ÇOK ÇALIŞMAMIZ LAZIM ÇOOOK!

Galatasaray takımının, iddiasını tekrarlamaya gerek yok. Rakip olarak saygı duyarız. Ancak biz ne yaptığımıza ve neler yapamadığımıza odaklanıyoruz. Yıllar evvelinden bir reklam filmi vardı küçük çocuk çantasını bırakıp “Çok çalışmam lazım anne çoook!” diyordu ya bizim durum da bundan farksız şimdilerde.

Taraftarlar kendisine ayrılan yeri doldurmuş. Kimi zaman ise koca stadyum da seslerini duyurmayı başarmış. Hal böyle olunca sönük oyundan ziyade bir şeyler gösteren sahada mücadele eden takım bekliyorsunuz.

Daha oyunun başında yarı sahanızda oyunu kabul etmişsiniz önemli isimlerine önlem almayı bırakın ki rakibin en etkili neresi diye sorsanız istisnasız herkes orta alanı ve hücum der bunu dahi düşünmemişsiniz haliyle golü de kalenizde görürsünüz. Düşünün ki yine benzer bir gol yiyorsunuz. Fark açılıyor. Takım da bir şeyle yapma çabası var ancak rakibin de bu konuda isim yapmış defans bloğu var.

Bir de Dimata ile mutlak golü kaçırıyorsunuz ki böyle bir pozisyonu bulmuşsun ki atacaksın abanmaya gerek yok dokunsan gol yani. Beraberlik şansı ki rakibin havasını ve de fiyakasını bozmaya yeterdi.

İlk yarının sonlarına doru kornerden gelen topla yeterli önlem alınmayınca 3 farklı sonuçla soyunma odasına gittik.

İkinci yarı Osman ile başlayan Hüseyin Hoca bizim dahi beklemediğimiz anda daha 30. saniyede Dimata ile golü bulduk. En azından moralimiz yerine geldi. Topu biraz da rakip alana taşımaya başlayınca pozisyonlar ürettik. Bunların neticesinde yine yeni transfer Holse ile 2. golümüzü serbest atış sonrasında bulduk.

Takım 2. yarı da biraz daha özgüvenli oynadı. Özellikle kanatlardan etkili geldik. Tait’in takıma katsını ilerleyen haftalarda daha iyi göreceğimize inanıyorum. Yine Holse’nin de katkısının yadsınamaz olduğu düşüncesindeyim. Dimata için de benzerini söyleyebilirim. Zor golü attı ancak çok basitini de kaçırdı bu da dikkatlerden kaçmadı.

Yine Emre ki boş ver kardeşim sen aidiyeti sen artık Atatürklü Armalı Formayı giyiyorsun. Sana ne ortamdan sana ne rakip takımdan. Geride kaldı artık. Sana güvenenleri mahçup etme. Topa vururken bile acabalar var içinde. Boş ver ıslıklarsa ıslıklasınlar iyi ya seni bu daha da kamçılamalıydı. Sen o şutu gol yapacak adamdın. İşte yapamazsan o top döner akabinde kalemizde gol olur. Maalesef artık kendine gel ya hu! Biz o artistik goller atan Emre’yi arıyoruz.

Bu maç geride kaldı. Bir maç eksiğiyle beklentinin çok aşağılarında kaldık. Takım da ışık varsa da geçen zamana yanıyor insan. Gelmeyen isimleri paylaştı Başkan. İyi de alan nasıl alıyor hem ne yerlere gidiyorlar. Yok kiminin eşi yok kayınvalidesi bilmem neler neler yahu bunlar bahane demek ki parayı az buldu. Yoksa niye gelmesin futbolcu. Zamanın da bize gelen isimler bu yıldız denilenlerin yanın süper starmış doğrusu!

Bir söz de Yunus Emre’ye; Kardeşim öyle riskli pozisyonlar da erken kartlı olunca yüreğimiz ağzıma geldi. Belki bir kaç hamlende sırıtmadın ama 2. sarı kartı da ha yedi ha yiyecek baktık. Sırıtmadın iyi de oynadın ama ivme kazanmalısın bu da sende mevcut. Buna benzerini bir de Okan’ı eklemek gerekiyor maalesef ki bir kaç maçtır beklenilenin altında bir performansı var.

Haftaya yine bir deplasman bizi bekliyor. Lige iyi başlayamayan iki takım mücadelesi olacak. Zevkli bir maç bizi bekliyor. Ancak Hüseyin Hoca buradan da sonuçsuz ayrılırsa çok da ısrar edilemeyeceği sonucu çıkacaktır ortaya. Dilerim kazanan taraf oluruz.

Bu maç göze batmaz ama Antalyaspor maçı deplasman da olsa olası kötü sonuç tartışmaları da beraberinde getirir. Artık kazanmalı bu takım!

HOCAM, ATAN SENİ ALT ETTİ!

Takım olarak iyi bir görüntü vermiyoruz. Bir kaç futbolcu dışında ligin seviyesinde olmadığı çok net.

Hani Biraz yenilerin daha iyi olmasını beklersiniz. Ancak onların Drongelen dışında çok fazla katkı sağlayabildikleri çok söylenemez. Marius yarım iş yaptı o da golü atmayı başardığını ekleyelim en azından.

Zaman zaman hani saman alevi gibi denilebilir. Oysa günümüz futbolunda oyuna daha çok katkı sağlaması beklenir her futbolcunun. Ayağına gelen topları en iyi şekilde değerlendirmesi istenir.

Okan zamanında çıkmış olsa ne olurdu sorusundan ziyade topun o derece oraya gelmesine sebep olan etkenleri de konuşmak gerekir kalemizde ki ilk golde. Bu belli sınırlı kadrosu olan Kayserispor’un yapacağı ileride basmak ve topu defans arkasına yarı ağır oyuncusuyla buluşturmak. Oysa senin defansın burada uyumamalı.

Eğer stoperinize bir maçta çok iş düşüyorsa bunu iyi düşünmek gerekir. Demek ki orta alanda yeterince rakip takım baskı görmüyor. Emre ve Taylan’ı zaman zaman ismini daha çok duymak isterdik. Hadi Taylan bir nebze daha çok olmaya çalışsa da Emre ilk yarı hiç yoktu sahada. İkinci yarı biraz olsun kıpırdadı sadece.

Okan’ın attığı uzun top Emre ile buluşması ve Fofana’nın o bildik kanat koşusu sonrası yaptığı ortaya yine Marius’un kafa golüyle eşitliği sağladık.

