samsunspor’dan esinti yoktu. Chibuike sahada geziyordu. Kenan’ın aklı Karışık oyunu vardı. Kısacacı bir Halil’in çabası vardı. Yediğimiz gollere bakarsak bireysel hatalardan yediğimiz gollerdi. Oysa attığımız goller bir pozisyon ve rakibin etkisinden ziyade futbolcularımızın becerisiyle atılmış gollerdi.

Duran topları ne kadar kötü kullandıysak, bir o kadar da rakip kullandığı çoğu topta kalemizde etkili olmayı başardı. Yenilen iki golde bunun esintileriydi. İlk golde kornerden kullanılan topu uzaklaştıramadık, önce Hasan vurdu kısa düştü bu sefer Kenan adeta rakibe asist yaptı. Yine yediğimiz ikinci golde kenardan yapılan ortada çok çabalayan ve pozitif oynayan Ahmet Cebe topu uzaklaştıramadı ve top kısa düşüp birde havalanınca ters vole vuruşuda Alparslan da ikinci golünü bulmuş oldu.

Gördüğünüz gibi yediğimiz gollerde rakibe ısmarladığımız pozisyonlar gibi oldu. İlk yarı tam yenik kapacakken ilk golü Ayite’nin enfes pasını asiste çeviren Halil İbrahim, ikinci golde de Ufuk’un akıl dolu pasını gole çevirmeyi başardı.

İkinci yarı oldukça mücadele gücü yüksek ve zaman zaman da tempolu bir maç oldu. Furkan ilk yarıda olduğu gibi ikinci yarıda da cepheden gelen şutları başarıyla karşıladı. Bu devrede sakatlıklar bir hayli fazlaydı.

Ayite sakatlanıp ikinci yarı yerine Göksu’yu bıraktı. Yine hafif sakatlanan Halil İbrahim yerini Samaras’a bıraktı. Haliyle oyuna da bu değişiklikler etki etti. Ofansif anlamda daha etkili ve daha fazla pozisyonlar üretmemiz gerekiyor.

Engin Hoca özellikle takıma duran top ve yan topların kullanılması hususunda çalışma yaptırması gerekiyor. Birde derinleme pas atma özelliğimiz neredeyse yok. Oysa ileri çıkışlarda süratli oyuncularla bunu yapabiliriz. Mesela Ayite’ye hiçbir top atılmıyor bu şekilde. Bunun da mutlaka çalışması yapılıyordur diye düşünüyorum. Ama biz bunu göremiyoruz bu takımda. Daha çok doğaçlama oynuyoruz.

Hakem maçı ortada yönetti diyebiliriz. Kadir Sağlam ismi bizleri tedirgin etti. Ama ikili mücadelelerde oldukça yerinde kararlar verdi. Belki de maçın sonlarına doğru Ufuk’a çok rahat faul ve ikinci sarıdan kırmızı kart gösterse kimse bir şey diyemezdi.

Alınan bu beraberlik rakibin daha fazla uzaklaşmaması anlamında ve deplasmanda olması nedeniyle de önemlidir. Ancak tüm bunların yanında rakibin daha çok oyununu bozan, topa daha fazla sahip olan ve daha çok koşan bir takım istiyoruz.

Haftaya Gaziantep maçıyla birlikte artık galibiyetler seriside bekliyoruz. Bunu yapmak için artık çok fazla mazeret duymaktan ziyade sonuca yansımasını bekliyoruz. Dileriz ve umarız ki böyle bir takım olsun Samsunspor. Son iki maçta da bunu gördük. Lakin daha cesaretli ve defansta da daha dikkatli olmamız da şart.

aydindogdu@hotmail.com

101 DAKİKALIK MAÇ 1-1 BİTTİ!

Her yönüyle ilginç bir maç hikayesiydi. İki yeni Teknik Direktörün ilk maçıydı. İki takımında kazanmaya ihtiyacı vardı. Rize ilk maçlara göre son haftalarada sıkıntılı günler yaşadı ve Hikmet Karaman’ın yerine İbrahim Üzülmez takımın başına getirildi.

Taraftarımız her zaman ki gibi yerini aldı ve kendisine ayrılan yerini doldurdu. Bu taraftar bu takımı ayakta tutuyor kuşkusuz. Bunun için neler yazılsa azdır. Ancak Rizespor taraftarları hiçte iyi bir sınav vermediler. “Samsunspor kümeye!” tezahüratlarını kendilerin iade ediyoruz. Doğrusu süreli “Karadeniz takımları dayanışma içinde olmalı!” yaklaşımlarına da kendileri gölge düşürmüş oldu. Anlayanlar anlamıştır sanırım.

İlk yarıda başlı başına çok farklı ve çok hikayesi olan bir oyun vardı sahada. Tempolu ve mücadelesi yüksek bir ilk yarıydı. Olayları ve pozisyonları ile birlikte hakemin de oyunun içinde olduğu bir ilk yarıydı.

Oyuna hızlı başlayan ev sahibi takımdı. Ancak çok kısa sürede oyunu dengeleyip rakip alanda oynayan bir Samsunspor vardı sahada. Bunun ilk meyvesini de onuncu dakika içinde önce Ahmet Cebe ile kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda kaleci topu kornere çeldi, sonra kornerden gelen topu dışarıdan Çağrı’nın vuruşunda yine kaleci güçlükle kornere çeldi.

Oyunu maalesef iki yönlü oynayamıyoruz. Zaten en büyük sıkıntımız bu. Öncelikle kanatları çok fazla kullanamadık. Belki tempo yüksek, mücadelemiz yine yüksekti ama topu kanatlara indirip daha fazla atak geliştirmeyi bir türlü yapamıyoruz.

Nitekim rakip golü de böyle buldu. Köşe direğinden iki oyuncumuz birden oyundan düştü, pozisyonun takip eden bek oyuncuları Orhan Ovacıklı da, topu ağlarımıza göndermekte zorlanmadı. Oyuncularımızın bu tuzağa düşmemeleri gerekirdi.

Golü kalemizde görmemize rağmen oyunun içinde olmayı ve rakip kaleye gitmeyi başardık. Çok geçmeden de penaltıyı kazandık. Bu pozisyon başlı başına bir hikaye çıkardı. Penaltıyı topun dışında olan pozisyona çaldı hakem. Kaleci Gökhan, topu alırken sert düştü ve ciddi bir sakatlık geçirdi. Oyun 5 dakika kadar durdu. Hatta kulüp doktorumuz da yine kaleciye müdahale için hiç tereddüt etmeden yardıma koştu.

Ayite penaltıyı çok lakayt kullanınca kaleci yine köşeden topu çelmeyi başardı. Elbette Kenan’ın daha evvel kullandığı penaltı geliyor aklımıza. Takımın penaltıcısıysa öncelikle onun kullanması gerekmez miydi? Yoksa forvet bencilliği miydi Ayite’nin yaptığı?

Gökhan daha fazla oyuna devam edemedi ve yerini yedek kaleci Cihan’a bıraktı. Kendisine geçmiş olsun diyorum. İnşallah ciddi bir sakatlığı yoktur. Her kim olursa olsun bir futbolcunun sakatlanması her zaman üzücüdür.

Oyun bir o kalede bir bu kalede geçti. Kornerden gelen topa Ufuk çizgiden müdahale ederek mutlak golü engelledi. Yine Göksu ortalarda yokken topu ıskalayarak mutlak golü değerlendiremedi. Pozisyonu bol, mücadelesi bol bir ilk yarıyı 1-0 geride kapattık. Belkide 3-1 önde bile kapatabilirdik.

İkinci yarıya biraz daha kontrollü başladık. Oyunun başında rakip alanda gol kovalarken ve vuruşlar defanstan dönerken kaleci Cihan’ın topu çıkarırken top kısa düştü ve gelişine de Ahmet Cebe vurdu ve skoru 1-1’e getirdi.

Oyuna ikinci yarıda giren Samaras daha istekli ve oyuna daha çok katkı veren bir görüntüsü vardı. Yine Gökay’ı daha evvel alabilirdi Engin Hoca. Oyunu göbekten gittiğimiz anlarda biraz daha fazla top kaybı yaparak atak yedik. Üçüncü bölgede pozisyon ararken kaybedilen toplarımız bir hayli fazlaydı. Bu yarıda pozisyon kısırlığı yaşadı iki takımda. Ancak mücadele oldukça yüksekti.

