101 DAKİKALIK MAÇ 1-1 BİTTİ!

Her yönüyle ilginç bir maç hikayesiydi. İki yeni Teknik Direktörün ilk maçıydı. İki takımında kazanmaya ihtiyacı vardı. Rize ilk maçlara göre son haftalarada sıkıntılı günler yaşadı ve Hikmet Karaman’ın yerine İbrahim Üzülmez takımın başına getirildi.

Taraftarımız her zaman ki gibi yerini aldı ve kendisine ayrılan yerini doldurdu. Bu taraftar bu takımı ayakta tutuyor kuşkusuz. Bunun için neler yazılsa azdır. Ancak Rizespor taraftarları hiçte iyi bir sınav vermediler. “Samsunspor kümeye!” tezahüratlarını kendilerin iade ediyoruz. Doğrusu süreli “Karadeniz takımları dayanışma içinde olmalı!” yaklaşımlarına da kendileri gölge düşürmüş oldu. Anlayanlar anlamıştır sanırım.

İlk yarıda başlı başına çok farklı ve çok hikayesi olan bir oyun vardı sahada. Tempolu ve mücadelesi yüksek bir ilk yarıydı. Olayları ve pozisyonları ile birlikte hakemin de oyunun içinde olduğu bir ilk yarıydı.

Oyuna hızlı başlayan ev sahibi takımdı. Ancak çok kısa sürede oyunu dengeleyip rakip alanda oynayan bir Samsunspor vardı sahada. Bunun ilk meyvesini de onuncu dakika içinde önce Ahmet Cebe ile kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda kaleci topu kornere çeldi, sonra kornerden gelen topu dışarıdan Çağrı’nın vuruşunda yine kaleci güçlükle kornere çeldi.

Oyunu maalesef iki yönlü oynayamıyoruz. Zaten en büyük sıkıntımız bu. Öncelikle kanatları çok fazla kullanamadık. Belki tempo yüksek, mücadelemiz yine yüksekti ama topu kanatlara indirip daha fazla atak geliştirmeyi bir türlü yapamıyoruz.

Nitekim rakip golü de böyle buldu. Köşe direğinden iki oyuncumuz birden oyundan düştü, pozisyonun takip eden bek oyuncuları Orhan Ovacıklı da, topu ağlarımıza göndermekte zorlanmadı. Oyuncularımızın bu tuzağa düşmemeleri gerekirdi.

Golü kalemizde görmemize rağmen oyunun içinde olmayı ve rakip kaleye gitmeyi başardık. Çok geçmeden de penaltıyı kazandık. Bu pozisyon başlı başına bir hikaye çıkardı. Penaltıyı topun dışında olan pozisyona çaldı hakem. Kaleci Gökhan, topu alırken sert düştü ve ciddi bir sakatlık geçirdi. Oyun 5 dakika kadar durdu. Hatta kulüp doktorumuz da yine kaleciye müdahale için hiç tereddüt etmeden yardıma koştu.

Ayite penaltıyı çok lakayt kullanınca kaleci yine köşeden topu çelmeyi başardı. Elbette Kenan’ın daha evvel kullandığı penaltı geliyor aklımıza. Takımın penaltıcısıysa öncelikle onun kullanması gerekmez miydi? Yoksa forvet bencilliği miydi Ayite’nin yaptığı?

Gökhan daha fazla oyuna devam edemedi ve yerini yedek kaleci Cihan’a bıraktı. Kendisine geçmiş olsun diyorum. İnşallah ciddi bir sakatlığı yoktur. Her kim olursa olsun bir futbolcunun sakatlanması her zaman üzücüdür.

Oyun bir o kalede bir bu kalede geçti. Kornerden gelen topa Ufuk çizgiden müdahale ederek mutlak golü engelledi. Yine Göksu ortalarda yokken topu ıskalayarak mutlak golü değerlendiremedi. Pozisyonu bol, mücadelesi bol bir ilk yarıyı 1-0 geride kapattık. Belkide 3-1 önde bile kapatabilirdik.

İkinci yarıya biraz daha kontrollü başladık. Oyunun başında rakip alanda gol kovalarken ve vuruşlar defanstan dönerken kaleci Cihan’ın topu çıkarırken top kısa düştü ve gelişine de Ahmet Cebe vurdu ve skoru 1-1’e getirdi.