Maçı biraz olsun kontrol etmeye çalışırken yine rakibin defans arkası pası ve sonrası kalemizde gol. Bunları eğer transfer yasağı olan bir takımdan bu kadar rahat yiyorsanız geçmişler olsun.

İkinci yarı evet gollere yaklaştık, Laura ve Fofana ile ancak bunları daha çok neden yapamadık. Rakip oyuncu değişikliğini 83. dakika da yapıyor ancak biz yine rakip alanda o bildik boğucu baskıyı kuramıyoruz. Yeterince tempo yapamıyoruz.

Satka ile defansı dörtlüyoruz hatta bazen 5’li yapıyoruz. Neden rakip takımın her atağı pozisyon oluyor. Nanu hayal kırıklığı şimdilik. Maç eksiği oldukça fazla bu çok belli.

Hocam Fofana 90 dakika çıkartıyor diye düşünüyorsan Fenerbahçe maçında neden o kadar erken almıştın oyundan. Tek üretkenlik de ondan geldi maalesef. Laura çok isteksiz. Keşke başkan gelen teklife evet demiş olsaydı dedirtmeye devam ediyor bizlere.

İkinci yarı daha bir baskı bekliyoruz daha bir atak görünümünde takım ayakta kalsın istiyoruz. Ancak Hüseyin Hoca da pozisyon bulduk atamadık yazıyoruz. Oysa zaten bulursun rakibe karşı illa ki bir iki biz bunların sayısını neden artıramadık top hakimiyetini neden ele alamadık diye soruyoruz.

Kim ne derse desin bu maçta 3 puan beklemiyorsanız büyük hata. Oysa dişine göre işte hocam hem kendini hem de takımının hünerlerini göstereceksin. Ha oyun tutmadı mı futbolcular devreye girer maçta o da yok. Sorumluluk alan da yok. Oyun da bölük pörçük. Hocam sen skoru alacak oyunu geliştireceksin öncelikle. Salt top çevirmeyle olmuyor. Pozisyon zenginliğin olacak takımın atağa kalktığında taraftarın ayağa kalkacak. Burası Süper Lig Hocam, Atan da seni alt eder. Ders verir böylelikle sana.

Artık önümüzdeki maçlara bakacağız. Bir de Başkan Yüksel Yıldırım’ın, geçen hafta verdiği 6 transfer bakalım bu açık yaraya nasıl merhem olacak göreceğiz. Dileriz çok çok iyi olur. Ligi sürklase eden iki üç isim olur. Yoksa taraftar üzerine düşeni yapıyor başkanım sen rahat ol!

GEÇ KALINIYOR!

Taraftar stadyumu fullemiş, müthiş bir atmosfer oluşturmuş ve sahada da bunun karşılığını bekliyor doğal olarak.

Şimdiye kadar Yüksel Yıldırım’ın verdiği o müthiş transferler de ya futbolcuya takılmış ya da limitlere takılmış. Bununla birlikte bir gerçek var ki bu takım klasman üstü takımlara karşı şansa maç kazanacak.

İlk 10 dakika da rakip alanda daha çok görülen gol arayan ve bunun karşılığında da gole yaklaşan taraf olduk. Laura’nın kafayı uzattığı ama yetişemediği pozisyonda havalara fırladık, Ntcham’ın şutuyla yine bir heyecan yaşadık. Fofana’nın o boş alan koşusunu izledik zaman zaman. O da yine pozisyon buldu şutu yetersiz kaldı.

Fenerbahçe, oyunu toparladı biz şok gol bulalım diye düşünürken. Onlarda korner sonrası kalktı ayağa. Dzeko ile içeri ortalanan kafa toplarıyla gol aradı. Burası çok önemli çünkü bunu maç boyunca bunu çok yaptılar. Özellikle Dzeko’nun hava hakimiyetini kullanmak için bir hayli içeri orta yaparak ya kendisiyle ya da bizim defansı boş koşuyla çekerek arkadaşlarına alan açmaya çalıştı.

Oyun olarak çok sırıtmayan bir ilk yarı izledik. Aslında golü de bulabilirdik. Lakin o tam forvet hasretimiz bizi bu maçta bir hayli hissettirdi. Rakip alanda duran top bulamadık. Düşünün kornerimiz dahi yoktu ilk yarıda.

İkinci yarıya çok hızlı başladık. Ancak Laura orada topu çekip vurayım derken Serdar kademeye çok hızlı girdi. Top kaleci ve ikisinden sekse de topu çizgi önünden uzaklaştırmayı başardılar.

Oyunu çok kısa sürede dengeleyen Fenerbahçe, kalemizde daha çok görüldü. Daha çok pozisyonlar üretti. Fred’in şutu bunların başlangıcıydı.

Hüseyin Hoca da bunlara Fofana gibi boş alan koşularını yapacak yegane futbolcumuzu oyundan alarak cevap verdi. Öyle olunca da istekli ama beklentinin de gerisinde olan Laura’ya fazla anlam yüklenmiş oldu. O da Fofana çıkınca beklenen hareketleri ve işleri yapamadı.

Düşünün ki pozisyon üretme de dahi sıkıntı yaşadık. Oysa bir süre daha kalabilecek gücü vardı Fofana’nın gördüğümüz kadarıyla. Zaten çok geçmeden de yine Cengiz ortasıyla Dzeko o boşa attığı kafa vuruşlarını bu kez isabet ettirerek öne geçen taraf oldular.

Golden sonra Hüseyin Hoca yaptığı müdahaleler de sonuç vermedi. Muhammet son anlarda İrfan Can Kahveci ile girdiği mücadeleyi kaybedince skoru belirleyen gol de Szymanski ile gelmiş oldu. Mamiyi kazanayım derken kaybetme hocam yem etme çocuğu bari.

Sahamızda istemediğimiz ve bize yakışmayan bir şekilde mağlup olmuş olduk. Diyeceksiniz ki ligin başı, rakip takım daha hazırlıklı. Biz de yeni takımız. Öyle de bu takımın Süper Lige çıktığı olmuş 5 ay. Hazırlık yapılalı 2 ay. Sormazlar mı buna göre çalışma yapılamaz mıydı?

Başkan maç sonu açıklamasında 6 futbolcu anlaşması olacak dedi. Bir de Acun’un takımına hediye ettiğimiz 2 futbolcuyu öğrendik. Oysa anlaşmışız. Valla Başkanım, sen bilirsin de bu takımın hem sahaya hem kulübeye ihtiyacı varken hani bol şanslar deriz bizde size.