Hakem, ilk yarıda ortada maç yönetirken ve futbolcularla daha çok iyi iletişim gösterirken ikinci yarıda ise takdir haklarını rakipten yana kullandı. İkinci yarı Kenan’ın düşürülmesi verdiği penaltıdan daha çok penaltıydı. Kenan, topa hamle yaparken rakip oyuncu ayağını uzatıyor ve onu yere düşürdü. Sarı kartlarda ise biraz fazla cömert davrandı. Özellikle topsuz alanlarda gösterdiği kartlarla oyuna damga vurdu. Sarı kartı olan Orhan Ovacıklı’yı, Ahmet Cebe’yi itmesini görmezden geldi. Bunlara rağmen özellikle Gökhan’a davranışı ise oldukça insancıl bir görüntüydü.

Futbolcularımızın iki maçtır ortaya koyduğu futbol ve mücadele bizleri mutlu ediyor. Taraftarlarımızında maç sonrası onları çağırıp alkışlaması da bunu gösteriyor. Buna rağmen hızla hedefe ulaşmak için mutlak seri galibiyetlere ihtiyacımızın olduğu da bir gerçek. Rakipten alınan bir puan kesinlikle küçümsenemez. Hemde deplasmanda ligin en iyi kadrosuna sahip bir takım Rize’den olmasıda başlı başına artıdır.

Engin Hoca, tecrübesiyle birlikte takıma hızlı adapte olduğu gözüküyor. Oyun anlayışını biraz daha sahaya yansıtırsa gelecek adına umutlu olabiliriz. Samaras, kesinlikle daha evvelde yazdığım gibi takıma kazandırılmalıdır. İyi bir Samaras takıma katkı vercektir. Arkadaşlarıyla uyumu ve onlara oyun hakkında bilgi vermeside takım için avantajdır.

Chibuike biraz kaçak oynuyor. Çok fazla risk almadı bu maçta. Ondan bizler oyuncu eksiltmesini, rakip alanda daha fazla efor sarfetmesini ve forveti kaleciyle karşı karşıya getirecek bir oyun anlayışı bekliyoruz. Oyunda bence çok fazla kalmış oldu. Taraftar Samaras’ı gönderin derken böyle giderse öncelikle Chibuike gidecek gibi gözüküyor. Kendisini düzeltmeyen, oyuna katkı vermeyen oyuncuya taraftar daha fazla tahammül etmez.

Rakip takımdan kazanılan puanı küçümseyemeyiz. Hakemin iki yarıda ki ek süreleri ile 101 dakikalık maç berabere bitti. Hani Rize şivesiyle “1 puan eyidür da!” diyebiliriz.

Geriye baktığımızda ne kadar çok vakit kaybedildiği anlaşılıyor. Başkan’ın hafta içi açıklamalarını hep beraber takip ettik. Elbette takım için çabalıyorlar. Hatasını da kabul ediyor. Özellikle teknik direktör seçiminin ne denli önemli olduğu ortada. Şu bir gerçek ki takım olarak ilk iki için kredimiz bir hayli azaldı. Yine play-off gözüküyor bizlere.

Başkan’ın, “Sırtımda taşırım!” cümlesi ise olayın ciddiyetini anlatan önemli bir çıkışıydı. Ekonomik anlamda oldukça sıkıntılı günlerin ardından en azından biraz daha fazla ayakta durabilen bir kulüp olma yolunda ciddi adımlar atıldığını da görmezden gelemeyiz.

Yine eski başkanlardan Kazım Yılmaz’ın açıklaması oldu. Ancak çok fazla polemiğe girmeden şunu belirtmek isterim, ne yaparsa yapsın Kazım Yılmaz, hiçbir açıklaması Samsunspor taraftarını memnun etmeyecektir. Çünkü o, yıllar evvel bu defteri çoktan kapatmış oldu.

 

 

SAMSUNSPOR ANKARA DA KAZANDI!

Alpay Özalan’ın istifasına giden uzun bir süreç yaşandı. Aslında bu kriz biraz da kendisini hissettire hissetire geldi. Yani kriz adeta ben geliyorum dedi. Önceki yazılarıma bakarsanız ne demek istediğim gayet açık.

Ankaragücü ile ilk hazırlık maçı sonrası “Çok rahat maç kazanacağımız söylenemez!” diye belirtmiştim. Oynan oyun gerçekten yoktu ve bu Ankaragücü ile oynadığımız ve son dakika golüyle yenildiğimiz geçen haftaki maçta da devam etti.

Öyle kötü ve isteksiz bir oyun vardı ki sahada Alpay buna bir türlü çözüm de bulamadı, etkili de olamadı. Yönetim, daha evvel vermesi gereken kararı gecikmeli verdi ve sonunda Alpay’ın istifasını kabul etti. Anlaşmanın içeriğine girmeden kararın Samsunspor için ne denli doğru olduğunu maçta da görmüş olduk.

Belki kendi 19 Mayıs Stadımız da oynamadık ama yine bir başka 19 Mayıs Stadı olan Ankara da oynadık maçı. Taraftarımız burada da takımını yalnız bırakmadı. Yönetim doğru bir hamle ile Besim Hoca ile çıktı maça. Takımı motive etmek adına tecrübeli bir Hoca nihayetinde.

İlk dakikalarda rakibin üstünülüğü bariz ortadaydı. Kendine güveni az bir görüntümüz vardı. Rakip alanda çoğalamayan ve ileriye dahi gol yeriz korkusuyla çıkamaz haldeydik. Bu biraz normal sayılabilir. Çünkü rakibin gol yollarında bize göre daha avantajlı ve skora yansıtma anlamında da bir adım öndeydi.

Angan zaten sakattı, birde Chibuike’nin sakatlığı eklendi. Bu ofansif anlamında biraz olsun sıkıntımız olduğunun işaretiydi. Geldiğinden beri bir türlü patlama yapamayan Göksu vardı sahada. Yine Ahmet Burak da 11 de başladı. Gökay’ı da bekledik 11 de ama onu yedek başlattı Besim Hoca.

Takımımız biraz olsun ilk yarının ortalarında dengeyi kurmaya ve rakip alanda gözükmeye başladı. Nihayetinde de Ayite’nin kafa vuruşuyla gole yaklaştık. Hemen arkasından da Ahmet Cebe yine gole yaklaşan isim oldu.

Ayite’yi güreşçi gibi yere indiren Nizamettin, ilk sarı kartını gördü. Bu pozisyon ile birlikte Samsunspor, daha çok ileride gözükmeye ve mücedele gücünü artırmaya başladı. Özellikle rakip alanda çoğalmaya çalıştık. Final pasları ve son vuruşlarda biraz daha etkili olsak inanın bu yarıda da golü bulabilirdik.

İkinci yarının hemen başında Göksu, attığı şık vole golüyle takımımızı 1-0 öne geçirdi. Pozisyon bir gitti pir geldi. Önce kaçırdık, son vuruşu bir türlü yapamadık ama nihayetinde golü bulan taraf olduk. Peşinden yine Göksu farkı artıracak pozisyonu buldu ancak değerlendiremedi.

Duran topların ne denli önemli olduğunu bir kez daha gördük. Kornerden gelen ortada rakip futbolcuyu boşta bırakında o da topu ağlarla buluşturdu ve maç beraberliğe gelmiş oldu.

Nizamettin’in ikinci sarı karttan oyundan atılmasıyla galibiyet umutlarımız daha da artmış oldu. Bunun için rakip alanda daha fazla görünmemiz ve topu oraya taşımamız gerekiyordu. Ayite, kalitesine yakışır bir vuruşla ceza alanı dışından vuruşuyla kalecinin üzerinden topu ağlarla buluşturdu ve yeniden öne geçtik.

