Eskişehirspor, gençlerden oluşan ve bunun için de çok koşan bir takım. Erken gol yemediği taktirde dakikalar geçtikçe de direnç kazanıyorlar. Bunun en iyi örneğini de geçen hafta sonu Bandırma maçını kazanarak göstermiş oldular.
Rakibe saygı elbette önemli. En önemlisi de onları önemsemektir kuşkusuz. Alay etmeden onların mücadelesini küçük görmeden yapmak sportif ahlaka da uygun olanıdır.
Başta Ertuğrul Hocamız olmak üzere tüm futbolcularımız da bu bilinçle çıktılar sahaya. En önemlisi Eskişehirsporlu oyuncuları yerden kaldırdılar, sakatlık geçirdiklerinde yanlarına gittiler, onları ayağa kaldırdılar.
Ertuğrul Hoca, çok takımlı oynamadı. Gökhan Alsan haftalar sonra kadroda yerini aldı. Sonradan girdi oyuna. Yine Kubilay 11’de başladı. Hamroun ve Veli’de ilk 11’de yerlerini aldılar.
Golü erken bulmak önemliydi demiştik. İşte Veli uzun boyun avantajıyla da bunu gösterdi ve daha ilk dakikalarda kornerden gelen ortaya kafasını uzatarak perdeyi açmış oldu.
Oyunu rakip sahada oynayarak geçilen maçın genelinde yine de güzel bir mücadele ortaya koydu Eskişehirspor’un gençleri. Gelen penaltıyı gole çevirine Kubilay da farkı ikiye çıkarttı.
Yasin girdi ilerleyen dakikalarda sahneye ve çaprazdan güzel bir gole imza attı. İlk devreyi üç farkla kapattık.
İkinci yarıya Oğuz ile başladı Ertuğrul Hoca. Onun baskısıyla kazandığımız topla ve asistiyle Hamroun’un golünü atmış oldu. Hamroun istekli ve mücadeleciydi. Zaman zaman kale önüne geldiği oldu, şutları vardı. Katkısını da golle süsledi.
Oğuz, Caner’in enfes pasını iyi gördü ve gole çevirmeyi başardı.
Golden sonra rölantide oynayalım derken bu kez Eskişehirspor daha da cesaretlendi. Berkay’ın Caner’i şık geçmesi ve pasında Halil güzel şutunda top ağlarımıza gitti.
Perdeyi kapatan ise Burak oldu. Elbette galibiyet her zaman güzeldir. Hani bu maçta Coureur gol atsaydı diyorsunuz. Nadir oyuna sonra dan girse atamaz mıydı diyorsunuz. Yine Ali sonradan oyuna giren genç oyuncumuz vardı. Elbette farkı gözetmeksizin yazıyorum. Hani defans atmış, orta saha atmış, kanatlar dan goller gelmiş, forvet ve santraforunuz boş mu geçmeliydi diyorsunuz.
Artık bu maç geride kaldı. Oynanması gereken ama rakibinize de saygı duymanız gereken bir maçtı. Şükür herhangi bir takılmaya gerek kalmadan atlatmak güzel oldu.
Böylesi maçları analiz etmek ve performans değerlendirmesi yapmakta zor oluyor haliyle. Biz de futbolcularımıza ayak uydurup rakibe saygı gösterip çokta fazlasına gerek duymuyoruz.
Önümüzde daha zorlu ve bir Keçiörengücü maçımız var. Yaralı bir rakip hüviyetinde. Mutlaka kazanmak isteyecekler. En azından play-offlar için bunun için mücadele edecekler.
Zeminleri suni çim. Biraz sıkıntılı ama artık bu aşamada rakiplerin durumuna bakmadan geçmeye devam etmeliyiz. Kaldı ki bizden evvel oynayan Giresunspor zorlanacağını düşündüğümüz maçta çokta kolay kazandı. Tebrik etmek gerekiyor. Çok çok önemli bir seri yaptılar. Tarihlerinde olmayan başarılı serileri bize denk geldi. Yoksa bizim şu seride liderlik içten bile değildi.
Yine İstanbulspor kural hatası olduğuna dair itirazları vardı. TFF, bu müracaatı çok hızlı karara bağlayarak olası gerginliği de önlemiş oldu. Elbette ortada iddia edildiği gibi kural hatası yoktu. Ancak deneyeceklerdi bunu. Çünkü çok büyük bir şey gibi anlatıp durdular. Dedikleri gibi olmadığı da çok kısa bir süre sonra anlaşılmış oldu. Düşünün ki koca koca programları bir manada trollemiş oldular.
Yazıyı yazarken yine Ümraniye maçı da 2-2 tescil edildiği haberi gelidi. TFF bunu yaparak geçmiş uygulamalarına da ters düşmüş oldu. Net kural hatası olan maçlar bundan sonra yine aynı skorlarla tescil edilecektir. Yazık futbolun kuralları da hiçe sayılmış oldu. Konjonktür gereği karar dedikleri de bu olsa. Önümüzde ki 11 maçımıza bakacağız.
Samsunspor, artık hedefine fokuslanmış durumda ve bunun içinde hedefine emin adımlarla ilerliyor. Kalan haftaları da en iyi şekilde geçip yılların özlemi olan Süper Lige merhaba diyeceğiz.