Düşünün ki Nanu var ama sahada değil, Satka var ama sahada değil. Oyuna giren Bennasser beklentinin de altında kaldı. Taylan ve Emre takım uyumuna hazır değil. Evet bir şeyler denediler ama kim nereye koşu yapacak kim kime uzun pas atıp boş alan oluşturacak. Bunlar tam oturmamış takımda. Bence kalite dışında bu da en büyük problem ki geçen zaman bize yazık dedirtti.

Transfer zor iş bunu zaten gördük. Bak daha profesyonel sportif direktörün dahi yok. Herkes gizli oyun kurucu olarak Aztopal’ı görmeye başladı ki bu da seni zora sokar. Her ne kadar sıkça bu kulübün sportif direktörü benim desem de geri planda Aztopal var diye düşünüyor herkes.

Oyun sistemini gördük. 3-5-1-1 olur 5-4-1 olur yada diğer şablonlar bunlara çok takılmam ben. Hücuma göre ya da savunmaya göre bunlar değişir. Ancak takım işlevselliği var mı işte sorun burada bence. Düşünün ki yegane adam eksilten ve rakip alana topla koşu yapacak Fofana oyundan çıkıyor ve takım el frenini çekiyor. Ntcham’ın uzaktan volesi olmasa yazacak da bir şey kalmıyor pozisyon anlamında. Velhasıl kalecileri İrfan da beklemediği şekilde maçı rahat tamamlamış oluyor.

Kayseri maçında bundan daha derli toplu çıkarız diyoruz ama onlarda transfer yasağına rağmen fena işler yapmıyor. Bakalım nasıl işler yapacağız. Hani mutlak bu maçı alırız diyemiyoruz bu maçtan sonra Başkanım ve Hocam. Geç kalınıyor hissi var ya kötüdür. Bu biz taraftarlarda kalıcı olmadan toparlanmak dileğiyle…

DEPLASMANDAN PUAN İLE DÖNMEK İYİDİR!

İlk haftalar zor olur denir. Hani takım henüz oturmamıştır yeni futbolcuların adaptasyonu vardır. Öncelikle bunun için söylenir bu zorluk durumu. Oysa iki ay oldu neredeyse hazırlıklara başlanalı bizde en azında dişe dokunur bir şey bekliyoruz. Yani takımı da sakladın bizden ya haliyle hayalimiz büyüyor hocam.

Buna karşılık transfer çalışmaları da epeydir sürüyordu. Hazırlık maçları da yapılmasına rağmen gördük ki en az 3-4 hazırlık maçını daha yapmalıymış takım.

Taraftar her zaman Süper Lig özlemini dile getiriyordu. Kendisine ait görevi rakip takımın parmaklarını ısırtırcasına yerine getirdi. Maç boyunca hiç susmadılar. Çoğunlukla bizim taraftarın tezahüratı yankılandı. Hani rakip taraftar sussalar da maç izlesek modundaydı.

Yalnız yine çok tuhaf şekilde Sivas’ta da bir çok şey güzel giderken bir kaç kişinin taraftarlarımıza yaptığı forma çıkartma zorlamasını kabul etmek mümkün değil. Misafir gelmiş insanlarımıza bunu yapmaları elbette şehre mal edilemez ancak bunlara da artık dur denilmelidir.

Maça iki takımda kontrollü başladı. Al ver’ler, araya toplarla birlikte, yoklama çabaları vardı. Ancak Süper Lige daha yeni ısınıyoruz derken kanatlardan yaptıkları orta sonrası çıkarttıkları topa düzgün ve şık vuruşla Sivasspor öne geçmeyi başardı.

Golün hemen akabinde, Fofana’nın etkili pasıyla Marius kaleciyle karşı karşıya kaldı ancak Ali Şaşal başarılıydı bu pozisyonda.

İlk yarı boyunca duran topların dışında etkili olduğumuz söylenemez. Marius’un bu pozisyonu diyebiliriz sadece. Hani bir ara biz öndeyiz herhalde duygusu hakimdi sahada. O kadar ki ayaklar iyi de olsa takımın uyum sorunu ilk yarı boyunca göze çarptı. Ntcham, ne yapacak diye bekledik durduk. Emre ve Taylan biraz daha ligi bilenler dedik ancak onlar da saha içi uyuma takılanlardan oldular. Yine de çaba gösterdiler. Taylan, hatasını yerinde bir hamleyle kesti.

Zeki’nin korner kullandığı topu kaleye düşünmesiyle Ali Şaşal, güçlükle yumrukladı. Yine son anlarda serbest atış sonrası defansa çarpıp az farkla kornere giden bir pozisyonumuz vardı. Şans Sivasspor’dan yanaydı.

İkinci yarıya Marius-Laura değişikliğiyle başladı Hüseyin Hoca. Laura ve Fofana birbirlerine alışık olduklarından dolayı biraz daha topa sahip olduk görüntüsü vardı. Laura bir ara rakip takımı dizgi geçti ancak sonrasında defansa takıldı.

Rakip alanda daha çok olan taraftık. Zaman zaman rakip alanda gözükmüş olsak da tempomuz ilerleyen haftalar için yeterli değil. Kaldı ki Sivasspor, bu maçı eskileriyle ayakta durarak kurtardı bir anlamda.

Laura öyle bir pozisyona girdi ki bu gol kaçar mıydı dedirtti bizlere. Atacaksın oralarda buldu mu Laura artık. Karşı karşıyasın. Bu şutu bu ligde gol yapmalısın artık. Yine Bola da zaman zaman etkili görülse de daha efektif oyun bekliyoruz. O da topa dokunsa gol olacak biraz da tersine geldi ve iyi şut olmayınca fırsatı kaçırmış oldu.

Dakikalar ilerledikçe yoğun baskımızda arttı. Kazanılan serbest atışta oyuna sonradan giren Soner Aydoğdu kullandı ve onun ortasına günün de başarılı ismi R. Van Drongelen iyi yükseldi kafa vuruşuyla topu ağlara gönderdi ve eşitliği de getirdi.

Golü bulduktan sonra kalan sürede oyunu neden soğuttuk neden daha çok baskı yapmadık anlayamadım. Oysa rakip zaten morali bozulmuş bastırıp daha da bunaltmak varken bundan kaçınmak anlaşılır gibi değildi. Gelen taraftar başta olmak üzere herkes bu maçtan galibiyet bekliyordu. Bir de Hüseyin Hoca, değişiklik haklarını eskilerden kullanması dikkat çekti.