Bu maçta galibiyetle bitirmek gerçekten önemliydi. Rakibin on kişi kalmasıyla daha rahat oynadık. Futbolcularımız ilk defa bir maçta ikinci golü atmış oldu. Yine forvet hattı Ayite ve Göksu ile ilk gollerini attı. Bunun için galibiyetle bitirmeye yaklaşmışken farkı artırmak yerine biraz daha skoru koruma içgüdüsüyle hareket etti futbolcularımız.

Gökay’ın oyuna girmesiyle biraz olsun topa daha fazla sahip olmaya başladık. Ahmet Burak bu değişiklikten çok hoşnut olmadı. O da performansını artıracak ve bu takıma büyük katkılar verecektir.

Galibiyeti almak ve hanemize 3 puan yazdırmak çok önemliydi. Bunu zorda olsa yerine getirdi futbolcularımız. Özgüven açısından ve ilerleyen haftalara daha iyi bakmak içinde önemliydi. Elbette bu galibiyetin bir başlangıç olmasını diliyorum.

Gelelim Teknik Direktör konusuna. Bu mevzu da yönetimin ilk gittiği adres olan Erkan Sözeri den olumlu cevap alamadı. Başka alternatifler ile görüşmeler var deniyor. Bu sefer beklediğimiz başarıyı yakalatacak bir isimle anlaşılmasını diliyorum. Çünkü bu takımın hoca konusunda ne kadar seçici olduğunu Balıkesir maçında gösterdikleri performansta da görmüş olduk.

Milli maç arasından sonra Rize ve Elazığ deplasmanlarına gideceğiz. İki ciddi ekiple kora kor bir maç olacaktır. Rize bu haftada mağlup oldu ve bize karşı mutlak galibiyet parolasıyla çıkacaktır. Önemli olan bizim sahada nasıl mücadele edeceğimizdir.

Samaras, kesinlikle küstürülmeden takıma kazandırılmalıdır. Önemli bir oyuncu kuşkusuz. Yaşına laf edenler o yaştaki birçok futbolcunun neler yaptığınıda biliyordur. Ayrıca bu tarz oyuncaları golle buluşturacak bir oyun sistemiz yoktu sahada. Bana kalırsa yeni teknik direktör bunun üzerinde de durmalıdır. Çift santrafor ve iyi bir kanat oyuncularımızla bunu yapabilecek seviyeye taşınmalı takım.

Samsunspor özlediği galibiyeti buldu ve başta yönetim olmak üzere herkes rahat bir nefes aldı. Teşekkürler Besim Hoca ve elbette futbolcularımız.

aydindogdu@hotmail.com

 

 

FİYASKO!

Hafta içinde de sık sık Altınordu’nun gençleri konuşuldu. Yetenekli futbolcuları basında boy boy yer aldı. Başarılı olacakları vurgulandı. Hatta alt yapısı örnek alınması gerekliliği vurgulandı. Yöneticilerini ve teknik heyetlerini tebrik ediyorum.

Biz yılların kulubü ve büyük bir camia olduğumuzu iddia ediyoruz. Ancak alt yapıdan yeteri kadar oyuncu çıkarttığımız söylenemez. Altınordu’nun bu gençleri bizde olsa inanın bizler dahil taraftarlar da homurdanız, “Biz bu takımla mı başarı yakalayacağız?” söylemleri olurdu.

Maçın başında hızlı başlayıp görmeyi arzuladığımız görüntüler vardı. Araya toplar, kenar ortaları ve pozisyon üretme çabaları. Ama bunlar kısa sürdü. Altınordu oyunu dengeledi. Set oyununa geçtik. Rakibe topu vermeyi tercih ettik.

Dk.14 için şöyle bir not düşmüşüm “Top rakipte ve ileride basan yok!” Sonra ne oldu Mirkan, 17’de cezayı kesti. Alpay panikledi yanlış hamle yaptı ve Ahmet Cebe’yi oyundan erken aldı. Oyunu bizim istediğimiz gibi değil rakibin istediği gibi oynadık.

Devre biterken de ikinci golü gördük kalemizde. Oyun anlamında tam bir fiyasko vardı sahada. Yeni gol umudumuz Ayite de sahadaydı. Chibuike biraz olsun çabaladı. Ama yetersiz kaldı.

İkinci yarıya baskılı başladık. Rakip alanda oynadık. Hatta serbest atıştan topumuz direkten döndü. Ancak yediğimiz kontra ile adeta şoke olduk. Sonra 4.gol. Gol umudu Muhammet Beşir ilk golünü attı ama yetmedi haliyle.

Saha zemini kötü değil, berbattı ama kimse buna sığınamaz. Altınordu’nun gençleri de aynı zeminde oynadı ve 4 golü kalemize göndermeyi başardı.

Oyun anlamında sıkıntılarımız var. Yenilen 3. Golde pozisyon almada böyle bir kontra yemek gerçekten amatörce bile denmez. Körü körüne baskı, doldur boşaltlar bir yere kadar çaredir. Ancak panikleyerek oyuncu değiştirmek, futbolculara uyarı yaparken pozisyon almalarına yardımcı olmamak nedir? Biz rakibin gardını düşürecek hiçbir hamle yapmadık!

Bu taraftar büyük umutlar besleyip, haftalardır bekliyor. Hoş memnun olmayanlar daha fazla da olsa hele bekleyelim diyenler ağır basıyordu. Şimdi top yönetimde! Muhtemelen Alpay istifa verecektir. Henüz yazıyı yazarken bu konuda netlik yoktu.

Yönetim, bazı transferleri Alpay ile yaptığını söylemişti. Şimdi onlarda zor durumda. Ama benim her zaman güvendiğim Erkurt Başkan, gerçekten böylesi zor bir durumu umarım iyi yönetir. Futbol bilgisinin son derece iyi olduğunu düşündüğüm bir insan. Ancak birçok takım alıp başını giderken hem kendileri hemde taraftarlar acı çekmeye başladı. Erken kopuşun acıları da büyük olur.

Haftalardır oynan oyunu eleştiriyorum. Hani bir takımda her hafta üstüne koyar ama bu takımda bunu göremedik. Sağlı sollu ataklar olur, rakibi bunaltır hataya zorlarsınız. Kapanır uzaktan şutlar denersiniz. Hızlı ve adam eksilten oyuncularınızı devreye sokarsınız. Bu kadar mı uyumsuz olur bir takım kurgusu?

Rakibin son iki golünü es geçelim. Bu tür goller panikten ve rakibin üzerine yığılmadan yenir. Zeminden kaynaklanır yenir. Ama ilk iki golün nasıl yenildiğini ve bunu yerken, önceki haftalarda ki yediğimiz iki gole nasıl benzediğini ve rakibin bizi nasıl analiz ettiğini görmüş olursunuz.

Her yönüyle bu mağlubiyet hepimizi derinden üzdü. Futbolcularımız maalesef iyi sınav vermiyorlar bu forma için. Tek şahane taraftar! Ne yazık ki bu taraftarlar sahamızda üç maçtır boynu bükük ayrılıyorlar stattan.

aydindogdu@hotmail.com

BERABERLİĞE RAZI OLDUK!

Rakip Bşb.Erzurumspor başında Osman Özköylü bulunuyor. Geçen sezonu bizde tamamlamış, ancak karşılıklı anlaşarak yollar ayrılmıştı. Bu yıl çok iddialı değillerse de mücadeleci bir takım oluşturmuş Osman Hoca.

Taraftarımız maçın Rize de olmasıyla birlikte kendisine ayrılan yeri doldurup takımın dinamosu olmaya devam etmeye devam ediyor. Maç boyunca takımı destekleyerek statı inlettiler. Böyle taraftara galibiyet yakışırdı.

Transfer dönemi bitti ve son ana 3 futbolcu ile anlaştık. Ahmet Cebe ve Ayite bu isimlerden en takıma yakın olanlardı. Gurbetçi Samet Kılıç da takıma fayda sağlamasını umduğumuz isimlerden. Ancak hepimizin aklı kuşkusuz Alpay Özalan’ın “Yer yerinden oynayacak!” dediği futbolcuydu.

Maçın başından itibaren tempoyu yükselten ve sahamızda daha kalabalık olup pozisyon arayan takım rakip Bşb.Erzurumspor oldu. Bunun için mücadeleyi yükseltip rakip alanda etkili olmayaca çalışmış olsakta rakibin direncini kırmakta bir hayli zorlandık.

