Adana Demirspor, Samet Aybaba ile bir ivme kazanma ve ligi sonuna kadar zorlama isteğiyle geldi. Sahaya çıkarken şartlar lehimizeydi. Her ne kadar Bandırma maçını kazanmış olsa da rakibin uzun süre eksikliği daha çok öne çıkmıştı.
Bize bakan yönü de Keçiörengücü maçında alınan1 puanın zemine rağmen iyi olduğunu düşünmüştük. Elbette oyun kimseyi memnu etmedi bunun da nedeniydi zemin.
Nadir 11’de yerini almıştı. Yasin’in sarı kart cezası nedeniyle yoktu. Coureur bu kez yedeklerde başlamak durumunda kaldı.
Maç başladığında iki takımda birbirinin açıklarını arayan ve hafif hafif ısırmalarlar biraz da kontrollü başladı. Pozisyon üretmeye çalıştığımız ve top rakip alana taşıdığımız zaman da Guido’nun çıkarmaya çalıştığı top rakip futbolcu da kalınca ilk net pozisyon da Dibba, Nurullah’ın da terse kaldığı anında topu ağlarımıza göndermekte zorlanmadı.
Golden sonra reaksiyonumuz da ilginç ki sürekli bir arayış içinde olmamıza rağmen bir türlü pozisyon üretemedik. Burak çabaladı belki ama istenilen o pozisyonları bulmakta zorlandı. Nadir bir türlü topla buluşamadı.
Aksine kaptırdığımız toplar kalemizde tehlike olmaya devam etti. Büyük bir boşluk bıraktık ilk yarıda. Düşünü Dibba o kadar rahat geldi ki iki üç olması içten bile değildi.
İkinci yarıya Caner, Coureur ile başladık. Sürekli hatalar yapan Yalçın ve gününde olmayan Guido çıktı.
Biraz olsun topları rakip alanda kullanmaya başladık görüntüsü dahi bize ümit vermiyordu. Adım adım bu maç bize yazılmamış düşüncesi oluştu ilerleyen dakikalarda ama çıkmayan candan umut kesilmez duygusuyla neden olmasın diyoruz haliyle.
Derken Kubilay ve Hamroun da girdi. Ama o makus talih bir türlü değişmedi. O istenilen pozisyon üretme beklentisi dakikalar geçtikçe eridi gitti. Bir ara Erkam’ın altı pas çizgisinde vurduğu kafa heyecanlandırdı, bir de Nadir’in yumuşak şutu.
Başkan’ın dün attığı zemin resmi vardı. Hepimizi heyecanlandırdı. Ooo dedik bu zeminde hangi rakip dayanır ki? Ama maalesef başkanın o heyacanı futbolcularımızda yoktu. Bizden daha konsantrasyonu yüksek Adana Demirspor defansını aşamadık. Caner’in ortaları, Kubilay’ın şutu ve ara pasları, Nadir’in hareketleri rakip defansta eridi adeta.
Düşünün artık olmayınca olmuyor değil hani top da sizi sevecek denir ya. Olmadı. Performanslar yerlerde kaldı. İki hafta önce İstanbulspor ile ortalığı kasıp kavurduğumuz o mücadeleden, oyundan eser yoktu.
Rakibin ekmeğine yağ sürdük. Tempomuzu istediğimiz gibi ayarlayamadık. Ne yalan söyleyeyim Savicevic ve Yasin’i gözlerim aradı. Çünkü bu iki oyuncu da kreaktif oyuncular. Nerede ne yapar belli olmaz tipler. Düşünün Gökhan Alsan bir şans gelmiş önüne belki kahraman olacaksın. İspatla kendini işte. O da kayıplara ayak uydurdu.
Zaten yüklendiğimiz anda da gelen ikinci gole engel olamadık. Nurullah’a yüklenmek istemiyorum. Bunun için Eskişehirspor maçında yazdım. Topu oyuna ayağıyla sokması güzel ama öyle anlar varki eliyle rahatlıkla boşta ki oyuncuyu görüp takımı kontra atağa çıkartmalı. İlk golde öyle kontra yememeliydi. İkinci golde artık çıkacaksın bunun başka yolu yok. Gelişim böyle olur. Hızlı düşünme refleksi kaleciler için en önemli unsurdur.
Pozisyon üretme de ki kısırlık aldığım notlara dahi yansıdı. Sayfalar sürerdi çoğu maçta ama bu maçta bir sayfa dahi maç bittiğinde dolmadı.
Önemli bir yara aldık. Ancak bunun telafini yapabilecek güçte bir hocamız ve takımımız var. Birliktelik zamanı işte bu zamanlar. Herkes iyi günü dostu olabilir. Ancak iyi dersler alıp bu yol kazasının üstesinden gelecektir takım.
Haftaya Altınordu maçında pekala bu mümkün. Dileriz ki tüm bunları unutturacaklardır bizlere.