Defans bloğu sırıtmadı. Zeki yine güven verdi. Alim yine iyi bir maç çıkarttı. Korner ve duran toplarda uzun boyundan yararlanmamız gerekiyor. Drongelen yine sırıtmayan ve çıkışlarıyla da dikkat çeken bir maçı geride bıraktı.

Tanque şaşırttı. Hani gitmek istiyor havası vardı sahada. İlk oyuna girince uzaktan iyi olmasa da bir şutu vardı. Sonrasında epeyce göremedik sahada varlığını. Doğrusu Laura gibi en azından daha istekli bekledik kendisini. Mami, sakatlık sonrası tabi heyecanı vardı ancak bu ligi istiyorsa daha topu anlaşılabilir kullanmalı. Göze çarpan en belirgin isimde kuşkusuz Schindler oldu. Tam alışsın takıma daha çok işler yapar gibi gözüküyor. Hoca, Fofana’yı daha boş tabir edilen futbolcu formatı bulsa daha etkili olacak diye düşündüm dün izlerken. Çok çalıştı ama o istediği boş alanlardan ziyade çok birebirlerde mücadele ettirdi hoca onu. Yoruldu haliyle. Bu ilk maç tespiti tabi.

Genel anlamda doğrusu oyun kurgusunu tam oturtabilirsek ligde kalabilir havası var takımın. Hani dominant edebilir mi bu haliyle zor. Santrafor diye bağırıyor takım, orta alanda yine daha diri bir isme ihtiyaç var.

Fenerbahçe maçı zorluğu yüksek maç. Hüseyin Hoca bu haliyle çıkartmaz umarım dedik maç sonrası. Daha hazır bekliyorduk doğrusu. Hani maçlarda yayınlanmamışken. Bunun bizde oluşturduğu hayal kırıklığını da belirteyim hocam. Hatta Servet Hoca’da buna biraz ironi de katarak maç öncesi değindi “Bizi biliyorlar çoğunluk belli sahada ama Samsunspor isim olarak çalıştık!”

Yani Hocam güveniyoruz sana artık şu takımı daha derli toplu hale getir!

SAMSUNSPOR’UMUZUN SÜPER LİG BAŞARISI NE OLUR?

Tüm Samsun ve Samsunsporlu taraftarlarımızın hepsi bu soruyu merak ediyor “Süper Lig de başarımız ne olur ?”

Elbette bu sorunun cevabını şimdiden vermek zor. Nitekim bunun için öncelikle transferlerin ne şekilde size fayda sağlayacağını görmek veya bilmek gerekiyor. Yeni transferleri isim olarak scout olarak bilmek yetmiyor. Nitekim geçmişte nice isimleri olan, apoletleriyle gelenler oldu ancak beklenin çok gerisinde tamamladılar kulüpteki serüvenlerini.

Bizler elbette hiçbir zaman transferlerin karavana olmasını istemeyiz. Nitekim bir kaç gün konuşulan Ihattaren olayında da bu görüldü. Sezon içinde sorunlu olabilecek bir kişiliği önceden bilinen ancak demek ki belli sözler alınarak davet edilen futbolcu daha masada o verdiği sözleri unuttu. Hem de o cefakar taraftarın hiç olmadık şekilde kendisini karşılamasına rağmen.

Ben hali hazırda futbolcu olsam kıskanırdım bu durumu. Neyse olan oluyor herkes işine baksa iyi bizim için zaten.

Diğer taraftan transfer çalışmaları devam ederken bir taraftan da takıma katılan futbolcuların kampı da bitmiş oldu. İçlerinde Rick Van Drongelen, Satka ve Schindler en dikkat çeken isimler olsa da Marius, Bola ve Nanu ise patlama yapabilecek isimler gibi duruyor.

Yerli olarak transfer edilen Okan Kocuk ve Taylan Antalyalı isimleri de zaten kendilerini bildiğimiz ve iyi işler yapacak isimler. Bir de Emre Kılınç ismi var ki yine katkı yapacağını beklediğimiz isim olarak notlarımıza alabileceğimiz isim.

Deplasmanda Sivasspor maçıyla izleyeceğiz takımı ilk olarak. Yaklaşan maç atmosferinde ise 2. hafta kendi sahamızda oynayacağımız Fenerbahçe maçı da tribünleri de düşününce bambaşka bir hava katacaktır. Rakiplerin durumuna bakmaksızın sahada mücadele eden ve doğru işler yapan tarafın biz olmasını bekliyoruz.

Hüseyin Hoca, doğru işlerin peşinde olduğu muhakkak ancak istenilen transferlerin çok da yapıldığını düşünmüyorum. Ancak mevcut kadroda kalanların kendilerinden beklenilen en üst düzeyde performans sergilemeleri gerekiyor. Şu durumda buna çok ihtiyaç olacak gibi. Hele ki ilk haftalar için.

Dileriz ki sakatlıklar bizi zora sokmaz. Performans beklediğim en önde olan isimlerin başında ki kampı da iyi geçirmiş olan Fofana bunların başında geliyor. Neler verebileceğini görmek istediğim isimler Laura ve Tanque ise bu konuda sürpriz yapabilecek kapasiteleri olsa da rakip defansları ne kadar zorlayacaklar göreceğiz. Gerçi Laura’nın sakatlık olayı biraz kafa karıştırsa da kendine müşahhas yapısı olduğu gerçeğiyle kafası sahada olursa bir hayli can yakar diye düşünüyorum.

Her şeyden önce takımımızın başarısını yürekten bekliyoruz. Başkan, yönetim, teknik heyet ve futbolcularımıza başarılar dilerim. Kombine fiyatlarına her ne kadar itiraz edilmiş olunsa da taraftarlarımızın da her zaman takımının yanlarında olacağına inanıyorum.

ŞAMPİYON SON DEPLASMANDA GÜLDÜ!

Herkesin farklı tarife beklediği maçtı. Ancak bu tür maçları motivasyon anlamında oynamak zordur. İki açıdan artık son maçlar hedef tamamlanmış ve bunun için olası sakatlıktan futbolcular çekinir. Kaldı ki maçın Yunus Emre sakatlanarak çıktı sahadan.