Rakibin direncini kıracak futbolcularımız biraz zorlandı. Özellikle Angan ve Chibuike bu isimlerin başında. Samaras henüz sahada yok. Varlığı yok gibiydi sahada. Bu tür oyunculara zaman vermemiz gerekiyor. Bu açıdan çabasını da görmezden gelemeyiz.

Furkan yine kritik kurtarışlar yaptı maç boyunca. Özellikle Gökhan ve Hamza’nın şutlarını çevirmesiyle maça damgasını vurmuş oldu. İlk yarının ortalarında ve sonunda gelen bu pozisyonları kurtararak takımı ayakta tutmayı başardı.

Takım oyunu ve pozisyon oluşturma anlamında sıkınlar yaşamaya devam etmemize karşın mücadelemiz yerindeydi. Yine kanatlara çok inemedik. Ahmet Cebe ve Chibuike işte bunun için ilaç nevinden. Ahmet Cebe bekleneni verememesini ilk maçına verelim. Alışınca daha verimli olacağına ve takıma katkı vereceğini düşünüyorum.

İkinci yarıda da rakip daha etkili başladı. Orta alanda ki direncimizi zorlamaya ve kalemizde etkili oldular. Geliştirdikleri organize atakta topu uzaklaştıramayınca yenik duruma düştük. Yapılan ortada, Ercan müdehale etti ancak top yükseldi. Buna karşılık Ufuk, topu ıskalayınca Gökhan, pozisyonu takip edip golü atmayı başardı.

Bu pozisyonda boşta kalan Gökhan ve onu takip etmeyen oyuncularımız biraz daha dikkatli olmanın gerekliliğini görmüştür. Golü kalemizde gördükten sonra biraz olsun rakip alanda olmaya ve pozisyon üretmeye başladık.

İstediğimiz baskıyı kurunca da rakip defansın hataları da beraberinde geldi. Başta anlatmak istediğim Chibuike faktörü vardı pozisyonlarda. Önce ikinci yarıda Samaras’ın yerine giren Halil İbrahim’e verdi pasını ama o topu auta attı. Sonradında da adeta penaltıyı yaptırdı Chibuike. Bunun karşılığında Kenan’ın şık penaltı vuruşuyla da beraberliği yakaladık.

Golden sonra da biraz olsun rakip alanda gözükmeye ve pozisyon üretmeye devam ettik. Angan müsait durumda dönüp vurduğu top az farkla auta çıktı. Maçın sonlarında da Halil İbrahim golü attı derken kaleciyi geçen topu defans uzaklaştırdı. Bu pozisyonda da Chibuike başroldeydi.

Maç, karşılıklı gollerle berabere bitti. Ancak oyun konusunda ve saha kurgusunda daha mesafe almamız gerekiyor. Alpay’ın oyuna müdehalesi ağır kalıyor. Futbolculara bir şey anlatmak değil sadece, aynı zamanda takımı sahada yönetmek ve onlara doğru zamanda seslenerek yönlendirmekte önemli. Futbolculuğunda bunu çok iyi biliyordur. Aynı zaman oyuncu değişiklikleri de yine eleştirilecek yönü. Şuan için sezon başı diyoruz ama bazı takımlar farkı açtı gidiyor. “Takım hazır değil” sözleri zaman kazanmaya matuftur. Bunun böyle olacağını daha evvelden bir hayli uyaranlar olmuştu. Kamplara futbolcuları daha erkenden yetiştirilmemesi üzerine yapılan eleştiriydi.

Bu takımın ‘şampiyon’ olarak direk çıkmasını istiyorsak, topa daha fazla sahip olmamız gerekiyor. Oyunu rakibin değil bizim yönlendirmemiz ve tempoyu ona göre ayarlamamız gerekiyor. Rakipten daha fazla koşmamız gerekiyor. Topun arkasında olup, doğru koşular ve ortalarla forvetleri topla buluşturmamız gerekiyor.

Samaras’ı eleştirmek kolay ancak onu topla ceza alanında buluşturduk mu? İşte bunun cevabını bulmamız ve çare üretilmesi gerekiyor. Daha evvelde yazdım Chibuike ve Angan tarzı oyuncular ekstralar yapmalı. İkinci yarı bunu Chibuike biraz olsun yapınca pozisyonlar gelmeye başladı. Diğer taraftan Kanatları tam olarak kullanmadığımız ve duran topları iyi değerlendiremediğimiz de ortada.

Tüm bunları şampiyon bir Samsunspor hayaliyle yazıyorum. Yok öyle bir idealimiz diyorsanız zaten bu takım her halükarda bu ligde kalır ve playy-off da oynar. Takımaların güç dengeleri Rize haricinde yakın. Bu yıl onları ayrı tutmamız gerekiyor. Göstergeler şimdilik öyle. Bundan dolayı topa daha çok sahip olan daha çok isteyen kazanmaya bir adım yakın olan.

Samsunspor, yapay mücadelen çok üretken mücadeleye geçtiği zaman kazanmaya da yakın ekip olacaktır. Bunun sinyalleri var ama daha fazla haftalar ilerlemeden gerçekleşmesidir isteğimiz.

 

 

YENİLDİK!

Haftaya Manisaspor galibiyetinin moraliyle başlamıştık. Özellikle bu maçta yaşanan sıkıntılarımız ortadaydı. Bunlara acilen çözüm bulunması gerekliliği ne yazık ki Adanademirspor maçında da görüldü.

Cuma günü maç oynanmasına rağmen ilgi yinede azımsanmayacak düzeydeydi. Ayrıca TFF’nin bu maçı hafta sonu oynatması Kurban Bayramı nedeniyle tatil için şehre gelecek gurbetçiler açısından oldukça iyi olacaktı. Ama nerede onlarda böyle bir düşünce? Samsunspor menfaatine karar aldıklarını nedense görmemiz mümkün olmuyor.

Maça istekli ve arzulu başlayıp topu ileriye doğru oynayan ve ofansif bir takım hüviyetimiz vardı. Chibuike’nin enfes şutunu kaleci güçlükle kurtardı. Bu pozisyon, maçın en güzel hareketleriyle bezenmiş ve dar alanda kısa paslarla bulunan bir şut olmasıyla da bizleri heyecanlandırmıştı.

Pozisyonun akabinde Halil İbrahim’in ceza alanına girerken rakibin topu eliyle düzelttiği düşüncesiyle Hakem Çağatay Şahan önce penaltıyı gösterdi. Sonrasında yardımcı hakemlerin devreye girmesiyle kararını iptal etti. Bu değişiklik elbette oyuncularımızın ve taraftarlarımızın da dengesini bozdu. Özellikle oyuncularımız belli bir süre burada takılıp kaldı. Bu oyun anlayışımızıda olumsuz etkiledi.

Penaltı kararı nasıl yanlışsa karardan vazgeçmek bir o kadar yanlış oldu. Hakemlerin aleyhimize verdiği kararları ve lehimize vermedikleri kararları hatırlayınca yine bir maçta hakem faciası yaşamış olduk.

Sahada Kenan’ın, zeminden kaynaklanan ayak burkulması sonrası 10 kişi oynayıp girecek oyuncuyu da bir türlü içeri alamayınca rakibe karşı eksik oynamanın faturasını kalemizde gol görerek ödedik. Gol öncesi Lalawele’nin çalımlarını ve futbolcularımızı nasıl geçtiğini ve gol geliyorum demesine rağmen önlem alınmayınca boşta kalan Tambe topu ağlarımıza yollamakta zorlanmadı. Özelikle topu bu zaman diliminde bir şekilde oyun dışına yollayıp Ramazan’ın alınmasını sağlanması gerekiyordu. Bunu anlamanın faturası doğrusu ağır oldu.

Oyunda birçok pozisyon denememiz oldu. Daha çok ileriye baskı kurup neredeyse tek kale oynadık. Mücadele gücü yüksek bir maçtı. Rakip iyi bir defans kurgusu ile oynadı. İyi kapandı. Kalecileri günündeydi diyebiliriz. Ancak hani “Bu golde kaçar mı? Bu gol olaydı işler başka olurdu!” gibi anlatılacak pozisyonum yok gibiydi. Rakip zaten bir geldi pir geldi!

