Geçen sezon Hüseyin Hoca’nın ilk haftaları geçtikten sonra yakalanan ivme ve kolej havasıyla bu tür bir başlığı atmayı unutmuştuk. Elbette tekrar önümüze gelmesini dahi arzu etmezdik. Hep işler iyi gitsin, kazanalım ve bu mutlu serüven devam etsin diye isterdik.
Hafta içi Hüseyin Hoca’nın ayrılığını yaşadık. Aslında biraz daha sabredilebilir miydi? Elbette mümkündü. Kaçınılmaz son tabirini takım içinde futbolcuların Hoca’yı tam anlamak istememeleri de olabilir. Bunu tam bilmiyoruz.
Lakin bir şey vardı ki kenar ile saha uyumsuzluğu bariz olarak göze çarpıyordu. Bu durum da ayrılık kaçınılmaz oluyor. Kendisinin daha fazla olayı diretmemesi de karakterini ortaya koyması anlamında çok anlaşılabilir bir durum.
Emre Hoca ile çıkılan geçen sezon ki Sakaryaspor maçından sonra bu maçta da beklenti elbette galibiyetti. Nitekim bunu sahaya yansıtacak olanda bizatihi futbolcular olmalıydı.
Yeterince kafalar maçta olmadığını dağınık görüntü ile daha ilk dakikada yenilen golle görmüş olduk. Fark 2’ye çıkınca sahada ki görüntü ise hepimizin yüreğine taş gibi oturdu.
Sahada dağınık görüntü vardı ve bireysel olarak bir şeyler beklediğimiz isimler de ne yapmak istediklerini inanın kendileri de bilmiyordu.
İşte bu bize “Çaresizlik!” diye not ettirdi bana. Bir de Başkan’ın oturduğu yerde ki tutumu. Sosyal medyaya yansıyan o görüntüler her şeyi anlatıyordu. Zaten Emre Hoca’ya diyecek bir şeyimiz yok. Çünkü yapacağı bir hareket de yoktu.
Bu durumda futbolcular inisiyatif alır daima. Herkes başına buyruk. Osman ne yapsın?
Maçın son bölümünde kıpırdama olunca zorla gelen penaltı ve onu da kaçıran Dimata! Tekrarlanan penaltıyı gole çeviren Ntcam, maçın skoru belli etti. Sonrasında ki çaba işe yaramadı Sumudica’nın stresi de yansıdı ekranlara yansıdı bir ara. Ne yaparsın ki fark kapanmadı.
Bir de maç boyunca Okan’a yapılan ıslıklamalı protesto da çok şık kalmadı. Evet belli bir düzeyde anlaşılabilir ama yoğunluk oranını da kaçırmamak gerekirdi. Çünkü gol sadece kaleciyle yenilmiyor. Günah keçisi ilan etmemeliyiz Okan’ı!
Başkan’ın, yaptığı röportajlarda sarf ettiği takımla ilgili söylemlerin aksini yaşıyoruz. Maalesef ki kağıt üzerinde ki kalite henüz sahaya yansımadı. Düşünün ki maç öncesi Rıza Hoca’nın anlaşmaya yakın olması ve maçı yardımcısına izletmesi sonrası vardığı karar da şaşkınlığa yol açtı.
Bizler içinde takımla ilgili beklentinin ne denli hayal kırıklığına dönüşmesine ve sosyal alanda daha şimdiden teslim bayrağının çekilmesine yol açtı. Bu kadar da kötü değil aslında takım. Sadece hocasına güvenen bir takım oluşması yeterli olacaktır. Başka bir şey değil. Biz herhalde ilk bir kaç sırada ki takımlara bakıp da kendimizi çok aşağılara çekiyoruz. Bakın Gaziantep bize karşı çok üstün mü oynadı hayır! Ya ne yaptı kenar yönetimiyle uyumlu halde oyunu tuttu ve bulduğu iki golü de iyi değerlendirdi ve isteğini almış oldu.
Hayal kırıklığını bir kenara bırakıp iyi bir hoca ile anlaşıp takımı yukarılara çekmek gerekiyor. Aslında gönlüm de Rıza Hoca diyordu ama onun bu yaklaşımı da bir başka inkisar oluşturdu bende.
Yapacak bir şey yok. Dilerim Başkan doğru ismi bulur ve gelen isim de iyi bir dokunuş yaparsa takım kendisini bulur diye düşünüyorum. Dilerim ara transfer için yasak gelmez ve durum daha stabil hale döner.
Bence Başkan’ın istediği transferler de bir etki de TFF’nin anlamsız şekilde takımlara ve bize de uyguladığı transfer limitleri. Çünkü bazılarının bir dünya borcu olmasına rağmen uçurum şekilde ki limit farkları vardı.
Biz mi her daim Samsunspor demeye devam edeceğiz. Tutkumuzun peşindeyiz. Öyle olmasaydı başkaları gibi kolayını seçerdik.