Bizlerde yorumlamakta zorlanırız. Normal sezon maçı olsa çok şey yazarsınız bu maçta. Ancak artık bunun da anlamı yok. Konser için diyeceklerimiz var sadece yönetime. Yazının sonuna bırakıyorum onu da.

İkincisi de rakip gençlerden oluşuyor ve kendilerini ispatlamak derdinde olduklarından onların hırçınlıkları da eklenince ortaya tatsız tutsuz maç çıkabiliyor.

Bizler elbette sahada bırakın gazozuna maç oynamayı armayla çıkılan her maç için mutlak galibiyet bekleriz. Kaldı ki rakip taraftarlar gerek maç öncesi gerekse maçta yaptıkları yenilir yutulur değildi. Bunun için bile farklı kazanmak gerekliydi. Elbette futbolcuların taraftarlar gibi düşünmesini beklemiyoruz.

Oyunu rölantide götürdük ilk yarıda. Bulduğumuz Cihan ile yüzde yüzlük gol ise direğin üstünden auta gitti. Bir de Soner Gönül’ün çaprazdan sert şutu vardı kalecide kalan. Bunun dışında klasik top oynama anlayışı vardı. Rakibi çok yormayan hataya zorlamayan ve onların da gelmesini sağlayan bir durağan top oyunu vardı.

Bunları artık bir bakıma doğal karşılıyorum. Neticede durum ortada. İkinci yarıya da Hüseyin Hoca Soner Gönül, Osman Çelik ve Yusuf Abdioğlu’na yer verdi. İlk yarının sonun da Yunus’un sakatlığını saymazsak bu değişiklikler hamle ve oyun temposuyla ilgiliydi.

Nitekim biraz olsun oyun tempo kazandı. Rakip alanda daha çok görüldük. Ancak pozisyonlar konusunda neticelenmesinde zorlandık. Soner Gönül’ün şutu vardı ki kendisi en isteklilerin başında geliyordu. Nitekim onun uzun taç atışında Alim’in kafayla arkaya topu çıkartması ve Osman’ın şutuyla golü bulduk.

Öne geçince ki bu tip takımların gol yiyene kadar direnci var zaten. Bu kez Barış Alıcı’nın asistiyle Fofana 2. golümüzü attı. Artık 3. golde gelir diye düşünürken serbest atış sonrası Gökhan’ın şutunu kontrol edemeyen Aykut’un hatası sonrasında fark 1’e indi. Bu gol yenmezdi doğrusu.

Son dakikalarda yine Fofana’nın güzel şutunu kaleci çıkartmayı başardı. Tanque acaba gol ve goller bulup gol krallığına oynar mı dedik. Ancak o da çok çalıştı ama beklentinin altında kaldı. Yerini de Ahmet Sagat’a bıraktı maçın sonlarına doğru.

Şampiyon galibiyet serisine devam ederek son maç Bodrumspor maçını da beklemeye başladı.

Bir taraftan gelecek sezonun hazırlıkları yapılırken diğer taraftan şampiyonluk kutlamalarına devam ediliyor. Kupa 7 Mayıs tarihinde konserle birlikte taraftarlarımızla buluşacak. Konseri organizasyon şirketine vermek mantıklı da olsa bilet fiyatlarına en azından biraz olsun müdahale edilemez miydi diye söylemeden geçemeyeceğiz. Netice de bu taraftar orada olmayı hak ediyor.

Mesele konser değil zaten. Orada kupa töreniyse amaç sanatçı hayranları değil Samsunspor taraftarlarıdır öncelikli olan. Buna göre de hareket edilmeliydi. Yerel sanatçılarımız da çıksa bu taraftar orada olurdu bir yerde. Bu konuda yönetim topu taca atmıştır. Bizler yine de gidebilecek olanların orada takımın yanında olmasını arzu ederiz. Başkan büyük bir kutlama yapacağız derken bu işi biz böyle tuzlu olur düşünmemiştik.

Artık Bordrumspor maçında kupa yine futbolcularımızla dolaştırılır ve gerçek sahibine ulaştırılır diyelim.

YERE GÖĞE ŞAMPİYON SAMSUNPOR YAZILDI!

Maçları mekanda izlemek hele de böylesi duygu yüklü bir ortamda stadyumda yer almak gerçekten çok daha anlamlı ve önemli hale geliyor.

Kalabalık gittik maça. Elbette ailemle. Daha yolda hissediyorsunuz şampiyonluğun havasını mutluluğunu. Kızım “Baba herkes mutlu tüm şehir heyecanlı. Alışveriş yerinde gezerken formalar insanların üzerinde görmek çok heyecan vericiydi” dedi. Yıllardır gurbette olmanın etkisi tabi. İçinde olunca fark etmezsiniz bunu pek.

İsmail Başkan, bunu çok veciz söylemişti “Galibiyette bir hafta insanların mutluluğunu görürsünüz mağlubiyette de üzüntüsünü!”

Bir çok kez bu mutluluğu yaşamış olarak gerçekten apayrı bir sevindik. Oğlum çocuktu bunları ilk yaşarken çok anlamadı ama o da şimdi doyasıya yaşadı. Hem maçta hem meydan da! Tabi tüm şehir böyleydi. Çocuğundan gencine, yaşlısına kadar. Kızlarımız dan Kadınlarımıza kadar herkes bu mutluluğu doyasıya yaşadı.

11 yıl evvel Süper Lige çıktığımızda “Yer beyaz gök kırmızı!” yazmıştım. İnanın o mutluluktan daha büyük mutluluk yaşandı şehirde. Bayram coşkusuyla da pekişti.

Bunun başlıca mimarları elbette başta Yüksel Başkan geliyor. Büyük emek sarf etti. Çoğu kez üzüldü kahroldu ama yılmadı. En nihayetinde verdiği sözü tuttu.

Elbette futbolcularımız, teknik direktör ve ekibi. Aslan payı onların kuşkusuz. Başta bocaladık. Kötü başladık. İstenilen sonuçlar alınmadı. Büyük bir ivme kazandırdı Hüseyin Hoca. Yerinde müdahaleler zamanında da hamleler hem takım içi uyumu hem birliktelik anlamında çok şey kattı kuşkusuz.

Taraftar mı o zaten başlı başına büyük bir unsur bu şampiyonlukta. Hele o çekirdek kadro dediğimiz her daim maçlara koşan takımı kötü günde dahi yalnız bırakmayan, ağlasa da takımla olan, gülse de onunla birlikte gülen taraftarlar var ya işte en büyük alkış onların. Onlar olmamış olsaydı geri kalanlar da bugün o mutluluğu yaşayamayacaklardı. İnanın durum bu. Ben çok uzun yıllardır bu takımı takip ediyorum. İyisiyle kötüsüyle hakimim.