Belki Angan’ın, ikinci yarıda topu kontrol edip vursa gol olabilirdi diyebiliriz. İyi mücadele gol getirmedi ama biz bunun için neler yaptık veya yapamadık bunların değerlendirilmesi gerekiyor. Diğer taraftan kanatları neden daha iyi değerlendiremedik? Manisa maç yazımda da belirtmiştim bu maçta da maalesef bu sıkıntımız devam etti.

Ahmet Burak gibi bir futbolcumuz var ve bu tarz bindirmeleri çok rahat yapabilirken kenarda tutulmasına anlam veremedik. Ufuk’un ismini özellikle rakip alanda ataktayken, pozisyon üretirken duymak mümkün olmadı.

Elbette Kenan’ın, sakatlanması oyun planını bozdu. Ancak sahanızda oynuyor ve seyirci avantajını da arkanıza almışsanız bunun üstesinden gelmeniz gerekiyor. Merakla beklediğimiz Labri, bu maçta bekleneni veremedi. Samaras daha fizik olarak hazır değil. Muhammet Beşir ilk maçıydı ve ikinci yarının başında kurtarıcı olarak oyuna girince o da gereğini veremedi.

Rakibin dengesini bozacak, onları hataya zorlayacak pozisyonlar üretemedik. Özellikle kapalı defansı açacak ve onları sıkıntıya düşürecek bir oyun anlayışını sahada göremedik. Birçok atağımız defansta ve kalecide eriyip gitti. Özellikle ikinci yarıda ceza alanına dahi giremedik. Topu rakip defansın arkasına geçiremeyince kaleciyle karşı karşıya kalacağımız bir pozisyonumuz da olmadı.

Chibuike den daha çok insiyatif almasını bekledik. Angan’ın son vuruşlarının daha etkili olmasını gözledik! Topu ceza alanına indiremiyorsanız uzaktan şutlar imdada yetişir ama onları da göremedik.

Elbette bunlar için daha zaman var! İşte bu zaman denilen mefhum aleyhinize işlemeye başladı mı işte o zaman ne yapacağız. Hedefe oynuyoruz ama sahamızda iki maçta gol yok! Gol yenilebilir ama bunun telafisi için gol atmak gerekiyor. 3 maçta 1 gol üreten takım nasıl hedefe oynayacak? Allah’tan defansımız iyi diyorduk. Onlarda yenilen golde kademe hatası yaptı ve bizleri şaşırttılar.

Sezer’in ikinci yarının son çeyreğinde oyuncumuza yaptığı faulün karşılığı sarı karttı. Nihayetinde Sezer’in ikinci sarı kart ve kırmızı kart ile oyundan atılması gerekiyordu. Maalesef Çağatay Şahan bu cesareti gösteremedi.

Gelelim zemine! En iyi zemin diye aylar öncesinden büyük bir beklentiyle ve heyecanla maçları bekledik. Ama iki maçta sıkıntılar yaşamaya başladık. Nihayetinde de korktuğumuz başımıza geldi ve Kenan’ın sakatlanmasına sebep oldu. Sonrasında da eksik kalarak gol yedik.

Zemin, milli maç arasında umarız düzelmiş halde hazır hale gelir. Böylesi güzel ve alımlı bir stata “saha patates tarlasına döndü!” denilmesi gerçekten üzücü. Erzurum deplasmanı sonrasında artık bu taraftar sahasında kazanan ve coşan bir takım arzuluyor. Kısacası, mazeret değil galibiyet bekliyor.

 

İLK GALİBİYET DEPLASMANDAN!

Mutlak galibiyet olarak Manisa’ya gidilmişti. Geçen haftanın sansasyonel lisans problemleri halledilmeside önemli bir gelişmeydi. Kuşkusuz ilk haftalar zor oluyor. Motivasyon anlamında da oyun anlamında da takımlar tam oturmuş olmuyor.

Bunun zorluklarını sadece biz değil diğer takımlarda hissediyor. Ancak ilk haftalarda biraz olsun ipi göğüsleyen takımlar ilerisi için daha avantajlı oluyorlar. Geçen hafta sahamızda ki beraberlik bu anlamda üzmüştü bizleri. Kaldı ki eksik oyuncuların oluşu da ve lisanslarının yetişmemesi de sinirlerin gerilmesine sebep olmuştu.

Bu hafta girilirken galibiyet beklenmesi de doğaldı. Ancak yine de rakip takımdan geçen sezonun son maçlarında sahamızda kayıbın rövanşını da yeni takımla almanın yollarını bulmakta öyle kolay olmayacaktı.

İlk yarıda galibiyeti bırakın biz bu maçı berabere bitirsek diye düşünmeye başladık. Angan ve Chibuike maça 11’de başladı. Samaras ve Larbi kenardaydı. Defansa bir hayli yük bindi bu yarıda. Daha çok rakip takımın ataklarını izledik. Ofansif anlamda son dakikalar haricinde çok organize olamadık. Kenarlara inmiş olsakta topu çok fazla kale önüne getiremedik.

Oyunu çok fazla yarı sahamızda kabul ettik. Kontra ataklarımız ise rakip defans ve orta alanda eridi. Elbette bunun en büyük nedeni futbolcuların birlikte oynamamış olmasıydı. Dağınık bir görüntümüz vardı sahada.

İlk yarıda rakibin en önemli pozisyonunu da kendi hatamızla geldi. Abdülkadir 39.dakida öyle hata yaptı ki golü kalemizde görebilirdik. Geri pası kısa düşünce Atiemwen topla buluştu. Onun vuruşunu yine Abdülkadir engelleyerek topun kornere gitmesini sağldı ve hatasını telafi etmiş oldu.

Buna rağmen ellerinden geleni sahada göstermeye çalıştı futbolcularımız. Angan orta alanda yere düşürülmesi biraz olsun ışık yaktı bize. Yine Angan’ın kaleciyi geçip vuruşunu defans çizgi önünden uzaklaştırdı. İlk yarı golsüz bitecek derken Chibuike’nin ortasında topla buluşan Halil İbrahim topu kontrol edip vuruşunda golü bulduk. Halil İbrahim, tıpkı geçen yıl olduğu gibi bu yılda Samsunspor’un ilk golünü atmış oldu.

İkinci yarı heyecan dolu, mücadele dolu ve aksiyon dolu geçti. Manisaspor daha çok risk aldıkça boşluklar bulup gol pozisyonları da yakaladık. Önce Axel Meye’nin şutu geldi. Furkan köşeden topu kornere çeldi. Angan ile gole yaklaşmış olsakta, son dakikalarda Ufuk’un birbirinden güzel hareketlerle çizgiye girip vuruşunun direkten dönmesiydi.

Furkan’ın geceye damga vurduğunu belirtmem gerekir. Aldığı pozisyonlarla birlikte kurtardığı penaltı ile maça damga vurmuş oldu. Çağrı’nın müdahelesi ile rakip oyuncu yerde kalınca Bitigen penaltı düdüğünü hiç düşünmeden çaldı. Topun başında eski oyuncumuz Mustafa Sevgi vardı. Ancak Furkan topun gidişini iyi takip edince köşeden topu kornere çelip penaltıyı kurtararak galibiyetin gelmesinde önemli bir işe imza attı.

Geçen hafta penaltımızı çalamayan Özgüç Türkalp’i hatırladık haliyle. Penaltıya itirazımız yok ama hakkımızında yenmesini istemiyoruz.

Ramazan Övüç yine maça damgasını vuran isimlerdendi. Hasan ise sakatlanıp oyundan çıkana kadar gerçekten büyük bir özveriyle oynadı. Zaman zaman ileri çıkıp takımın ataklarına destek verdi. Çağrı istekli ve oyuna katkı yapıyor. Lakin daha fazla ofansif anlamda paslar vermeli ve oyunun yönünü daha iyi belirlemeli.

