Güzel bir gün. Maç oynanmaya elverişli bir havada. Saha zemini çok mükemmel olmasada yine de iyi sayılır seviyede.
Taraftar işini gücünü bırakmış takımının yanında. Hep yazıyoruz bir çok süper lig takımında dahi bu kadar taraftar yok ama biz yine de yeterince ilgi görmediği bir maç oldu yazalım. Çünkü kimse böylesi bir zorlanmayı beklemiyordu takımdan.
Her zaman bilinçli bir taraftara sahibiz diye övünüyoruz. 10 Kasım duyarlılığı ile bir kez daha kendisini gösterdi. Günlerdir sosyal medyadan duyurulan dakikalar 9:05 de saygı duruşu yapılacak hassasiyetine sahada ki futbolcularda eşlik etti ve ortaya muhteşem bir görüntü çıktı. Saygıyla ve rahmetle anıyoruz Ulu Önder Atatürk’ü…
Herkesin dilinde genç takım, çok eksikleri var, Sarıyer maçında 4 kırmızı kart gördü biz bu takım karşısında averaj yapmalıyız… gibi söylemler gırla gitti. Bunları biz okuyoruz da onlar da okuyor haliyle. Bir de Samsunspor gibi bir takımla oynayacaklar ya haliyle önlerine gelmiş bu fırsatı iyi değerlendirecekler. Haklılar!
Ya biz ne yapacağız? Nasıl olsa çantada keklik bir rakip. Biz bu maçı elimizi kolumuzu sallaya sallaya alırız!
İşte bu mantıkla çıktık sahaya. Birkaç futbolcu üstün çabaları vardı. Bir de ilginç olan bir şey var ki haftalardır yazmaktan yorulduğum çift forvet meselesi. Yahu Recep Hocam, siz bari anlayın bu takım şampiyonluk oynuyor fark bekliyoruz ama tek forvet çıkıyoruz sahaya. El insaf!
Kenarda oturan Atabey ve Ahmethan! Hani bu iki isim gole yönelik pivot santrafordu. Hani bunlar ligi forse edecekti. Neden yedek? Soruyorum şimdi Abdülkadir neden takım dışında. Tamam anlaşmadı başka takımla, bari kullanalım neden denilmedi? Ya da iyi bir hazırlık dönemini geçiren Muhammet Beşir neden gönderildi? Gittiği takımda yedek. Tabi adam küstü futbola yeminle…
İlk yarının hemen başında rakip hiçte korkak oynamayacağını gösterdi. Aslında oyunun belli bölümlerinde çokta iyi geldiler. Etkili oldukları zaman oldu. İlk tehlikeli atakları onlar yaptı. Cesur oynadılar. Oynamaları gerektiği gibi oynadılar.
Bahattin ile iki net pozisyon bulduk. İlkinde Kubilay’ın enfes pası vardı karşı karşıya değerlendiremedi ve kaleci açıyı kapatınca müthiş bir kurtarışa imza attı. İkincisinde de Gökhan Meral iyi ortasında boş kale yerine auta attığı pozisyonda o da bizlerde şok olduk. Nasıl kaçardı böyle bir gol?
İkinci yarının başında biraz tempoyu artırdık. Artık işi şansa bırakmanın anlamı yoktu. Caner’in enfes pasında bu sefer Bahattin affetmedi ve takımı öne geçiren golü atmayı başardı.
Golden sonra daha iştahlı daha ileride oynayan bir takım beklerken, tempoyu düşüren topu rakibe veren bir takım görüntüsüne büründük. Bundan belki de haftalardır kalemizde gol görmemenin rehaveti de vardı.
Futbol rehavet kabul etmezi yaşadık bir kez daha. Topu daha iştahlı olan rakip oyunu zorlamaya başladı. Yarı alanımıza daha çok gelmeye çalıştırlar. Golden birkaç dakika evvel rehavet uyarısı yazmıştım. Bunun cezasını önce penaltı ile sonrada kalemizde golle gördük.
Bu affedilir bir şey değil. Taraftar bunu affetmez. Affetmedi de..Ama yine de futbolcular için kalan zaman yeterliydi. Buna rağmen mutlak gole yaklaşan bir Hacettepe vardı. Öne geçme fırsatını buldular ancak Yağız bundan faydalamadı.
Tempoyu artırıp goller aramaya başladık. Nihayet yine Caner’in ortası vardı öncesinde, kaleci boşa çıkınca Kubilay topu ağlara gönderince adeta takımını da ipten almış oldu.
Haftalardır bir sıkıntı vardı. Bu takımın içinde yaşanan her neyse Buz bundan gitti. Yine teknik adam konusunda anlaşılamaması bu takımın içinde ki sıkıntıların bir şekilde artmasına sebep oldu. Çözüm disiplinli tatlı sert bir teknik adam.
Yücel Hoca söylemleri vardı. Bu durumda olacak gibi değil. Belki yeniden Kalpar dönemi başlar mı? Neden olmasın.
Ancak kim olursa olsun bu takımın mutlaka ama mutlaka iyi bir birlikteliğe ve iyi bir teknik direktör havasına ihtiyaç var.
Kubilay’ın hareketi kime, Yalçın kime el kol sallıyor….anlamak zor bunları. Dilerim mantıklı bir açıklamaları vardır. Hoş görüntü değil bunlar.
Herkes işini yapacak ama sahaya bir kişi karışacak…