Bilir beni bilenler ama o taraftarlar işte isimsiz kahramanlarımız bizlerin. Onlar tüm şehrin varlığını her daim gösterdiler. YERE GÖĞE ŞAMPİYON SAMSUNSPOR yazılmasının ana kahramanlarıdır.

Yine müthiş koreografiler hazırladılar. Tüm tribünler özenle hazırlanmışlar bu şölene. Görsel şova dönüştü adeta her yer. Tüm emeği geçenlere sonsuz teşekkürler.

Maçı yazalım yazmaya da zaten sahanın kahramanları da gereğini yerine getirdiler. Rahat çıktılar maça. Bir hafta dinlenmiş olmanın da dinginliği her halinden belliydi takımın. Rakip Keçiörengücü de kalite takım zaten. Buna göre tedbirleri alarak oynadık.

Goller kaçtı ama en sonunda Mücahit ile perdeyi açtık. İkinci yarı üst üste attığımız gollerle farka koştuk. Tanque bir ara Ekigho’ya özendi ama yine de golünü atmayı başardı. Fofana istekliydi. O da golünü attı ve attırdı. Yine Kaptan Osman da gole yakın oynadı kaçırdı ama en nihayetin de atmasını bildi golünü. Büyük alkışlarla da oyundan çıktı. Ahmet Sagat ofsayt olmasa 5. golle bitirecektik.

Ancak Zeki Yavru üst düzey oynadı gerçekten. Hem ilk korner ortası mı pası mı siz karar verin, hem de derinlemesine ince pası sonrası gelen gol. Hepsi değerliydi ama Zeki Yavru’yu taraftar apayrı sevdi ve bağrına bastı.

Szumski, başarılı kurtarışlar yaptı. Yediği gol sonrası aldığı alkış ile de taraftar ona verdiği değeri gösterdi.

Maç sonrası sahaya girip şampiyonluğu kutlamak apayrı coşkudur kuşkusuz. Ancak kulüp evvelden açıklama yapmıştı. Ancak o duyguyu kimse engel olamazdı. Olamadı çoğu taraftarlarımız. Umarım TFF yöneticileri bu durumu dikkate alacaklardır.

Taraftarlarımız, hem maçta hem maç sonrasında gerek takımın şehir turunda gerekse meydan da yapılan kutlamalarda doyasıya şampiyonluk mutluluğunu yaşadı. Başkan’ın mutluluğu her halinden belliydi. Nasıl olmasın ki bu kadar yaşananlardan sonra. İki yıl elinden alınan şampiyonluk var ki bunu unutmak mümkün değil. En nihayetinde gelen bir başarı da onun sevinmek en büyük hakkıdır.

KUTLU OLSUN TÜM DÜNYADA Kİ SAMSUNSPOR TARAFTARLARINA ŞAMPİYONLUK!

ŞAMPİYON KALDIĞI YERDEN DEVAM ETTİ!

Taraftar stadyumu doldurmuş ve maça da şovla başlamıştı. Öteden beri bunu hak eden bir taraftar vardı kuşkusuz. Süper Lig hasreti sona eriyor artık. Kolay değil yıllardır yokuz ülkenin en üst liginde. Hoş orası da ayrı bir karışık ya. Neyse biz üstesinden geliriz bu taraftar olduğu müddetçe.

Hüseyin Hoca büyük bir revizyonla başladı maça. Göztepe maçında etkinliği olmayanları kenarda başlattı. Bir bakıma size de ihtiyacım var ancak biraz yoruldunuz demiş oldu.

Kolay değil ara vermeden takım buralara sık sık maç yaparak geldi. Rakiplerinin çoğu biraz olsun soluklandığı haftalar oldu. Zaten Göztepe’ye biz başka türlü de yenilmezdik.

Bu maçta aslında bu yoğunluğun etkisini de gördük dakikalar ilerledikçe. Artık adaleler yorulduğu her halinden belliydi futbolcuların. Ancak buna rağmen ayakta duran ve sonuna kadar mücadelemiz vardı sahada.

Maça taraftarın büyük coşkusuyla başladık. İlk dakikalarda ki ataklar sonrası Fofana’nın pasını rakip futbolcu kendi kalesine gönderdi. Maçın belki tek golü değildi ama skora yansıyan tek golü oldu bu gol.

Gol sonrası yine atakları sıklaştırdık. Yoğun bir baskı altına aldık Tuzlaspor’u. Osman daha 6. dakikada yine rakipten gelen hatalı pası gol yapmış olsa lay lay lom maçına dönecekti. Olmadı.

Tanque ile yine bu baskı sonucunda kaleyi yokladık. Rakip sahasından çıkmakta zorlandı bu ilk çeyrekte. Ancak oyunu biraz olsun ileriye taşımaya başlayınca da etkili olmaya da çalıştılar. Ofsayttan attıkları golü saha hakemleri iptal etti. Var uzun uzun inceledi ne aradılarsa artık.

Maçın yarısından itibaren biraz rakibe verdik topu. Onların tuzu kuruydu. Ne düşme endişeleri vardı ne de play-off sancıları. Bunun için de oyuna konsantrasyonları da buna göre oluyor haliyle. Biraz rahatlıkları vardı sahada.

Orta alanımız çok rahattı bizim. Rakibe geçişleri kolay yaptırdık. Bunun sıkıntısını rakip sonuç alamamış olsa da can sıkıntısı olabilecek izlenimi veriyordu. Tek farklı skor sıkıntılıydı bu anlamda.

Zeki’nin kullandığı korner sonrası Tanque’nin kafa vuruşuyla top rakip ağlara gitti. Ancak aleyhimize olabilecek en ufak pozisyonları didik didik eden VAR hakemi Hüseyin Göçek verilen bu golü iptal ettirdi. Oysa Yunus Emre çok normal yükseldi. Rakip sırtında eli hissedince abartılı şekilde kendisini öne attı. Bunu da yediler hakemler. Göçek işi. Zaten ofsayttan iptal edilen golde gereksiz şekilde fazladan süre harcamaları bizi tedirgin etmeye yetmişti.

İkinci yarıya da hızlı ve gole yakın başladık. Orta alana yapılan Ali Kaan takviyesi en azından daha diri gözükmemize yol açtı.