Samaras’ın oyuna son dakikalarda girmiş olmasıyla kısacık sürede değerlendirmek oldukça zor. Ancak iyi ve tecrübeli bir oyuncunun olumlu etkilerini ilerleyen haftalarda izleyeceğiz diye düşünüyorum. Yani bu transferin eğer bir aksilik olmasa meyvelerini fazlasıyla tatacak bu takım ve taraftarlarımız.

Oyuncu değişikliklerinde en çok dikkat çeken isimde, Enes İslam’dı. Bu kadar genç oyuncuyu kazanmak istiyorsak daha garanti görülen skorları takip etmek gerekir. Alpay Hoca’nın, tecrübesizliğinin kurbanı olabilirdik. Oyuncu kazanmaya evet ama hedefe gidilen ortamda böylesi gençleri kazanırken skoru tutmanın ve üretmenin önemli olduğu anlarda sadece sıkıntıya düşürürsünüz. Hem takımı hemde genç oyuncuları.

Mücadele anlamında özellikle ikinci yarıda daha kontrollü daha bilinçli oynadık. Lakin yukarı da belirttiğim gibi ilk yarının büyük bölümünde nasıl oynadığımız belli değildi. Hazırlık paslarımız dahi sıkıntılıydı. Özellikle orta alandan çıkışlarımız beklendiği gibi değildi. Chibuike’nin gol pasını saymazsak sahada etkisini çok fazla göremedik. Ama tecrübesini de bu pozisyonda konuşturmuş oldu.

“Kazanan takım haklıdır!” derseniz lafım yok. Şükür ki 3 puanla dönmesini bildik. Bu takımın oturması ve daha çok pozisyon üretmesi için birkaç haftaya ihtiyaç olduğu kesin. Dilerim ki sahamızda Adanademirspor’u da yenip milli maç arasına rahat girip iyi bir hazırlık maçıyla eksiklerimizi gidermiş oluruz.

SAMSUNSPOR’A HAKEM ENGELİ!

Samsunspor kurduğu yeni kadro ile lisansları yetişmeyen oyuncularına rağmen saha avantajıyla 3 puan için çıktığı ligin ilk maçında golsüz maçın sonucunda 1 puana razı olmak zorunda kaldı.

Taraftarın daha fazla ilgi göstermesini bekliyordum. Ancak maalesef yeni sezona daha ısınamamış taraftarlarımız. Daha doğrusu ilerleyen haftalarda alacağı sonuçları bekliyor ve erkenden hayal kurmak istemiyor demek ki! Ülkede ki futbol anlayışı bu işte. Yani önce başarı sonra tribün desteği. Maçı yerinde izleyenlerin de yüre İLK GALİBİYET DEPLASMANDAN!

Mutlak galibiyet olarak Manisa’ya gidilmişti. Geçen haftanın sansasyonel lisans problemleri halledilmeside önemli bir gelişmeydi. Kuşkusuz ilk haftalar zor oluyor. Motivasyon anlamında da oyun anlamında da takımlar tam oturmuş olmuyor.

Bunun zorluklarını sadece biz değil diğer takımlarda hissediyor. Ancak ilk haftalarda biraz olsun ipi göğüsleyen takımlar ilerisi için daha avantajlı oluyorlar. Geçen hafta sahamızda ki beraberlik bu anlamda üzmüştü bizleri. Kaldı ki eksik oyuncuların oluşu da ve lisanslarının yetişmemesi de sinirlerin gerilmesine sebep olmuştu.

Bu hafta girilirken galibiyet beklenmesi de doğaldı. Ancak yine de rakip takımdan geçen sezonun son maçlarında sahamızda kayıbın rövanşını da yeni takımla almanın yollarını bulmakta öyle kolay olmayacaktı.

İlk yarıda galibiyeti bırakın biz bu maçı berabere bitirsek diye düşünmeye başladık. Angan ve Chibuike maça 11’de başladı. Samaras ve Larbi kenardaydı. Defansa bir hayli yük bindi bu yarıda. Daha çok rakip takımın ataklarını izledik. Ofansif anlamda son dakikalar haricinde çok organize olamadık. Kenarlara inmiş olsakta topu çok fazla kale önüne getiremedik.

Oyunu çok fazla yarı sahamızda kabul ettik. Kontra ataklarımız ise rakip defans ve orta alanda eridi. Elbette bunun en büyük nedeni futbolcuların birlikte oynamamış olmasıydı. Dağınık bir görüntümüz vardı sahada.

İlk yarıda rakibin en önemli pozisyonunu da kendi hatamızla geldi. Abdülkadir 39.dakida öyle hata yaptı ki golü kalemizde görebilirdik. Geri pası kısa düşünce Atiemwen topla buluştu. Onun vuruşunu yine Abdülkadir engelleyerek topun kornere gitmesini sağldı ve hatasını telafi etmiş oldu.

Buna rağmen ellerinden geleni sahada göstermeye çalıştı futbolcularımız. Angan orta alanda yere düşürülmesi biraz olsun ışık yaktı bize. Yine Angan’ın kaleciyi geçip vuruşunu defans çizgi önünden uzaklaştırdı. İlk yarı golsüz bitecek derken Chibuike’nin ortasında topla buluşan Halil İbrahim topu kontrol edip vuruşunda golü bulduk. Halil İbrahim, tıpkı geçen yıl olduğu gibi bu yılda Samsunspor’un ilk golünü atmış oldu.

İkinci yarı heyecan dolu, mücadele dolu ve aksiyon dolu geçti. Manisaspor daha çok risk aldıkça boşluklar bulup gol pozisyonları da yakaladık. Önce Axel Meye’nin şutu geldi. Furkan köşeden topu kornere çeldi. Angan ile gole yaklaşmış olsakta, son dakikalarda Ufuk’un birbirinden güzel hareketlerle çizgiye girip vuruşunun direkten dönmesiydi.

Furkan’ın geceye damga vurduğunu belirtmem gerekir. Aldığı pozisyonlarla birlikte kurtardığı penaltı ile maça damga vurmuş oldu. Çağrı’nın müdahelesi ile rakip oyuncu yerde kalınca Bitigen penaltı düdüğünü hiç düşünmeden çaldı. Topun başında eski oyuncumuz Mustafa Sevgi vardı. Ancak Furkan topun gidişini iyi takip edince köşeden topu kornere çelip penaltıyı kurtararak galibiyetin gelmesinde önemli bir işe imza attı.

Geçen hafta penaltımızı çalamayan Özgüç Türkalp’i hatırladık haliyle. Penaltıya itirazımız yok ama hakkımızında yenmesini istemiyoruz.

Ramazan Övüç yine maça damgasını vuran isimlerdendi. Hasan ise sakatlanıp oyundan çıkana kadar gerçekten büyük bir özveriyle oynadı. Zaman zaman ileri çıkıp takımın ataklarına destek verdi. Çağrı istekli ve oyuna katkı yapıyor. Lakin daha fazla ofansif anlamda paslar vermeli ve oyunun yönünü daha iyi belirlemeli.

Samaras’ın oyuna son dakikalarda girmiş olmasıyla kısacık sürede değerlendirmek oldukça zor. Ancak iyi ve tecrübeli bir oyuncunun olumlu etkilerini ilerleyen haftalarda izleyeceğiz diye düşünüyorum. Yani bu transferin eğer bir aksilik olmasa meyvelerini fazlasıyla tatacak bu takım ve taraftarlarımız.

Oyuncu değişikliklerinde en çok dikkat çeken isimde, Enes İslam’dı. Bu kadar genç oyuncuyu kazanmak istiyorsak daha garanti görülen skorları takip etmek gerekir. Alpay Hoca’nın, tecrübesizliğinin kurbanı olabilirdik. Oyuncu kazanmaya evet ama hedefe gidilen ortamda böylesi gençleri kazanırken skoru tutmanın ve üretmenin önemli olduğu anlarda sadece sıkıntıya düşürürsünüz. Hem takımı hemde genç oyuncuları.

Mücadele anlamında özellikle ikinci yarıda daha kontrollü daha bilinçli oynadık. Lakin yukarı da belirttiğim gibi ilk yarının büyük bölümünde nasıl oynadığımız belli değildi. Hazırlık paslarımız dahi sıkıntılıydı. Özellikle orta alandan çıkışlarımız beklendiği gibi değildi. Chibuike’nin gol pasını saymazsak sahada etkisini çok fazla göremedik. Ama tecrübesini de bu pozisyonda konuşturmuş oldu.

