Samsunspor kapalı gişe oynadı. Biletler tükendi. Ancak bazı yerlerde ufak tefek boşluklar oluştu. Taraftar üzerine düşeni yaptı. Tribünleri Süper Ligde görülmemiş şekilde doldurmayı başardı. Haliyle galibiyetle ayrılmak yakışırdı bu tribüne ve taraftarlara. Konfeti şov için emeği geçen herkese sonsuz teşekkürler.
İrfan Hoca, yine çift forvete döndü. Ahmethan ve Bahattin ikilisiyle başladı. Ramazan çalışkanlığının karşılığını bu haftada gördü ve 11’de yerini buldu.
Belediye takımının isim değiştirmiş hali Manisa FK. Tıpkı Gaziantep örneğini orada da görüyoruz. Yani yılların takımı ölüme terk edilmiş yerine bir başka takım şehire kabul ettiriliyor. Benzeri söylemleri İsmail Başkan ve Yüksel Bey gelene kadar çokça duyuyorduk.
Maç tempolu başladı. Öyle ki gole yaklaşan ilk takım bizdik. Ancak rakip oyunu çok kısa sürede dengeledi. Üst üste tehlikeli ataklar geliştirdi. Oyunu Dilaver’in üstüne yığan bir takım görüntüsü vardı. Çünkü hem İsmail Ertekin hem de birçok oyuncu geçen yıl Sakaryaspor’da beraber oynamaya alışıklardı. Akllıca iş yaptıkları ortada rakip takımın.
Caner’in çizgi önünden çıkarttığı top, akabinde direkten dönen top derken golü kalemizde gördük. Reaksiyon veremedik. Orta alanda ve rakip alanda kaptırdığımız her topu çok hızlı kullandılar. Öyle ki bilardo topu gibi vurduğumuz kalemizde tehlike oluşturdu.
Bahattin’in kullandığı serbest atışı kalecinin son anda kornere çelmesi bizi heyecanlandıran tek pozisyondu. İrfan Hoca kime izlettirdi rakip takımın maçlarını bilmiyorum ama Dilaver gibi etkili bir oyuncuyu kilitleyecek ona adeta yapışık ikiz gibi yakın oynayacak birini vermemesinin sıkıntısını maç boyunca yaşadık.
Nitekim ilk devre biterken Dilaver yine sahne aldı ve yaptığı 2. asist ile soyunma odasına çok rahat girmeyi başardılar. Seneler öncesi bizde oynarken de zaman zaman büyük işler yapmıştı. Yaşı ilerlemesine rağmen son dakikalara kadar performansı etkileyiciydi. Gariplik onda mı yoksa bizde mi yorum sizlerin.
İkinci yarıya İrfan Hoca, Ahmethan ve Erkam’ın yerine Guido ve Atabey’i oyuna aldı. Beklenen o reaksiyon bir türlü sahaya yansımadı. Taraftarda biraz olsun kıpırdama bekliyordu sahadan ama onu göremeyince onlarda suskundu bu dakikalarda.
İşin doğrusu rakip farkı daha da artırabilirdi. Nurullah son derece yerinde kurtarışlar yaptı. Biraz da rakip skorun rahatlığına bizim de kötü oyunumuz ile birlikte çok fazla rahattı.
Futbolun altın kuralıdır “Mücadele!” Eğer rakibinizden bir fazla topa sahip olamıyorsanız, bir fazla koşmuyorsanız maçı kazanmanız mümkün olmaz.
İki farktan dönüş nasıl olacak diye düşünürken bir anda Guido’nun, Dilaver onlardaysa bende buradayım dedirten ortaları geldi. İlk ortasında Atabey ile farkı 1’e indirdik. Hemen akabinde daha ilk golün anonsu yapılırken bu sefer Bahattin’in vuruşunda ters vuruşla korner kazandık. Guido’nun yaptığı ortaya Atabey’in kafa golüyle beraberliği sağladık.
Ne olduysa maçı rahat götüren hakem bu golden sonra çaldığı veya çalmadığı düdüklerle rakibe yardımcı olmaya başladı. İsmail Ertekin’in “lobi” söylemi geldi haliyle aklımıza.
Önce net faullerimizi ver(e)medi, sonra rakibi ikinci sarıdan atması gerekirden kırmızıyı gösteremedi. Oysa zamanı geçiren Mehmet’e sarı kartı verdikten sonra topu yere abartılı atmasından sonra ikinci sarı karttan atmalıydı.
Yine Bahattin’in düşürülmesini görmedi yada göremedi ve devam kararıyla niyetini belli etti. Birde son atak varken ve oyun durmuşken ne olur ne olmaz diyerek maçı erken bitirdi.
Bunları mazeret olarak yazmıyorum. Çünkü zaten 72.dakikaya kadar ilk on dakika hariç uyuyan bir takım görüntümüz vardı. Evvela bu sorgulanmalı. Rakibe karşı hiçbir önlem alınmamış olması sorgulanmalı. İzleme ekibi sorgulanmalı. Raporları nasıl hazırlıyorlarsa artık. Demek istemiyorum ama geçen yıl ki rehavet ortamına mı giriliyor dedirtti. Yani nasıl olsa kazanırız tarzı düşünceler. Olmaz olamaz futbolun şakası yok! Zaten İrfan Hoca bunu sürekli belirtiyor.
Önceden de yazdım. İrfan Hoca’ya güvenim tam. Lakin ekibini bu konuda uyarmalı. Raporları doğru dürüst vermeli. Sosyal medya da bile birçok uyarı vardı rakip takım için. Netecide sahada biz Hocamızdan ve de futbolcularımızdan daha diri daha ayakta kalan rakibi bozan, oyunu kontrol eden, pozisyonlar üreten bir takım beklerdik.
İlk gol öncesi top oyundayken top toplayıcı çocuk ikinci topu oyundan çıkardı. Belki de maçı kurtardı? Kural hatası mıydı? Rakip takım taşır mı kurula? Bence TFF’ye taşımaz. Maçın tekrarını istemez şu şartlarda.
Eğer tarihi bir fark yememişsek önce Nurullah’a sonra da futbol şansına teşekkür etmemiz gerekir.
Kubilay ve Gökhan’ı daha üretken olmalarını beklerdim. Hani derler ya yıldızlar böylesi maçlarda belli olur. Bugün değilse ne zaman.
Maçın kilit adamı Guido’ya ve Atabey’e teşekkür etmemiz gerekiyor. Nurullah ile birlikte bu iki oyuncu üzerlerine düşeni yaptılar ve takımı ipten aldılar. Düşünün şu an puan farkı 5 oldu diye yazacaktık.
Bardağın bir dolu tarafı da Manisa FK’ya ilk puan kaybettiren takım olduk. Yenemedik belki ama yenilmedik de!
Dilerim daha fazla dersler alınmış olarak önümüzde ki maçlarda böylesi bir oyun ile sahada yer almalıyız. Biz böyle gezen, uyutan, mücadeleden yoksun bir takım değil son 15 dakikada ki gibi bir takım istiyoruz.