Oyunu daha çok kontrollü geçirme düşüncesi öne çıktı futbolcularımızda. Final paslarından sonuç alamadık. Kale önünde de fazla gözükmedik. Tomane’nin yerde kalmasıyla penaltı bekledik. Kaldı ki rakip tarafından çekilmişti kendisi. Bunu VAR da görmezlikten geldi. Yine Harris’in yerde kaldığı pozisyonda incelenmedi oysa çizgi üzeri gibiydi. Dedik ya rakip lehine olsa uzun uzun bakardı VAR.

Ali Kaan’ın şutunu yazmışız bir de az farkla auta giden. Son anları biraz da skoru koruduk anlayacağınız. Bunun faturasını da az kaldı ağır ödüyorduk. Kaldı ki son anda rakibin gelen golünü bir çok pozisyonda olduğu gibi Direnç Efendi görmezden geldi. Oysa gözünün önünde Zeki Yavru çekildi. Bunu devam ettirince gol geldi sonrasında.

Tabi bizden herkes tepkili. Nasıl faulü vermezsin diye. Neyse bu kez Hüseyin Göçek uzun inceleme yaptı ve sonun da faul kararını verdi ki hakemi pozisyonu izlemeye çağırdı. Ne gerek vardı kendini bu duruma düşürmeye. Çal işte başta düdüğü diyesi geliyor insanın.

İptal işaretiyle tüm stadyumda gol atmışçasına büyük bir sevinç dalgası oluştu. Şükür ki Göçek bile görmezlikten gelemedi burada dedirtti bizlere. Göçek ile süper ligden düştüğümüz yıldan kalan antipatikliğimiz var. Eski bir hesap ama unutulmuyor işte. Taraftar balık hafızalı değildir. Bilir neyin ne olduğunu kimin ne yaptığını.

Kısacası şampiyon takımımız kaldığı yerden kendi sahamızda devam etti. Bu maçı da yüzünün akıyla geçmiş oldu.

Bu galibiyet ile bay arasına girmiş olacağız. Artık resmiyet için önce rakiplerin alacakları skorlar sonrasında da 23 Nisan da Keçiören maçına kalırsa o maçta alacağımız galibiyete kalacak olay. Her haliyle bu takım zaten şampiyon. Geride olanlar düşünecek.

Bu takım yıllar sonrasında çıkacağı Süper Lid de mücadele edecek artık. Rakipler de bunun farkında. Herkes ya 2. sıraya göz dikmiş yada play-offlara kalayım derdinde.

Elbette bol gollü maçlara alıştık. Bu maçı da 3-4 farklı alırız diye düşünenler ağırlıktaydı. Ancak kolay bir maç temposu geçirmedik. Yukarıda da belirttim bu iş öyle dışarıdan gazel okumaya benzemiyor. Şükür ki takım bu süreci olağanüstü geçirdi ve bunun da semeresini liderlikle taçlandırdı.

Hem Ramazan Bayramı hem de 23 Nisan da kutlayacağımız Milli Bayram ile birlikte büyük bir şölene imza atacak. O maçta artık iğne atsanız düşmez tabirinden kalabalık olacağını düşünüyorum. Tüm takıma başta Hüseyin Hoca olmak üzere takıma emeği geçen Başkan ve yönetime sonsuz teşekkürler.

Bir tutkudur Samsunspor ve biz bundan gurur duyuyoruz. HELAL OLSUN HEPİNİZE!

GÖZE GELDİK!

Taraftarlarımız, son zamanlarda gittiği deplasmanlarda ya orantısız müdahalelere ya da yasaklara maruz kalıyor. Olmadık yıldırmalarla karşı karşıya kalıyorlar. Göztepe taraftarı aslında futbolu seven diye bilirdik ancak ne yazık ki bizleri yanıltmaya devam ediyorlar. Üstelik koro halinde yaptıkları küfürlerle de futbol dışına çıkan hareketleriyle de iyice gözümüzden düşüyorlar. Kendi sahamızda oynadığımız maçta da bunu göstermişlerdi ne yazık ki iyi bir ev sahibi olmadıklarına şahit olduk.

Futbolun kendi içinde olmazsa olmazlarını uygulamazsanız rakip sizi bir şekilde alt eder. Oyun iştahı rakipteydi. Aslında ofsayt olarak Var’dan dönen pozisyon bizi uyandırmalıydı. Bir şekilde tempoyu yükseltmeli rakibe karşı üstünlüğü ele almalıydık.

Kaldı ki hakemler enteresan şekilde belirleyici olmaya devam ediyorlar. Hem şu acayip bulduğum taktir hakları hem de vermedikleri kararlarla bizleri çıldırtmaya devam ediyorlar.

Kale önüne fazla inemediğimiz maçı geride bıraktık. Tanque’nin uzaktan şutu ki kaleci güçlükle kornere çeldi. Yine Osman’ın kale önünden kafa topunu auta gitmesi başı çeken pozisyonlardı.

Tomane’nin iki defans arasındayken dirsek yemesini hem orta hakem hem de VAR görmezlikten geldi. Olacak iş değil ama nasıl olsa mağlubuz ya onlar da bunu dikkate almadılar diye düşünmeden edemiyoruz.

Fofana, çabaladı oynadığı süre içinde. Çoğu kez rakip defansta eridi. Bir şut pozisyonu buldu o da auta gitti. Zeki, o pozisyon da pas bekledi açısı da vardı doğrusu. Ancak Fofana’nın tercihi de yadsınamazdı. Netice de olmayınca olmuyormuş.

Son zamanlarda bol gollü maçlara alıştık tabi bu maçta gol atamayınca can sıkıntısı oldu. Hani bir şekilde gol buluruz düşüncesini takım bize adapte etmişti. Bunu bekledik daima maç içinde. Ancak bu kez olmadı.

Canları sağ olsun. Göze geldik diyelim. Gelinen noktada bu kadar kredileri ve opsiyonları var. Yeter ki bunu heba etmeyelim. Kaldı ki ben bu takımın bu aşamadan sonra şampiyon olacağına canı gönülden inanlardanım. Hiçbir şekilde takım olumsuz hareket etmeyecektir inancındayım.

Salı günü büyük şölene hazırlanan Samsunspor taraftarı bu bilinçle gelmeli ve son dakikaya kadar tüm desteğini takıma göstermelidir. Bu takımı şampiyon gibi karşılamalı ve destek vermelidir büyük taraftarımız. Rakiplerin alacağı sonuçlar ile bu hafta olmadı bayram ile birlikte Keçiören maçında kutlamalar yapılacaktır.