“Kazanan takım haklıdır!” derseniz lafım yok. Şükür ki 3 puanla dönmesini bildik. Bu takımın oturması ve daha çok pozisyon üretmesi için birkaç haftaya ihtiyaç olduğu kesin. Dilerim ki sahamızda Adanademirspor’u da yenip milli maç arasına rahat girip iyi bir hazırlık maçıyla eksiklerimizi gidermiş oluruz.
klerine sağlık diyorum.

Yönetimin, Angan’ın sahada olmasını sağlamasına rağmen iki aydır takımla çalışan ve hazırlık maçlarında da oynamasına rağmen Chibuike’nin lisansını yetiştirememesi gerçekten anlaşılır gibi değil.

Tüm buna rağmen ortaya konan mücadeleci futbol gelecek adına ümit vermiş oldu. Düşünün ki bu takıma yenilerinin de adapte olduğunu işte o zaman bambaşka bir Samsunspor olacaktır. Özellikle rakip alanda daha etkili ve yırtıcı bir Samsunspor bizleri bekliyor diyebilirim.

Angan, hem güçlü fiziği hemde tekniği ile ilerisi için bizilere ümit verdi. Oyuna girdiği ikinci yarıda rakip alanda oldukça etkili oldu. Belki son vuruş yapacağı bir pozisyon bulamadı ama özellikle rakip defansı bir hayli zorladı.

Samsunspor’un en eksik olarak görünen kısmı kenarlardan yapılan ortaların kısır oluşuydu. Biraz daha bunu artırmak gerekiyor. Ahmet Burak bu ihtiyacın ilacı nevinde. Ancak o da kenardaydı.

Diğer taraftan orta alanda ise daha diri olmamız ve rakip defansın arkasına daha fazla top atabilmemiz gerekiyor. Forvetleri nerdeyse pozisyona sokamadık. Buna rağmen duran toplarla rakip alanda tehlikeli olduk.

Maçın ilk dakikalarında Halil İbrahimin’in bulduğu pozisyon gerçekten bizleri fazlasıyla heyecanlandırdı ama kaleci açıyı iyi kapatınca mutlak golü değerlendiremedik. Yine ilk yarının sonlarında Hasan’ın kornerden gelen topa kafa vuruşu az farkla auta gidişini izledik.

İkinci yarıya iki takımda etkili başladı. Tempo ve mücadele üst düzeydeydi. Golü aradık ama bulamadık. Hakem faktörü de devreye girince ilk maçı golsüz bitirmek durumunda kaldık.

Hakem Özgüç Türkalp’i yıllardır sahalarda görürüm. Ancak hakemliğini beğenmediğim ve bizim maçlara da verilmesini hiç hazmetmem. Anca TFF nedense ilk maçımıza uygun görmüş! Bizde haliyle sesimizi çıkartamadık.

Sarı kartları bize karşı o kadar rahat çıkarttı ki başka takımın maçında olsa sahaya seyirci atlardı! Şükür bizde bu tür olayla oldukça az yaşanıyor.

Yıllar önce Hakem Ergül Yücedağ vardı. Lehimize vermediği penaltılardan sonra aleyhimize penaltı verince ortalık karışmıştı. Kulakları çınlasın Ercan Kol, meşhur bir gazetecimizin fotoğraf makinesinden son anda kurtarmıştı. Şükür ki böyle bir olay bu maçta en azından yaşanmadı.

İlk maç diye sen bir takıma düşmanlık yapmaya geldin yoksa iyi bir maç yöneteyim de bundan sonra da maç alayım diye mi geldin bu şehre? Ayıp değil mi, yazık değil mi?

Hadi ilk iki penaltıyı çalmadın, iyi de 66. dakikada rakip oyuncunun bariz elinden kornere giden topu nasıl görmezsin? Sen uydun yardımcı hakeminde senden kalır yanın yok tabi o da atladı pozisyonu. En iyisi sen yine 4.hakemliğe devam et.

Birde son dakikalarda Gökay’ın serbest vuruşunda top iki direğin tam birleştiği nokta patlayınca olası 3 puan şansımızda kaybolmuş oldu.

Daha evvel ki yazlarımda da uyarmıştım. Geç olmadan takviyeler yapılsın ki; “Takım hazır değil, zamana ihtiyaç var!” tarzı sözleri duymayalım. Şimdi haliyle bunları veya benzerlerini duyacağız. Ancak şunu hatırlatmak gerekir ki, bir takım şampiyonluğu hedefliyorsa ilk 7 hafta çok kritiktir. Bu da böyle biline!

Kısacası takımın mücadelesi iyi ama rakip alanda baskı ve oluşturduğu pozisyon kısır! Yani gelenlerin takıma hazırlanması ise Teknik patron Alpay Hoca’nın elinde.

SAMSUNSPOR YENİ 19 MAYIS STADINI AÇTI!

Yeni 19 Mayıs Stadı, Ankaragü takımıyla oynanan hazırlık maçıyla açılmış oldu. İlk golü atan Jonh CHİBUİKE, attığı golle de tarihe geçmiş oldu.

Stat açılışında birçok sıkıntılarla gelinmişti. Açılış tarihi defaatle değişti, Süper Kupa’nın oynanmasına karar verilmesinden sonra haklı olarak taraftarların “İlk maçı Samsunspor oymalı!” tepkisi oldu. Nihayetinde Ankaragücü ile hazırlık maçıda olsa sahaya adımını basan takım ünvanını almış olduk. Bununla birlikte ilk golü kendi stadımızda atma şerefini de elde etmiş olduk.

Bunların istatistik ve bilgi anlamında aslında çokta öteye geçmeyen yönleri var. Ama nihayetinde tarihte yer aldığı için 50 yıl sonrada olsa kim oynamıştı bu statda ilk maçı diye sorduklarında “Tabi ki Samsunspor!” denilebilecek. Gerisi teferruat bundan sonrası için.

Açılış esnasında da yine ilginç olaylar yaşanmaya devam etti. İstiklal Marşı kargaşasının yaşanmasını anlamış değilim. Herhalde resmi müsabaka olmadığı için gibi anlamsız birşeyler duyacağız. Her neyse artık olan oldu. Organizasyonu yapanların bunu düşünmesi ve böylesi bir ayıba yol açmamaları gerekirdi.

Yine Başkan Erkurt Tutu’nun konuşmasında tartışmalı yöneticinin istifaya çağırılması adına yapılan protesto vardı. Bu konuda en azından taraftarlarımız daha sağduyulu olup başka bir platformda bunu yapabilirlerdi.

Yeni stadın açılışına ücretsiz olmasına rağmen ilgi %50 civarındaydı. Yinede azımsanmayacak bir sayıydı. Önümüzde ki hafta yapılacak olan Süper Kupa finali öncesi bence son derece önemli bir test maçıydı. Yetkililer hem trafiğin akışını hemde statın kullanımını oldukça yakından takip etme ve eksikleri görme fırsatı bulmuşlardır.

Gelelim Samsunspor’un durumuna! Nihayetinde bizi ilgilendiren en önemli konuda bu. Çünkü takım iyi olmazsa oynadığınız stat süper olsa ne yazar?

Öncelikle Alpay Özalan’ın futbolculuğundan kalma efendiliği ve dürüstlüğü bir yana bu takımı nasıl sırtlayacağını hep beraber göreceğiz.

Başkan ve yönetim daha evvel ki tercihlerini son yıllarda biraz değiştirmişe benziyorlar. Uzun yıllardır yazılar yazıyorum, analizler yapıyorum. Başkan’ın tercihlerine şöyle bir göz gezdirdiğimde “tecrübeli hocalardan genç hocalara” yöneliş yaptığını görüyorum.

Alpay Özalan da bu Hocalar arasında en genç ve tecrübesiz olanı. Kuşkusuz böyle bir tercihi yaparken enine boyuna düşündüğünü tahmin edebiliyorum Başkan’ın. Takıma oynatmayı düşündüğü oyun sistemi hakkında bundan dolayı çokta bilgimizin olmaması doğaldır.