Oyuna ikinci yarıda giren Samaras daha istekli ve oyuna daha çok katkı veren bir görüntüsü vardı. Yine Gökay’ı daha evvel alabilirdi Engin Hoca. Oyunu göbekten gittiğimiz anlarda biraz daha fazla top kaybı yaparak atak yedik. Üçüncü bölgede pozisyon ararken kaybedilen toplarımız bir hayli fazlaydı. Bu yarıda pozisyon kısırlığı yaşadı iki takımda. Ancak mücadele oldukça yüksekti.

Hakem, ilk yarıda ortada maç yönetirken ve futbolcularla daha çok iyi iletişim gösterirken ikinci yarıda ise takdir haklarını rakipten yana kullandı. İkinci yarı Kenan’ın düşürülmesi verdiği penaltıdan daha çok penaltıydı. Kenan, topa hamle yaparken rakip oyuncu ayağını uzatıyor ve onu yere düşürdü. Sarı kartlarda ise biraz fazla cömert davrandı. Özellikle topsuz alanlarda gösterdiği kartlarla oyuna damga vurdu. Sarı kartı olan Orhan Ovacıklı’yı, Ahmet Cebe’yi itmesini görmezden geldi. Bunlara rağmen özellikle Gökhan’a davranışı ise oldukça insancıl bir görüntüydü.

Futbolcularımızın iki maçtır ortaya koyduğu futbol ve mücadele bizleri mutlu ediyor. Taraftarlarımızında maç sonrası onları çağırıp alkışlaması da bunu gösteriyor. Buna rağmen hızla hedefe ulaşmak için mutlak seri galibiyetlere ihtiyacımızın olduğu da bir gerçek. Rakipten alınan bir puan kesinlikle küçümsenemez. Hemde deplasmanda ligin en iyi kadrosuna sahip bir takım Rize’den olmasıda başlı başına artıdır.

Engin Hoca, tecrübesiyle birlikte takıma hızlı adapte olduğu gözüküyor. Oyun anlayışını biraz daha sahaya yansıtırsa gelecek adına umutlu olabiliriz. Samaras, kesinlikle daha evvelde yazdığım gibi takıma kazandırılmalıdır. İyi bir Samaras takıma katkı vercektir. Arkadaşlarıyla uyumu ve onlara oyun hakkında bilgi vermeside takım için avantajdır.

Chibuike biraz kaçak oynuyor. Çok fazla risk almadı bu maçta. Ondan bizler oyuncu eksiltmesini, rakip alanda daha fazla efor sarfetmesini ve forveti kaleciyle karşı karşıya getirecek bir oyun anlayışı bekliyoruz. Oyunda bence çok fazla kalmış oldu. Taraftar Samaras’ı gönderin derken böyle giderse öncelikle Chibuike gidecek gibi gözüküyor. Kendisini düzeltmeyen, oyuna katkı vermeyen oyuncuya taraftar daha fazla tahammül etmez.

Rakip takımdan kazanılan puanı küçümseyemeyiz. Hakemin iki yarıda ki ek süreleri ile 101 dakikalık maç berabere bitti. Hani Rize şivesiyle “1 puan eyidür da!” diyebiliriz.

Geriye baktığımızda ne kadar çok vakit kaybedildiği anlaşılıyor. Başkan’ın hafta içi açıklamalarını hep beraber takip ettik. Elbette takım için çabalıyorlar. Hatasını da kabul ediyor. Özellikle teknik direktör seçiminin ne denli önemli olduğu ortada. Şu bir gerçek ki takım olarak ilk iki için kredimiz bir hayli azaldı. Yine play-off gözüküyor bizlere.

Başkan’ın, “Sırtımda taşırım!” cümlesi ise olayın ciddiyetini anlatan önemli bir çıkışıydı. Ekonomik anlamda oldukça sıkıntılı günlerin ardından en azından biraz daha fazla ayakta durabilen bir kulüp olma yolunda ciddi adımlar atıldığını da görmezden gelemeyiz.

Yine eski başkanlardan Kazım Yılmaz’ın açıklaması oldu. Ancak çok fazla polemiğe girmeden şunu belirtmek isterim, ne yaparsa yapsın Kazım Yılmaz, hiçbir açıklaması Samsunspor taraftarını memnun etmeyecektir. Çünkü o, yıllar evvel bu defteri çoktan kapatmış oldu.

 

 

Bir yanıt yazın