ŞAMPİYON SAMSUNSPOR!

Taraftarın yoğun ilgi gösterdiği bir maç oldu Pendik maçı. Koreografi ile de bambaşka bir boyuta taşıdı taraftar olayı “Alem Duysun Kral Samsun: Geliyoruz!” Tüm emeği geçenlere sonsuz teşekkürler. Doğrusu özlemiştik.

Laura milli takımdan dönmesine rağmen kenardaydı. Yine Celil ve Yusuf Abdioğlu kenarda başlayan isimlerdendi. Ayrıca Cihan ve Yusuf Emre 11’de yer alan isimlerden oldular. Osman Bolu maçında yoktu ama bu maçta 11’deydi. Hoca biraz da farklı bir çalışma yapmıştı anlaşılan rakibe. Onları hücum gücünü de düşünerek defansif özellikleriyle öne çıkan isimleri düşünmüştü.

Maçın başında baskılı başlamanın sonucunda Yusuf Emre’nin uzun ortasına Mücahit kafayla vurdu direkten dönen topu Tanque ağlara göndermekte zorlanmadı. İlk dakikalarda öne geçmenin mutluluğu tribünleri dolduran taraftarları da memnun etmişti.

Ancak öyle garip işler başladı ki maçı yöneten Suat Aslanboğa tarafından, fırsat kollar gibi Alim’in rakibinin koluna dokunan top sonrası ne de olsa hakem görmüştür diyerek durdurması sonrası tereddüt etmeden kırmızı kartını hem de öyle bir hışımla çıkarttı ki sanki oyuncuyu katletti sahada. Gerçekten ilginç Var neden devreye girmez biz anlıyoruz ama bu hakem yüz karaları anlamak istemiyor demek ki! Suat’ın nasıl korunduğunu cümle alem bilir. Yönettiği maçlar ortada!

Haliyle 10 kişi kalmanın bir de skor üstünlüğü olmasının avantajıyla da skoru korumak belki duran toplarda ve uzun toplarda gol buluruz düşüncesiyle yarı sahamızda geçmeye başladı maç. Bu arada Tanque’nin kafa şutunu gördük auta giden. Yine oyunu kalemizden uzak tuttuk aslında. Pek de öyle pozisyonlar vermedik. Yine Cihan’ın rakiplerini enfes şekilde ekarte etmesi sonrasında verdiği derinlemesine pasında Tanque farkı 2’ye çıkarttı.

Tam rahat nefes alıyoruz derken ve rakibi de kaleden uzak tutuyoruz diye düşünürken ve ilk yarı nasıl olsa böyle biter beklerken kırmızı kartta devreye girmeyen VAR uydurma bir penaltıyla rakibi ümitlendirdi. Hoş Suat Aslanboğa’da maçta ki tüm taktir haklarını rakipten kullandı. Hatta net faullerimizi ki bir kaçı futbolcularımızın sakatlanmasına yol açacak şekildeydi bunları görmezlikten geldi. Tam bir rezillikler silsilesi yaşanıyordu sahada.

İkinci yarı haliyle yine yarı sahamızda kabul ettik oyunu. Ancak çok geçmeden rakibe engel olamadık ve skor eşitlenmiş oldu. Buna karşılık topu biraz olsun ileriye taşımaya ve biraz da temkinli olarak hareket etmeye başladık. Oyuna sonradan giren Laura’nın becerilerini izledik. Topu ileri taşımasını ve rakiple adeta boğuşmasına tanık olduk. O da kritik yerde faulü alarak büyük bir iş başarmış oldu.

Topun başına geçen Zeki Yavru, gözlerimizin pasını silen ve bizi bir daha ayağa kaldıran o müthiş golü attı. Maçın sonlarına doğru gelen bu golle galibiyete bir adım daha yaklaşmış olduk.

Tomane de oyundaydı. Güzel işler de yaptı. Klas adam belli ama işte çok geç katıldı takıma. Çaprazdan zor da olsa şutunu gördük ve kaleci güçlükle çeldi.

Rakibe karşı topu daha efektif kullanmaya da başladık bu gelen gol sonrası. Korner sonrası topu uzaklaştırmak isteyen Hasan Kılıç, Yusuf Abdioğlu’na al da at pası sonrası fişi de çekmiş olduk. Skor 4-2’ye gelmiş oldu. Hem de toplam uzatmalarla oynanan 100 dakika’nın 95 dakikasını 10 kişi oynayarak kazanılmış haklı bir galibiyetle.

Elbette bu galibiyet maçı yöneten Suat Aslanboğa’ya karşı, Var’da ki hakemciklere karşı da kazanılmış bir maç oldu. Düşünün ki maç boyunca her şeyi aleyhinize uygulamışlar. Maç sonrası arkadaşıma dediğim gibi Laura’nın düşürülmesine faulü sonrasında gol olacağını bilse vermezdi. Böyle güvensiz bir maç yönettiler işte hakemler.

Sevindik çünkü bu kadar güzel hazırlık yapan taraftara yazık olmadı. Tribünleri dolduran taraflar boynu bükük ayrılmadı buna sevindik. Tüm bunlarla birlikte sahada büyük bir duruş sergileyen futbolcularımızın uzun yıllardır görmek istediğimiz birlikteliği gösterdiler buna sevindik. Başkan ilk kez emeklerinin karşılığını almış oldu buna sevindik. Teknik Heyet ki her şeyiyle olağanüstü çaba harcadığı ve buna futbolcuların da destek olduğunu görmenin mutluluğudur buna sevindik.

Tüm bu sonuçlar lay lay lom ile olmuyor sahada top oynamak ve mücadele etmek gerekiyor. Öyle göstermelik top çevirmeyle olmaz diyorduk ki bunu bize yaşatarak gösteriyor takım haftalardır buna sevindik.

Haliyle bu takım öyle şansa buralara gelmediğini liderliği kolay kolay almadığını bu akşam göstermiş oldu tüm ülkeye ve dünyaya. Başkanımızın davetlisi olarak gelen, Suker ne düşünmüştür bilemem ama ülkemiz futbolu adına kara bir geceye futbolcularımızın olağanüstü çabasıyla buna müsade etmediğine o da şahitlik etmiş oldu.

Uzun lafın kısası;

ARTIK BİZE MÜSADE: ŞAMPİYON SAMSUNPOR!