Geçen yıl çalıştırdığı, Eskişehirspor takımı zaten hazır bir takımdı. Bizim ise deyim yerindeyse baştan başa yenilenen ve değişen bir takım olacağız. Bunlar negatif olsada iyi bir teknik adam ile avantaja dönebilir. Tüm bunlar Alpay’ın elinde!

Nitekim hazırlık maçlarında skor olarak iyi sonuçlar alınıyor olması bir ışık olarak olumlu sinyaller veriyor takım. Ancak bunların yeterli olmayacağının herkes farkında. Ankaragücü maçıda bunlardan biriydi.
Hazırlık maçı olmasına rağmen, hem saha kenarının hemde saha içinin heyecanı ve hırsı beni biraz olsun umutlandırdı. Ancak hedefin Süper Lig olduğu bir ortamda ve koşullarda bu takımın ne kadar bizi üst sıralarda taşıyacağı açıkçası düşündürdü.

Hazır futbolcularımız var, bunların başında da Chibuike, Erkam, Abdülkadir ve Çağrı geliyor. Alperen ise çabalıyor ama yine forvet hattı için daha çok pozisyon almayı bilmeli artık. Onun için zaman oldukça daralmış durumda. Artık “Alperen golü atan isimdi!” diye yazmak istiyoruz.

Birçok oyuncunun değiştiği ortamda sistemden bahsetmek zor oluyor. Ancak topun daha ileriye oynanmaya çalışılması ve kanatların biraz olsun fazla kullanılmaya çalışılması olumlu olarak sahaya yansıdı. Bunan rağmen kale önüne rakipten daha az inmemiz iyice irdelenmeli. Mesala iki direkten dönen topu vardı Ankaragücü’nün. Ayrıca kale önüne daha rahat geldiler bize göre.

Karar verceğiniz ve denemeye aldığınız bir oyuncuyu son 7 dakikada oyuna almanın hiçbir anlamı yok. Biliyorsunuz Billy Michael diye bir oyuncu deneniyor. Geçen maçta da golü bulan oyuncu. Herkes merak ediyor nasıl oynuyor diye. Ama Alpay Hoca, onu son dakikalarda oyuna alıyor. Anlaşılır gibi değil.

Gol yemeden maçı bitirmiş olmamız bizim adımıza şans görülebilir ama bu futbolda hiçte doğru bir tercih değildir. Geciken forvet transferinin ilerleyen haftalarda umarım başımıza iş açmaz. Nitekim şunun şurasında iki hafta kaldı sezonun başlamasına. Bugün transfer edilmiş olsa 3 hazırlık maçı yapabilecek.

Kaleci transferi söylentileri de bitmek bilmiyor. Birçok isim geçti ve geçmeye de devam ediyor. Ancak bu takımın kaleciden önce acilen forvete ihtiyacı var. Elbette futbolda ki deyim “atanla tutanın iyi olacak!” sözüne katılıyorum. İşte bunun için diyorum ki öncelik kaleciniz iyi ise o halde liglerin başlamasına yakın zamanda golcünüz daha acil olanıdır.

Kısacası bu takım ligde birkaç takviyeden sonra ligde birşeyler yapar ama “Ligin tozunu atar!” diyebilmemiz çok zor. Bizleri öyle arkaya yaslanıp rahat maçlarda beklemiyor.

Başkan ve yönetimin çabasını anlıyorum ve takdir ediyorum. Elbette kolay değil transfer yapmak ama hedef Süper Lig ise maalesef mazeretinizde olmaz. Umarım ilk maçlarda alacağımız skorlar bizleri mutlu eder ve istenilen sonuçlarıda alabiliriz.

 

SAMSUNSPOR SÜPER LİGE KİLİTLENMELİ!

 

Samsunspor bu şehrin en önemli markası diyoruz lakin bunun için gerekli koşulları sağlamak için ne yapıyoruz? Bir forma kampanyasına dahi istenilen ve beklenilen desteği sağlamakta zorlanıyoruz. Hayır hayır zorlanmaktan ziyade bir türlü gerekeni yapmıyoruz.
155 bin hedefin 20 bin oluyorsa bunu düşünmek gerekir. Taraftarlarımız son haftalarda devreye girmemiş olsaydı bugün başka şeylerde yazıyor olabilirdik. Şükür ki zaten baştan beri hedefimiz ligde kalmak olduğu için sonucu güçbela da olsa yerine getirmiş olduk.
Yönetim tartışılıyor olması da ayrıca düşündürücü ve bir o kadarda enterasan geliyor bana. Bazı şeyleri ya tam muhakeme etmeden ve belli bir hissiyatla yazıyor, çiziyor ve konuşuyoruz yada belli birileri istediği için oluyor tüm bunlar.
Yönetimin başa geldiği dönemleri çok çabuk unuttuk. Başkan Erkurt Tutu’nun yeniden görevi alması için oluşturulan kamuoyunu daha dün gibi hatırlarım. Geldikten sonra üst üste puan silme cezaları, Umar’ın kaçması sonrasında FİFA transfer yasağı ve bununla birlikte ekonomik sıkıntılarla boğuşmasıdır.
Elbette hataları vardır yönetimin. Teknik Direktör tercihleri, sezon başında bazı futbolcuların ikna edilmeksizin gönderilmesi ve devre arası yapılan transfer hataları. Ancak bu takımın ligde tutunmuş olmasında yönetimin ve başkanın başarısı sayılmaz mı? Pekala sayılır.
Sapla samanı karıştırmadan olaylara bakmayı yeğlerim. Samsunspor ortak paydasında herkesin söyleyecekleri vardır muhakkak. Lakin niyeti olanların ve taliplilerin belli bir kamuoyu oluşturarak ve insanları yıpratarak değilde projelerini ve programlarını ortaya koyarak sahaya inmeleri en doğrusu olanıdır.
Seneye Samsunspor mutlaka ama mutlaka Süper Lige oynayacak bir teknik heyet ve kadro tercihi ile başlamalı. Aslında Özköylü ile bunun için anlaşılmıştı ve devre arası alınan oyuncularda bunun için transfer edilmişti. Hazır bir kadro ve teknik direktör ile başlamayı umut ediyorduk. Lakin erken havlu atılması neticesinde tekrardan başa dönülmüş olması benim adıma da hayal kırıklığıdır.
Son günlerde karşılıklı oluşan polemiğe girmek istemiyorum. Bunun için yorumda yapmak ve taraf olmakta istemiyorum. Çünkü kimseye yararı olmayacak şu aşamada ama Samsunspor ismi büyük yara alacaktır.
Başkan Erkurt Tutu’dan beklentimiz ise biran evvel geçen yıllarda yapılan hataları tekrarlamadan hem teknik heyeti hemde futbolcuları transfer etmesidir. Çünkü lig başladığında “Takım hazır değil. Zamana ihtiyacımız var!” gibi mazeretleri duymak istemiyoruz.
Olayın mali kısmını bizler çok bilemeyiz. Çünkü bu piyasa gerçekten ilginç ve bir o kadarda abartılı rakamların olduğu bir piyasa. Samsunspor ismine yakışan isimlerin gelmesi en büyük temennimizdir. Başkanın açıklamalarında ki iyimser cümlelere inanarak, genel kurulda da güven tazeleyerek biran evvel gerekeni yapmalıdır.
Tüm şehir artık Süper Lige kilitlenmeli, taraftar zaten buna fazlasıyla hazır. Düşünün şampiyonluğa oynamış gibi son maçlarına çıkan bir takım taraftarı yeni stat da yeni sezon da daha neler yapmaz. Bunun için şehrin söz sahipleri de gerekeni mutlaka yapacaklardır. Buna inanıyorum.
Diğer taraftan bir kulübün ne kadar önemli olduğu Gaziantep Ticaret Odası Başkanı’nın Beşiktaş maçı sonrası yaptığı açıklamayı hatırlamak isterim; “Beşiktaş taraftarlarının şehirde yaptığı iki günlük harcama toplamı 18 Milyon TL!” Bilmem anlatabildim mi?