İnegölspor maçı bizler için kapalı kutu maçlardan bir diğeriydi. Takım teknik direktör değiştirmiş ve çıkış arıyorlar. Bu maç onların kendisini ispatlatması için tam da biçilmiş kaftan gibi.
Takım olma hüviyeti her maça yansımasıyla ortaya çıkıyor. Bunun için maçlar arttıkça yeni oluşan takımların oyun anlayışları da oynayan oyuncuların süreklilikleri arttıkça daha bir anlam kazanmaya başlıyor.
Bu maça da böyle bakmak gerekiyor sanırım. Kazandık mı? Evet. Peki sorguladığımız olay ne olmalı? Oyunu maçın geneline nasıl yayarız. Öyle ya insan kendi hatasını gördükçe düzeltir. Yoksa hep doğruyu yapıyorum, nasıl olsa kazanıyorum diye düşünürseniz çekirdek bir sıçrar iki sıçrar misali üçüncü de yaptığınız hataların giderilmediğinde sonucunu acı bir şekilde yaşarsınız.
Nitekim Taner Hoca’nın dediği gibi Sancaktepe maçı böye bir maçtı. Ancak buna rağmen yine sahada görmemiz gereken ve görebileceğimiz şekilde düzeltmeler de olmalı.
Rakip etkili başlıyor ve etkisini yetenekli futbolcularla kısa zamanda kırıyoruz. Serbest atıştan Bahattin ile golü buluyoruz. Rakip demoralize oluyor. Ama maça asılıyor ve direkten topları auta gidiyor. Maçta ‘kader anı’ yaşanıyor. Bizim için de rakip için de maçın kırılma anı adeta.
Notlarımıza bakıyoruz; Topun kontrolünü almamız gerekiyor. Daha dikkatli olmamız gerekiyor. Rakip hızlı geliyor ve etkili olabilir.
Bunun akabinde uzun topumuz Kubilay’ın iyi kontrolü ile Samet’e verdiği pas sonrası şık vuruşla durumu 2-0 yapıyoruz.
Topun kontrolünü yine rakibe veriyoruz diye not düşüyorum. Akabinde kalemizde hızlı ve organize atakları sonrası farkı bire indiriyorlar.
İkinci yarı daha dikkatli başlıyoruz. Belli ki hoca uyarmış. Bunu basın toplantısında da ifade etti. Samet-Kubilay verkaçları sonrası Samet ile farkı açıyoruz.
Rakip yine can havliyle kalemize doğru geliyor ve şutlarını Furkan güçlükle önlüyor. Biz yine topu rakibe veriyoruz bu anlarda. Buna rağmen artık skorun etkisiyle daha rahat top çeviriyoruz. Rakip alanda fazla görünmesekte İrfan ayağına tam oturmayan şık vuruşuyla gole yaklaşıyoruz.
Hakemin verdiği penaltı sonrası fark yine bire iniyor. Sonrasında kalemizde etkili ataklarını görüyoruz. Bizim rahat futbolcularımız bu sefer skoru korumak için vargüçleriyle çabalıyor.
Son düdük çalmadan maç bitmezi yaşıyoruz. Şükür ki maçı galip bitirmeyi başarıyoruz. Yukarıdaki bazı notları yazmamın nedenine gelecek olursak, özetle konsantrasyon azalması yaşıyoruz.
Takım, skoru elde edene kadar var gücüyle hamle yapıyor, mücadele ediyor. Rakibe alanı dar ediyor. Diğer taraftan, futbolcularımızın topu daha rahat çevirip, rakip alanda daha etkili olmayı beklerken tam tersi topu rakibe vererek onları cesaretlendiriyoruz.
Oluşan konsantrasyon eksiliğiyle kalemizde golü görüyoruz. Sonrasında aman maç elimizden gitmesin diye yine topa sahip oluyoruz. Yine golü buluyoruz. Skor lehimizde ama orta alanımız bir an yok gibi, kanatlarımız duruyor sanki pozisyon veriyoruz. Oluşan karambolden penaltı veriyoruz.
İşte tüm bunları düşündüğümüzde kazanırken dahi eleştirmenin sıkıntısını yaşıyoruz. Çünkü oyunu maçın geneline yaymalıyız. Konsantrasyon dan düşmemeliyiz. Biz öndeyken yarı sahamızda rakibe top çevirmesine izin veriyoruz. Kalemize bu kadar yaklaşmaları her zaman risktir rakibin. Topun kontrolü daha çok rakipte oluyor. Tamam bu da bir taktik ama pres yapıp topu kapıp kontra atak düşündündüysek bu tarz ataklar da görmemiz gerekiyor.
Bu tarz hızlı oyuncularımız yok bizim. Topu orta alandan adım adım götürecek. Paslarla rakip alana inecek veya kanatlardan inip orta yapacak tarzda oyucularımız var bizim. Topu alıp dikine uzun sürebilecek oyucumuz yok. Bunun için topun daha çok sahibi olan taraf olmalıyız.
Takım olarak kalite farkımız gözle görülür biçimde sahaya yansıyor. Hem tavır ve davranışlarda, hem topun daha bilinçli kullanma isteğimizde hem de topun daha fazla sahada kalmasına çalışıyoruz. Bunları yaparken mücadeleyi ve tempoyu da artırmak önemli diyoruz. Oyunu 90 dakikanın geneline yayalım istiyoruz.
Bahattin’in gollerine devam ediyor olmasının yanında hazırlık maçlarında golleriyle bildiğimiz Samet’in iki şık golüyle maça damga vurması da kazanmanın yanın da bizleri memnun eden bir diğer unsurdu.